Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1488, sondan 4749. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 15. ayetidir. Hûd Suresi 15. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 62 ve toplam ebced değeri ise 2431 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (5) ر (1) bulunuyor.
Arapça Metin
من كان يريد الحيوة الدنيا وزينتها نوف اليهم اعمالهم فيها وهم فيها لا يبخسون
Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse, biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar.
Allah Teâlâ –mümin olsun, kâfir olsun– insanların çalışmalarını karşılıksız bırakmaz. İnsanlar Allah’ın kendilerine lutfettiği yeteneklerini hangi alanda çalıştırıp geliştirirlerse Allah da o alanda çalışmalarının karşılığını verir. Nitekim Âl-i İmrân sûresinin 145. âyetinde, “Kim dünya nimetini isterse ondan kendisine veririz; kim âhiret nimetini isterse ona da ondan veririz; ve şükredenleri ödüllendireceğiz” buyurularak insanların emek ve dileklerinin zayi olmayacağı, yaptıklarının karşılığını dünyada ve âhirette alacakları bildirilmektedir. Ancak bu âyetlerden anlaşıldığına göre âhirete inanmayıp sadece dünya hayatını, onun zevklerini, sağlık, güven, bol rızık, nüfuz ve benzeri nimetlerini, ziynetini ve debdebesini isteyip de yeteneklerini yalnız bu yönde kullanan kimselere, Allah emeklerinin karşılığını dünyada eksiksiz olarak verecektir; fakat bunun âhirete faydası olmadığı için orada elde edecekleri sadece cehennem ateşidir, zira bunlar âhirete inanmamış ve oraya hazırlık yapmamışlardır. Bu durumda sadece dünya hayatı için yaptıkları çalışmalar, yatırım ve üretimler âhirette hiçbir değer ifade etmez. Âhireti hiçbir şekilde hesaba katmadan ne pahasına olursa olsun yalnızca dünya nimetlerini elde etmek için çalıştıklarından dolayı nasipleri sadece ateş olacaktır.
Mehmet Okuyan
Kim dünya hayatını ve süsünü isterse, işlerinin karşılığını orada onlara tam olarak veririz ve orada onlar hiçbir zarara uğratılmazlar.
Her kim (sadece) dünya hayatını ve onun çekiciliğini (zevkli ve ziynetli nimetlerini) isterse, onlara yapıp ettiklerini orada (dünyada) tastamam öderiz ve onlar bunda hiçbir eksikliğe uğratılmayacaklardır.
Kim dünya yaşayışını ve ziynetini dilerse bu çeşit kişilerin yaptıklarının karşılığını tam olarak öderiz ve onlar, bu hususta hiçbir zarara uğramazlar.
Dünya hayatını, onun şaşırtıcı saptırıcı süs ve nimetlerini isteyenlere gelince, onlara bu dünyada yapıp ettiklerinin karşılığını tam olarak ödeyeceğiz ve onlar orada hak ettiklerinden asla yoksun bırakılmayacaklardır.
Kimler dünya hayatını ve dünyanın depdebesini, zenginlik ve itibarını istemekte ısrar ederlerse, dünyadaki amellerinin karşılıklarını onlara tam olarak öderiz. Orada onlar hiçbir zarara uğratılmazlar, amellerinin değeri düşürülmez, mükâfatları eksik ödenmez.
Kim dünya hayatını ve onun gösterişli zevklerini isterse, biz onlara, amellerinin karşlığını tamamen öderiz (sıhhat, zenginlik ve zevkle yaşarlar). Bu hususta, onlara noksanlık yapılmaz.
Bkz. 17:18, 42:20Sadece dünyaya ve dünyalıklara odaklanmış ve âhiret hayatı diye bir derdi olmayan kimseler, çabalarının karşılığında dünyanın malını, zenginliğini, makamını, şöhretini, gösterişini alacaklar. Zira Allah, kullarının istediklerinin karşılığını çalıştıklarından aşağı olmamak üzere verendir. Ancak bu, onların her istediklerinin tamamını alacakları anlamına gelmez. “Kim geçici dünyanın mutluluğunu isterse dilediğimiz kimselere orada dilediğimiz kadar geçici nimet veririz.” (İsra 17:18), “…Kim dünya kazancını isterse, ona istediğinden veririz, fakat (sadece dünyayı isteyenin) ahirette hiçbir payı yoktur.” (Şura 43:20)
Diyanet İşleri (Eski)
Dünya hayatını ve güzelliklerini isteyenlere, orada işlediklerinin karşılığını tastamam veririz; onlar orada bir eksikliğe de uğratılmazlar.
Kim, (yalnız) dünya hayatını ve zinetini istemekte ise, işlerinin karşılığını orada onlara tam olarak veririz ve orada onlar hiçbir zarara uğratılmazlar.
Her kim dünya hayatını ve güzelliklerini isterse biz onlara amellerinin karşılığını orada tamamen öderiz. Bu hususta kendilerine bir densizlik yapılmaz.
Kim (yalınız) dünyâ hayaatını ve onun zînet (ve ihtişam) ını arzu ederse onların yapdıklarının (çalışdıklarının) karşılığını burada tamamen öderiz. Onlar bu hususda bir eksikliğe de uğratılmazlar.
Kim dünya hayatını ve onun süsünü isterse, bizde dünyadaki çalışmasının karşılığını o’na öderiz ve dünyada onların çalışmalarının karşılığı eksiltilmez.
İsmail Hakkı İzmirli Hûd Suresi 15. Ayet Açıklaması
[2] Sadaka, akrabayı gözetmek gibi amellerine mukabil rızkları genişletiriz, bedenlerini sağ ve selâmette tutarız.[3] Dünyada mükâfatlarını tamamen alırlar.
Kadri Çelik
Kim dünya hayatını ve süsünü isterse, onda yapıp ettiklerini tastamam öderiz ve onlar bunda hiç bir eksikliğe de uğratılmazlar.
Kim bu dünya hayatını ve onun göz kamaştırıcı zenginlik ve güzelliklerini arzu eder ve bütün gücünü ve yeteneğini onu kazanmak için kullanır ise, çalışmalarının karşılığını bu dünyada onlara tam olarak veririz ve bu konuda kendilerine hiçbir şekilde haksızlık edilmez. Âhiret hayatını hesaba katmaksızın, yalnızca dünya nimetlerini elde etmek için çalışanlar, çabalarının meyvesini bu dünyada alacaklar. Basit menfaatlerini kendilerine ilâh edinen bu insanlar, kendi halklarını maddî yönden refaha kavuştursalar bile, Kur’an’ın ortaya koyduğu evrensel bilince sahip olmadıklarından, insanlığa asla huzur ve mutluluk getiremeyecekler.
1 Zîrâ Allah olmanın şânı, kullarının istediklerinin karşılığını çalıştıklarından aşağı olmamak üzere vermektir. Onun için; gayesi sırf dünya olanların yaptıklarının karşılığı bu dünyada fazlasıyla verilir. Bunu; “onların hepsinin bütün arzuları yerine getirilir” şeklinde anlamamalıdır. Bk. (İsra: 18, Şura: 20)
Muhammed Esed
DÜNYA HAYATINI ve onun görkemini, zenginliğini isteyenlere gelince, onlara bu [hayatta] yapıp-ettiklerinin karşılığını tam olarak ödeyeceğiz ve onlar orada hak ettiklerinden asla yoksun bırakılmayacaklar:
Kim bu dünya hayatını ve onun ziynetini isterse, burada onların yaptıklarının karşılığını tastamam veririz de onlar orada hiçbir haksızlığa uğratılmazlar. 17/18- 19, 42/20, 75/20-21
HER KİM dünya hayatını ve onun güzelliklerini isterse, orada yaptıklarının karşılığını tastamam veririz; üstelik onlar orada, (niyet ve amaçlarına bakılarak) değerlendirmeye tâbi tutulmazlar.[1704]
[1704] Lafzen: “değerleri düşürülmez”. “Fiyat düşürdü, ucuzlattı” anlamına gelen behase fiilinden. Açılımı “Eğer niyet ve amacına bakılarak dünyada yaptıklarına değer biçilecek olsaydı, bu çok düşük bir değer olurdu” şeklinde olur (Krş: Menâr).
Ömer Nasuhi Bilmen
Her kim dünya hayatını ve onun ziynetini dilerse onlara da dünya amellerini tamamen öderiz ve onlar orada bir eksikliğe uğratılmazlar.
Kim dünya hayatını ve dünyanın zinet ve şatafatını isterse, Biz orada onların işlerinin karşılığını kendilerine tam tamına öderiz ve onlara dünyada asla haksızlık yapılmaz. [17, 18-21; 42, 20; 2, 201]
Her kim iğreti hayatı ve onun süsünü isterse böylelerinin yapıp ettiklerinin karşılığını kendilerine bu hayatta tam olarak veririz. Onlar dünyada hiçbir eksiltmeye uğratılmazlar.
[112b] her kim ola dileye yaķın dirliġi daħı bezeġini anuñ tamām de gürevüz anlara 'amellerini anuñ içinde daħı anlar anuñ içinde eksük virinilmeyeler.