Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2661, sondan 3576. ayet; 22. sure ve Hacc Suresinin 66. ayetidir. Hacc Suresi 66. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 44 ve toplam ebced değeri ise 3116 olarak hesaplanmıştır. Hacc Suresinin toplam ebced değeri 364750 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وهو الـذي احياكم ثم يميتكم ثم يحييكم ان الانسان لكفور
Gökten inen suyun yeryüzünü yeşertmesinden, insanlara pek çok kolaylıklar sağlayan deniz araçlarının hareketine ve olağan bir durum olarak algıladığımız yer-gök dengesine kadar evrendeki bütün yasaların, dengelerin ve oluşların hep Cenâb-ı Allah’ın dilemesine ve yaratmasına bağlı bulunduğuna dikkat çekilmekte; “görmüyor musun” sorusuyla, sıradan gibi düşündüğümüz bu durum ve olaylara, onların arkasındaki yüce kudreti farkeden bir bakış yapmamız istenmektedir. 66. âyette belirtildiği üzere, Allah’ın bu büyük nimetlerine ve engin merhametine rağmen insanoğlu nankör davranmakta ısrar eder. Başka âyetlerden de anlaşıldığı üzere, bütün insanlar nankör davranmaz, rabbine şükretmesini bilenler de vardır; fakat burada, basîret sahibi kimselerin ayan beyan görebilecekleri nimetleri görmezden gelme şeklindeki yaygın beşerî zaafa değinilmektedir (âyetlerde verilen örneklerin açıklaması için bk. Bakara 2:22, 29, 164; Ra‘d13:2; İbrâhim 14:32-34; Nahl 16:10-11, 14-16, 65; İsrâ 17:66).
Mehmet Okuyan
O, (önce) size hayat veren, sonra sizi öldürecek, sonra yine diriltecek olandır. Şüphesiz ki o (inkârcı) insan, çok nankördür.
Ayetin sonunda yer alan bu ifade, Yüce Allah’ın bu sistemi devam ettirmesinin sebebini insanlara olan şefkati ve merhameti şeklinde belirlediğini göstermektedir.
Bayraktar Bayraklı
Size hayat veren, sonra öldüren, sonra yine diriltecek olan Allah'tır. Gerçekten insan çok nankördür.
Size (ilk defa) hayat verip (varlığa çıkaran), sonra öldürecek olan, sonra da yeniden diriltecek olan O'dur. İnsan gerçekten pek nankördür (kadir kıymet bilmezdir).
Önce sizi dirilten, sonra öldürecek olan, sonra da (kabirden) diriltecek olan yine O'dur. Doğrusu insan (Allah'ın sayısız nimetlerine karşı) çok nankördür.
64. âyette, göklerde ve yerde mevcut bütün eşyanın, Allah’ın olduğu, yani bütün bunların yaratıcısının, sahip ve mâlikinin Allah olduğu, O’nun, insanın da içinde bulunduğu canlı-cansız bütün varlıkları, yalnız yaratan değil, aynı zamanda onların sahibi olduğu, bütün inceliklerine varıncaya kadar onları yönettiği, en basitinden en karmaşığına kadar bütün varlık ve olayların var olma ve devam etme şartlarını O’nun hazırladığı, böylece her şeyin kendisine muhtaç olduğu, fakat kendisinin hiçbir şeye muhtaç olmadığı, bu sebeple O’nun, gerçekten övgüye lâyık bulunduğu ifade buyuruldu. 65. âyet, Cenab-ı Hakk’ın, özellikle insanlığa karada ve denizde sağladığı imkânları, dolayısıyla onlara olan engin şefkat ve merhametini hatırlattıktan sonra, 66. âyet, Allah’ın en büyük lütfu olan hayata; sonra, insanın ölüm ile birlikte en büyük korkuyu duyduğu yokluğa mahkum edilmeyip yeniden kavuşturulacağı ikinci hayata işaret buyurulmakta ve bütün bu ikramlar karşısında bile Allah’a saygısızlık gösteren insan, artık «nankör» olarak nitelenmektedir.
Edip Yüksel
O'dur size can veren, sonra sizi öldüren ve sonra sizi dirilten... İnsan elbette pek nankördür.
Size hayatı bahşeden, sonra sizi öldüren ve en sonunda sizi yeniden diriltecek olan, O’dur. Fakat insan, bunca nîmetleri kendisine bahşeden Rabb’ine karşı çok nankördür. Bu yüzden, apaçık delillere yersiz itirazlarla karşı çıkar, “Madem dört kitap da haktır, o hâlde biz, yalnızca bize gönderilen hükümlere uyarız, Kur’an’a uymak zorunda değiliz!” diyerek son ilâhî mesajı inkâr ederler. Oysa ki:
1 İlk defa Âdem’i çamurdan, sizi de ana karnında nutfeden yaratan.2 Eceliniz gelince...3 Âhirette hesaba çekmek için...4 Tenasüh: Bir şeyin dolaşarak diğerinin yerini alması demektir. Dinî terim olarak: “ölen insanların ruhunun bir hayvan ya da bir insan bedenine girmesi inancı” demektir. Tenasüh inancı, Hinduizm'den doğmuş ve eski Yunan'a kadar yayılmıştır. Tenasüh inancına göre bir ruh, kalıptan kalıba dolaşarak temizlenir ve bu dünyadan giderek, kurtuluşa (Nirvana’ya) ulaşabilir. Müslümanlar arasından da İslâm dini ile alakası kesilmiş Müfrit Şiîler ve Mutezile gibi bazı mezhepler de tenasüh inancını almışlardır. Tasavvuf ekollerindeki “fenâ” felsefesi başlangıç ve seyir itibarıyla tenasühe benzemese de sonuç itibariyle “fena fillah’a ulaşma,” Nirvana’ya ulaşmaya benzemektedir. Bütün semavî dinlere göre tenasüh inancı batıldır. Tenasühe inanmak imanla ve özellikle ahiret inancı ile bağdaşmaz. Bir insan bu dünyada yaptıklarından sorumludur. Sorumlulukta ruhun bedeninin de payı vardır. Her bir insan bedeninin, bir ruhu ve bir ruhun da tek bir bedeni vardır. Yani “Süleyman’dan içeri bir Süleyman, benden içeri bir ben” yoktur. Bir insanın ruhu sadece kendisine mahsus bedenini ve nefsini idare eder. Âhirette de her bir insanın bedeni diriltilecek ve ruhu da ona iade edilecektir. Bu âyetten “tenasüh inancı” yani (reenkarnasyon/ruh göçü) anlaşılamaz. Çünkü tekrar dirilme, ancak âhirettedir. Konuyla ilgili Bk. (Bakara: 28)
Muhammed Esed
Nitekim, size hayat veren, sonra sizi öldüren ve en sonunda sizi yeniden hayata döndürecek olan O'dur; [bütün bu gerçeklere rağmen, yine de] insan, gerçekten, çok nankördür.
Zira O’dur size hayat veren sonra sizi öldürecek, sonra da yeniden diriltecek olan. Şu bir gerçek ki insan bu nimetlere karşı çok nankördür. 2/152, 10/31, 11/9-10, 14/7- 28, 16/112
Zira size hayat bahşeden, sonra size ölümü tattıracak olan, ardından sizi diriltecek olan yine O’dur. Şu bir gerçek ki insanoğlu, (bütün bunlara rağmen) nankörlükte ısrarcıdır.[2877]
[2877] Fe‘ûl vezninden olan kefûr hem “inkâr eden” hem de “inkâr edilen” mânasını içerir. Bu şu demektir: Allah’ı tanımamak Allah tarafından tanınmamayı doğurur. Asıl felaket de budur.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve O, o zâttır ki, sizi diriltmiştir, sonra sizi öldürecektir, sonra sizi diriltecektir. Şüphe yok ki, insan elbette çok nankördür.