Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1941, sondan 4296. ayet; 16. sure ve Nahl Suresinin 40. ayetidir. Nahl Suresi 40. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 37 ve toplam ebced değeri ise 2091 olarak hesaplanmıştır. Nahl Suresinin toplam ebced değeri 557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Yukarıda da değinildiği gibi inkârcılar yeniden dirilmeyi aklen imkânsız buluyorlardı. Bu dünyanın fizik yasalarına göre bir olayın imkânsız görülmesi, onu gerçekleştirmeye yeterli bir gücün bulunmaması anlamına gelir. Oysa Allah’ın gücü için yetersizlikten, dolayısıyla imkânsızlıktan söz edilemez. Bu sebeple âyette, “Biz bir şeyi murat ettiğimizde “ol!” dememiz yeterlidir, o da hemen oluverir” buyurulmuştur. Zira bunun aksini düşünmek ulûhiyyet kavramıyla çelişir.
Mehmet Okuyan
Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona (söyleyecek) sözümüz sadece “Ol!” dememizdir; hemen olmaya başlar.
1- “Ol deyince hemen olur” hükmü ile insanın ölümden sonra tekrar diriltilmesinin Allah için asla güç bir iş olmadığı, bunun olması için sadece Allah'ın ol demesinin yeterli olacağı ifade edilmektedir. Elbette ki Rabb'imizin “ol” demesi ile bütün bir evren olur. Ancak bu ifadenin evrenin yaradılışı ile bir ilgisi yoktur.
Ahmet Akgül
Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona sözümüz sadece "OL!" dememizdir. O şey de hemen oluverir.
(2)“Kādir-i Mutlak, o derece sühûlet (kolaylık) ve sür‘atle ve muâlecesiz ve mübâşeretsiz(dokunmadan ve hiç uğraştırmayacak bir kolaylıkla) eşyâyı halk eder (yaratır) ki, yalnız sırf bir emir ile îcâd eder gibi görünüyor, fehmediliyor (anlaşılıyor).” (Sözler, 14. Söz, 35)
İlyas Yorulmaz
Dikkat edin! Biz bir şeyin olmasını dilediğimizde ki sözümüz, yalnızca ona “Ol” deriz, o da hemen olur.
Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona sadece “Ol!” deriz; o da hemen oluverir. Zaten bütün varlıklar, O’nun “Ol” emriyle yaratılmadı mı?Öyleyse, Rabb’inize sonsuz güven duyarak zulme karşı mücâdeleye devam edin. Gerekirse, bu uğurda tüm sevdiklerinizi fedâ etmeye hazır olun. Sizi bu yoldan çevirebilecek her şeyi terk ederek, İslâm’ı yaşayabileceğiniz yepyeni bir hayata geçiş yapın. Tıpkı, İslâm’ın ilk yıllarında, kâfirlerin baskı ve işkenceleri nedeniyle yurtlarını terk edip Mekke’den Habeşistan’a hicret eden ilk muhacirler gibi:
[2123] Burada kavl olarak gelen “söz”, Allah’ın Musa’ya konuştuğunun haber verildiği yerde kelâm ile ifade edilmektedir (4:164). Bu durumda kavl yokluğa yönelik ilâhî emir, kelâm ise varlığa yönelik ilâhî emir olur. Allahu a’lem.
[2124] Ilâhi emrin infazı, hem fiilin vasfı olan teceddüt ve tekâmülü, hem de muzari kipinin delâlet ettiği üç zamanı kapsayacak şekilde anlaşılmalıdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Bizim bir şeye sözümüz, onu dilediğimiz zaman ona «Ol» dememizden ibarettir ki, o da hemen oluverir.