Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1555, sondan 4682. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 82. ayetidir. Hûd Suresi 82. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 57 ve toplam ebced değeri ise 2629 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (13) ل (6) ر (3) bulunuyor.
Arapça Metin
فلما جاء امرنا جعلنا عاليها سافلها وامطرنا عليها حجارة من سجيل منضود
82,83. (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.
Elçiler Hz. Lût’un iyice bunaldığını görünce kimliklerini açığa vurarak ona kavmini helâk etmek için geldiklerini bildirdiler. Bu arada bir mûcize olarak yüce Allah elçilere sarkıntılık etmek isteyenlerin gözlerini kör etti (Kamer 54:37); artık Lût’u da yanındakileri de göremez oldular. Lût’un aile fertleri dışında ona inanan kimse bulunmadığı için (Zâriyât 51:36) melekler Hz. Lût’un, karısı dışındaki aile fertlerini alıp gecenin bir vaktinde şehri terketmesini istediler. Karısı iman etmediğinden o da kâfirlerle birlikte yok olacaktı. Lût ilâhî emir uyarınca geceleyin ailesini alıp şehirden çıktı; tan yerinin ağarması azabın gelmekte olduğunu haber veriyordu. Nitekim güneş doğarken onları korkunç bir gürültü yakalamış, ardından şiddetli bir depremle şehir alt üst olmuş, üzerlerine taş yağmış, yok olup gitmişlerdir (Hicr 15:73-74). Lût kavminin başına gelen bu felâketin biçimi ve zamanı farklı âyetlerde bazı nüanslarla verilmiştir. Meselâ olay burada, sabahleyin tan yeri ağarırken ülkenin altının üstüne çevrilerek üzerlerine taş yağdırılması şeklinde anlatılmıştır; Hicr sûresinde ise (73-74) ortalık aydınlanırken onları korkunç bir sesin yakaladığı, ardından da ülkenin altının üstüne çevrilerek üzerlerine taş yağdırıldığı bildirilmiştir. Bu âyetleri dikkate alan bazı müfessirler olayın tan yeri ağarırken başlayıp güneş doğarken sona erdiğini söylemişlerdir (bk. Reşîd Rızâ, XII, 136). Böylece Lût kavmi inançsızlık ve ahlâksızlığının cezasını çekerek tarih sahnesinden silinip gitmiştir. 83. âyetin son cümlesi Lût kavminin yaşadığı inançsızlık ve ahlâksızlığı yaşayan kimselerin başına bu tür felâketlerin gelebileceğine işaret etmektedir.
Mehmet Okuyan
82,83. (Azap) emrimiz gelince, oranın üstünü altına getirmiş ve üzerlerine Rabbin katında işaretlenerek (balçıktan) pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırmıştık. Onlar (işaretli taşlar), zalimlerden uzak değildir.
Hicr 15:74 ve Zâriyât 51:33-34’de geçtiği üzere, buradaki “Rabbin katında işaretlenmiş taşlar” ifadesi yaratıkların her birinin Yüce Allah’ın orduları olabileceğine işaret edebilir.
Bayraktar Bayraklı
Emrimiz gelince, oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine sağanak halinde balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Böylece vaktâki emrimiz (ve takdir vaktimiz) geldiğinde (zalim ve hainlerin düzenlerini) altını üstüne çevirdik (çeviririz) ve üstlerine balçıktan (ve farklı maddelerden) pişirilip (son şekli verilmiş ve) istif edilmiş (kurşun gibi) taşlar yağdırıverdik.
Planımız gerçekleşirken, o ülkenin altını üstüne getirdik. Belirlenmiş cezanın infazı için üzerlerine balçıktan dökülerek pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırdık.
82, 83. İşte emrimiz geldiği zaman, Biz o şehrin altını üstüne getirdik. Üzerlerine çamurdan biçilmiş Rabbin katından (gayb âleminden) işaretlenmiş sert taşlar yağdırdık. İşte böyle bir azap, zalimlerden uzak olmaz.
(Nihayet azap) emrimiz gelince, o (Sodom) şehrinin altını üstüne getirdik, tepelerine de daha önceden takdir edilmiş bir cezanın infazı için üzerlerine birbiri ardından püskürtü halinde balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Âdeta bir yanardağ patlaması gibi şiddetli yer sarsıntısının eşliğinde çevreye taşların ve ateş güllelerinin yağdığı gibi büyük bir sarsıntı ile Sodom halkının üzerine püskürtü halinde yakıcı taşlar yağdırıldı.
Diyanet İşleri (Eski)
82,83. Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine Rabbinin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar zalimlerden hiçbir zaman uzak olmayacaktır.
82,83. Vaktaki (azâb) emrimiz geldi, (o memleketin) üstünü altına getirdik ve tepelerine balçıkdan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdik ki onlar Rabbinin katında hep damgalanmışlardı. Onlar zaalimlerden uzak değildir.
Vaktaki fermanımız geldi, kasabalarının üstünü altına getirdik. Balçıktan taş kesilmiş, birbiri üzerine konmuş [¹] taş da yığdırdık. O taşlar Rabbinin yanında nişanlı idi. Bu taşlar zalimlerden uzak değildir [²].
Ve nihâyet Sodom şehri için helâk emrimiz gelince, Lut’u ve ailesini oradan çıkardık, sonra korkunç bir sarsıntıyla oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine, ateşte pişip sertleşmiş kızgın taşları sağanak sağanak yağdırdık.
Ve böylece hükmümüz vaki olunca bu [günahkar şehirlerin] altını üstüne getirdik; ve önceden yazılmış bir cezanın infazı için üzerlerine birbiri ardından püskürtü halinde sert taşlar yağdırdık. 114
82-83. Azap hükmümüz gelince o memleketin altını üstüne getirdik. Üzerlerine Rabbin tarafından hedefi belirlenmiş işaretli, püskürtü halinde sert taşlar yağdırdık. Bu taşların zalimleri de helak etmesi pek de uzak değildir.
Sonunda emrimizin (infaz) vakti geldi, oranın altını üstüne getirdik ve o coğrafyanın üzerine püskürtü hâlinde[1778] akkor balçıktan taşlar yağdırdık;[1779]
[1778] Mandûd: “biteviye, birbiri ardınca, kürem kürem”. Muhtemelen bununla bir lav püskürtüsü tasvir edilmektedir.
[1779] Siccîlin “balçıktan taş” ya da “taşlaşmış balçık” anlamı için krş: 51:34. Bugün bölgede bolca bulunan yanmış sülfürtaşları, ilâhî afetin canlı şahidi olarak varlığını muhafaza etmektedir. Helâkin bir yanardağ püskürmesi ile gerçekleştiğinin kanıtı budur.
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki, emrimiz geldi, onun (o yurdun) üstünü altına çevirdik ve onun üzerine ateşte pişirilmiş, birbirine bitişik bulunmuş balçıktan taşlar yağdırdık.
82, 83. Azap emrimiz gelince o ülkenin üstünü altına çevirdik ve üzerlerine pişirilmiş balçıktan yapılıp istif edilmiş ve Rabbinin nezdinde damgalanmış taşlar yağdırdık. Evet bu taşlar şimdiki zalimlerden de uzak değildir. [51, 33]
Damgalanıp istif edilme kavramı, her taşın kime ve nereye isabet edeceğinin ezelde takdir edildiğini gösterir. Yoksa bunlara tesadüfî bir tabiat olayı olarak bakmak doğru değildir. Çünkü gerçekte tesadüf diye bir şey yoktur, âlemleri yaratan yüce kudretin tasarruf ve yönetimi vardır.
Süleyman Ateş
(Azab) emrimiz gelince oranın üstünü altına getirdik, üzerine de taş yağdırdık: Çamurdan pişmiş, (azab için) hazırlanmış, istif edilmiş.
82,83. -Emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine Rabbin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar şimdi de zalimlerden uzak değildir.
(15) Bu tanımla ilk hatıra gelen şey de bir yanardağ patlamasıdır. Yerkabuğunun altında, “kaynayan kayalar” şeklinde tarif edebileceğimiz erimiş madenler, yanardağ patlamasıyla fırlatıldığında, şiddetli yer sarsıntılarının eşliğinde, çevreye küller ve dumanlarla beraber, irili ufaklı taşlar ile aralarından şimşekler çakan gülleler de yağar.
Yaşar Nuri Öztürk
Nihayet emrimiz gelince oranın üstünü altına getirdik. Ve üzerlerine, pişirilmiş çamurdan yapılıp istif edilmiş taş yağdırdık.
82-83. pes ol vaķt kim geldi buyruġumuz ķılduķ yücesini anuñ aşaġasın. daħı yaġdurduk anuñ üzere ŧaş ŧaş olmuş balçıķdan biri biri ardınca olınmış nişānlanmış çalabuñ ķatında. daħı degül ol, ya'nį degül ol bellü ol žālimlerden ıraķ.