Itbân b. Mâlik

Sahâbî, Bedir'e katılan âmâ imam

Itbân b. Mâlik b. Amr b. el-Aclân b. Zeyd b. Ganm b. Sâlim b. Avf b. Amr b. Avf b. el-Hazrec

DoğumMedine
Vefath. 50 · Medine
Nisbeel-Ensârî, el-Bedrî
Yaşadığı yerlerMedine
TabakaSahâbî
Cerh-ta'dîlsahâbî

Hakkında

İtbân b. Mâlik, Medineli ensardan, Hazrec kabilesinin Benî Sâlim b. Avf koluna mensup bir sahâbîdir. Hicretten sonra Hz. Peygamber onu Hz. Ömer ile kardeş ilan etmiştir. Kaynakların çoğu Bedir Savaşı'na katıldığını bildirir; İbn Sa'd ayrıca Uhud ve Hendek'te de bulunduğunu kaydeder.

Gözleri zamanla zayıflayıp görmez hale gelen İtbân, kabilesinin imamlığını yapıyordu. Yağışlı günlerde ve evinin uzaklığı sebebiyle cemaate yetişmekte zorlanınca Resûlullah'tan evine gelip bir yerde namaz kılmasını istedi. Hz. Peygamber de ashabıyla birlikte evine gelerek orada namaz kıldı; bu yer daha sonra ailesinin namazgâhı oldu. Buhârî'de yer alan bu olayı ondan Mahmûd b. Rebî' ve Enes b. Mâlik nakletmiştir.

İtbân, ileri yaşlarına kadar Benî Sâlim'in imamlığını sürdürmüştür. Sahîh-i Buhârî'de on dört, Sahîh-i Müslim'de altı rivayeti bulunur. Muâviye'nin halifeliği döneminde, h. 50 / m. 670 yılı civarında vefat etmiştir.

Ailesi

Babası
Malik bin 'Amr b. al-'Ajlan
Annesi
A woman from Mazina
Eşi
Layla bint Ri'ab bin Hunayf
Çocukları
'Abdur Rahman

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Sözün kaynağı olduğu hadisler

Bize Şeyban b. Ferruh tahdis etti. Bize Süleyman b. Muğire tahdis edip dedi ki: Bize Sabit, Enes b. Malik'ten tahdis etti. Enes dedi ki: Bana Mahmud b. er-Rabi, İtban b. Malik'ten tahdis etti. (Mahmud) dedi ki: Medine'ye geldim. İtban ile karşılaştım. (Ona): Bana senden gelen bir hadis var, dedim. O dedi ki: Gözüme bir şeyler olmuştu da Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem}'e benim yanıma gelerek evimde namaz kılmanı ve (namaz kıldığın) o yeri namaz kılacağım yer edinmeyi seviyorum (arzu ediyorum) diye haber gönderdim. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve ashabından Allah'ın dilediği kimseler geldi. Kendisi içeri girip, evimde namaz kıldı. Ashabı ise aralarında konuşuyorlardı. Sonra bunların en büyüğünü ve en ağır olanını Malik b. Duhşum'a isnad ettiler. (İtban) dedi ki: Keşke (Allah Resulü) ona beddua etse de helak olsa diye arzu ettiler. Ona bir kötülüğün isabet etmesini de çok istediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namazını bitirdi ve şöyle buyurdu: "O kişi Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına, benim Allah'ın Rasulü olduğuma şahadet etmiyor mu" buyurdu. Onlar: Evet, o bunu söylüyor ama bu onun kalbinde yok, dediler. Allah Rasulü: ''Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına ve benim Allah'ın Rasulü olduğuma şahadet eden bir kimse cehenneme girmez, yahut cehennem onu tatmaz" buyurdu. Enes dedi ki: Bu hadis benim hoşuma gitti. Bunun üzerine oğluma: Onu yaz dedim, o da onu yazdı.
Bana Ebu Bekr b. Nafi el-Abdi tahdis etti. (Dedi ki): Bize Behz rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammad rivayet etti. (Dedi ki): Bize Sabit, Enes'den naklen rivayet eyledi. Enes dedi ki: Bana İtban b. Malik tahdis ettiğine göre gözleri kör olmuştu. Bu sebeple Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e haber gönderip: Gel de benim için bir mesdt yeri tayin et, dedi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldi. Onunla birlikte kavmi (ashabı) da geldi. Onlardan Malik b. ed-Ouhşum denilen bir adamın niteliklerinden söz edildi sonra hadisi Süleyman b. el-Muğire'nin hadisine yakın olarak zikretti. Tahric bilgisi 148 nolu hadis ile aynıdır.
Bana Harmeletü'bnü Yahya Et-Tücîbî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yunus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi, ona da Mahmut b. Rabî El-Ensari rivayet etmişki : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Bedr gazasına iştirak eden ashabından ve Ensardan İtban b. Malik Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: '' Ya Resulallah: Gözlerim seçmez oldu. Halbuki kavmime namaz kıldıran benim. Yağmurlar yağdığı zaman kavmimle aramızda bulunan dere akıyor; bende onların mescidine gidip kendilerine namaz kıldıramıyorum. Ya Resulallah! dilerimki evime gelerek bir yerde namaz kılasın! Bende o yeri namazgah yapayım!'' demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ''İnşaallah bunu yaparım!'' buyurmuşlar. İtban demişki: '' Ertesi gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Ebu Bekr-i sıddık gün yükseldiği vakit bana geldiler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) izin istedi ; kendilerine izin verdim. Ama o hiç oturmadan eve girdi, sonra: ''Evinin neresinde namaz kılmamı istiyorsun? '' dedi. Ben, evin bir köşesine işaret ettim. Bunun üzerine Resululullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz'a kalkarak tekbir aldı. Bizde onun arkasına durduk. Bize iki rek'at namaz kıldırdı sonra selam verdi. Biz Resululullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kendileri için hazırladığımız bir hazireyi yemeğe alıkoyduk. Derken o mahallenin erkeklerinden bir grup etrafımızı çevirdiler. Bu suretle evde birhayli adamlar toplandı. İçlerinden biri: ''Malik b. Ed-Duhşun nerede?'' diye sordu, diğer biri: ''O münafıkdır: Allah ve Resulünü sevmez.'' Cevabını verdi. Bunun üzerine Resululullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : ''Onun hakkında böyle şey söyleme! Görmüyormusunki Allah'dan başka bir ilah yoktur diyor ve bununla Allah'ın rızasını istiyor!'' buyurdu. Ashab: ''Allah ve Resulü bilir.'' dediler. (münafık diyen zat): ''Biz onun münafıklara hep böyle yüz verdiğini ve onlara karşı hayırhahlığını görüyoruz. Müteakiben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem : ''Çüknkü Allah (La ilahe illallah) diyerek bununla Allah'ın rızasını dileyen bir kimseyi Cehennem'e haram kılmıştır '' buyurdular. İbn-i Şihab demişki: ''Sonra ben, Beni Salim den ve onların ileri gelenlerinden biri olan Husayn b. Muhammed El-Ensari'ye Mahmud b. Rabi hadisini sordumda, o da bu hususta onu tasdik etti
Bize Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd, ikisi birden Abdürrezzâk'dan rivayet ettiler. Demişki: Bize Ma'mer, Zührî'den naklen haber verdi. Demişki: Bana Mahmud b. Rabî', İtbân b. Mâük'den rivayet etti. İtbân; «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim...» demiş. Râvî hadisi, Yûnus'un hadîsi mânasında rivayet etmiş. Şu kadar var ki o: «Bir adam: Mâlikü'bnü'd-Dühşun yahut Duhayşin nerede? dedi.» demiş ve hadîse şunları ziyâde etmiş: «Mahmud Dediki: Ben bu hadisi, içlerinde Ebu Eyyûb El-Ensârî de bulunan birkaç kişiye rivayet ettim. Ebu Eyyûb bu senin söylediğini Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in söylemiş olacağını zannetmem; dedi. Bunun üzerine ben: Eğer Itb&n'ın yanına dönersem, bunu ona (tekrar) soracağıma yemin ettim. Ve hemen İtbân'ın yanına döndüm, onu, gözleri görmez olmuş; çok yaşlı bir ihtiyar olarak buldum. Hâla kavminin imamı idi. Yanıbaşına oturarak bu hadisi, ona sordum. Onu bana ilk defa nasıl rivayet ettiyse öylece rivâyetde bulundu.» Zührî demiş ki: «Bundan sonra bir çok farzlar ve başka şeyler nazil oldu ki işin artık onlara dayandığını görüyoruz. İmdi kimin aldanmamak elinden geliyorsa aldanmasın!»