Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Enes Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kıyamet günü mu'minler bir araya gelip 'Rabbimizden şefaat istesek' derler. Bu amaçla Hz. Adem'e gelip 'Sen insanların atasısın, Allah Teala seni eliyle yarattı, melekleri sana secde ettirdi, her şeyin ismini sana öğretti, o halde Rabbinin katında bize şefaat et ki, şu bulunduğumuz yerden bizi rahatlığa erdirsin' diye ricada bulunurlar. O da 'Ben, şefaat makamında değilim' der ve günahını hatırlayıp haya eder. Sonra sözlerine şöyle devam eder: Hz. Nuh'a gidin! Zira o, Allah'ın yeryüzüne gönderdiği ilk resuldür. Bunun üzerine insanlar Hz. Nuh'a gelip ondan şefaat etmesini isterler. O da 'Ben, şefaat makamında değilim' der ve bilgisi olmadığı bir hususu Rabbinden istediğini hatırlar260 ve utanır. Sonra onlara 'HalilurrahmCin'a {RahmCin'ın Dostuna) gidin!' der. Onlar da, Hz. İbrahim'in yanına gidip şefaat etmesini isterler. O da 'Ben, şefaat makamında değilim. Allah'ın kendisiyle konuştuğu ve kendisine Tevrat'ı verdiği Musa kuluna gidin!' der. Onlar da Hz. Musa'nın yanına gidip ondan şefaat etmesini isterler. O da 'Ben, şefaat makamında değilim' der ve bir cana karşılık olmadan birini öldürdüğünü hatırlar ve Rabbinden haya eder. Bu yüzden kendisine gelenlere 'Allah'ın kulu, elçisi, kelimesi ve ruhu olan Hz. İsa'ya gidin i' der. İnsanlar Hz. İsa'ya gelip ondan şefaat etmesini isterler. Hz. İsa da 'Ben, şefaatçi değilim. Allah'ın gelmiş geçmiş bütün günahlarını bağışladığı kulu olan Muhammed'e gidin!' der. Bunun üzerine insanlar bana gelirler. Ben de şefaat için izin verilinceye kadar Rabbimden izin istemek için harekete geçerim. Rabbimi görünce secdeye kapanırım. Allah'ın dilediği kadar bir müddet secdede kalırım. Sonra bana 'Başını kaldır! İste ki; verilsin, söyle ki; dinlensin! Şefaat et ki; şefaatin kabul edilsin!' denir. Sonra başımı secdeden kaldırıp bana öğrettiği şekilde O'na hamd ederim. Daha sonra şefaat ederim. Rabbim benim için bir çizgi çizer, o çizginin berisinde kalanları cennete sokarım. Sonra tekrar Rabbime dönerim. Rabbim yine aynı şekilde bana muamele eder. Derken ben de şefaat ederim. Yine benim için bir çizgi çizer, o çizginin berisinde kalanları cennete sokarım. Daha sonra üçüncü ve dördüncü kez tekrar Rabbime döner ve şöyle derim: Cehennemde Kur'an'ın hapsettikleri ve kendileri için cehennem'de ebedi olarak kalmanın farz olduğu kimseler dışında hiçkimse kalmadı."
Safvan İbn Muhriz'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: İbn Ömer Ka'be'yi tavaf ederken bir adam onun önünü kesip; "Ey Abdurrahman'ın babası!" veya "Ey Ömer'in oğlu" diyerek söze başladı ve "Kıyamet günü Allah'ın kulu ile konuşması konusunda Hz. Nebi'den bir şey duydun mu?" diye sordu. İbn Ömer de şu şekilde cevap verdi: Bu konuda Hz. Nebi'in şöyle buyurduğunu işitim: Mümin kul Rabbine yaklaştırılır, [Hadisin ravilerinden Hişam bu kısmı "Mümin kul Rabbine yaklaşır," şeklinde rivayet etmiştir] Nihayet Allah Tedld onun üzerine örtüsünü örter. Sonra günahlarını ona ikrar ettirir. "Şu günahı biliyor musun?" diye sorar. O da; "Evet biliyorum," diye cevap verir. Ardından iki kez; "Ey Rabbim! Biliyorum," der. Bunun üzerine Allah Tedld şöyle buyurur: "Onları dünyada iken gizledim. Bugün ise senin için bağışlıyorum!" Bundan sonra kulun iyiliklerinin yazıldığı defter dürüıür. Diğerlerine veya kafirlere gelince; şahitlerin huzurunda onlara; "İşte bunlar Rablerine karşı yalan söyleyenlerdir," diye seslenilecek.
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ubey'e "Allah Teala sana Kur'an okutmamı emretti," dedi. Ubey; "Allah Teala sana benden ismimle mi bahsetti?" diye sordu. Allah Resulü; "Evet," diye cevap verdi. Ubey; "Öyleyse alemlerin Rabbi katında anıldım" dedi. Hz. Nebi de "Evet" diye karşılık verdi. Bunun üzerine Ubey'in gözlerinden yaş boşaldı.
Katade'den rivayete göre Enes İbn Malik r.a. kendilerine şunu tahdis etmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir tek gecede bütün hanımlarını dolaşırdı. O zaman onun dokuz hanımı vardı."
Enes b. Malik'ten şöyle dediği nakledilmiştir: "Ukl ve Ureyna'dan bazı insanlar -ya da bazı adamlar- Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına (Medine'ye) geldiler ve Müslüman olduklarını söyleyerek: Ey Allah'ın Nebi'i, bizler sağmal davarları olan kimseler idik. Bizler ziraatle uğraşan kimseler değildik, dediler. Medine'nin havasını ağır buldular. Bunun üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlar için zekat develerinin bir kısmı ile yararlanmalarını ve (develerle) çobanlarının bulunduğu yere gitmelerini emretti. Kendilerine de bu develerle beraber Çıkıp onların sütlerinden ve sidiklerinden içmelerini emir buyurdu. Onlar da develerle gittiler. Nihayet Medine el-Harre'sinin (kara taşlığının) bir tarafında iken Müslüman olduktan sonra katil' oldular ve Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in çobanını öldürüp zekat develerini de önlerine katıp gittiler. onların arkasından onları takip edip yakalayacak kimseleri gönderdi. (Yakalanıp getirilmelerinden) sonra emir vererek onların gözlerini çıkardılar, ellerini kestiler ve Harre'nin bir tarafında ölünceye kadar kendi hallerine terk edildiler."
Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre, "Allah'ın Nebii Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Arap olmayanlardan bir topluluğa -yahut: bazı insanlaramektup yazmak istedi. Ona: Onlar, üzerinde mühür bulunmayan bir mektubu kabul etmezler denilince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, üzerindeki nakış "Muhammedun Rasulullah'tam ibaret olan gümüşten bir mühür yüzük edindi. Sanki ben o yüzüğün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in parmağında -yahut elinde- ki parlaklığını görüyor gibiyim."
Nadr İbn Enes İbn Malik, Katade'ye tahdis ederken dedi ki: "İbn Abbas'ın yanında idim. Yanında bulunanlar ona soru soruyorlardı. O da (cevaplarında şöyle buyurdu diyerek) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in adını anmıyordu. Nihayet ona bir soru sorulunca, şöyle dedi: Ben Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Kim dünyada bir suret yaparsa, kıyamet gününde ona ruh üflemek ile yükümlü kılınır. Ama ona asla üfleyemez."
Enes r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bir Cuma günü Medine'de hutbe okurken bir adam ona gelerek: Yağmur yağmaz oldu. Bu sebeple Rabbinden bize yağmur yağdırmasını dile, dedi. Böyle deyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem semaya baktı. Bulut namına bir şey görmüyorduk. Allah'tan yağmur diledi. Bulutlar peyda oluverdi, biri diğerine yaklaşmaya başladı. Sonra Medine'nin bütün su arkları su dolup devam etti. Daha sonra o adam -ya da bir başkası- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hutbe verirken ayağa kalkarak: Suyun altında kaldık, Rabbine dua et de artık bizden bu yağmuru kessin, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem güldü, sonra: -İki ya da üç defa- Allah'ım üzerimize değil, etrafımıza (yağdır), buyurdu. Bu sefer bulutlar Medine'nin üzerinden sağa ve sola doğru parçalanıp dağıldı. Etrafımızdaki yerlere yağmur yağıyar ama Medine'de hiç yağmur yağmıyordu. Allah onlara Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, nezdindeki kerameti ni (üstün değerini) ve onun duasını kabul ettiğini gösteriyordu. "
Enes şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ölünceye kadar yüksek bir masa üzerinde yemek yemedi. Yine ölünceye kadar inceltilmiş (halis buğday unundan) ekmek de yemedi.
Enes b. Malik (r.a.)'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle diyordu: "Kıyamet günü kafir kişi getirilir ve ona 'Ne dersin? Senin dünya dolusu altının olsaydı, şu azaptan kurtulmak için onu feda eder miydin?' diye sorulur. O da 'Evet, feda ederim!' der. Bunun üzerine ona 'Fakat senden bundan daha kolay olan şey istenilmişti!' denilir."
Enes b. Malik'in nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir cariyeyi üzerindeki gümüş zinete tamah ederek öldüren yahudiyi kısasen öldürmüştür. İmam Buhari bu konuda Yahudi ile cariye olayını kısaca zikretmektedir. Bu haberin uzunca bir açıklaması yakında geçmişti.
Katade dedi ki: Enes bu olayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den onlara bu şekilde nakletti ve şöyle söyledi: Herkes başını elbisesinin içine gömmüş ağlıyordu. Enes "Fitnelerin kötülüğünden Allah'a sığınıcı olarak" demiş ya da "Fitnelerin kötülüğünden Allah'a sığınınm diyerek" şeklinde bir nitelemede bulunmuştur.
İbn Abbas'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sıkıntı ve şiddet zamanlarında şöyle dua ediyordu: "La ilahe illaIlahu'l-azimu'l-Halim, La ilahe illaIlahu Rabbu'l-arşi'l-azim, la ilahe illallahu Rabbu's-semavati ve Rabbu'l-arşi'l-kerim -------- Meali:Yüce ve hilm sahibi Allah'tan başka ilah yoktur, büyük arşın Rabbi olan Allah 'tan başka ilah yoktur, göklerin ve şerefli arşın Rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur. "
İbn Abbas r.a.'ın, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den nakline göre Yüce Allah: "Hiçbir kul için 'Ben muhakkak Yunus b. Metta'dan daha hayırlıyım' demesi uygun olmaz" buyurmuş ve Yunus'u babası Metta'ya nispet etmiştir.