Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Abdullah b. Ka'b b. Malik şöyle anlatmıştır: -Bu Abdullah babası Ka'b b. Malik'in gözleri görmez olduğu zaman oğulları arasında onun elinden tutup götüreni idi.- Abdullah şöyle demiştir: Babam Ka'b b. Malik'ten işittim. Tebuk gazvesinden geri kalması hakkındaki uzun hadisinin bir yerinde "Ve (seferden) geri bırakılan üç kişinin de (tövbelerini kabul etti). Yeryüzü genişliğine rağmen onlara 'dar gelmiş, vicdanları kendilerini sıktıkça sıkmıştı"(Tevbe 118) ayetinden sonra "(Ya Resulallah!) Allah ve Resulünün rızası uğrunda halis bir sadaka olmak üzere malımın hepsinden sıyrılıp vazgeçmem tövbemdir" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "(Hayır!) malının bir kısmını kendinde tutup alıkoy, bu senin için daha hayırlıdır" buyurdu.
Ebu Hureyre r.a. şöyle anlatmıştır: Huzeyl kabilesinden iki kadın birbiriyle kavgaya tuştu ve bu esnada biri diğerine bir taş fırlattı ve hem anneyi, hem de karnındaki yavruyu öldürdü. Taraflar Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hükmüne başvurdular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem cenin'in diyetnin bir köle veya cariyenin gurre olarak verilmesi, kadının diyetinin akılesi tarafından ödenmesi gerektiğine hükmetti.
Cabir b. Abdullah r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Her kim sarımsak, soğan yemiş bulunursa bizden -veya mescidimizden- uzak durup, evinde otursun" buyurdu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna içinde taze sebzeler bulunan yuvarlak bir kap getirildi. -Abdullah b. Vehb hadiste geçen "bedir" kelimesi tabak anlamına gelir dedi.- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onda sevilmeyen bir ko ku duydu ve içinde ne olduğunu sordu. Kendisine onun içindeki sebzelerin ne olduğu haber verildi. Bunun üzerine sahabilerine "Bunu (filan kimseye) götürünüz!" buyurdu. Onlar da bu kabı yanında bulunan bir sahabiye götürdüler. O sahabi de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in böyle yaptığını görünce onu yemek istemedi. Bunun üzerine "Sen ye! Çünkü ben senin münacat etmediklerinle (meleklerle) münacat ederim (konuşurum)" buyurdu.
Aişe r.anha şöyle demiştir: Nebi sallallahu aleyhi ve seııem birisini bir müfrezenin başında kumandan yapıp göndermişti. Bu zat arkadaşlarına kıldırdığı namazıarda Kur'an okur ve kıraatini her zaman "Kul huvallahu ahad" suresiyle bitirirdi. Müfrezeye katılanlar gazadan döndüklerinde (kumandanın bu adetini) Nebie zikrettiler. Resulullah saııallahu aleyhi ve sellem onlara "Niçin böyle yapmakta olduğunu kendisine sorunuz" buyurdu. Onlar da gidip bunu kendisine sordular. Kumandan "Çünkü bu sure, Rahmanın sıfatıdır. Bu yüzden bu sureyi okumayı severim" diye cevap verdi. (Gelip bu cevabı haber verdiklerinde) Nebi sallallahu aleyhi ve seııem "Siz de ona Allah'ın kendisini sevmekte olduğunu haber veriniz" buyurdu.
Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah kıyamet günü yeryüzünü tutar, gökleri de sağ eli içine dürer, büker. Sonra: 'İşte melik benim! Hani yeryüzünün melikleri nerede' diye hitap eder."
Ebu Hureyre şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (veda haccında Mina'dan Mekke'ye inmek istediğinde) "Yarın inşallah Kinane oğulları hayfına ineriz ki, orada Kureyş'le Kinane oğulları küfür üzerine ahid yapmışlardı" buyurmuştur. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kinane oğuIları hayfı" derken Muhassab mevkiini kastediyordu.
Urve bin Zübeyr'in nakline göre Hz. Aişe r.anha şöyle demiştir: Bir takım insanlar, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kahinlerin durumunu sordular. Bunun üzerine O "Kahinler (yani sözleri) hiç bir şey değildir!" buyurdu. Bu sefer onlar "Ya Resulallah! Kahinler bazen bir şey söylüyorlar da bu söyledikleri şey doğru çıkıyor" dediler. Ravi dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Doğru olan bu kelime, haktandır ki onu bir cin (meleklerden) kapar ve sonra dostu olan kahin’in kulağına, tavuğun tekrar tekrar seslenmesi gibi tekrar tekrar söyler, kahinler de o bir hak sözün içine yüzden fazla yalan katıp karıştırırlar. "