Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Enes radiyallahu anh şöyle demiştir: (İkindi) Namaz(ının) vakti girdi. Evi yakın olanlar (abdest almak için) evine gittiler. Bir grup kaldı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e içinde su bulunan taştan bir leğen getirdiler. Leğen içine avuç daldırmak için küçüktü. Oradakilerin tümü bu sudan abdest aldı. (Enes'e sorduk): "Kaç kişiydiniz?. Enes: "Seksen küsur kişiydik" dedi.
Enes İbn Malik'ten rivayet edildiği ne göre, o şöyle demiştir: "Bir bahçede meyve devşiren Abdullah İbn Selam Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medıne'ye geldiğini haber aldı. Bu yüzden hiç vakit kaybetmeden Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitti. Ona, 'Sana üç mesele hakkında soru soracağım. Bunları ancak bir Nebi bilebilir' dedi. Sonra 'Kıyamet alametlerinin ilki nedir?', 'Cennet ehlinin ilk yiyeceği nedir?', 'çocuğun babasına veya annesine çekmesine ne neden olur?' diyerek sorularını sıraladı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Biraz önce Cebrail bunların cevabını bana haber verdi' buyurdu. Bunun üzerine Abdullah 'Cebrail mil' diyerek hayretini ifade etti. Hz. Nebi 'evet' diye karşılık verince 'o, melekler içinde Yahudilerin düşmanıdır' dedi. Bunun üzerine Allah Resulü sallallShu aleyhi ve sellem 'Kim Cebrail'e aleyhisselam düşman ise, şunu iyi bilsin ki; Allah'ın izniyle Kur'an'ı senin kalbine o indirdi. .. ' ayetini okudu ve şöyle buyurdu: Kıyametin ilk alameti büyük bir yangındır. Bu yangın insanları doğudan batıya sürecektir. Cennet ehlinin ilk yiyeceği balina gibi büyük bir balığın karaciğerine bitişik olan fazlalıktır. Erkeğin suyu kadının suyundan önce gelirse, çocuk babaya çeker. Eğer kadının suyu önce gelirse, çocuk anaya çeker. Bu cevaplar karşısında Abdullah İbn Selam 'Şehadet ederim ki; Allah'tan başka ilah yoktur. Muhammed de onun elçisidir. Ey Allah'ın Elçisi! Yahudiler çok iftira atan bir millettir. Eğer onlara benim nasıl biri olduğumu sormadan önce Müslüman olduğumu öğrenecek olurlarsa bana iftira atarlar' dedi. Bir müddet sonra Yahudiler geldi. Hz. Nebi s.a.v. onlara 'Abdullah'ı aranızda nasıl bilirsiniz?' diye sordu. Onlar da, 'Bizim en hayırlımızdır. Babası da kavmimizin en hayırlısı idi. İçimizde söz sahibi bir kimsedir. Babası da öyleydi' diye cevap verdiler. Bunun üzerine Allah Resulü s.a.v. 'Abdullah İbn Selam Müslüman olursa ne düşünürsünüz?' diye sordu. Onlar da 'Allah onu Müslüman olmaktan korusun' diye karşılık verdiler. Bunun üzerine Abdullah İbn Selam çıkıp 'Şahitlik ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur! Muhammed de onun elçisidir' diye haykırdı. Bu defa Yahudiler, 'Abdullah bizim en şerlimizdir. Babası da içimizdeki en kötü insandı' deyip onu karaladılar. Bunun üzerine Abdullah, 'Ey Allah'ın Elçisi! Benim de endişe ettiğim husus buydu,' dedi."
Enes'ten nakledildiğine göre halası Rubeyyi' bir kız çocuğunun ön orta kesici dişini kırmıştl. Rubeyyi'nin kabilesi kız çocuğundan kısastan vazgeçmesini talep etti. Ancak onun kabilesi kısasta ısrar etti. Bu defa diyet (para cezası) ödemeyi teklif ettiler. Karşı taraf yine reddetti. Bunun üzerine taraflar Allah Resıllü'ne saIJaIJahu aleyhi ve seIJem geldi. Mağdur olan taraf kısasta ısrar etti. Dolayısıyla Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem de kısasla hükmetti. Bunun üzerine Enes İbn Nadr 'Ey Allah'ın Elçisi! Rubeyyi'nin ön orta kesici dişleri kırılacak mı? Hayır, seni hak ile gönderene yemin ederim ki, onun ön orta kesici dişleri kırılmaz,' dedi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Ey Enes! Allah'ın farz kıldığı kısastır,' buyurdu. Bu arada mağdur olan taraf kısastan vazgeçti. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Allah'ın kulları arasında öyleleri vardır ki, Allah adına yemin ettikleri zaman Allah onların yeminlerini boşa çıkarmaz."
Enes r.a.'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyneb bint Cahş ile evlendiği zaman, düğün yemeği vermişti. İnsanları et ve ekmekle doyurmuştu. Daha sonra, zifaf gecesinin sabahında yaptığı gibi, mü mini erin annelerinin odalarına gitti. Onlara selam verip dua etti. Onlar da selamını alıp kendisine dua ettiler. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem evine döndüğü vakit, iki adamın konuşmaya daldığını fark etti. Onları görünce eve girmekten vazgeçti. O iki adam Hz. Nebi'in evine girmekten vazgeçtiğini görünce hemen kalkıp hızlıca uzaklaştı. Onların girtiğini ben mi haber verdim, yoksa RasuluIlah sallallahu a1eyhi ve sellem başka birinden mi öğrendi, hatırlayamıyorum. Nihayet Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem döndü ve evine girdi. Benimle kendisi arasına örtü indirdi ve hicab ayeti nazil oldu."
Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Bekr Es-Sehmî rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlim b. Ebi Sağıra, Ebû Kazea'dan naklen rivayet etti ki, Ahdülmelik b. Mervân Beyt-i Şerifi tavaf ederken anîden şunları söylemiş : — Allah İhni Zübeyrin belâsını versin. Ümmü'I-mü'minin üzerinden yalan söylüyor: Ben ona Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Yâ Âişe! Kavmin küfürden yeni kurtulmuş olmasaydı ben Beyt-i Şerifi yıkar, ona Hicr'den ilâve yapardım. Çünkü kavmin binada noksanlık yapmışlardır buyurdu» derken işittim, diyor. Bunun üzerine Haris b. Abdillâh b. Rebîa: — Öyle deme yâ emire'l-mü'minîn! Ümmü'l-mü'mininin bunları söylediğini ben de işittim,, demiş. Abdû'l-Melik: — Bunu Kâ'be'yi yıkmadan işîtseydim, onu İbni Zübeyr'in bina ettiği şekilde bırakırdım, demiş.