Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1556, sondan 4681. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 83. ayetidir. Hûd Suresi 83. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 31 ve toplam ebced değeri ise 1799 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (3) ل (2) ر (1) bulunuyor.
82,83. (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.
Elçiler Hz. Lût’un iyice bunaldığını görünce kimliklerini açığa vurarak ona kavmini helâk etmek için geldiklerini bildirdiler. Bu arada bir mûcize olarak yüce Allah elçilere sarkıntılık etmek isteyenlerin gözlerini kör etti (Kamer 54:37); artık Lût’u da yanındakileri de göremez oldular. Lût’un aile fertleri dışında ona inanan kimse bulunmadığı için (Zâriyât 51:36) melekler Hz. Lût’un, karısı dışındaki aile fertlerini alıp gecenin bir vaktinde şehri terketmesini istediler. Karısı iman etmediğinden o da kâfirlerle birlikte yok olacaktı. Lût ilâhî emir uyarınca geceleyin ailesini alıp şehirden çıktı; tan yerinin ağarması azabın gelmekte olduğunu haber veriyordu. Nitekim güneş doğarken onları korkunç bir gürültü yakalamış, ardından şiddetli bir depremle şehir alt üst olmuş, üzerlerine taş yağmış, yok olup gitmişlerdir (Hicr 15:73-74). Lût kavminin başına gelen bu felâketin biçimi ve zamanı farklı âyetlerde bazı nüanslarla verilmiştir. Meselâ olay burada, sabahleyin tan yeri ağarırken ülkenin altının üstüne çevrilerek üzerlerine taş yağdırılması şeklinde anlatılmıştır; Hicr sûresinde ise (73-74) ortalık aydınlanırken onları korkunç bir sesin yakaladığı, ardından da ülkenin altının üstüne çevrilerek üzerlerine taş yağdırıldığı bildirilmiştir. Bu âyetleri dikkate alan bazı müfessirler olayın tan yeri ağarırken başlayıp güneş doğarken sona erdiğini söylemişlerdir (bk. Reşîd Rızâ, XII, 136). Böylece Lût kavmi inançsızlık ve ahlâksızlığının cezasını çekerek tarih sahnesinden silinip gitmiştir. 83. âyetin son cümlesi Lût kavminin yaşadığı inançsızlık ve ahlâksızlığı yaşayan kimselerin başına bu tür felâketlerin gelebileceğine işaret etmektedir.
Mehmet Okuyan
82,83. (Azap) emrimiz gelince, oranın üstünü altına getirmiş ve üzerlerine Rabbin katında işaretlenerek (balçıktan) pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırmıştık. Onlar (işaretli taşlar), zalimlerden uzak değildir.
Hicr 15:74 ve Zâriyât 51:33-34’de geçtiği üzere, buradaki “Rabbin katında işaretlenmiş taşlar” ifadesi yaratıkların her birinin Yüce Allah’ın orduları olabileceğine işaret edebilir.
Bayraktar Bayraklı
O taşlar Rabbin katında işaretlenerek yağdırılmıştır. Onlar zâlimlerden uzak değildir.
1- Hangi taşın kime isabet edeceği belirlenmiştir.
Ahmet Akgül
(Bu azap taşlarını) Rabbin katında belirli biçimlere sokulup damgalanmış (füze, roket ve mermiler misali hazırlanmış) olarak (gönderdik ve sapkın zalimleri mahvu perişan ettik) . Bunlar (her asırdaki) zalimlerden uzak değildir.
Bu olaylar, Ahd-i Atıyk'ın Tekvin bölümünde, 18-19. bablarda anlatılmaktadır.
Abdullah Parlıyan
O taşlar, Rabbin katında işaretlenerek yağdırılmıştır. Yani hangi taş nereye ve kime isabet edecekse, o şekilde proğramlanmıştır. O yok edilen şehirler, senin kavmin olan kureyş kâfirlerinden uzakta da değildir, seyahatleri esnasında o bölgeyi görebilirler veya o taşlar yaratılış gayesi dışına çıkan hiçbir kimseden uzak değildir, bu yaşantıda olanların hepsine gönderilebilir.
10.Yani geçmişteki zalimler bu azaplara çarptırıldıkları gibi şimdiki zalimlerin de aynı azaba çarptırılmaları uzak bir ihtimal değildir. Bu sözle zamanın Mekke müşrikleri tehdid edilmiştir. Ancak ifade genel bir anlam taşımaktadır.
Ali Bulaç
Rabbinin katında 'belli bir biçime sokulmuş, damgalanmış' olarak. Bunlar zalimlerden uzak değildir.
Ki onlar, Rabbinin katında (hükmünde) azab için damgalanmışlardı. Bu taşlar, senin ümmetinin zalimlerinden de uzak değildir. (Onların da başına yağar.)
82, 83. İşte emrimiz geldiği zaman, Biz o şehrin altını üstüne getirdik. Üzerlerine çamurdan biçilmiş Rabbin katından (gayb âleminden) işaretlenmiş sert taşlar yağdırdık. İşte böyle bir azap, zalimlerden uzak olmaz.
Bkz. 51:33“Rabbin tarafından işaretlenmiş” ifadesi, her taşın hedefinin daha önceden belirlendiğini ve hedefe kilitlenen güdümlü füze gibi her birinin kimin başına ineceğinin kararlaştırıldığını anlatıyor.
Diyanet İşleri (Eski)
82,83. Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine Rabbinin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar zalimlerden hiçbir zaman uzak olmayacaktır.
82,83. Vaktaki (azâb) emrimiz geldi, (o memleketin) üstünü altına getirdik ve tepelerine balçıkdan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdik ki onlar Rabbinin katında hep damgalanmışlardı. Onlar zaalimlerden uzak değildir.
Medyene/de kardeşleri Şuayb/ı gönderdik. Onlara dedi ki: «— Ey kavmim! Tanrı/ya tapın, O/ndan başka sizin için bir tapacak yoktur. Ölçeği, teraziyi eksik yapmayın. Ben sizi herhalde hal ve vakti yerinde görüyorum [³], ben bir gün sizi kuşatacak azaptan korkuyorum [⁴].
İsmail Hakkı İzmirli Hûd Suresi 83. Ayet Açıklaması
[3] O halde neye eksik veriyorsunuz?[4] O azaptan hiç birinizin kurtulacağı yoktur.
Kadri Çelik
(O taşlar) Rabbin katında işaretlenmiş (hangi zalimin üzerine düşeceği belirlenmiş) taşlar idi. Onlar (taşlar, diğer), zalimlerden (de pek) uzak değildir.
O taşlar, öyle tesâdüfen yağmadı onların başına. Aksine her bir taş, Rabb’inin katında işâretlenmiş ve zâlimleri cezalandırmak için özellikle gönderilmişti. Ve siz ey insanlar! Kendinizi benzer bir felâketten uzak sanmayın! Zira bu tür cezalar, zâlimlerden hiç de uzak değildir! İlahi ceza dün de vardı, bugün de var, yarın da olacaktır! Ve aradan yıllar geçti; zamanla inkârcılık, yeniden ortaya çıktı. İşte, insanlık tarihinin bir başka ibret verici sayfası:
1 “Damgalanmış”, Allah’ın katında damgalanarak istif edilmiş, kime ve nereye isabet edeceği takdir olunmuş, taşlar demektir. Yani böyle olaylara tesadüfen meydana gelmiş bir doğal olay, deyip geçmemelidir. Çünkü hakikatte tesadüf yok, Allah’ın tasarrufu vardır.2 Yani bu taşlar, sadece Lût kavmine has olmayıp, her dönemdeki zâlimlere de ulaşabilir.
Muhammed Esed
O taşlar ki, [günaha gömülüp gitmiş böyle toplumları tepelemek için] Rabbinin katında hazırlanmış, işaretlenmiştir. O taşlar ki, zalimlerin başından hiç eksik olmaz! 115
82-83. Azap hükmümüz gelince o memleketin altını üstüne getirdik. Üzerlerine Rabbin tarafından hedefi belirlenmiş işaretli, püskürtü halinde sert taşlar yağdırdık. Bu taşların zalimleri de helak etmesi pek de uzak değildir.
[1780] Musevvemeten: “belirli, işaretli”. Hedefin Allah tarafından belirlendiğini ve taş balçık karışımı bu püskürtünün hedefe kilitlendiğini ifade eden bir kelime.
Hemen ardından gelen cümle şöyle de anlaşılabilir: “O taşların malum (Mekkeli) zalimlere ulaşması imkânsız da değildir.”
Ömer Nasuhi Bilmen
(O taşlar) Rabbin indinde nişanlanmış idi, ve o, zalimlerden uzak değildir.
82, 83. Azap emrimiz gelince o ülkenin üstünü altına çevirdik ve üzerlerine pişirilmiş balçıktan yapılıp istif edilmiş ve Rabbinin nezdinde damgalanmış taşlar yağdırdık. Evet bu taşlar şimdiki zalimlerden de uzak değildir. [51, 33]
Damgalanıp istif edilme kavramı, her taşın kime ve nereye isabet edeceğinin ezelde takdir edildiğini gösterir. Yoksa bunlara tesadüfî bir tabiat olayı olarak bakmak doğru değildir. Çünkü gerçekte tesadüf diye bir şey yoktur, âlemleri yaratan yüce kudretin tasarruf ve yönetimi vardır.
Süleyman Ateş
Rabbinin katında işaretlenmiş (taşlar). O, zalimlerden uzak değildir.
82,83. -Emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine Rabbin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar şimdi de zalimlerden uzak değildir.
82-83. pes ol vaķt kim geldi buyruġumuz ķılduķ yücesini anuñ aşaġasın. daħı yaġdurduk anuñ üzere ŧaş ŧaş olmuş balçıķdan biri biri ardınca olınmış nişānlanmış çalabuñ ķatında. daħı degül ol, ya'nį degül ol bellü ol žālimlerden ıraķ.