Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3308, sondan 2929. ayet; 28. sure ve Kasas Suresinin 56. ayetidir. Kasas Suresi 56. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 50 ve toplam ebced değeri ise 2327 olarak hesaplanmıştır. Kasas Suresinin toplam ebced değeri 399353 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (0) م (4) bulunuyor.
Arapça Metin
انك لا تهدي من احببت ولكن الله يهدي من يشاء وهو اعلم بالمهتدين
“Allah dilediğini hidayete erdirir” diye çevirdiğimiz cümle “Allah dileyeni hidayete erdirir” şeklinde de tercüme edilebilir. Sahih kaynaklarda nakledilen rivayetlere göre Hz. Peygamber ölmek üzere olan amcası Ebû Tâlib’e İslâm dinini telkin etmiş, ancak Ebû Tâlib kabul etmemiş, bundan dolayı son derecede üzülen Hz. Peygamber’i teselli etmek üzere bu âyet inmiştir (Buhârî, “Tefsîr”, 28:1; Taberî, 91-93; Şevkânî, IV, 174). Bununla birlikte âyeti muayyen bir sebep veya zamana tahsis etmeden genel anlamda değerlendirmek, bir kimseyi –kendi istek ve eğilimi olmadıkça– doğru yola getirmeye çalışmanın bir noktadan sonra yararsız olduğunu söylemek daha uygun olur (krş. Esed, II, 794). Allah Teâlâ, peygamber ve kitap gönderdikten sonra tercihini ısrarla inkâr yönünde kullananları zorla doğru yola iletmez; bilâkis onları kendi irade ve tercihleriyle başbaşa bırakır; gerçeği araştırıp tercihini o yönde kullanmaya çalışanlara yardım ederek onları doğru yola iletir (bu konuda bilgi için bk. Bakara 2:7, 26).
Mehmet Okuyan
Sen sevdiğini doğru yola ulaştıramazsın ancak Allah dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır. O, doğru yola ulaştırılmış olanları iyi bilendir.
Bu ayetin Hz. Muhammed’in amcası Ebû Tâlib hakkında indirildiğine dair bilgiler yer almaktadır (Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 40; Tefsîru Sûre-i Kasas, 1; Tevhîd, 31; Müslim, İman, 39, 41, 42). Bu ayet Bakara 2:272 ve ‘Abese 80:7. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Verilmek istenen mesaj açıktır: hidayet bir iradenin sonucudur. Kişi hidayeti ister, samimi ise Yüce Allah da onu yaratır. hidayette herhangi bir zorlama değil, tercih söz konusudur
Benzer mesajlar: En‘âm 6:117; Nahl 16:125; Kasas 28:85; Necm 53:30; Kalem 68:7.
Bayraktar Bayraklı
Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis Allah dileyene hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir.
1- Kim hidayete iletilme koşullarına uygunsa. Hak edeni, dileyeni; doğru yolu bulma çabasında olanı. Allah, insanın yaptığı seçime göre uygun olan karşılığı vererek, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir. Hidayet ve dalalet konusu insanın dilemesiyle ilişkilidir. Sorumluluk bütünüyle insana aittir. Ayetteki “Şâe” sözcüğü, “dilediğini” anlamının yanı sıra, “şey edeni”, “gayret göstereni”, “bir şey elde etmek çabasında olanı” anlamlarına da gelmektedir. Zaten ayetin son cümlesinde “dilediğini” sözcüğü ile kast edilen şeyin, insanın kedi seçimi olduğu açıkça ifade edilmektedir.
Ahmet Akgül
(Ey Resulüm!) Gerçek şu ki: Sen sevdiğini (ve istediğini) hidayete erdiremezsin. Ancak Allah, dilediğine hidayet verir. O, hidayete erecek (iyi niyet, gayret ve karakterde) olanları daha iyi bilir.
Gerçek şu ki, sen her sevdiğini, doğru yola yöneltemezsin. Fakat Allah'tır yönelmek isteyeni, dilediği şekilde doğru yola yönelten ve yine O'dur doğru yola erişecekleri daha iyi bilen.
Sen, sevdiğini hidayete erdiremezsin. Fakat Allah sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıklara hak yolu aydınlatıcı bilgiler verir, doğru yola sevketme lütfunda bulunur. Doğru yola girmeye istekli olanları iyi bilir.
56.Müslim`in ve daha başkalarının Ebu Hureyre (r.a.)`den rivayet ettiklerine göre Resulullah (a.s.) amcası Ebu Talib`e: "Lâ ilâhe illa`llah (:Allah`tan başka ilâh yoktur)" de senin içinde kıyamet gününde şahitlik edeyim" diye buyurdu. O da: "Eğer Kureyş`in kadınları beni ayıplayacak olmasalardı, "ölüm korkusu onu böyle söylemeye yöneltti" diyecek olmasalardı mutlaka senin söylediğini aynen kabul ederdim" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimesini indirdi.Nesai`nin Sünen`inde ve İbnu Asâkir`in Tarihu Dımeşk adlı eserinde rivayet ettiklerine göre Ebu Sa`d bin Rafi` şöyle söylemiştir: "Abdullah bin Ömer (r.a.)`e bu ayeti kerimeden sorarak: "Bu Ebu Cehl ve Ebu Tâlib hakkında mıdır?" dedim." O da: "Evet" dedi."
Ali Bulaç
Gerçek şu ki, sen, sevdiğini hidayete erdiremezsin, ancak Allah, dilediğini hidayete erdirir; O, hidayete erecek olanları daha iyi bilendir.
(Ey Rasûlüm), doğrusu sen, her sevdiğine hidayet veremezsin (onu İslâm'a sokamazsın, ancak tebliğ yaparsın.) Fakat Allah, dilediği kimseye hidayet verir ve hidayete kavuşacak olanları, O, daha iyi bilir.
Şüphesiz sen, istediğini doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, istediğini doğru yola iletir. O, kimin hidayete ve doğru yola gelmek istediğini çok daha iyi bilir.
Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dileyen kimseyi (iyi niyet ve gayretine göre) doğru yola eriştirir. O, doğru yola erişecek olanları daha iyi bilir.
Bkz. 42:52)Hz. Peygamberin amcası Ebu Talip, son saatlerini yaşıyordu. Peygamberimiz onu ziyaret ederek tevhid inancı üzere ölmesini sağlamak için ondan Müslüman olmasını istiyordu. Fakat Ebu Cehil ’in baskısından ve Kureyş halkının kendini kınamasından korktuğu için Hz. Peygamberin bu talebini yerine getirememişti. Hz. Peygamber, çok sevdiği, zor zamanlarda ciddi desteğini gördüğü amcasının bu durumuna çok üzüldü. Bunun üzerine hem Sünnetüllah’ın hatırlatılması ve hem de Hz. Muhammed’in teselli edilmesi için bu ayet nazil oldu.
Diyanet İşleri (Eski)
Sen, sevdiğini doğru yola eriştiremezsin, ama Allah, dilediğini doğru yola eriştirir. Doğru yola girecekleri en iyi O bilir.
Rivayete göre, Resûl-i Ekrem (s.a.), amcası Ebu Talip’e hitaben şöyle buyurmuştu: «Lâ ilâhe illâllah» de ki, kıyamet günü senin lehine şehâdette bulunayım. Ebu Talip ise, «Kureyş kadınları beni kınarlar, korkudan bunu söyledi derler. Eğer böyle demeyecek olsalardı, müslüman olup seni sevindirirdim» demişti. Hz. Peygamber’in, çok sevdiği, önemli yardımlarını gördüğü amcasının hidayeti için böyle çırpınışı üzerine bu âyet nâzil oldu.
Edip Yüksel
Sen sevdiğini doğruya iletemezsin. Dilediğini doğruya ileten sadece ALLAH'tır. Doğruya ulaşmayı hakedenleri en iyi bilen de O'dur.
Hakıykat sen (Habîbim, her) sevdiğin kişiyi hidâyete erdiremezsin. Fakat Allahdır ki kimi dilerse ona hidâyet verir ve O, hidâyete erecekleri daha iyi bilendir.
(Habîbim, yâ Muhammed!) Şübhesiz ki sen, sevdiğin kimseyi hidâyete erdiremezsin; fakat Allah, dilediği kimseyi hidâyete erdirir.(2) Çünki O, hidâyete erecek olanları en iyi bilendir.(3)
(2)“Evet insanın elindeki cüz’-i ihtiyârî (kendi irâdesi) ile işledikleri ef‘âllerinde (fiillerinde), Cenâb-ı Hakk’a âid netâici (netîceleri) düşünmemek gerektir. (...) Üstâd-ı Mutlak ve Muktedâ-yı Küll (herkesin kendisine uyduğu) ve Rehber-i Ekmel (en mükemmel kılavuz)olan Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm: وَماَعَلَي الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُ [Peygambere düşen ancak tebliğdir] olan fermân-ı İlâhiyeyi (Allah’ın emrini) kendine rehber-i mutlak ederek, insanların çekilmesiyle ve dinlememesiyle daha ziyâde sa‘y (çalışma) ve gayret ve ciddiyetle teblîğ etmiş. Çünki: اِنَّكَ لَاتَهْد۪ي مَنْ اَحْبَبْتَ وَلَكِنّ اللهَ يَهْد۪ي مَنْ يَشآَءُ [Şübhesiz ki sen, sevdiğin kimseyi hidâyete erdiremezsin; fakat Allah, dilediği kimseyi hidâyete erdirir] sırrıyla anlamış ki, insanlara dinlettirmek ve hidâyet vermek, Cenâb-ı Hakk’ın vazîfesidir. Cenâb-ı Hakk’ın vazîfesine karışmazdı. (...)Siz de, size âid olmayan vazîfeye harekâtınızı (hareketlerinizi) binâ etmekle karışmayınız ve Hâlıkınıza(yaratıcınıza) karşı tecrübe vaz‘iyetini almayınız!” (Lem‘alar, 17. Lem‘ a, 137-138)(3)Bu âyet-i kerîme, Resûl-i Ekrem (asm)’ın, amcası Ebû Tâlib’in İslâm’a girmesini ısrarla istemesi üzerine nâzil olmuştur. (Râzî, c. 13:25, 3)
İlyas Yorulmaz
(Ey Resul!) Sen sevdiğini doğru yola iletemezsin. Ancak Allah dileyeni doğru yola iletir. O, doğru yolda olanları daha iyi bilir.
Sen, sevdiğin ve kendince Müslümanlığa lâyık gördüğün kimseleri doğru yola iletemezsin fakat ancak Allah’tır, samîmî bir kalple doğruya, gerçeğe ulaşmak isteyeni doğru yola ileten ve yalnızca O’dur, kimin doğru yola girmeyi hak ettiğini en iyi bilen!
1 Bu âyet, Ebû Talib hakkında indirilmiştir. Ebû Talib son nefesini vermek üzere iken bile Peygamberimiz onu: “Allah’tan başka ilâh olmadığına” îman etmeye çağırmış ama Ebû Talib: “Ben Abdülmuttalib’in dini üzereyim” diyerek îman etmekten kaçınmıştı. Bunun üzerine Peygamberimiz; “Allah’a yemin olsun ki, engellenmediğim sürece senin için af dileyeceğim” demişti. Bu olay üzerine bu âyet ve “Cehennemlik oldukları iyice belli olduktan sonra, Peygambere de îman edenlere de akraba bile olsalar müşrikler için (Allah’tan) af dilemek yoktur.” (Tevbe:113) âyeti nâzil oldu. (Müslim) Ayrıca bu konu ile ilgili olarak Bk. (Tevbe: 80, İbrahim: 4) Bu âyetlerin Peygamberimizin annesi için dua etmesi üzerine indirildiği de rivâyet edilmektedir. Yani; Peygamberimizin annesi de amcası da Müslüman değildir ve cehennemdedir. Bk. (En’am: 52, Kehf: 23, Tahrim: 1, Tevbe: 113, Abese: 1-4)2 Bu âyet ve bir önceki dipnotta geçen âyetlerle; Peygamberlerin konumu net bir şekilde belirlenmektedir. Yani Peygamberler bile, sevdiği bir kimseye, annesi de olsa amcası da olsa hidâyet veremez ve onları cennete koyamaz. Bu iş tamamen Allah’a mahsustur.
Muhammed Esed
GERÇEK ŞU Kİ, sen her sevdiğini doğru yola yöneltemezsin; fakat Allah'tır, [yönelmek] isteyeni doğru yola yönelten; 55 ve yine O'dur, doğru yola girecek olanları 56 en iyi bilen.
Şüphesiz ki sen, sevdiğin herkesi doğru yola yöneltemezsin. Fakat Allah, isteyeni doğru yola iletir. Çünkü O, kimin doğru yola girmek istediğini en iyi bilendir. 10/99
ŞÜPHESİZ ki sen sevdiğin herkesi doğru yola yöneltemezsin; ve fakat Allah tercih edeni/tercih ettiğini doğru yola yöneltir:[3432] zira O kimin doğru yola girmek istediğini çok iyi bilir.[3433]
Mustafa İslamoğlu Kasas Suresi 56. Ayet Açıklaması
[3432] Çevirimizin dilsel gerekçesi için bkz: 10:25; 14:4 ve 24:21, ilgili notlar. Âyetin sonundaki “O kimin doğru yola girmek istediğini çok iyi bilir” cümlesi tercihimizi desteklemektedir.
[3433] İlk müfessirlerimiz bu âyeti, Allah Rasûlü’nün çok sevdiği amcası Ebu Talib’e İslâm’ı telkinlerinin sonuçsuz kalmasıyla ilişkilendirirler. Eğer rivayet doğru ise Ebu Talib bu telkinlere rağmen “Babalarının dini üzere olduğunu söyleyerek son nefesini vermişti” (Buhârî). Elbette âyet tüm zamanlar ve mekânda geçerli bu hakikati beyan eder: Hidayet kişinin kendi yönelişini Allah’ın ödüllendirmesidir. Belirleyici olan insanın iradesidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Şüphe yok ki, sen sevdiğini hidâyete erdiremezsin. Ve Allah dilediğini hidâyet erdirir ve o, hidâyete erecekleri daha ziyâde bilendir.
Sen dilediğin kimseyi doğru yola eriştiremezsin, lâkin ancak Allah dilediğini doğruya ulaştırırO, hidâyete gelecek olanları pek iyi bilir. [2, 272; 12, 103] {KM, Yuhanna 6, 44}