Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 226, sondan 6011. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 219. ayetidir. Bakara Suresi 219. ayetinin kelime sayisi 26, harf sayısı 124 ve toplam ebced değeri ise 8447 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (17) ل (16) م (12) bulunuyor.
Arapça Metin
يسـلونك عن الخمر والميسر قل فيهما اثم كبير ومنافـع للناس واثمهما اكبر من نفعهما ويسـلونك ماذا ينفقون قل العفو كذلك يبين الله لكم الايات لعلكم تتفكرون
Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.[63]
Bu âyet, içki ile ilgili olarak inen ikinci âyettir. Bu konuda nazil olan ilk âyet ise Nahl sûresinin 67. âyetidir. İçki, daha sonra Nisâ sûresi, âyet: 43 ve Mâide sûresi, âyet: 90 ile tedricî olarak ve kesinlikle haram kılınmıştır.
Sarhoşluk veren içkiler hakkında dört âyet gelmiştir. Bunlardan ikisinde içkinin yanında kumar da zikredilmiştir. Mekke döneminde gelen ilk âyette, içkinin dinî hükmüne temas edilmeksizin insanların hurma ile üzüm suyundan hem içki hem de tatlı yiyecek olarak yararlandıklarına dikkat çekilmiş, bu iki meyveyi yaratıp veren Allah’a karşı minnettar olmaları telkin edilmiştir (Nahl 16:67). Medine’ye hicret edildikten dört yıl sonra sarhoşluk veren içkilerin bu maksatla kullanılması yasaklanmıştır. Bu yasaklama da birden olmamış, önce “sarhoş iken namaz kılmak” menedilmiş (Nisâ 4:43), sonra “içki ve kumarın bazı faydaları bulunmakla beraber zararının daha büyük olduğu” bildirilmiş ve böylece insanlar kesin yasaklamaya hazırlanmış; nihayet “İçki, kumar... şeytan işi iğrenç şeylerdir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz” (Mâide 5:90) buyurularak içki ve kumar müslümanlara kesin olarak haram kılınmıştır. Başta Hz. Ömer olmak üzere birçok sahâbînin çeşitli sebeplerle içki ve kumarın hükmünün açıklanmasını istemeleri, ilgili açıklamalar peşi peşine geldikçe daha fazla açıklama talep etmeleri içki ve kumarı yasaklayan, yasaklama gerekçelerini sıralayan âyetlerin iniş sebepleri arasında zikredilir (Buhârî, “Eşribe”, 2-21; Müslim, “Eşribe”, 3-12).
İnsanların içki ve kumar alışkanlıkları çok eski tarihlere kadar gitmektedir. Eldeki Tevrat’a ve İncil’e bakıldığında içkinin bu kitaplarda yasaklandığını söylemek mümkün değildir.
Câhiliye Arapları içki ve kumara son derecede düşkündüler. Bunlar hayatlarının birer parçası, oyun ve eğlencelerinin vazgeçilmez unsurları haline gelmişti. Araplar içkinin sarhoşluk ve keyif veren tarafına, kumarın da eğlence, heyecan, eşe dosta ikram ve yoksullara yardım yönlerine öncelik ve ağırlık vererek bunları faydalı buluyor, zararlarını göz ardı ediyorlardı. Kur’an-ı Kerîm bu âyette içki ve kumarın bazı faydaları bulunsa da zararının daha fazla olduğuna dikkat çekti, bu yüzden –nihaî yasaklama gelmeden– içkiyi bırakanlar oldu. Kesin yasaklamada ise “şeytanın, insanların arasına düşmanlık ve kin sokmak, onları Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak için içki ve kumarı araç olarak kullandığı” gerçeğine dikkat çekildi (Mâide 5:91). Allah Teâlâ kullarına, gerekçe göstermeden de bazı şeyleri farz ve bazı şeyleri de haram kılabilir. O, yaptıklarından hesap verme ve sorgulanma durumunda değildir, sorumlu olanlar kullardır. Buna rağmen O’nun, emir ve yasaklarının hikmet ve gerekçesini açıklaması, kulların neyi niçin yaptıklarının şuurunda olmalarını ve açık hükmün bulunmadığı yerlerde Allah’ın iradesini hayata yansıtırken yanılmamalarını sağlamak için olsa gerektir.
İçkinin tarihten günümüze bilinen ve zaman içinde keşfedilen başlıca zararları şöyle sıralanabilir: Giderek alışkanlık yapması, akıl ve iradenin doğru kullanılmasını engellemesi, düşmanlık ve kinin oluşmasına sebep olan tartışmalara ve kavgalara, sarhoşun alay konusu olmasına sebebiyet vermesi; insanların Allah’ı düşünmesini, O’nun şuurunda olmanın verdiği huzur ve edebi yaşamasını, zamanını kendisi ve diğerleri için en faydalı bir şekilde değerlendirmesini önlemesi, kullanımı ve ikramı için sarfedilen malın ve paranın boşa gitmesi (israf), insan sağlığına ve sağlıklı nesillerin oluşmasına zarar vermesi...
İçkinin fayda hânesine de şunları yazmak mümkündür: Ticarî ve ekonomik getirilerinin bulunması ve kullanana geçici zevk vermesi.
İslâm içkinin az faydasına karşı çok zararını ve onun vereceği faydanın başka şeylerle de elde edilebileceğini göz önüne alarak sarhoşluk veren içkileri ve aynı etkiyi fazlasıyla hâsıl eden uyuşturucu vb. nesneleri kullanmayı haram kılmış, yasaklamıştır.
İçki yasağı geldiğinde Medine’de kullanılan içki daha çok hurma suyundan yapılırdı. Üzüm suyundan yapılan şarap ise Yemen, Tâif ve Suriye’den getirtilirdi. Medineliler bu iki içki dışında kuru hurma ve kuru üzümün üzerine sıcak su döküp bekleterek elde ettikleri şerbetle bal, mısır ve arpadan elde ettikleri içkileri de kullanırlardı. Bütün bu içkilerin sarhoşluk veren çeşitleri Arapça’da hamr kelimesiyle ifade edilmekte, ayrıca her birine mahsus isimler bulunmaktadır. Bazı lugatçılara göre ise “hamr” özellikle pişmemiş üzüm suyundan yapılan şarabın adıdır. “Hamr”ın lugat mânasındaki bu görüş farkı fıkha da yansımış; bazı fıkıhçılar dar mânada “Hamrın yani ateşte kaynatılmamış üzümden yapılan şarabın, azı da çoğu da haramdır; diğer sarhoşluk veren içkilerin ise ancak sarhoş eden miktarları haramdır” demişlerdir. Ancak bu konunun ilim çevrelerinde dikkatli bir değerlendirmeye alınmasıyla bu ictihad ihtilâfı zaman içinde ortadan kalkmış, muteber İslâm fıkıh mezheplerinin tamamı “Sarhoşluk veren nesnelerin azı da çoğu da haramdır, içilemez, vücuda alınamaz” hükmünde birleşmişlerdir. Nitekim şu hadisler de aynı hükmü desteklemektedir:
“Çoğu sarhoş eden nesnenin azı da haramdır” (Ebû Dâvûd, “Eşribe”, 5; Tirmizî, “Eşribe”, 3). “Hamr üzüm suyundan, kuru üzüm, kuru hurma, buğday, arpa ve mısırdan olur; hamr, aklı örten, sarhoş eden nesnedir...” (Ebû Dâvûd, “Eşribe”, 1). “Sarhoş eden her şey hamrdır ve sarhoş eden her şey haramdır” (Müslim, “Eşribe”, 73-75; Tirmizî, “Eşribe”, 1-2).
“Meysir” kelimesiyle ifade edilen şans oyunu, Arabistan’da öteden beri bilinen ve oynanan bir kumar şekli idi. Hem eğlence olduğu hem de içki yanında meze olarak kullanılacak et teminine araç kılındığı için Kur’an’da içki ile birlikte zikredilmiştir. Meysir şöyle oynanırdı: Veresiye bir deve satın alınır, yirmi sekiz parçaya bölünürdü. On adet küçük okun yedisine hisseler yazılır, üçü de boş bırakılarak ağzı dar bir torbanın içine yerleştirilirdi. Oyuna katılanlar okları birer birer çekerler, dolu çıkanlar hisselerini alırlar, boş çıkanlar ise devenin parasını öderlerdi. Deve kesimine ve kumar oyununa hizmet edenlerle ziyafetten yararlanmak üzere kumar meclisine gelenler de devenin etinden istifade ederlerdi.
Kumar da eğlenme, yeme ve içme gibi bazı maddî faydalar sağlamakla beraber bunlarla ölçülemeyecek büyüklükte zarar ve günah getirmektedir: Kumar insanları tembelliğe, çalışmadan kazanıp yeme alışkanlığına sevketmek, kaybedenlerin kazananlara karşı düşmanlık ve kin duymalarına sebep olmak, içki gibi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak, vaktin faydasız, hatta zarar getirecek şekilde zayi edilmesi, kazanma hırsı ve ümidiyle servetlerin kaybedilmesi, ev ve ocakların dağılması, hayatın istikrarının bozulması gibi zararlar ihtiva etmektedir.
Fıkıhçılar ve tefsirciler şekil bakımından farklı da olsa aynı sonucu doğuran ve aynı zararları hâsıl eden oyunların tamamını kumar saymış ve haram olduğunu ifade etmişlerdir.
İçki ve kumarın zararından bahsedilip yasaklamaya doğru ilk adımlar atılınca bunları aynı zamanda yoksullara yardım (infak) için vasıta kılan kimseler neyi infak edeceklerini sordular. Allah Teâlâ “Affı infak edin”, yani “İhtiyaçtan artan miktarı veya bu miktardan uygun bir kısmı yoksullara, muhtaçlara verin” buyurdu. İnsanların kendilerinin veya yakınlarının muhtaç olduğu mallarını başkalarına vermeleri zor olduğu için bu teklif edilmedi. Aksine insanların yakınlarına infakta öncelik tanıması birçok âyet ve hadiste emredildi, imkânı olanların bir kısım yakınlarına nafaka sağlaması da ona hukukî ve ahlâkî olarak borç kılındı. Bu ihtiyaçlar karşılandıktan sonra mal artarsa sahipleri bunu ne yapacaklar? İşte âyetin ifadesi, amacı ve bu konudaki diğer deliller dikkate alınarak bu sorunun da cevabı iki şekilde verilmiştir: Sahâbeden Ebû Zer el-Gıfârî’ye göre ihtiyaçtan artan malın saklanması, işletilip üzerinden kazanç sağlanması câiz değildir; muhtaçlar bulunduğu müddetçe ihtiyaç fazlası mal onlara verilecektir. İslâm âlimlerinin büyük çoğunluğuna göre ise farz olan servet aktarımı nafaka ve zekâtla sınırlıdır. Bunun dışında kalan infaklar nâfile ibadet hükmündedir; yapana ecir kazandırır, yapmayanı günaha sokmaz. İlgili âyet ve hadislerden, İslâm’ın getirdiği kardeşlik ve yardımlaşma kavramlarından bizde hâsıl olan kanaat ve anlayışa göre toplum içinde temel ihtiyaçlarını temin edememiş insanlar bulunduğu müddetçe bu ihtiyaçları gidermeyen kimseler ihtiyaç fazlası malları sebebiyle sorumlu olacaklardır (ayrıca bk. Zâriyât 51:19).
Yoksullara ve ihtiyaç sahiplerine yardımın yalnızca kumara ve şans oyunlarına veya zenginlerin zekâtına bırakılmayıp daha geniş bir tabana yayılması, şahsî ve ailevî ihtiyaçlarından artan malı, yiyecek ve giyeceği olan kimselerin bunları yoksullara vermelerinin teşvik edilmesi sosyal adaletin sağlanması bakımından çok önemli ve ileri bir adımdır. Bu geniş infak kaynağı kullanıldığı takdirde toplumda temel ihtiyaçlarını sağlayamamış kimselerin kalması oldukça güçleşecek ve nâdirleşecektir.
Mehmet Okuyan
Sana içki ve kumardan soruyorlar. De ki: “Her ikisinde de büyük bir günah (haram) ve insanlar için birtakım çıkarlar vardır. Her ikisinin (de) günahı çıkarından daha büyüktür.” Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: “Vazgeçilebileni.” Allah düşünesiniz diye ayetleri size işte böyle açıklıyor.
Buradaki [ism] kelimesi A‘râf 7:33 gereği “haram” demektir. İçkinin de kumarın da haram olduğunu bildiren ilk hüküm ayeti budur.,Ayette infaka konu olan [el-‘afv] kelimesi sahibinin affedilmesine vesile olacak, uğruna vazgeçebileceği değerdeki şeylerdir. “Affetmek” kelimesi alacaklı olduğu herhangi bir konuda hakkından feragat etmek anlamına geldiği için buradaki amaç, insanın infak edeceği şeylerin aslında en zor zamanda vazgeçebileceği nitelikte olduğunu göstermektir. Bu kelime rahat zamanda vazgeçilebilecek şeyden ziyade en sıkıntılı zamanda vazgeçilebilecek miktardır. Bu kelimeyi “ihtiyaç fazlası” şeklinde yorumlamak asıl amacı ortaya koymamaktadır. Bu konuda Bakara 2:177, 275, Âl-i İmrân 3:92 ve İnsan 76:8. ayetlerde de benzer mesajlar yer almaktadır.
Bayraktar Bayraklı
Sana alkol ve kumar hakkında soruyorlar. De ki: “Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için birtakım faydalar vardır. Ancak her ikisinin de günahı faydasından büyüktür.” Yine sana iyilik yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. “İhtiyaç fazlasını” de. Allah, düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.[37]
[37] İçki ve kumar hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, III, 79-89.
Erhan Aktaş
Sana hamrın¹ ve şans oyunlarının² hükmünü soruyorlar. De ki: “Her ikisinde de büyük günah vardır. İnsanlar için yararaları³ olsa da. Günahları yararlarından daha büyüktür.” Sana neyi infak⁴ edeceklerini soruyorlar. De ki: Afvı5. Allah size ayetlerini böylece açıklamaktadır. Umulur ki düşünürsünüz.
1- Aklı örten/sarhoş edici içecekler. 2- Fal oklarıyla oynamak, kumar, at yarışı, loto, toto, piyango vb. 3- Kısmen yarardan kasıt; bu işlerin ticareti ile sarhoşluğun o anda sağladığı rahatlama, şans oyunlarında zaman zaman kazanma olabilir. Kumarın kısmen yararlı olması da kumar oynayanların kimi zaman kazanıyor olmalarıdır. Değilse bizatihi ne içkide ne de kumarda kısmen de olsa bir yarar söz konusu değildir. 4- Yardım. 5- Artanı. İhtiyacından artandan, fazla olandan uygun gördüğünü. Af etmek, bağışlamak, bırakmak, salı vermek demektir. Sahip olduğunuz malın ne kadarından vaz geçerseniz ne kadarını elinizden çıkarmak yani malın ne kadarını af etmek istiyorsanız o kadarını af edin, ihtiyacı olanlara verin. (Örneğin Af sözcüğü için 5:101'e bak.)
Ahmet Akgül
Sana içki ve kumar hakkında sorarlarsa de ki: “Bunlarda insanlar için (basit ve bayağı bazı) menfaatler (geçici rahatlama ve kazançlar) bulunsa da, her ikisi de aslında büyük günahtır. Ancak günahı ve zararı faydasından kat be kat fazla olan (kötülükler) dir.” Ve Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: “Afv” (Yani; Senin, ailenin ve zaruri hizmet giderlerinin dışında) "İhtiyaçtan artakalanı (hayır ve hizmet yolunda harcayabilirsiniz veya insanların kusurlarını bağışlayıp hakkınızdan vazgeçebilirsiniz) ." Böylece Allah, size ayetlerini açıklıyor; umulur ki düşünür (ve gereğini yerine getirirsiniz).
Sana şarap ve kumarın hükümlerini soruyorlar. De ki: İkisinde de hem büyük günah var, hem insanlara faydalar var; fakat günahları, faydalarından daha çok. Sonra mallarından neyi vereceklerini soruyorlar. De ki: Kendilerini sıkmayanını, sıkıntıya düşürmeyenini, fazlasını. İşte Allah, delillerini size böylece bildirir, ta ki düşünesiniz.
Bu ayet henüz içki ve kumar haram edilmeden vahyedilmiştir.
Abdullah Parlıyan
Sana, sarhoşluk veren şeyler ve şans oyunları hakkında sorarlar. De ki: Onların her ikisinde de, hem büyük bir günah, hem de satışını yapan için para kazanmak gibi bazı yararlar vardır. Ancak yol açtıkları kötülük, sağladıkları yarardan daha büyüktür. Bir de sana Allah yolunda neyi harcayacaklarını sorarlar. De ki: “İhtiyacınızdan arta kalan herşeyi.” Allah düşünüp öğüt alasınız diye size ayetlerini böylece açıklıyor.
Sana, mayalanmış, zihnî melekeleri bulandıran şarap ve benzeri içkiler ve kumarla ilgili sualler soruyorlar.
“Her ikisinde de bilerek işlenmiş büyük günah, zarar var ve insanlar için bir takım faydalar da var. Ancak her ikisinin de bilerek işlenen günahı, zararı, faydasından daha çok ve büyüktür." de.
Bir de sana Allah yolunda İslâm uğrunda karşılık beklemeden, gönüllü ne kadar harcayacaklarını soruyorlar.
“Gönül rızaları ile ihtiyaç fazlasını, değerlisini" de. Allah dünya ve âhiretle ilgili işlerinizi düzene koymak için düşünesiniz diye âyetlerini size böyle açıklıyor.
Sana içki ve kumardan soruyorlar. De ki: "Onlarda büyük günah ve insanlar için bazı yararlar vardır. Ancak günahları yararlarından daha büyüktür." Yine sana neyi sarfedeceklerini (infak edeceklerini) soruyorlar. De ki: "İhtiyaçtan fazlasını." İşte Allah, olur ki düşünürsünüz diye ayetlerini size böyle açıklamaktadır.
219.Bu ayeti kerimenin şarap ve kumarla ilgili kısmı hakkında Maide suresinin 90. ayeti kerimesinin iniş sebebi açıklanırken bilgi verilecektir.Ayetin ikinci kısmı hakkında İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre, sahabilerden bazı kimseler infak etmekle emrolununca Resulullah (a.s.)`a gelerek: "Biz bu yerine getirmekle emrolunduğumuz mallarımızdan infakta bulunma işinin nasıl bir şey olduğunu bilmiyoruz. Ondan neyi infak edeceğiz?" dediler. Bunun üzerine bu açıklama geldi.Bir başka rivayete göre de Muaz bin Cebel (r.a.) ile Sa`lebe (r.a.) Resulullah (a.s.)`a ne infak etmeleri gerektiğini sorunca böyle buyuruldu.
Ali Bulaç
Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: 'Onlarda hem büyük günah, hem insanlar için (bazı) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından daha büyüktür.' Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: 'İhtiyaçtan artakalanı.' Böylece Allah, size ayetlerini açıklar; umulur ki düşünürsünüz;
(Ey Rasûlüm), sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “- Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için bazı (ufak tefek) faydalar vardır. Fakat günahları faydalarından daha büyüktür; “Yine sana hangi şeyi nafaka verceklerini soruyorlar. De ki: “- İhtiyacınızdan geri kalanı harcayın.” Allah âyetlerini size böyle açıklıyor ki, düşünesiniz;
Sana içki ve kumarı(n hükmünü) soruyorlar. De ki: “Onlarda büyük bir günah ve insanlar için menfaatler vardır. Fakat günahları menfaatlerinden daha büyüktür.” Neyi nafaka vermeleri gerektiğini soruyorlar. De ki: “Malınızın fazlasını.” Allah böylece ayetlerini size açıklıyor ki, düşünesiniz.
Şarap ile, kumardan sana sormaktadırlar, diyesin ki: «Bunlarda büyük bir günah vardır, herkes için fayda dahi varsa da, günahları faydasından çok büyük», ne gibi bir şeyi yedirip içirmeden sana sorarlar, diyesin ki: «Elden geleni», Allah sizin için, böylecene açıklar âyetlerin dünya ile ahret işlerini de, ola ki düşünesiz
Sana içkiyi ve kumarı soruyorlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah hem de insanlar için bazı faydalar vardır. Fakat günahları faydalarından daha büyüktür.” Ve yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: “İhtiyacınızdan arta kalan her şeyi.” Allah size mesajlarını böylece açıklıyor ki düşünüp ders alasınız.
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 219. Ayet Açıklaması
Bkz. 2:215Şarap (sarhoş eden içecek) haramdır. Bu, onun hiçbir faydası olmadığı anlamına da gelmez. Sarhoş edici olduğu halde bazı faydaları olan içecekler olabilir. Ancak sarhoş edici olmaları hasebiyle içilmeleri yasaklanmıştır. Kumarda bir taraf kazanırken -gerçi bu kazanmanın kimseye bir faydası olduğu görülmemiştir ama yine de kazanılmış gibi değerlendirilmektedir- diğer taraf kaybetmektedir. Dolayısıyla kumar oynamak da sarhoş eden içecekler gibi haramdır.
Diyanet İşleri (Eski)
Sana içki ve kumarı sorarlar, de ki: "İkisinde hem büyük günah ve hem insanlara bazı faydalar vardır. Günahları faydasından daha büyüktür". Ne sarfedeceklerini sana sorarlar, de ki: "Artanı". Böylece Allah, dünya ve ahiret hususunda düşünesiniz diye size ayetleri açıklar.
Sana, şarap ve kumar hakkında soru sorarlar. De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için bir takım faydalar vardır. Ancak her ikisinin de günahı faydasından daha büyüktür. Yine sana iyilik yolunda ne harcayacaklarını sorarlar. «İhtiyaç fazlasını» de. Allah size âyetleri böyle açıklar ki düşünesiniz.
Şarap haramdır. Şarabın haram olması onun hiçbir faydasının olmamasını gerektirmez. Zararı faydasından çok olduğu için haram kılınmıştır. Kumarda da kazanan taraf için zahirî bir fayda görülür, ama kaybeden taraf için büyük bir zarar vardır. Onun için kumar oynamak haram kılınmıştır.
Edip Yüksel
Sana sarhoş edicilerden ve kumardan sorarlar: "O ikisinde büyük bir günah ve insanlar için yararlar var; ancak günahları yararlarından daha büyüktür," de. Ayrıca, sadaka olarak neyi vereceklerini senden sorarlar: "Artanı," de. ALLAH ayetlerini işte böyle açıklıyor ki düşünesiniz...
"Sarhoş ediciler" diye çevirdiğimiz Arapça sözcüğün kökü "hamara" olup, "örtmek" anlamına gelir. Bu kelimeyi "şarap" ve "içki" olarak çevirerek kapsamını daraltmak ne yazık ki yaygın bir hatadır. Aklı örten bütün alkollü içecekler; esrar, kokain, eroin gibi bütün uyuşturucu maddeler bu ayetteki yasağın kapsamına girer. Alkollü içeceklerin, uyuşturucuların ve kumarın toplum ve birey hayatına verdiği zarar malumdur. Bak 5:90-91. Sarhoş edici maddelerden ve kumardan para kazanmak ve neşeli vakit geçirmek yarar olarak sayılabilir. Hadis ve Sünneti Kuran'a ortak koşanlar, bu ayeti neshederek inkar ederler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey Muhammed! Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır. Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür. Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin. İşte böylece Allah, size âyetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüz.
Sana hamr-ü meysirden soruyorlar, de ki bu iksindbüyük bir günah bir de nasa ba'zı menfeatler var fakat günahları menfeatlerinden daha büyüktür, yine sana soruyorlar: Neyi infak edecekler? de ki sıkmayanını, böyle beyan ediyor Allah size âyetlerini ki düşünesiniz
219,220. Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: «Onlarda hem büyük günah, hem insanlar için fâideler vardır. Günahları ise fâidelerinden daha büyükdür.» (Yine) sana hangi şey'i nafaka vereceklerini sorarlar. De ki: «İhtiyacınızdan artanı (verin)». Allah size böylece âyetlerini (pek güzel) açıklar. Olur ki dünyâ hususunda da, âhiret işinde de iyice düşünürsünüz. Bir de sana yetimleri sorarlar. De ki: «Onları yarar ve iyi bir haale getirmek hayırlıdır. Şayet kendileriyle bir arada yaşarsanız onlar sizin kardeşierinizdir. Allah, (yetimlerin) salâhına çalışanlarla (onların mal ve haalinde) fesâd (ve fenalık) yapanları bilir. Eğer Allah dileseydi sizi muhakkak zahmete sokardı. Şübhesiz Allah mutlak gaalibdir, tam hüküm ve hikmet saahibidir.
Sana, şarab ve kumardan soruyorlar. De ki: “Onlarda büyük bir günah ve insanlar için birtakım faydalar vardır. Fakat günahları, faydalarından daha büyüktür.”(4) Sana, (Allah yolunda) neyi (kime) sarf edeceklerini soruyorlar. De ki: “(İhtiyaçtan) fazla olanı!” Allah, size âyetleri böyle iyice açıklar; tâ ki düşünesiniz.(5)
(4)Bu âyet-i kerîme üzerine ashâbın çoğu şarabı terk etti. Nisâ Sûresinin 43. âyeti ile getirilen: “İçkili iken namaza yaklaşmayınız!” hükmü ile hemen hemen herkesin terk ettiği bu kötü amel, Mâide Sûresinin 90 ve 91. âyetleriyle tamâmen haram kılındı ve bundan önceki âyetler de neshedilerek hükmü kaldırıldı. (Râzî, c. 3:6, 44)(5)“Âyât-ı Kur’âniye (Kur’ân’ın âyetleri), başlarında ve âhirlerinde (sonlarında) beşeri aklına havâle eder: ‘Aklına bak!’ der, ‘Fikrine, kalbine mürâcaat et, meşveret et (danış), onunla görüş ki bu hakīkati bilesin!’ diyor.” (Mektûbât, Hutbe-i Şâmiye, 404)
İlyas Yorulmaz
Sana içki ve kumarı soruyorlar. Deki “O ikisinde büyük günah olduğu gibi, insanlar için faydaları da vardır. Ama sebep oldukları kötülükler, faydalarından daha fazladır.” Yine sana neyi infak edeceklerini sorarlar. Deki “İhtiyacınızdan arta kalanı.” Allah ayetlerini böylece açıklıyor ki, belki düşünürsünüz.
Sana şaraptan, kumardan soruyorlar. Onlara de ki ikisinde de hem büyük günah, hem insanlar için menfaatler vardır. Onların günahları ise menfaatlerinden daha büyüktür. Yine sana ne harcedeceklerini soruyorlar. Onlara de ki kolay bir şey [⁶] verin. Allah âyetleri size böyle beyân ediyor.
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 219. Ayet Açıklaması
[6] Yahut kalbe güç gelmeyen, ihtiyacattan artan, ehlüayale ait nafakadan fazla kalan, teberruan olan.
Kadri Çelik
Sana içki ve kumarı sorarlar. De ki: “İkisinde hem büyük günah ve hem insanlara bazı (maddi) faydalar vardır. Günahları faydasından daha büyüktür.” Sana neyi (ne kadar) infak edeceklerini sorarlar. De ki: “İtidal miktarınca” Allah umulur da düşünürsünüz diye size ayetleri böylece açıklar.
Sana, sarhoşluk verici ve uyuşturucu maddelerin sembolü olan şarabı ve şans oyunlarıyla para kazanmanın hükmünü, yani kumarı soruyorlar. De ki: “Gerek şarap, gerek kumar olsun, her ikisinde de hem büyük bir günah ve kötülük,hem de insanlara ufak tefek faydalar vardır fakat günahları ve yol açtığı zararları, sağladığı faydalarından çok daha büyüktür.” Öyleyse içki ve kumar, —azı da, çoğu da— kesinlikle yasaktır.Yine sana, yoksul ve muhtaçlara ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyacınızdan arta kalanını harcayın; ne aç gözlülük edip servet üstüne servet yığın, ne de iyilik edeceğiz diye kendinizi ve ailenizi muhtaç duruma düşürün.” İşte Allah, dünya ve âhiret hakkında düşünüp ibret alabilesiniz diye, size ayetlerini böyle açıklıyor:
Sana Şarap ve Kumar’dan soruyorlar.
De ki:
-“İkisinde de büyük bir günah vardır.
İnsanlar için yararlar da vardır.
İkisinin de günahı yararından daha büyüktür”.
Sana ne harcayacaklarını da soruyorlar.
De ki:
-“İçten geleni / gönülden kopanı”.
Allah Âyetler’i size böyle açıklıyor.
Umulur ki düşünürsünüz.
(Ey Muhammed!) Sana, içki1 ve kumar hakkında soruyorlar. Sen, onlara: “Onların her ikisinde de bir kısım faydalarıyla birlikte büyük günâh vardır. Fakat onların günâhları faydalarından çok daha büyüktür.” de.2 Ve sana Allah yolunda neyi, harcayacaklarını soruyorlar. Sen, onlara: “ihtiyaçlarınızdan kalanını...”3 de. İşte Allah, düşünüp anlayasınız diye size âyetlerini, böyle açıklamaktadır.
1 Hamr: Kök anlamıyla “örtmek” mânâsına mastardır. Aklı bürüyüp örtmesi sebebiyle, çiğ üzüm şırasından, hurma, buğday, arpa ve darıdan yapılan ve içeni sarhoş eden içkiye denilir ki bunun Türkçe karşılığı “şarap”tır. Bu, özel anlamıdır. Ancak hamr, bir de genel olarak aklı örten şey anlamında kullanılır ki, bu durumda aklı örten içki ve uyuşturucu madde çeşitlerinin tamamı buna dâhil olur. İbnu Ömer’in rivayetine göre şarap haram kılındığı zamanda hamr, üzüm, hurma, buğday, arpa ve darıdan mayalanma (fermantasyon) yolu ile yapılırdı. Buna binaen İmam Malik, İmam Şafi'î ve birçok ulema, Kur'an’daki hamr’ın genel manasıyla sarhoşluk veren şey demek olduğuna, her nevi sarhoşluk veren içeceklerin Kur'an ile aynen haram kılındığına ve her birinin yalnız sarhoşluk derecesinin değil, katrelerinin bile kullanılmasının ve alınıp-satıl-masının asla caiz olamayacağına hükmetmişlerdir. Fakat İmam Ebu Hanife ile Ashap ve tabiînden birçok ulema, “hamr” kelimesinin esas manasının, şarap olduğundan Kur'an ile liaynihi haram olanın şarap olduğu ve diğer müskiratın aynen değil sarhoşluk vermelerinden dolayı haram oldukları kanaatine varmışlardır. Şarabın katrelerinin bile kullanılmasının ve alınıp-satılmasının asla caiz olamayacağına, diğer müskiratın kullanılmasının haram, alınıp-satılmasının ise caiz olabileceğine hükmetmişlerdir.2 Bu âyet, içki hakkında nâzil olan (Nahl: 67.) âyetten sonra, içkinin zararından açıkça bahseden ilk âyettir. Daha sonra nâzil olan (Nisâ: 43.) âyetle birlikte bu âyet, (Mâide: 90-91.) âyetlerle metni Kur’anda kalmakla birlikte nesh edilmiştir. Konu ile ilgili açıklama için Bk. (Mâide: 90-91)3 Yani malınızın ihtiyacınızdan fazlasını, verdiğiniz zaman size kolay gelenini, vermesi sizin gönlünüze zor gelmeyenini… (Kurtubî)
Muhammed Esed
SANA, sarhoşluk veren şeyler ve şans oyunları hakkında sorarlar. De ki: “Onların her ikisinde de hem büyük bir kötülük 204 hem de insanlar için bazı yararlar vardır; ancak yol açtıkları kötülük, sağladıkları yarardan daha büyüktür.” 205 [Allah yolunda] neyi harcayacaklarını sana sorarlar. De ki: “O'nun için ayırabileceğiniz her şeyi.” Böylece Allah mesajlarını size açıklıyor ki tefekkür edebilesiniz:
Sana aklı örten içkiyi ve kumarı soruyorlar. De ki: “Onlarda büyük günah ve insanlara bazı faydalar vardır. Günahları, sağlayacağı faydadan daha büyüktür.” Ne sarf edeceklerini sana soruyorlar. De ki: ihtiyaçtan fazlası/Vazgeçebileceklerinizden.” İşte Allah, size düşünesiniz diye ayetleri açıklıyor. 5/90-91-92-93, 24/22
SANA sarhoşluk veren şeyler ve şans oyunları hakkında soruyorlar. De ki: “Onların her ikisinde de insanlar için büyük bir kötülük ve birtakım menfaatler vardır. Her ikisinin yol açtıkları kötülük sağladıkları menfaatten çok daha büyüktür.”[415] Yine onlar “Ne infak edelim?” diye soruyorlar. De ki: “Fazla olanı”. Böylece Allah size mesajlarını açıklıyor ki, tefekkür edebilesiniz
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 219. Ayet Açıklaması
[415] Cahiliye Arapları içki ve kumar meclislerini aynı zamanda fakir fukaraya ikram ve “meysir” adı verilen ve âyette yasaklanan kumar çeşidini fakirlere yardım için bir yol olarak görürlerdi. Veresiye bir deve alınıp, oklar çekilerek kumar oynanır, kaybedenler devenin bedelini öder; kazananlar ise etlerini orada bulunanlara bağışlarlardı. Kur’an, bu masum yüzlü kumarı dahi yasaklamıştır; çünkü zararları faydasından çoktur. Yardımın daha meşru yolları vardır. Buradaki infak için 3. âyetin notuna bkz.
Ömer Nasuhi Bilmen
Sana şaraptan ve kumardan soruyorlar. De ki: «İkisinde de büyük günah vardır. Ve nâs için menfaatler de vardır. Bunların günahı ise menfaatlerden çok büyüktür.» Sana ne infak edeceklerini de sual ediyorlar. De ki: «İhtiyacınızdan artanı.» Allah Teâlâ âyetlerini sizlere işte böyle beyan ediyor, tâ ki tefekkür edesiniz.
Sana şarap ve kumar hakkındaki hükmü sorarlar. De ki: İkisinde de hem büyük günah, hem de insanlara bazı menfaatler vardır. Fakat günahları faydalarından daha çoktur. Bir de senden hayır olarak ne harcayacaklarını sorarlar. De ki: İhtiyacınızdan artanı harcayın. Böylece Allah size âyetlerini açıklıyor ki dünya ve âhiret hakkında düşünesiniz. [5, 90, 91; 4, 43] {KM, Tekvin 27, 28; Tesniye 11, 14; Sayılar 28, 14}
Sarhoş edici içkilerle kumar hakkında açık yasaklama bu âyetle başlamıştır. Daha sonra sarhoşken namaz kılma yasaklanmış (4,43), nihaî olarak da kayıtsız olarak haram kılınmıştır (5,90-91).
Süleyman Ateş
Sana şaraptan ve kumardan soruyorlar. De ki; "O ikisinde büyük günah ve insanlara bazı yararlar vardır. Fakat onların günahı yararından büyüktür." Ve sana Allah yolunda ne vereceklerini soruyorlar. De ki; "Af (yani ihtiyaçlarınızdan fazlasını veya helal ve güzel olan şeyleri verin!)" Allah size ayetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz:
Sana hamrı (sarhoşluk veren maddeleri)[1] ve kumarı soruyorlar. De ki her ikisinde büyük bir ism[2] (zararlar) ve insanlar için yararlar vardır[3]. Ama bunlardaki ism yararlarından büyüktür. (Hayra) neyi harcayacaklarını da soruyorlar. De ki: Artanı![4]. Allah, âyetlerini size böyle açıklar ki düşünesiniz.
Süleymaniye Vakfı Bakara Suresi 219. Ayet Açıklaması
[*] Ayetteki İsm (إِثْم) , kişiyi sevaptan yani iyiliklerden ve doğal yapısından uzaklaştıran davranış anlamındadır (Müfredât). Hamr ve kumar kişiyi Kur'an'dan, namazdan (Maide 5:91) ve doğal yapısından büyük ölçüde uzaklaştırır. [*] İçkiden ve kumardan kazanç elde edilebilir, ama bunların zararı, faydasından büyüktür. [*] Âyetteki "afv"العفو, sözü hem zekât verecek kişinin durumunu hem zekât malının özelliğini ifade eder.
Şaban Piriş
Sana içki ve kumarı soruyorlar. De ki:-Onlarda büyük günah ve insanlara bazı faydalar vardır. Günahları faydasından daha büyüktür. Ne sarf edeceklerini sana soruyorlar; De ki:-İhtiyaçtan fazlasını! İşte Allah, size düşünesiniz diye ayetleri (böyle) açıklıyor.
Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: İkisinde de büyük bir günah, bir de insanlar için bazı yararlar vardır; fakat günahları, yararlarından daha büyüktür.(107) Bir de ne bağışlayacaklarını soruyorlar. “İhtiyaçtan fazlasını” de.(108) İşte, Allah, düşünmeniz için âyetlerini size böyle açıklıyor.
(107) Âyet, içki ve kumarın yarar ve zararını karşılaştırarak, hükmün buna göre verileceğini bildirmekte ve her ikisinin de haram kılınacağının işaretini vermektedir. 5:90-91’e bakınız.(108) Sadaka, bağış yapanı bağışa muhtaç hale getirmemelidir. Sahip olduğu bütün malı bağışlamak isteyen kimsenin bu bağışını kabul etmeyen Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Sizden birisi elinde avucunda ne varsa getirip ‘Bu sadakadır’ diyor, sonra da insanlardan yardım bekliyor. Sadaka, insanı ihtiyaç içinde bırakmayan şeydir.” (Dârimî, Zekât: 25.) Bir başka hadiste de Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Ey Âdemoğlu, ihtiyacından fazlasını vermen senin için hayır, tutman ise şerdir. İhtiyacın kadarını elinde tutmaktan dolayı kınanmazsın. Verirken, geçindirmekle yükümlü olduklarından başla. Veren el, alan elden hayırlıdır.”(Müslim, Zekât: 97.)
Yaşar Nuri Öztürk
Sana uyuşturucuyu/şarabı ve kumarı sorarlar. De ki: "Bu ikisinde büyük bir günah vardır; insanlar için çıkarlar da vardır. Ama onların kötülüğü yararlarından çok daha büyüktür." Ve sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: "Helal kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olanından artanını verin." Allah, ayetleri size işte böyle açıklar ki, derin derin düşünebilesiniz.