Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1733, sondan 4504. ayet; 13. sure ve Ra'd Suresinin 26. ayetidir. Ra'd Suresi 26. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 74 ve toplam ebced değeri ise 3369 olarak hesaplanmıştır. Ra'd Suresinin toplam ebced değeri 239045 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (16) ل (10) م (3) ر (4) bulunuyor.
Arapça Metin
الله يبسط الرزق لمن يشاء ويقدر وفرحوا بالحيوة الدنيا وما الحيوة الدنيا في الاخرة الا متاع
Allah, rızkı dilediğine bol verir, (dilediğine de) kısar. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Hâlbuki dünya hayatı, ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir.
Gerek Allah’a gerekse kullara verdikleri sözden dönen, yaptıkları anlaşmaları bozan, akraba, konu komşu ve diğer insanlarla ilişkilerini kesen, fakir fukarayı gözetmeyen, yeryüzünde fesat çıkarıp insanların arasını bozan kimseler bu kötü fiillerden dolayı dünyada Allah’ın, meleklerin ve insanların lânetine uğrarlar; âhirette ise cehenneme gireceklerdir (Allah’a verilen söz ve onu bozanlar hakkında bilgi için bk. Bakara 2:27). İslâm’ın ilk dönemlerinde Hz. Peygamber’e genellikle maddî bakımdan zayıf kimseler inanmıştı. Mekke’nin varlıklı müşrikleri bunları gördüklerinde, “Allah’ın kendilerine lutufta bulunduğu kimseler de bunlar mı!” (En‘âm 7:53) diyerek müminleri küçümsüyor, “Onlar Allah’ın sevdiği kimseler olsa, Allah onları böyle sıkıntılar içinde bırakmaz” diyorlardı. Kanaatlerine göre Allah’ın kendilerine zenginliği lâyık görmesi onları sevdiğinin bir alâmetiydi. Oysa Allah Teâlâ hikmeti gereği kullarından dilediğinin rızkını bol, dilediğininkini de kıt verir. Allah’ın bir kimseye bol rızık vermesi onun Allah katında değerli olduğunu göstermediği gibi, herhangi birinin rızkını daraltması da onun Allah katında sevilmeyen biri olduğunu göstermez. Dünya varlığı, insanlar katında bir değer olmakla birlikte Allah’ın rızâsına uygun olarak kullanılmadığı takdirde Allah katında bir değer ifade etmez; fâni dünyanın nimet ve zîneti cennette olanlarla karşılaştırıldığı takdirde dünyadaki çok sönük, renksiz ve tatsız kalır.
Mehmet Okuyan
Allah rızkı dileyene (layık gördüğüne) açarak (bol) da verebilir, kısarak (dar) da. Onlar dünya hayatıyla şımardılar. Oysa ahirete göre dünya hayatı, geçici bir yarardan başka bir şey değildir.
Allah dilediğine rızkını bollaştırır da, daraltır da. Onlar dünya hayatıyla şımardılar. Oysa âhiretin yanında dünya hayatı, geçici bir faydadan başka bir şey değildir.
Allah, rızkı dilediğine genişletir de ölçülendirir de. Dünya hayatı ile şımardılar. Oysa dünya, ahiret hayatı yanında bir metadan ¹ başka bir şey değildir.
Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve (istediğini ise) daraltır (ve fakirleştirir) . Onlar (gafiller) ise sadece dünya hayatına (nimetlerine) sevinmektedir. Oysaki dünya hayatı, ahirette(ki sınırsız mutluluk yanında geçici) bir meta'dan başkası değildir.
Allah, dilediğinin rızkını genişletir ve daraltır ve onlar, dünya yaşayışıyla sevinip övünürler, halbuki dünya yaşayışı, ahirete nispetle değersiz, müddeti az ve geçici bir şeyden ibarettir.
Allah rızkı dilediğine bollaştırır da, daraltır da. Hal böyle iken bol rızık verilenler, dünya hayatıyla sevinirler. Dünya hayatı ise, ahiret hayatı yanında, geçici bir doyum ve avunmaktan ibarettir.
Allah sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimselere rızkı genişletir, bollaştırır; ölçüyle, kısarak da verir. Onlar dünya hayatıyla sevinirler, şımarırlar. Âhiret hayatına, ebedî yurda göre dünya hayatı geçici bir zevktir, bir yol azığı gibidir.
Allah dilediği için rızkı genişletir ve daraltır. Onlar dünya hayatına sevindiler. Oysa dünya hayatı ahiretin yanında bir geçimlikten (metadan) başka bir şey değildir.
Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve daraltır da. Onlar ise dünya hayatına sevindiler. Oysaki dünya hayatı, ahirette (ki sınırsız mutluluk yanında geçici) bir meta'dan başkası değildir.
Allah, dilediği kimseye rızkı genişletir ve daraltır. Mekke'liler dünya hayatı ile (geniş rızıkla) ferahlandılar. Halbuki ahiret yanında dünya hayatı, ancak bir yol azığıdır.
Allah, istediğine rızkı genişletir ve kısar. Bir de onlar dünya hayatıyla sevindiler (yetindiler.) Hâlbuki dünya hayatı, Ahiret hayatı yanında basit bir yaşamdan başka bir şey değildir.
Allah, dilediğine rızkı bolca verir, (dilediğine de) kısar. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Hâlbuki dünya hayatı, ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir.
Allah dilediği kimsenin rızkını genişletir ve bir ölçüye göre verir. Dünya hayatıyla övünenler bilsinler ki dünyadaki hayat ahiret yanında sadece bir geçimlikten ibarettir.
Allah dilediğine rızkını bollaştırır da daraltır da. Onlar dünya hayatıyla şımardılar. Oysa ahiretin yanında dünya hayatı, geçici bir faydadan başka bir şey değildir.
ALLAH dilediğine rızkı açar veya kısar. Onlar dünya hayatı ile sevindiler, halbuki bu dünya hayatı ahiret ile karşılaştırıldığında bir geçimlikten ibarettir.
Allah, dilediği kimseye rızkı genişletir de, daraltır da. Onlar ise dünya hayatı ile ferahlanmaktalar. Oysa düna hayatı ahiret hayatının yanında bir yol azığından ibarettir.
Allah dilediği kimseye rızkı genişletir, daraltır da, onlar ise Dünya hayat ile ferahlamaktalar, halbuki Dünya hayat Âhıretin yanında bir yol azığından ibarettir
Allah kimi dilerse onun rızkını genişletir, daraltır. Onlar (ehl-i Mekke) dünyâ hayatiyle böbürlendiler. Halbuki dünyâ hayaatı âhiret yanında (geçici ve değersiz) bir metâ'dan başka (bir şey) değildir.
Allah, dilediğine rızkı genişletir ve (dilediğine de) daraltır. Fakat (onlar) dünya hayâtıyla şımardılar. Hâlbuki dünya hayâtı, âhiretin yanında (değersiz) bir menfaatten başka bir şey değildir.
Allah rızkı dilediği kimse için geniş tutar ve yayar, dilediğinin rızkını da dar (az vererek) tutar ve kısar. Dünyadaki yaşamınızla övünüp böbürlenin, dünya hayatı, ahiret hayatının yanında bir vasıtadır.
Allah rızkı dilediğine genişletir, dilediğine darlaştırır. Mekkeliler dünyada diriliği ile şâd oldular. Halbuki dünya diriliği âhirete nisbetle az bir geçinmeden ibarettir.
Allah dilediğine rızkı genişletip yayar ve daraltır da. Onlar ise dünya hayatına sevindiler. Oysa dünya hayatı, ahirette (var olan sınırsız mutluluğun yanında geçici) bir metadan başkası değildir.
Dilediğine bolca rızık bahşeden ve dilediğine de rızkı sınırlı ölçüde veren, Allah’tır. Dolayısıyla, sahip olduğu nîmetlerden dolayı hiç kimsenin bir başkasına üstünlük taslamaya hakkı yoktur. Ama inkârcılar, bu tür nîmetlere sahip olmayı üstünlük ölçüsü gördüler ve dünya hayatının gelip geçici zenginlik ve refahıyla şımarıp, huzur ve mutluluğu onda aradılar. Oysa dünya hayatı, âhiretin sonsuz nîmetlerine nazaran birkaç lokmalık bir yol azığından başka bir şey değildir.
Allah, dileyeceği kimseler için Rızk’ı genişletiyor; ölçülü veriyor.
Dünya Hayatı’yla sevindiler.
Oysa Âhiret içinde Dünya Hayatı bir geçimlikten başka bir şey değildir.
Allah rızkı dilediğine genişletir ve (dilediğine) de daraltır. O (kâfirler) hep dünya hayatıyla avundular. Hâlbuki âhiret hayatının yanında dünya hayatı, çok basit bir şeydir.
RIZKI dilediğine bolca, dilediğine sınırlı ölçüde veren Allah'tır. Hal böyleyken, [bol rızık verilenler] dünya hayatıyla sevinirler; oysa, ahiret hayatı yanında dünya hayatı yalnızca geçici bir doyumdan, bir avuntudan ibarettir.
Allah, gerekli çabayı gösteren için bir ölçüye göre verir. Onlar da, dünya hayatında bununla sevinirler. Oysa dünya hayatı, ahirete göre geçici bir geçimlikten ibarettir. 3/185, 28/60, 42/36, 57/20
ALLAH, rızkı tercih edene/tercih ettiğine genişletir ve daraltır. Ve (rızkı genişletilenler) dünya hayatında sevinirler; ne var ki dünya hayatı âhirete nazaran kısa vâdeli bir hazdan ibarettir.[1965]
[1965] Meta’, “uzama, yükselme” anlamındaki el-mutû’ kökünden türetilse de, “günübirlik haz” anlamına gelir. Daha çok “kısa vâdeli geçici lezzetleri” ifade için kullanılır (Mekâyîs ve Müfredât). Öyle anlaşılmaktadır ki meta’, sahibine verdiği sahte tatmin duygusuyla onu aldatan “yalancı lezzet”tir (“aldanış” ile birlikte kullanıldığı yer için bkz: 3:185’in sonu). Cennet’in kalıcı nimeti na‘îmin zıddına metâda üç şey yoktur: kemal, devam, sebat.
Ömer Nasuhi Bilmen
Allah Teâlâ dilediğine rızkını genişletir ve darlatır. Ve onlar dünya hayatı ile sevindiler. Halbuki, dünya hayatı ahiret yanında bir metadan başka değildir.
Allah dilediği kimsenin rızkını bollaştırır, dilediği kimsenin rızkını ise daraltır. O inkârcılar, sadece dünya hayatıyla sevinirler. Halbuki dünya hayatı, âhiretin yanında geçici, değersiz bir metadan başka bir şey değildir. [23, 55-56; 87, 16-17]
Allah, düzenine uyan ve gerekli güce sahip olan için rızkı yayar. Onlar da dünya hayatıyla mutlu olurlar. Dünya hayatı ahirete göre sadece bir kez yararlanmadır.
Allah dilediği kimseye rızkını genişletir ve güçlendirir. O da dünya hayatıyla kendinden geçer. Oysa, dünya hayatı, ahiret için bir araçtan başka bir şey değildir.
Allah dilediği kimse için rızkı bollaştırır da, daraltır da. Onlar ise dünya hayatıyla şımardılar. Lâkin âhiretin yanında dünya hayatı az bir nasiplenmeden ibarettir.
Allah, dilediği kimse için rızkı alabildiğine açar da sınırlayıp kısar da. İğreti dünya hayatıyla sevinip şımardılar. Oysaki dünya hayatı, âhirete oranla sadece küçük bir nimetlenme.