Ebû Râfi'

Tâbiî, Hz. Ömer ailesinin azatlısı

Nüfey' b. Râfi'

Vefath. 91
Nisbees-Sâiğ, el-Medenî, el-Basrî
Yaşadığı yerlerBasra
Tabaka2. tabaka
Cerh-ta'dîlİbn Hibbân es-Sikât'ta zikretmiştir

Hakkında

Asıl adı Nüfey' b. Râfi' olan Ebû Râfi' es-Sâiğ, Hz. Ömer ailesinin azatlısıdır. Medine'de doğmuş, daha sonra Basra'ya yerleşmiş ve tâbiîlerin büyükleri arasında sayılmıştır.

Hz. Ömer, Übey b. Ka'b, Ebû Mûsâ el-Eş'arî, Ebû Hureyre ve Ka'b el-Ahbâr'dan rivayette bulunmuştur. Kendisinden Hasan-ı Basrî, Bekir b. Abdullah el-Müzenî, Sâbit el-Bünânî, Katâde b. Diâme ve Ali b. Zeyd b. Cüd'ân gibi râviler hadis nakletmiştir. Buhârî'de Bekir el-Müzenî vasıtasıyla Ebû Hureyre'den aktardığı, müminin necis olmayacağını bildiren hadis onun rivayetlerindendir. İclî onu güvenilir saymış, Ebû Hâtim de kendisinde bir sakınca görmemiştir. Basra'da h. 91-100 (m. 709-719) yılları arasında vefat etmiştir.

Ailesi

Çocukları
'Abdur Rahman bin Abi Rafi'

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bana Züheyr b. Harb ile Ebu Gassan el-Mismaî rivayet ettiler. H. Bize bu hadîsi Muhammed b. el-Müsenna ile ibni Beşşar dahi rivayet ettiler. Bu ravilerin hepsi dediler ki. Bize Muaz b. Hişam rivayet etti dedi ki: Bana babam, Katade'den, Matar'da Hasan'dan, o da Ebu Rafi'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettilerki: Nebiyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Erkek kadının dört şu'besi arasına oturup da onu yorarsa kendisine yıkanmak vacib olur.» buyurmuşlar. Matar'ın hadîsinde : «Meniyi indirmese bile.» kaydı vardır. Ravilerden Züheyr : «Kadının dört eş'ubu arasına.» diye rivayet etti.
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya yani ibni Saîd rivayet etti. Dediki: Bize Humeyd rivayet etti. H. Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe de rivayet etti lafız onundur. (Dediki): Bize İsmail b. Uleyye, Humeyd-i Tavü'den, o da Ebu Rafi'den, O da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Ebu Hureyre cünüp olarak Medine yollarından birinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e rastlamış ve hemen sıvışarak gitmiş, yıkanmış, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu araştırmış, Ebu Hureyre geldiği zaman : «Nerede kaldın ya Eba Hureyre?» diye sormuş. Ebu Hureyre : «Ya Resulallah bana cünüp halimde tesadüf ettin. Ben de yıkanmadıkça senin yanında oturmayı doğru bulmadım; demiş. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Sübhanallah! Mu'min necis olmaz.» buyurmuşlar.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Züheyr b. Harb ← Yahyâ b. Saîd ← Humeyd ← Ebû Râfi' ← Ebû Hureyre
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← İsmâil b. İbrâhîm ← Humeyd et-Tavîl ← Ebû Râfi' ← Ebû Hureyre
Bize İbrahim b. Dînâr ile Muhammed b. Harb el-Vâsıtî rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Amru'bnü Haysem Ebu Katan rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Katâde'den, o da Hilâs'dan, o da Ebu Râfî'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar: «Ön safta ne olduğunu bilseniz yahut bilseler muhakkak kur'a çekilirdi.» İbni Harb: «Birinci safda ne olduğunu bilseniz kur'adan başka çare kalmazdı» şeklinde rivayet etti. şeklinde rivayet etti.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Hart» hep birden İbni Uleyye'den rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize îbni Uleyye, Kaasim b. Mihrân'dan, o da Ebu Râfi'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidin kıblesinde bir balgam görmüş ve cemaata dönerek: «Sizin birinize ne oluyor ki Rabbinin kıblesine dönüyor da önüne tükürüyor?!.. Hiç sizden biriniz kendisine doğru dönülüpde yüzüne tükûrülmesini ister mi? O hâlde biriniz tüküreceği zaman sol tarafına, ayağının altına tükürsün! Buna imkân bulamazsa şöyle yapsın!» buyurmuşlar. Kaasim elbisesine tükürmüş, sonra elbisenin iki tarafına birbiri üzerine oğuşturmuş.
Bize Şeybân b. Ferrûh da rivayet etti. (Dediki) Bize Abdülvâris rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki) Bize Hüseyni haber verdi. H. Bize Muhammed b. El-Müsennâ dahî rivayet etti. (Dediki) Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki) Bize Şu'be rivayet etti. Bu râvüerin hepsi Kaasim b. Mhrân'dan, o da Ebu Râfi'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den ibni Uleyye hadîs'i gibi rivâyetde bulunmuşlardır. Hüseyni, hadîsinde: «Ebu Hureyre: Sanki ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i elbisesini birbiri üzerine katlarken görür gibiyim dedi. cümlesini ziyade etmiştir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Şeybân b. Ferrûh ← Abdülvâris b. Saîd ← el-Kâsım b. Mihrân ← Ebû Râfi' ← Ebû Hureyre
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Hüşeym b. Beşîr ← el-Kâsım b. Mihrân ← Ebû Râfi' ← Ebû Hureyre
Bize Ubeydulah b. Muâz ile Muhammed b. Abdi'l-A'lâ rivayet ettiler. Dedilerki: Bize El - Mu'temir, babasından, o da Bekir den, o da Ebu Râfi'den naklen rivayet etti. Ebu Râfi' şöyle demiş: «Ben Ebu Hureyre ile beraber yatsı namazını kıldım, da İnşikak sûresini okudu ve secde etti. Kendisine: Bu secde ne oluyor? dedim. Ebu Hureyre: — «Ben onu Ebu'l-Kaasim (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasında yapmışımdır. Binaenaleyh ona kavuşuncaya kadar da yapmakda devam edeceğim!» cevâbını verdi. İbni Abdi'l - A'lâ: «Binaenaleyh ben o secdeyi yapmakda devam ediyorum;» dedi.
Bana Muhammed b. El -Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki) : Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki) : Bize Şu'be, Atâ' b. Ebî Meymûne'den, o da Ebu Râfi'den naklen rivayet etti. Ebu Râfi şöyle demiş: «Ben Ebu Hureyre'yi İnşikâk sûresini okuduğunda secde ederken gördüm de: Bu sûrede secde mi ediyorsun? dedim. Ebu Hureyre: — Evet! Ben Halîlim (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bu sûrede secde ederken gördüm. Binaenaleyh ona kavuşuncaya kadar bunda secde edip duracağım! dedi. Şu'be: «Ben: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i mi görmüş.» dedim. Ata': — «Evet!» cevâbını verdi.
Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki) : Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Sâbit'den, o da Ebu Râfi'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti ki; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kul, namazgahında namazı beklediği müddetçe namazda olmakda devam eder; melekler de ta oradan gidinceye yahut abdest bozuncaya kadar: Yâ Rabbî! Onu mağfiret eyle! Yâ Rabbî! Ona rahmet eyle!., derler.» buyurmuşlar. Râvî diyor ki: Abdestini bozmak ne oluyor? dedim: «Fıslatır yahut zartlatır.» dedi.
Bana Süleyman b. Ma'bed rivayet etti. (Dediki): Bize Muallâ b. Esed rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâzîz b. Muhtar, Abdullah Ed-Dânâc'dan rivayet etti. Demişki: aBna Ebû Râfi' Es-Sâiğ rivayet etti. Dediki: Ben, Ebû Hureyre'den dinledim. Dediki: «Halilim Ebû'l-Kaasim (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bana üç şeyi vasiyet etti...» Râvî, Ebû Osman'ın, Ebû Hureyre'den rivayet ettiği hadîs gibi rivayette bulunmuştur. İzah 722 de.
Bana Ebû'r-Rabî Ez-Zehrânî ile Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyn El-Cahderi rivayet ettiler. Lafız Ebu Kâmil'indir. Dedilerki: Bize Hammâd yani îbni Zeyd, Sâbit-i Bünânî'den, o da Ebû Rafi'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki, Kara bir kadın —yahut bir genç.— mescidi süpürtiyormuş. (Bir gün) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu göremiyerek soruşturmuş. Ashâb: — «O, öldü!» demişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)-- — Bana haber vermeli değimiydiniz? buyurmuş. Râvi diyor ki: Galiba ashâb, bu kadının —veya gencin— umurunu küçümsemişler. Bunun üzerine Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem}'- — «Bana onun kabrini gösterin.» dedi. Ashâb kabrini gösterdiler. O da kabrinin üzerine cenaze namazını kıldı. Sonra: — «Şüphesiz ki bu kabirler, sahipleri için karanlıkla doludur. Allah (Azze ve Cell) benim namazım sebebiyle kabirleri onlara aydınlatır.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Affan rivayet etti, (Dediki): Bize Hammad b. Seleme, Sabit'ten, o da Ebû Râfi'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Sizden önce geçenlerden bir adam bir hüllenin içinde kırıtıyordu...» Bundan sonra râvi yukarkilerin hadîsi gibi hikâye etmiştir.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Muhammed b. Müsennâ ve Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Atâ' b. Ebî Meymûne'den rivayet etti. (Demiş ki): Ben Ebû Râfi'i, Ebû Hureyre'den rivayet ederken dinledim. H. Bize Ubeydullah b. Muaz da rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ata' b. Ebî Meymûne'den, o da Ebû Râfi'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Zeyneb'in ismi Berra imiş. O kendisini temize çıkarıyor, demişler. Onun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona Zeyneb ismini vermiş. Hadîsin lâfzı İbni Beşşâr'dan geri kalanlarıdır. İbni Ebî Şeybe: Bize Muhammed b. Ca'fer, Şu'be'den rivayet etti, dedi.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ubeydullah b. Muâz ← babam ← Şu'be b. el-Haccâc ← Atâ b. Ebû Meymûne ← Ebû Râfi' ← Ebû Hureyre
Bize Heddâb b. Hâlid rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Sâbit'ten, o da Ebû Râfi'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Zekeriyya doğramacı idi.» buyurmuşlar.
Rivayet zinciri: Müslim ← Hüdbe b. Hâlid ← Hammâd b. Seleme ← Sâbit el-Bünânî ← Ebû Râfi' ← Ebû Hureyre
Bize Şeyban b. Ferruh rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğîra rivayet etti. (Dediki): Bize Humeyd b. Hilâl, Ebû Râfi'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki, şöyle demiş: Cüreyc bir manastırda ibadet ediyordu. Derken annesi geldi. Humeyd demiş ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in annesi onu çağırdığı vakit, elini nasıl kaşının üstüne koyduğunu, sonra başını ona kaldırarak çağırdığını tavsif buyurmasını Ebû Hureyre'nin nasıl gösterdiğini bize Ebû Râfi' tavsif etti. Annesi şöyle demiş : — Yâ Cüreyc! Ben senin annenim, benimle konuş! Annesi ona namaz kılarken tesadüf etmiş. Cüreyc : — Allahım! Biri annem, biri namazım! demiş ve namazını tercih etmiş. Bunun üzerine annesi dönmüş. Sonra ikinci defa tekrar gelerek: — Yâ Cüreyc! Ben senin annenim. Binâenaleyh benimle konuş! demiş. Cüreyc: — Allahım! Biri annem, biri namazım! demiş ve (yine) namazını tercih etmiş. Annesi de: — Allahım! Şüphesiz bu Cüreyc'dir. O benim oğlumdur. Kendisiyle konuştum, fakat o benimle konuşmayı kabul etmedi. Allahım! Ona fahişeleri göstermedikçe canını alma! demiş. Humeyd : Annesi onun fahişe fitnesine düşmesi için duâ etseydi, bu fitneye düşerdi, demiş. (Ve sözüne devamla...) Şunları söylemiş: Bir koyun çobanı onun manastırına sığınırmış. Derken köyden bir kadın çıkmış ve onunla çoban zina etmiş. Kadın hâmile kalmış. Ve bir oğlan doğurmuş. Kendisine : — Bu ne? demişler. — Şu manastırın sâhibindendir, demiş. Bunun üzerine köylüler baltalarıyla, bel kürekleriyle gelmişler ve Cüreyc'e seslenmişler. Fakat onu namaz kılarken bulmuşlar. Bu sebeple onlarla konuşmamış. Manastırını yıkmağa başlamışlar. Bunu görünce yanlarına inmiş. Kendisine : — Şu kadına sor! demişler. O da gülümsemiş. Sonra bebeğin başını sıvazlayarak : — Senin baban kim? demiş. Bebek : — Benim babam koyun çobanıdır!., demiş. Köylüler çocuktan bunu işitince (Cüreyc'e) : — Senin manastırından yıktığımız yeri altın ve gümüşle bina edelim, demişler. O: — Hayır! Lâkin siz onu eskisi gibi toprakla yapın! demiş. Sonra manastıra çıkmış.
Bana Abdü'l-A'lâ b. Hammad rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Seleme Sâbit'ten, o da Ebû Râfi'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki: «Bir adam başka bir köydeki kardeşini ziyaret etmiş. Bunun üzerine Allah onun için yoluna bir gözcü melek oturtmuş. Adam meleğin yanına gelince (ona) : — Nereye gitmek istiyorsun? diye sormuş. Adam : — Şu köydeki kardeşime gitmek istiyorum! cevâbını vermiş. Melek : — Onun üzerinde ıslâhına çalıştığın bir nimetin varmı? diye sormuş. Adam : — Hayır! Şu kadar var ki, ben onu Allah (Azze ve Celle) için sevdim, cevabını vermiş. Melek : — O halde ben senin o kardeşini Allah için sevdiğin gibi, Allah da seni sevdiğini bildirmek üzere Allah'ın sana gönderdiği elçiyim.» demiş.
Bana Muhammed b. Hatim b. Meymun rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Seleme, Sâbit'den, o da Ebû Râfi'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: «Şüphesiz Allah (Azze ve Celle) kıyamet gününde: Ey âdemoğlu! Ben hasta oldum da, sen beni dolaşmadın! diyecek. Âdemoğlu : — Yâ Rabbi! Ben seni nasıI dolaşabilirim. Sen âlemlerin Rabbisin! cevabını verecek. Teâlâ Hazretleri : — Bilmez miydin ki, filân kulum hasta oldu. Sen onu dolaşmadın. BlImez miydin ki, onu dolaşmış olsan, beni onun yanında bulurdun, buyuracak. Ey âdemoğlu! Senden yiyecek istedim; beni doyurmadın! diyecek. Âdemoğlu : — Yârabbi! Seni nasıl doyurabilirim ki! Sen âlemlerin Rabbisin! diyecek. Teâlâ Hazretieri : — Bilmez misin ki, filân kulum senden yiyecek istedi, sen onu doyurmadın. Bilmez miydin ki, onu doyurmuş olsan; bunu benim nezdimde bulacaktın! buyuracak. — Ey Âdemoğlu! Senden su istedim; beni sulamadm! diyecek. Âdemoğlu : — Yâ Rabbi! Ben seni nasıl sularım! Sen âlemlerin Rabbisin! cevâbını verecek. Teâlâ Hazretleri : Filân kulum senden su istedi; ona su vermedin! Onu sulamış olsaydın bunu (n karşılığını) benim nezdimde bulurdun! buyuracaktır.»
Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Hamnıad b. Seleme Sâbit'ten, o da Ebû Râfi'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir ağaç müslümanlara eziyet veriyordu. Bir adam gelerek onu kesti ve cennete girdi.» buyurmuşlar.
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti, (Dediki): Bize Abdurrahman b. Mehdi rivayet elti, (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Sâbit'den, o da Ebû Râfi'den, o da.Ebû Hureyre'dcn, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar: «Cennete giren nimet görür, fakirlik görmez; elbisesi eskimez, gençliği de tükenmez.»