Atıyye b. Kays el-Kilebî

Ebû Yahyâ · 3. tabaka

Atıyye b. Kays

Vefath. 104
KünyeEbû Yahyâ
Nisbeel-Kilâbî, el-Hımsî, eş-Şâmî, el-Âmirî
Yaşadığı yerlerŞam
Tabaka3. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

(Abdurrahman b. Ganm el-Eş'ari), Ebu Amir -ya da Ebu Malik- el-Eş'ari'den rivayetle dedi ki: "Allah 'a yemin ederim, o bana yalan söylemiş değildir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinlemiştir: Ümmetimden bazı kavimler çıkacak ve bunlar hirri (zinayı), ipeği, hamrı ve eğlence aletlerini çalmayı helal belleyecekler. Andalsun bazı topluluklar bir dağın yakınında konaklayacaklar. Çobanları onlara ait koyunlar ile gelecek. Fakir bir kimse bir ihtiyaç için yanlarına varacak da onlar: Sen yarın bize tekrar gel, diyecekler. Allah da onlara geceleyin azap gönderecek, dağı başlarına yıkacak. (Bu azaptan kurtulan) diğerlerini ise kıyamet gününe kadar mesh ederek maymunlara ve domuzlara dönüştürecektir."
Bize Dâvud b. Rüşeyd rivayet etti. (Dediki): Bize VeIîd (yânî İbni Müslim) Saîd'den - ki îbni Abdülazîzdir - Atiyetü'bnü Kays'dan, o da Kaz'a'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Ebu Saîd şöyle demiş: «Vallahi öğle namazı kılınırdı da bir kimse Bakî'e gider kazayı hacet eder, sonra abdest alır, gelir; ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ilk rek'âtı uzattığından hâlâ ilk rek'âtta bulunurdu.»
Bize Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimî rivayet etti. (Dediki): Bize Mervân b. Muhammed Ed-Dimeşkî haber verdi, (Dediki): Bize Saîd b. Abdilâziz, Atiyyetü'bnü Kays'den, o da Kaza'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) haşını rükudan kaldırdığı vakit: «Ey Rabbimiz! Göklerle, Yer ve onlardan başka dilediğin her şey dolusu hamd ancak sana mahsustur. Ey Mecdü senaya lâyık olan Allâh'ım! kulun —ki hepimiz sana kuluz— söyiiyeceği en lâyık söz şudur: Allah'ım senin verdiğine mâni olacak yoktur. Senin vermediğini verecekde yoktur. Senin katında hiç bir varlık sahibine varlığı fayda verecek değildir.» derdi. İzah’ı 478 de.