Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3241, sondan 2996. ayet; 27. sure ve Neml Suresinin 82. ayetidir. Neml Suresi 82. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 70 ve toplam ebced değeri ise 4794 olarak hesaplanmıştır. Neml Suresinin toplam ebced değeri 334427 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (1) bulunuyor.
Arapça Metin
واذا وقع القول عليهم اخرجنا لهم دابة من الارض تكلمهم ان الناس كانوا باياتنا لا يوقنون
(Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.
“Söylenen”den maksat, 71. âyette ne zaman meydana geleceği sorulan kıyamettir (İbn Âşûr, XX, 38). Nitekim bir sonraki âyette de kıyamet kopmadan önce meydana gelecek olaylar açıklanmaktadır. “Yerden bir yaratık” diye çevrilen ve insanlarla konuşacağı bildirilen dâbbetü’l-arz, tefsirlerdeki bilgilere göre kıyametin yaklaştığını bildiren büyük alâmetlerden biri olarak ortaya çıkacak olan garip bir yaratıktır. Hadislerde bildirildiğine göre inkârcıların, öncekilerin masalları olarak gördükleri ne varsa hepsinin meydana geleceği ve gerçeğin bütün çıplaklığıyla görüleceği kıyamet günü yaklaştığında bunun bir alâmeti olarak “dâbbetü’l-arz” ortaya çıkacaktır (Müslim, “Fiten”, 118, 128-129; Müsned, IV, 7). İslâmî kaynaklarda dâbbetü’l-arz ile ilgili olarak bazı ayrıntılar olmakla birlikte bunun tek bir hayvan mı, yoksa yeryüzünü kaplayacak bir hayvan türü mü veya bunun temsilî bir anlatım mı olduğu hususu açık değildir. Dâbbetü’l-arzın çıkacağı Kur’an-ı Kerîm’de bildirilmekle beraber, onun mahiyeti, ne zaman, nerede ve nasıl çıkacağıyla ilgili ayrıntılara dair bilgilerin çoğu sağlam rivayetlere dayanmamaktadır. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgileri özetleyen Râzî kendi kanaatini şöyle ifade eder: “Şunu bilmelisin ki Kur’an’da bu hususların hiçbiri hakkında herhangi bir delil mevcut değildir. Eğer Hz. Peygamber’den sahih bir haber gelmişse kabul edilir, değilse hiçbir açıklama dikkate alınmaz” (XXIV, 218). Bu sebeple dâbbetü’l-arza Kur’an’da işaret edildiği şekliyle inanıp ondan ötesine gaybî mesele olarak bakmak ve bunu kıyamet alâmetlerinin hikmetleri içerisinde değerlendirmek gerekir (gayb hakkında bilgi için bk. Bakara 2:3). Dâbbetü’l-arz kavramının yeryüzündeki bütün insanları kapsamayan, belli olumsuz şartların ortaya çıkması halinde sadece belli yerlerde vuku bulan veya vuku bulacak olan sosyal bir sarsıntıyı sembolize ettiğini düşünenler de vardır (bilgi için bk. İlyas Çelebi, İtikadî Açıdan Uzak ve Yakın Gelecekle İlgili Haberler, s. 132-142; Zeki Sarıtoprak, “Dâbbetü’l-arz”, DİA, VIII, 393).
Mehmet Okuyan
Onlar hakkında o (azap) sözü gerçekleştiği zaman, onlar için yerden bir canlı çıkarmış olacağız ve bu (inkârcı) insanların ayetlerimize kesin bir şekilde inanmamış olduklarını kendilerine söyleyecektir.
Bu ifade, Zilzâl 99:4-5 gereği bizzat “yer”in mahşerde konuşturulması olarak yorumlanabilir. [Dâbbetu’l-ard] “yer kurdu” ifadesi sadece Sebe’ 34:14’te Hz. Süleyman’ın ölümünün yer aldığı pasajda geçmektedir. Bu ayette ise söz konusu ifade [dâbbetu’l-ard] “arzın canlısı” şeklinde tamlama olarak değil de [dâbbeten mine’l-ardı] “arzdan bir canlı” şeklinde geçmektedir. Bu ifade “onlar hakkında o (azap) sözü gerçekleştiği zaman” cümlesinden sonra geldiği için bu canlının ve mecasi olarak konuşmasının mahşerin konusu olduğu açıktır.
Bayraktar Bayraklı
O söz, tepelerine indiğinde, yerden onlar için canlı bir yaratık çıkarırız da, o onlara, insanların bizim âyetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler.[396]
1- Mahşerde toplayıp hesap sorma, hesaba çekme. 2- Dabbe, Hareket eden, canlı demektir. Genellikle sürüngenler için kullanılır. Kur'an'da tüm canlılar için de kullanılmıştır. (8:22; 35:45) Ancak “Dabbetü'l-arz”, bir tamlama olarak “yer canlısı” demektir. Bu sözcük, tefsirlerde daha çok İsrâîliyyât'ın, atalar dinlerinin hurafelerine dayalı olarak ele alınmakta, kıyametin alameti de olmak üzere, gerçeği yansıtmayan pek çok farklı rivayetlere yer verilmektedir. Bu rivayetlerin hiç birsinin Kur'an'i bir dayanağı yoktur. Bu tamlamanın, Kıyamet'in yaklaşması anıyla bir ilgisi olmayıp, Kıyamet'in kopuşundan sonraki durum olan “hesaba çekilme” anından söz etmektedir. Ayetin bağlamı dikkate alındığında Müşriklerin gerçeğe kapalı, hiçbir sözden anlamaz oldukları eleştiri konusu edildiği görülmektedir. Dabbe, bu bağlamda Müşriklerin bütün yapıp ettiklerinin ortaya çıkarılması, gerçeklerin ortaya dökülmesinin ifadesi olarak mecaz bir anlatımdır. Yerden yapılmış konuşan bir varlığın/cismin/aletin, onların yapıp ettiklerini tek tek söyleyeceği mecazen anlatılmaktadır. Tıpkı insanın uzuvlarının, insanın yapıp ettiklerine tanıklık edecekleri hususundaki ayetler gibi. (24:24). 3- Müşriklerin. Kâfirlerin. 4- Onlar adına konuşacak.
Ahmet Akgül
O (va’ad edilen) söz başlarına gelip sabit olacağı (gerçekleşip yaşanacağı) zaman (yani kıyamet öncesinde), onlar için yerden bir (Dabbe) canlı çıkarırız. O da insanlara, Bizim ayetlerimize (ve hikmetlerimize) yakinen inanmadıklarını (ve kalben mutmain olup kavrayamadıklarını) söyleyecektir.
Sözün, onlar hakkında yerine geleceği, tahakkuk edeceği zaman gelip çatınca yeryüzünden, onlara bir mahluk çıkarırız ki o, konuşur onlarla ve gerçekten de insanlar, delillerimize adamakıllı inanmazlar der.
Âyetteki mahlûkun, kıyamet alâmetlerinden olduğu, müminle kâfiri ayırt edeceği hakkında hadisler vardır.
Abdullah Parlıyan
Söylenen kıyamet saati, başlarına geldiğinde, onların karşısına yerden kendilerine: “İnsanlığın, mesajlarımıza gerçek bir imanla inanmadığını” söyleyen bir yaratık çıkaracağız.
İlâhî kelâmdaki tehdidin, kesinlikle gerçekleşeceği vakit, Kıyamet koparken onlara yerden bir canlı mahlûk çıkarırız. Bu, insanların âyetlerimize, Kur'ân'ımıza, kâinattaki kudretimizin delillerine, ilme, gerekçeye itibar etmediklerini, kesinlikle inanmadıklarını söyleyerek onları yaralar.
(Kendilerine söylenmiş olan) söz başlarına geldiği zaman yerden bir canlı çıkarırız ki o onlara, insanların ayetlerimize kesin bir inançla inanmadıklarını söyler.
O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.
(Kıyametin kopacağına dair), o sözün, üzerlerine vukuu yaklaştığı zaman, onlar için yerden bir Dabbe (kıyamet âlâmetlerinden olup, mümin ile kâfiri işaretliyerek birbirinden ayıracak olan bir hayvan) çıkarırız da, insanların âyetlerimize yakînen iman etmemiş olduklarını kendilerine söyler.
Ve (Kıyamet hakkında) onlara verilen söz gerçekleştiği zaman, onların karşısına yerden, kendilerine insanların mesajlarımıza gerçek bir imanla inanmadığını söyleyen bir yaratık çıkaracağız.
“Dâbbe” sözcüğü “hareket eden, debelenen, yeryüzünde yürüyen” demektir. Daha çok haşere türünden canlılar için kullanılan bu kelime dört ayaklı hayvanlar ve insanlar için de kullanılır. Bu âyette “dâbbe” kelimesi müteşabih bir kavramdır. “Dâbbeten mine-l-ardi”, “yerden çıkan canlı” demektir. Burada esas üzerinde durulması gereken husus âyette de belirtildiği gibi “dâbbe”nin insanlara, “Allah’ın mesajlarına gerçekten iman etmediklerini” söylemesi ve onları uyarıp hakka davet etmesidir. Konuşma özelliğinden dolayı buradaki “dâbbe” nin insan olacağı söylenmiş olsa da mesajın illa da dille konuşarak verilmesi gerekmez. Yaşadığımız gezegendeki olağanüstü bir durumla da olabilir. Örneğin (Allah korusun!) Firavun ve kavmini istila eden bit, çekirge ve kurbağa felâketi gibi, Ebrehe ve ordusunu helâk eden kuşlar gibi insanların akıllarını başlarına getirebilecek herhangi doğal bir felâket de olabilir.
Diyanet İşleri (Eski)
Kendilerine söylenmiş olan başlarına geldiği zaman, yerden bir çeşit hayvan çıkarırız ki o, onlara, insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıkların söyler.
O söz başlarına geldiği (kıyamet yaklaştığı) zaman, onlara yerden bir dâbbe (mahlûk) çıkarırız da, bu onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.
Kıyamet alâmetleri arasında sayılan ve «dâbbetü’l-arz» denen yaratık hakkında Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın «Hak Dini Kur’an Dili» isimli tefsirinin 5. cilt 3701-3704. sahifelerine bakınız.
Edip Yüksel
Zamanı gelince, onlara topraktan mamul bir yaratık çıkaracağız; onlara, halkın ayet ve mucizelerimize inanmadığını bildirecek.
Bu ayette söz edilen yaratık, sudan değil, topraktan yaratılmıştır. Tümüyle toprak elementlerinden yapılma olan bilgisayar, Kuran'ın 19 kodu üzerine kurulu matematiksel mucizesini ortaya çıkararak insanların Allah'ın sözünü önemsemediklerini kanıtladı. Bak 72:28.
Elmalılı Hamdi Yazır
Söylenen başlarına geleceği vakit, bunlar için yerden bir "dâbbe" (canlı) çıkarırız ki bu, onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.
O söz (ün ma'nâsı) kendilerinin aleyhinde (tahakkuk edib) vukuu (ve zuhuur) a geldiği zaman yerden bunlar için bir dâbbe çıkarırız ki bu, onlara insanların âyetlerimize kat'î bir kanâat beslemezler idiğini (başlarına kakarak) söyler.
O (azab) söz(ü) başlarına geldiği (kıyâmet yaklaştığı) zaman ise, onlara yerden bir dâbbe (hareketli bir canlı) çıkarırız; (o,) gerçekten insanların âyetlerimize kat'î olarak inanmıyor olduklarını kendilerine söyler.(1)
(1)“Nasıl ki kavm-i Fira‘vun’a ‘çekirge âfeti ve bit belâsı’ ve Kâ‘benin tahrîbine çalışan Kavm-i Ebrehe’ye ‘Ebâbîl Kuşları’ musallat olmuşlar. Öyle de, Süfyân’ın ve Deccâllerin fitneleriyle bilerek ve severek isyâna ve tuğyâna (azgınlığa) ve Ye’cüc ve Me’cüc’ün anarşistliğiyle fesâda ve canavarlığa giden ve dinsizliğe ve küfür ve küfrâna (nankörlüğe) düşen insanların akıllarını başlarına getirmek hikmetiyle, arzdan (yerden) bir hayvan çıkıp musallat olacak. Zîr ü zeber (darmadağın) edecek. اَلّٰلهُ اَعْلَمُ[Allah en iyi bilendir] o dâbbe (hareketli canlı) bir nev‘dir (tâifedir). Çünki gāyet büyük bir tek şahıs olsa, her yere ve herkese yetişemez. Demek dehşetli bir tâife-i hayvâniye olacak. Belki اِلَّادَبَّةُ الْأَرْضِ تَاْكُلُ مِنْساَتَهُ[Ancak asâsından yemekte olan dâbbetü’l-arz (bir ağaç kurdu) müstesna] âyetinin işâretiyle, o hayvan dâbbetü’l-arz (yer hayvanı) denilen ağaç kurtlarıdır ki, insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek. İnsanın cisminde dişinden tırnağına kadar yerleşecek. Mü’minler îman bereketiyle, sefâhet ve sû’-i isti‘mâlâttan tecennübleriyle (günahlar ve israflardan sakınmalarıyla) kurtulacaklarına işâreten, âyet, îman husûsunda o hayvanı konuşturmuş.” (Şuâ‘lar, 5. Şuâ‘, 84)
İlyas Yorulmaz
Sözün onlar (İsrail oğulları) üzerine gerçekleşme zamanı geldiğinde, onlar için yerden onlarla konuşan bir canlı çıkartırız. Muhakkak ki insanlar ayetlerimizi içlerine sindiremiyorlar.
Onlar hakkında söz husûl bulunca [³] onlara yerden bir «Dabbe» çıkaracağız ki onlara bizim namımıza «— İnsanlar âyetlerimizi [⁴] yakînen bilmiyorlardı» diyecektir.
İsmail Hakkı İzmirli Neml Suresi 82. Ayet Açıklaması
[3] Halk hakkında kıyamete ait söz husûl bulunca veya yaklaşınca.[4] Kıyamet veya kıyametten evvel olan alâmetleri.
Kadri Çelik
(Yer ve gökteki ayetler karşısında iman etmediklerinden) O söz (azap) başlarına geldiği zaman, onlara yerden (harikulade bir mucize olarak) bir canlı çıkarırız. O da insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.
Haklarındaki vaad gerçekleşerek ölüm vakti geldiği zaman, onları sorgulamak için yerin içindenkorkunç görünümlü bir yaratık çıkaracağız ve bu yaratık onlara,insanların çoğunun ayetlerimize gereğince inanmadıklarını ve bu yüzden azâbı hak ettiklerini söyleyecek. O zaman tövbe edip bağışlanmak için yalvaracaklar, ancak tövbeleri kabul edilmeyecek.
Söz onların aleyhine vâki’ olduğu zaman onlarla konuşan, onlar için Yer’den hareketli (dâbbe) çıkardık.
Yine de İnsanlar, bizim âyetlerimize kesin inanmıyorlardı.
O sözün başlarına geleceği (yani kıyametin kopacağı) zaman, onlara yerden insanların âyetlerimize gerçekten îman etmediklerini söyleyen canlı bir yaratık 1 çıkarırız.
1 Dâbbe: Yeryüzünde debelenen, hareket eden daha ziyade haşere türünden canlılar için kullanılan bir kelimedir. Dört ayaklı hayvanlar ve insanlar için de kullanılabilir. Bu âyette “dâbbe” kelimesinin nekra kullanılmasından dolayı, bunun bildiğimiz dâbbelerden başka bir dâbbe olduğunu da anlamak mümkündür. “Dâbbe,” kıyametin kopmasına yakın, ortaya çıkacağı bildirilen ve kıyametin alâmetlerinden olan bir yaratıktır. Bu konudaki rivâyetler mütevâtir olmadığından, kıyamet gibi gaybî bir konuda delil olamazlar. Bunun için, “Dâbbe” ile ilgili teferruatı bir yana bırakıp, Allah’ın Kur’ân’da bildirdikleriyle yetinmek, işin iç yüzünü Ona havâle edip, bunun kıyamete yakın bir zamanda çıkacağına îman etmek en doğrusudur. Ayrıca bu âyetten dâbbe’nin kıyamet koptuktan sonra çıkacağı da anlaşılabilir. Ancak burada esas üzerinde durulması gereken husus âyette de belirtildiği gibi “dâbbe”nin insanlara, “Allah’ın âyetlerine gerçekten îman etmediklerini” söylemesi ve onları uyarıp hakka davet etmesidir. En doğrusunu Allah bilir.
Muhammed Esed
Ve [o kalben sağır ve kör olanlara gelince: Haktan yana kendilerine söylenen] söz bütün açıklığıyla gerçekleştiği zaman, 73 onların karşısına yerden, kendilerine insanlığın mesajlarımıza gerçek bir imanla inanmadığını söyleyen bir yaratık çıkaracağız. 74
Onların aleyhine verilen söz gerçekleştiğinde, yerden bir canlı çıkartırız, onlara konuşarak, insanların bizim ayetlerimize gönülden inanmadıklarını bildirecek. 44/9...11, 54/1...4
Ve (o vahyi işitmeyen ölüler ve sağırlar) aleyhindeki söz[3353] gerçekleştiği zaman, onlar için[3354] yerden bir canlı[3355] çıkarırız;[3356] o onlara mesajlarımıza öteden beri insanların yürekten inanmamış olduklarını söyler.[3357]
[3353] Yani: “azab sözü” (Mukâtil ve Ferra). Onlar soruyorlardı: “bu vaadiniz ne zaman gerçekleşecek” (71. âyet).
[3354] “Onlar için” yani “onlar adına konuşan”. Çünkü “ölüler, sağırlar” -açıkça yer almasa da- söz geliminden çıkardığımız “dilsizler” konuşamayacağı için onlar adına konuşan bir “canlı varlık”.
[3355] Dâbbe, “hareket etmek, yavaşça yürümek” anlamındaki debîbden türetilmiştir. Genellikle sürüngenler ve haşerat için kullanılmakla birlikte, hem insan hem de hayvan olmak üzere, her tür hareket eden canlı için kullanılır. Kur’an’da bu kelime, insanın da içerisinde yer aldığı tüm canlılara ilişkin kullanılmıştır (Bkz: 8:22, 55; 35:45).
Âyette geçen dâbbetu’l-ard terkibinin yorumu, şu iki hususa göre değişir: 1) İnsan mı, hayvan mı? 2) Dünyada mı, âhirette mi?
Hz. Ali, bu “canlı”nın “hayvan” olarak yorumlanmasına itiraz sadedinde “Kuyruğu değil sakalı olan bir canlı” diyerek “insan” olduğuna işaret etmiştir. Ebu Ubeyde de 35:45’te geçen dâbbenin “insan”a işaret eden bir mecaz olduğunu söyler (Mecaz).
[3356] Bu gerçeği söylemek için “yerden bir canlının çıkarılması”, öldükten sonra dirilişe yürekten inanmayan insanın içine düştüğü yaman çelişkiyi temsil eden çarpıcı bir ibret sahnesidir. “Yerden”, yani “topraktan” yaratılan canlıların en gelişmişi olan insan, bu geçmişine rağmen yeniden dirilişi nasıl inkâr edebilir?
Bu formun bir benzeri de dünyevî hayat için kullanılır (Bkz: 2:164). Dünyada hakikate karşı kör ve sağır kesilenlerin Hesap Günü dilsiz olacakları için (Bkz: 36:65), insanoğlunun bu vurdumduymaz tavrının orada bir biçimde dile geleceğinin veciz ifadesi. “Mesajlarımıza insanların inanmadıklarını söyler” diyen âyet, bu “canlı”nın Allah adına konuşan bir tür “elçi” olduğunu da hatıra getirmektedir. Yani zımnen şöyle der: Allah size insan bir elçiyle mesaj gönderdi ve yaptıklarınızdan hesap soracağını bildirdi. Siz bu mesaja karşı bir hayvan gibi davranıp aldırmadınız. Şimdi Hesap Günü’ndesiniz ve aynı hakikati bir hayvandan işitin! Zira siz ancak bu dilden anlarsınız.
Selim akla insanın içindeki “elçi” gözüyle bakılırsa, bunu insan vicdanının (ya da fıtratının) insana gerçeği mutlaka söyleyeceği şeklinde okumak da mümkündür. Bir başka yorumumuz da, “yer hayvanı” ile “hayvanlaşan insan”ın kastedilmiş olmasıdır. İnsanı hayvanlaştıran nihilizm, insanın sonunu getirecek, insan sorumsuz davranışlarıyla bir hayvana dönecektir. İşte Son Saat, hayvanlaşan insanın haber verdiği ‘insanlık kıyameti’dir.
[3357] Veya tukellimuhumu “yaralama” kök anlamıyla alarak: “o insanlığı yaralar; çünkü insanlar vaktiyle âyetlerimize yürekten inanmadılar.” Bu çeviri tercih edilebilir. Bu takdirde olay âhirette değil dünyada gerçekleşmiş olur. Allah en doğrusunu bilir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Söylenen söz, başlarına geldiği zaman, onlar için yerden bir dâbbe çıkarırız da Bizim âyetlerimize nâsın kat'i sûrette inanmaz olduklarını onlara söyler.
Kıyamet hakkındaki sözün gerçekleşme zamanı yaklaşınca onlara yerden bir dabbe (canlı) çıkarırız. O da insanların bizim ayetlerimize, (özellikle kıyamete dair ayetlerimize) inanmadıklarını söyler. {KM, Vahiy 13, 11}
Kıyamet alâmeti olan dabbe müteşabih bir kavramdır. Dilde, hafifçe de olsa hareket eden her şeye hatta tren, otomobil gibi cansız şeylere de denebilir. Fakat esas itibariyle canlılar hakkında kullanılır. Konuşma sıfatından dolayı çıkarılacak dabbenin insan olacağı söylenmiştir. Bu konudaki hadis-i şeriflerden birinin meali: “Dabbetü’l-arz Mûsâ’nın asası, Süleyman’ın mührü yanında olarak çıkacak, mühür ile müminin yüzünü parlatacak, asâ ile kâfirin burnunu kıracak, insanlar sofraya toplanacak, mümin ve kâfir tanınacak.”
Süleyman Ateş
O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe (canlı) çıkarırız; o, onlara insanların, ayetlerimize inanmadıklarını söyler.
Bu insanların haklarındaki karar kesinleşince[1] onlar için yerden (kabirlerinden) bir dâbbe[2] çıkarırız. Dâbbe, o insanlara, Allah’ın âyetlerine kesin bir inançla inanmadıklarını söyler.
[*] Ölene kadar tevbe kapısı açıktır. Kişi hakkındaki karar ölünce verilir. Dolayısıyla bu ayette kişinin ölümünün gerçekleştirilmesi ifade edilmektedir. [2] Dabbe: Hareket etme özelliği olan, canlı demektir. Bunların gölerde ve yerlerde olduğu, insan ve melek grubunun da dabbe özelliği olduğu ilgili ayetlerde anlatılmıştır. Dolayısıyla bu ayetteki dabbe kendini doğrulara kapatan insanlardan ölenlere, durumunu kabirde iken tebliğ eden melektir. İlgili diğer ayetler: (Şura 26:29, Nahl 16:49, Nahl 16:61, Bakara 2:164, En'am 6:38 , Hud 11:6, Hud 11:56, Nur 24:45, Ankebut 29:60, Lokman 31:10, Sebe 34:14, Fatır 35:45, Casiye 46:4)
Şaban Piriş
Onlara verilen söz gerçekleştiği zaman, yerden bir dabbe (canlı) çıkarırız da onlara konuşarak; insanların gerçekten ayetlerimize inanmadıklarını söyler.
Söz verilen zaman gelip çattığında, onlara yerden bir dâbbe çıkarırız ki, kendileriyle konuşur da insanların âyetlerimize kesin bir şekilde inanmadıklarını söyler.(11)
(11) Dâbbe, “hareket eden” anlamını taşıyan bir kelimedir. Mutlaka canlı anlamına gelmese de, genellikle bütün hayvanlar hakkında kullanılan bir kelimedir. “Dâbbetü’l-arz” adıyla bilinen bu varlık hakkında çeşitli rivayetler gelmiş ve pek çok yorumlar yapılmıştır. Ancak bu konudaki rivayetlerin müteşabihat kabilinden olduğu ve doğru bir şekilde yorumlanması gerektiği, daha da ötesi, sağlıklı yorumların, ancak olaylar net bir şekilde geliştikten sonra yapılabileceği unutulmamalıdır. Bu bakımdan, konuyla ilgili olarak girişilen veya girişilecek olan uzun uzadıya tasvirlerin, Kur’ân’ın irşadını kavramakta bize yardımcı olmayacağı açıktır. Yalnız, bir hadiste dâbbetü’l-arz için “mü’minin yüzünü cilâlayıp kâfirin yüzünü de mühürleyeceği” haber verilmiş (Tirmizî, Tefsir 27:1), âyette de onun “konuşacağı” bildirilmiş olduğuna göre, bu şeyin bir şekilde mü’min ile kâfiri ayırt edeceği anlaşılmaktadır.
Yaşar Nuri Öztürk
O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar için bir dâbbe/debelenir gibi yürüyen bir canlı çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler.
daħı ķaçan kim düşe söz anlaruñ üzere çıķaravuz anlaruñ içün bir cānaver yirden söyleye anlara kim bayıķ 'ādemįler oldılar āyetlerümüze gümānsuz olmazlar.