Saîd b. Müseyyeb

Ebû Muhammed · Tâbiî, Medine'nin yedi fakihinden

Saîd b. el-Müseyyeb b. Hazn b. Ebû Vehb b. Amr b. Âiz b. İmrân b. Mahzûm

Vefath. 94
KünyeEbû Muhammed
Nisbeel-Kureşî, el-Mahzûmî, el-Medenî
Yaşadığı yerlerMedine
Tabaka2. tabakanın büyükleri

Hakkında

Tam adı Ebû Muhammed Saîd b. el-Müseyyeb b. Hazn el-Kureşî el-Mahzûmî'dir. Hicrî 15 (m. 636) yılında, Hz. Ömer'in hilâfetinin ilk yıllarında Medine'de doğdu. Kureyş'in Mahzûm koluna mensuptur; dedesi Hazn, babası Müseyyeb ve annesi Ümmü Saîd sahâbîdir. Böylece hem soy hem ilim bakımından sahâbe çevresinin içinde yetişmiştir.

Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Âişe, Ümmü Seleme, Ebû Hüreyre ve Zeyd b. Sâbit gibi sahâbîlerden ilim aldı; özellikle kayınpederi Ebû Hüreyre'nin rivayetlerini en iyi bilen kişi kabul edildi. Talebeleri arasında Ömer b. Abdülazîz, İbn Şihâb ez-Zührî, Katâde b. Diâme ve Muhammed el-Bâkır yer alır. Medine'nin yedi fakihinin (fukahâ-i seb'a) başında anılır; fıkıh ve hadiste tartışmasız bir otorite sayılmakla birlikte Kur'an'ın tefsirine dair sorulara cevap vermekten titizlikle kaçınırdı.

Emevî yönetimine mesafeli durdu; istenen biati vermediği için hapis ve dayak cezasına maruz kaldı, ömrü boyunca devletten maaş almayı reddetti. İlk evliliğini Ebû Hüreyre'nin kızıyla yaptı, bu evlilikten çocuğu olmadı; ikinci eşi Ümmü Habîb bint Kerîm'den Muhammed, Saîd ve İlyâs adlı oğulları ile kızları dünyaya geldi. H. 94 / m. 713 yılında Medine'de vefat etti ve Bakî' Mezarlığı'na defnedildi; ölüm yılı için kaynaklarda h. 89 ile h. 105 arasında farklı tarihler de verilir.

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Sözün kaynağı olduğu hadisler

Abbâd İbn Temîm'in amcasından rivayet ettiğine göre, namazda kendisine abdesti bozulmuş gibi gelen ancak bir şey bulamayan kişi Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bunu sormuş, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de şöyle buyurmuştur: "Bîr ses veya koku duymadıkça namazını terk etmesin. Tekrar: 177, 2056 Diğer tahric: Bu Hadis-i şerif’i Müslim, Hayz; Ebu Davud, Nesai ve İbni Mace «Kitabü't Tahare» de muhtelif ravilerden tahric etmişlerdir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← İbn Hucr ← Süfyân b. Uyeyne ← İbn Şihâb (ez-Zührî) ← Saîd b. Müseyyeb
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← İbn Hucr ← Süfyân b. Uyeyne ← İbn Şihâb (ez-Zührî) ← Abbâd b. Temîm ← Abdullah b. Zeyd b. Âsım
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Hayvanların, kuyunun ve madenin verdiği zararlar tazmin edilmez, Rikazın beşte birini (vergi olarak) vermek gerekir." Tekrar: 2355, 6912, 6913 Diğer tahric: Tirmizî, Zekat; Müslim, Hudud
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Abdullah b. Yûsuf ← Mâlik b. Enes ← İbn Şihâb (ez-Zührî) ← Saîd b. Müseyyeb
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Abdullah b. Yûsuf ← Mâlik b. Enes ← İbn Şihâb (ez-Zührî) ← Ebû Seleme ← Ebû Hureyre
Saîd İbnü'i-Müseyyeb şöyle anlatır: "Ali ve Osman, Usfan adlı bölgede temettu' hacc hakkında görüş ayrılığına düşmüşlerdi. Ali, "Sen, temettu’ haccından nehyetmekle ancak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yaptığı bir şeyi yasaklamış oluyorsun" dedi ve umre ve haccı birlikte yapmak üzere temettu' haccı niyetiyle ihrama girdi."
Said İbnü'l-Müseyyeb'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Hassan İbn Sabit şiir okurken Ömer mescide girdi. Hassan ona: 'Senden daha hayırlı olan - Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem - mescidde iken bile ben burada şiir okuyordum, deyip Ebu Hureyre'ye döndü ve: 'Allah için söyle, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bana: 'Benim adıma cevap ver! Allahım, onu Ruhu'l-Kudüs ile destekle!' dediğini işittin mi?' diye sordu. Ebu Hureyre de: 'Evet işittim' dedi."
Muaviye b. Ebi Süfyan Medine'ye son gelişinde bize bir hutbe verdi. Bir top saç çıkartarak dedi ki: "Ben bu işi Yahudilerden başka bir kimsenin yapacağı kanaatinde değildim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise buna "ez-zur (yalan)" adını vermiştir. Kastettiği saça saç eklemektir." Bu rivayette ona (Buhari'nin hocası Adem'e) Gunder, Şu'be'den diye rivayet ederek mutabaatta bulunmuştur.
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Amr b. Luhay b. Kamia b. Hindif Huzaahların babasıdır."
Said İbn Müseyyeb'den şöyle dediği nakledilmiştir: Bahire, tağutlara tahsis edildiği için sütü sağılması yasaklanan deve demektir. Hiç kimse bu tür develeri sağamazdı. Saibe, Cahiliyye Araplarının putlar için serbest bıraktığı develere denirdi. Bu develere asla yük vurulmazdı. Ebu Hureyre Hz. Nebi'in: "Amr İbn Amir Huzai'yi Cehennemde bağırsaklarını çekerken gördüm," dediğini aktardı. Çünkü ilk olarak bu şekilde hayvanları o serbest bırakmıştı. Vaslle, develerin doğum yapabileceği en erken dönemde doğum yapan genç deve anlamına gelir. Bu deve, dişi üstüne dişi doğurur. Araplar bu özellkteki develeri, erkek yavru olmadan peşpeşe dişi doğurursa tağutlarına / putlarına tahsis ederlerdi. Ham ise, damızlık deve anlamına gelir. Bu deve, belirli sayıdaki dişi deveyi döllerdi. Artık onları dölleyemeyecek hale gelince Cahiliyye Arapları tarafından tağutlara / putlara tahsis edilirdi. Araplar, bu haldeki develeri yük taşımaktan muaf tutarlardı. Onlara hiç yük taşıtmazlardı. İsim olarak da "Hami" adını vermişlerdi.
Said İbn el-Müseyyeb'den, dedi ki: "Muaviye Medine'ye geldiği son seferinde gelip bize bir hutbe verdi. Bu arada bir top saç çıkartarak: Ben bunu Yahudilerden başka bir kimsenin yapacağını sanmıyordum. Şüphesiz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buna -yani saça saç ekleyen kadına- yalan ve batıl adını vermiştir."
Abdulhamid İbn Cubeyr İbn Şube'den, dedi ki: "Said İbn el-Müseyyeb'in yanında oturdum. Bana tahdis ettiğine göre dedesi Hazn, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelince, ona: Adın nedir, diye sormuş. Dedesi: Adım Hazn'dır deyince, Allah Rasulü: Hayır, sen Sehl'sin, demiş. Dedesi: Ben babamın bana verdiği adı değiştirmem, demiş. İbnu'l-Müseyyeb dedi ki: İşte ondan sonra bizde hep sertlik olagelmiştir, dedi."
Said b. el-Müseyyeb'in Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sahabilerinden birinden nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Havuz başına sahabilerimden birtakım adamlar gelecekler ve havuzdan uzaklaştınlıp kovulacaklardır. Ben de 'Ya Rab! Onlar benim sahabilerimdirı' derim. Bana 'Senin ardından onlann (dinde) çıkardıkları bid'atler hakkında senin hiçbir bilgin yoktur. Onlar arkalarına dönüp gerisin geri dinden çıkmış kimselerdir' buyurur. "