Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3566, sondan 2671. ayet; 33. sure ve Ahzab Suresinin 33. ayetidir. Ahzab Suresi 33. ayetinin kelime sayisi 25, harf sayısı 122 ve toplam ebced değeri ise 6795 olarak hesaplanmıştır. Ahzab Suresinin toplam ebced değeri 377490 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وقرن في بيوتكن ولا تبرجن تبرج الجاهلية الاولى واقمن الصلوة واتين الزكوة واطعن الله ورسوله انما يريد الله ليذهب عنكم الرجس اهل البيت ويطهركم تطهيرا
Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin. Allah’a ve Resûlüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah, sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
Peygamber hanımlarının taşıdıkları müstesna şeref ve nâil olacakları mükâfat, Allah’ın lutfu yanında kendilerinin de önemli bir katkısına bağlanmıştır. Bu katkı ittikadır, yani kendilerine yakışmayan her türlü kötülük, çirkinlik ve günahtan sakınmalarıdır. Takvanın bir uzantısı olarak başkalarıyla konuşurken takınacakları tavra ve seslerinin tonuna, seçecekleri kelimelerin etkisine, gerektiren bir durum olmadıkça evlerinden dışarı çıkmamaya varıncaya kadar buna riayet etmelidirler ki, kimse kendilerine dil uzatmaya, haklarında kötü fikirler kurmaya cesaret edemesin. Onların sorumlulukları yalnızca kötü olanı yapmamak, yani kötü ve zararlı olmamak değil, ayrıca iyi, erdemli ve itaatli olmaktır; namazı kılmak, zekâtı vermek, Allah ve resulünün rızâları doğrultusunda bir hayat sürmektir. Bir zorunluluk bulunmadıkça evde oturmak, evden dışarı çıkmamak bu âyetle Peygamber hanımlarına farz kılınmıştır. Şu var ki, âyetin nüzûlünü takiben meydana gelen bazı olaylardan ve Resûlullah’ın konuya ilişkin açıklamalarından (meselâ bk. Buhârî, “Nikâh”, 115) bu emrin (farz) sınırlarının ve istisnalarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Hz. Âişe’nin, meşhur Cemel Vak‘ası’nda, anlaşmazlığa düşen iki müslüman grubun arasını bulmak maksadıyla evinden çıkıp Basra’ya gitmesine sahâbeden itiraz edenler olmuş; genellikle Hz. Ali taraftarı olanlar da bunu, Hz. Âişe’nin aleyhinde olmak üzere kullanmışlardır. Onunla beraber hareket eden Talha ve Zübeyr gibi ashap ile onların çizgisinde olan Sünnî âlimler şu görüşü savunurlar: Peygamber hanımları nasıl hac etmek üzere çıkabiliyorlarsa, ilâhî emir gereği (Hucurât 49:9) çatışmak üzere olan iki müslüman grubun arasını düzeltmek için de çıkabilirler. Hz. Âişe ve yanındakiler ictihad etmişler, bunun fayda vereceğini, bu bakımdan çıkmayı câiz kılan sebeplerden birinin gerçekleştiğini düşünmüşler, buna göre hareket etmişlerdir. 33. âyetin “daha önce Câhiliye dönemi” diye tercüme edilen kısmını, İslâm’dan önceki dönem olarak anlıyoruz. Hz. Âdem sonrasından başlayarak başka dönemler olarak yorumlayanlar da olmuştur. Allah’ın bereketli ve temiz kıldığı, Hz. Peygamber sebebiyle bir mânada kutsallaşmış bulunan, her salavat okuduğumuzda kendilerine de gönderme yaptığımız Peygamber ailesi (Ehl-i beyt) kimlerden oluşmaktadır? En azından buradaki Ehl-i beyt’e Hz. Peygamber’in eşlerinin de dahil bulunduğunda şüphe yoktur, hatta daha da ileri giderek burada yalnız eşlerinin kastedildiğini söylemek de mümkündür. Başka münasebetlerle Peygamber aleyhisselâm, Ehl-i beyt’ini zikrederken Hz. Fâtıma, Ali, Hasan ve Hüseyin’in isimlerini anmış, hatta bir defasında bunları abasının altına alarak (âl-i abâ) onlar için hayır duada bulunmuştur (fazla bilgi için bk. Mustafa Öz, “Ehl-i Beyt”, DİA, X, 498-501). “... Dilinizden düşürmeyiniz” şeklindeki tercüme, Peygamber eşlerinin Kur’an âyetlerini, Hz. Peygamber’in bu âyetleri açıklama mahiyetindeki konuşmalarını ve davranışlarını devamlı göz önünde tutmaları, hayatlarını buna göre düzenlemeleri mânasına geldiği gibi, “başkalarına söyleyiniz, ulaştırınız” anlamını da içermektedir. Bu ikinci mânadan hareket eden yorumcular dürüst tek râvinin, kadın olsun erkek olsun rivayetinin kabul edilmesi gerektiği sonucuna varmışlardır (Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, III, 1538).
Mehmet Okuyan
Evlerinizde oturun; eski Cahiliye (âdetinde olduğu) gibi açılıp saçılmayın! Namazı kılın, zekâtı verin; Allah’a ve Elçisine gönülden itaat edin! Ey (Peygamber’in) evinin halkı! Allah sizden, günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
Bu cümlelerde namaz, zekât vs. dini yükümlülüklerin kadın-erkek bütün müminlere yönelik buyruklar olduğu anlaşılmaktadır.,[Ehl-i beyt] tamlaması Hûd 11:73’te de Hz. İbrahim’in ailesi için geçmekte ve “ev halkı” anlamına gelmektedir
Bu ayetlerde hitap, Hz. Muhammed’in hanımlarına yöneliktir. Ayette ihtiyaç kadar konuşmak veya dışarı çıkmak yasaklanmamaktadır. Buradan hareketle kadınların sosyal hayattan dışlanması şeklinde herhangi bir sonuç çıkartılmamalıdır.
Bayraktar Bayraklı
Evlerinizde oturunuz, eski Câhiliye adetinde olduğu gibi açılıp saçılmayınız. Namazı kılınız, zekâtı veriniz; Allah'a ve Peygamberine itaat ediniz. Ey Ehli beyt! Allah, sizden sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
Evlerinizde vakarlı olun.¹ Cahiliye dönemindeki gösteriş gibi gösteriş yapmayın. Salâtı² ikame edin, zekatı² verin. Allah'a ve Resûl'üne itaat edin.³ Ey Nebi'nin ailesi! Allah sizden her türlü kirliliği giderip sizi tertemiz kılmak istiyor.
1- Yaşam biçiminize özen gösterin. Çevirilerde, “Vakarlı olma” (vekarna) buyruğuna, çoğunlukla “evinizde oturun” diye anlam verilmektedir. Oysaki ayette oturmaktan söz eden herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Ayet, evde oturmaktan değil, vakarlı olmaktan söz etmektedir. 2- “Salatı ikame etmek, Zekâtı vermek” terkibi, ibadete layık yegâne ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Zekât sözcüğü birçok ayette daha temiz, daha iyi, arınmak, temizlenmek, aklanmak, yüceltmek anlamında kullanılmıştır. (Örneğin 2:151; 3:77; 4:49; 9:103; 19:13; 20:76; 24:21; 35:18; 3:32" target="_blank">53:32; 62:2; 80:3; 91:9 ) Zekatın mali yardım anlamında olmadığı bu âyette de açıkça görülmektedir. 3 – 3:32. ayet dipnotu.
Ahmet Akgül
Hem vakarınızla (ağır başlı ve saygılı biçimde) evlerinize bağlı kalın (zaruri ihtiyaçlar, çalışma durumları, alışveriş ve öğretim konuları dışında, kendi hanenizde kalıp, yuvalarınızı eğitim ve üretim merkezlerine çevirmeye çalışın) . Evvelki cahiliye (devri kadınları) gibi süslenip saçılarak, (teşhircilik yapmak; güzel ve çekici yerlerinizi ve cilvelerinizi gösterip erkekleri kendinize baktırmak için) kırıtarak sokağa çıkmayın; namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah'a ve Elçisine itaatli (ve dikkatli-erdemli) davranın. Ey Ehl-i Beyt (Resulüllah’ın ailesi!) Gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliği) giderip arındırmayı ve sizi tertemiz kılmayı arzulamaktadır.
Ve evlerinizde oturun ve ilk cahiliyet devrinde olduğu gibi sokaklara çıkmayın ve namaz kılın ve zekat verin ve itaat edin Allah'a ve Peygamberine. Ancak ve ancak Allah, ey Ehli Beyt, sizden her çeşit pisliği, suçu gidermek ve sizi tam bir temizlikle tertemiz bir hale getirmek diler.
Cübeyr oğlu Said'in İbn-i Abbas'tan rivâyetine göre Ehl-i Beyt, Hz. Muhammed (s.a.a)'in zevceleridir. İkreme ve Mukaatil de bu kavli kabul eder. Ebu-Said-il-Kudri, Mâlikoğlu Enes, Vâile, Hz. Peygamberin zevceleri Ayişe ve Ümmü Seleme'nin rivâyetlerine göreyse Ehl-i-Beyt, Hz. Muhammed (s.a.a),Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasen ve Hz. Huseyn'dir. Hz. Muhammed (s.a.a)'in kızı Fâtıma, bir gün babasının yanına gelmiş, Hz. Muhammed (s.a.a) onu siyah abasının altına almış, sonra gelen Hz. Ali, Hz. Hasen ve Hz. Huseyn'i de abasının altına alarak Allah'ın, bunlar Ehl-i-Beytim'dir, soyumdur, sen onlardan pisliği gider, onları arıt, tertemiz et buyurmuştur. Ümmü Seleme, ya ben ya Rasulallah dedim, sen de hayra karşısın buyurdu demiştir. Arkam oğlu Zeyd'e göre Ehl-i-Beyt, zekat ve sadaka almaları haram olan Al-i Muhammed'dir ve Al-i Muhammed de Ukayl, Ca'fer, Abbas, Ali ile bunların soylarıdır.
Abdullah Parlıyan
Evlerinizde ağırbaşlı bir şekilde oturun. Eski cahiliye dönemindeki gibi kırıtarak, her türlü cazibenizi sergilemek üzere, sokaklara dökülmeyin. Namazlarınıza dikkatli ve devamlı olun, zekatınızı verin, Allah'a ve elçisine itaat edin. Ey peygamberin ev halkı! Allah sizin üzerinizden her türlü çirkinliği ve kirliliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
Vakarınızla evlerinizde oturun. Meşru ihtiyaçlarınızın dışında, İslâm dışı, ilkel cahiliyye âdetlerine benzer şekilde açılıp saçılarak, süslenip püslenerek piyasa yapmayın. Namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılın. Vicdanınızı, servetinizi, sosyal bünyenizi arındıran, berekete vesile olan zekâtı verin. Allah'a ve Rasulüne itaat edin. Kur'ân'ı ve sünneti uygulayın.
Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, haramı, günahı, çirkin amelleri, basitliği uzaklaştırmak ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
Evlerinizde onurla oturun ve ilk cahiliye dönemindeki açılıp saçılma gibi açılıp saçılmayın. [2] Namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Ey ehli beyt! [3] Allah sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz etmek istiyor.
2.Veya: "İlk cahiliye dönemi kadınlarının süslerini açığa vurarak kırıta kırıta yürüdükleri gibi süslerinizi açığa vurarak kırıta kırıta yürümeyin."3."Peygamberin ev halkı."
Ali Bulaç
Evlerinizde vakarla-oturun (evlerinizi karargah edinin), ilk cahiliye (kadınları)nın süslerini açığa vurması gibi, siz de süslerinizi açığa vurmayın; namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a ve elçisine itaat edin. Ey Ehl-i Beyt, gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.
Hem evlerinizde oturun ve evvelki cahiliyyet (zamanında süslenerek, ince elbiseler giyerek, açılıb saçılarak sokağa çıkan kadınların) çıkışı gibi çıkmayın. Namazı gereği üzre kılın, zekâtı verin, Allah'a ve Rasûlüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt= Peygamber ailesi! Allah sizden sırf günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
Ve evlerinizde oturun. Eski cahiliyyet çağının süs ve edasıyla süslenip kendinizi göstermeyin. Namazı doğruca kılın, zekâtı verin, Allah’a ve elçisine itaat edin. Allah ancak, siz ehl-i beytten manevi pisliği gidermek ve sizi temizlemek istiyor.
Dinleniniz evinizde, eski bilgisizlik çağında gibi çok kırıtmayın, namaz kılın, zekât verin, hem Allaha, hem de peygamberine başeğiniz, ey evde bulunanlar! Allah diler sizden günah gidermek, sizi temiz eylemek 6
Evlerinizde vakarınızı (ağırbaşlılığınızı) koruyun! Önceki cahiliye döneminde olduğu gibi açılıp saçılmayın! Namazı ikame edin, zekâtı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin! Ey (Peygamber'in) ev halkı, Allah sizden yalnızca kiri (günahı) gidermek ve sizi (günahlardan) temizlemek istiyor.
Yani “ihtiyaç için dışarı çıkmanız gerektiğinde İslâm öncesi Cahiliye dönemi kadınlarının yaptığı gibi açılıp saçılarak, süslerinizi ve ziynetlerinizi göstererek kırıta kırıta etrafta dolaşmayın!”
Diyanet İşleri (Eski)
Evlerinizde oturun; eski Cahiliyye'de olduğu gibi açılıp saçılmayın; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! (ehl-i beyt) Şüphesiz Allah sizden kusuru giderip sizi tertemiz yapmak ister.
Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
Âyette hitabedilen Ehl-i Beyt, Resûlullah’ın ev halkıdır. Ehl-i Beyt hususunda en uygun görüş şudur: Allah Resûlü’nün evlâtları, eşleri, torunları olan Hasan ve Hüseyin ve damadı Hz. Ali, Ehl-i Beyt’i teşkil ederler.
Edip Yüksel
Evlerinizde oturun ve eski cahiliyye dönemindeki gibi halkla fazla içiçe olmayın. Namazı gözetin, zekatı verin ve ALLAH ve elçisine uyun. Ey Kabe'nin çevresinde oturanlar, ALLAH sizden günahları gidermek ve sizi tamamıyla arındırmak istiyor.
Peygamber hanımlarının kendilerine ait gelirleri ve ayrı servetleri olduğu anlaşılıyor.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem vakarınızla evlerinizde durun da önceki cahiliyet devrinde olduğu gibi süslenip çıkmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah ve Resulü'ne itaat edin. Ey ehli beyt! Allah sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz, pampak yapmak istiyor.
Hem vekalarınızla evleriniz de durun da evvelki cahiliyyet çıkışı gibi süslenib çıkmayın, namaz kılın, zekât verin, Allah ve Resulüne itaat edin, Allah sâde şunu istiyor: sizden kiri uzaklaştırsın da ey ehli beyt sizi tertemiz, pampâk etsin!
(Vakaar ile) evlerinizde oturun. Evvelki câhiliyyet (devri kadınlarının kırıla döküle, süslerini göstere göstere) yürüyüşü gibi yürümeyin. Namazı dosdoğru kılın. Zekâtı verin. Allaha ve Resulüne itaat edin. Ey ehl-i Beyt, Allah sizden ancak kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak diler.
Hem evlerinizde (vakarınızla) oturun ve evvelki câhiliye devri (kadınlarının) açılıp saçılması gibi, ziynetlerinizi ızhâr etmeyin;(1) namazı hakkıyla edâ edin; zekâtı verin; Allah'a ve Resûlüne itâat edin! Ey Ehl-i Beyt!(2) Allah (bu emirleriyle), sizden ancak kiri (günâhı)gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
(1)“Kur’ân ise merhameten, kadınların hürmetini muhâfaza için, hayâ perdesini takmasını emir eder. Tâ hevesât-ı rezîlenin (rezil heveslerin) ayağı altında o şefkat ma‘denleri zillet çekmesinler. Âlet-i hevesât, ehemmiyetsiz bir metâ‘ (eşyâ) hükmüne geçmesinler.” (Zülfikār, 25. Söz, 39)(2)“Ehl-i Beyt”, lügat ma‘nâsıyla “ev halkı” demektir. Bu ifâdeyle, Resûl-i Ekrem (asm)’ın kendileriyle birlikte, hanımları bulunan muhterem vâlidelerimiz ve çocukları; kezâ Hz. Fâtıma (ra), Hz. Ali Efendimiz (ra) ve iki oğlu olan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimiz (ra) kasdedilmektedir. (Râzî, c. 13:25, 210)“(Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm) fermân etmiş ki: ‘Size iki şey bırakıyorum. Onlara temessük etseniz(sıkıca yapışsanız), necât bulursunuz (kurtulursunuz). Biri: Kitâbullahdır, diğeri: Âl-i Beytimdir.’ Çünki, Sünnet-i Seniyenin menbaı (kaynağı) ve muhâfızı (koruyucusu) ve her cihetle iltizâm etmekle (uymakla) mükellef olanı Âl-i Beyttir. İşte bu sırra binâendir ki, Kitab ve Sünnete ittibâ‘ edilmesi (tâbi‘ olunması) bu hakīkat-i hadîsiye ile bildirilmiştir. Demek Âl-i Beyt’ten, vazîfe-i risâletçe (peygamberlik vazîfesince) murâdı (kasdı) Sünnet-i Seniyedir. Sünnet-i Seniyeye ittibâ‘ı terk eden, hakīkī Âl-i Beyt’ten olmadığı gibi, Âl-i Beyt’e de hakīkī dost olamaz.” (Lem‘alar, 4. Lem‘a, 17)
İlyas Yorulmaz
Evlerinizde ağırbaşlı olun. Daha önceki cahiliye zamanında ki süslü yerleri açmak gibi, çekici süs yerlerinizi açmayın. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve onun elçisine itaat edin. Ancak Allah sizden ve peygamberin ev halkından pislikleri gidermek ve ter temiz yapmak istiyor.
Evlerinizde karar kılın, eski cahiliyet [²] zamanındaki kadınların kırıta kırıta yürüdükleri gibi yürümeyin, namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah/a ve peygamberine itaat edin. Ey hane halkı! Allah sizden yalnız çirkin şeyi gidermek, sizi tertemiz yapmak ister.
İsmail Hakkı İzmirli Ahzab Suresi 33. Ayet Açıklaması
[2] Eski cahiliyet küfür cahiliyeti zamanı, sonraki cahiliyet de fısık cahiliyetidir veya eski cahiliyet, Hazret-i İbrahim'in zaman-ı velâdetleri vaktindeki, sonraki cahiliyet, Hazreti İsa ile Peygamberimiz Aleyhimüsselâm aralarında, fetret zamanındaki cahiliyet.
Kadri Çelik
Evlerinizde oturun, cahiliyet devrinde olduğu gibi süslenip çıkmayın. Dosdoğru namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a ve resulüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Şüphesiz Allah, (tekvini iradeyle) sadece sizden her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.
(Ümmü Seleme anlatıyor: “Ben, Resûlullah’ın (s.a.a) evinin kapısında iken şu ayet nazil oldu. Evde “Resûlullah (s.a.a), Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin vardı. Onlara bir örtü bürüdü ve “Allahım! İşte bunlar benim Ehl-i Beyt’imdir, bunlardan günahı gider ve bunları kirlerden tertemiz kıl!” buyurdu. Ben atılıp, “Ey Allah’ın Resûlü! Ben Ehl-i Beyt’ten değil miyim?” dedim. Bana, “Sen hayır üzeresin, sen Resûlullah’ın zevcesisin (ama Ehl-i Beyt’ten değilsin)!” diye cevap verdi.” (Tirmizi, Menakıb, (3870)Enes anlatıyor: “Mezkur ayet indiğinde Resûlullah (a.s) sabah namazına giderken, altı aya yakın bir müddet, Hz. Fatıma’nın kapısına uğrayıp, “Namaza (kalkın) ey Ehl-i Beyt! Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor!” buyurdu.” (Tirmizi, Tefsir, Ahzab, (3204)Aişe anlatıyor: ““Resûlullah (s.a.a), üzerinde siyah (yünden) nakışlı bir kumaş olduğu halde sabahleyin (evden) çıktı. O sırada Hasan geldi, onu örtünün altına aldı. Sonra Hüseyin geldi, onu da örtünün altına aldı. Sonra Fatıma geldi, onu da örtünün altına aldı. Sonra Ali geldi onu da örtünün altına aldı. Sonra da şöyle buyurdu: “Ey Ehl-i Beyt! Şüphesiz Allah, (tekvini iradeyle) sadece sizden her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.” (Müslim, Fezailu’s-Sahabe 61, 2424)Yezid İbn-u Hayyan, Zeyd İbn-i Erkam’dan naklen Resûlullah’ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu bildiriyor: “Haberiniz olsun! Ben size iki ağırlık (değerli şey) bırakıyorum. Bunlardan biri Allah-u Teâla’nın Kitabı’dır. O, Allah’ın (yerle gök arasına uzanmış) ipi olup, kim ona tutunursa hidayet üzere olur, kim de onu terk ederse dalâlete düşer. İkincisi itretim, Ehl-i Beyt’imdir.” Zeyd İbn-i Erkam’a, “Kadınları da Ehl-i Beyt’inden midir?” diye sorulunca da o, “Hayır!” dedi. “Allah’a yemin olsun ki kadın bir müddet erkekle beraber olur, sonra (kocası) onu boşar, o da babasına ve kavmine döner. Resûlullah’ın Ehl-i Beyt’i aslı ve kendinden sonra sadaka haram olan akrabasıdır.” (Müslim, Fezailu’s-Sahabe 37, 2408)
Mahmut Kısa
İffet ve edebinizle, vakar içinde evlerinizde oturun. Çünkü kadının asıl faaliyet alanı evidir. Bununla birlikte, bir ihtiyaç için dışarı çıkmanız gerektiğinde, İslâm öncesi o eski câhiliye kadınlarının yaptığı gibi süslenip püslenerek sokağa çıkmayın! Namazı güzelce kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Elçisine gönülden itaat edin! Ey Peygamber hanımları, ey Fatıma, ey Ali, ey Hasan, ey Hüseyin! Kısacası, ey Peygamberin ev halkı; Allah size bunları emretmekle, ancak, şan ve şerefinizi kirletme ihtimali bulunan günah ve kirlerden sizi arındırıp tertemiz kılmak istiyor.O hâlde, ey Peygamber ailesi!
Evlerinizde vakarla oturun / durun!
İlk Câhiliye’nin çıkışı gibi süslenip çıkmayın!
Namaz’ı kılın, Zekât’ı verin!
Allah’a ve O’nun rasûlüne itaat edin!
Allah, sizden Kir’i gidersin, sizi iyice temizlesin istiyor, ey Ev’in halkı / ehl-i Beyt!
Önceki cahiliyyet döneminde olduğu gibi süslenerek dışarıya çıkmayıp, evlerinizde vakarla oturun.1 Namazı dosdoğru ve devamlı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Rasûlü’ne itaat edin. Ey (Peygamberin) ev halkı!2 Gerçekten Allah, (bu emirlerle) sizi sadece günâhtan korumak ve tertemiz kılmak istiyor.3
1 Allah bu âyetle, Peygamberimizin eşlerine ve kızlarına yalnız tesettürü değil, bilhassa yabancı erkeklere görünmemeyi de vacip kılmıştır. Diğer Müslüman kadınlara tesettür vacip ise de “yabancı erkeklere görünmeme,” vacip değil müstehabtır. Bk. (Nur: 31, Ahzab: 59)2 Ehl-i Beyt: “Ev halkı” demektir. Burada kastedilen ise Peygamberin ev halkı’dır. Âyetteki hitap, Peygamberin eşlerine olduğu için ehl-i beyt’ten öncelikle onlar anlaşılmaktadır. Fakat (عَنْكُمْ) ve (وَيُطَهِّرَكُمْ)’de (كُمْ) zamiri kullanılmıştır. Arapçada cemi müennesler yalnız dişilere mahsus olduğu halde cemi müzekkerler, hem erkeğe hem de kadına şamildir. Demek ki ehl-i beyt denilince; “Peygamberin eşleri, kızları, oğulları ve aileye mensup erkekler,” anlaşılmaktadır. Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Ali, Peygamberin torunları ve damadı olduğundan, onlar da ehl-i beyt’tendir. Buna göre Peygamberimizin diğer kızlarının, damatlarının ve onların çocuklarının da ehl-i beyt’ten olması gerekir ve zâten de öyledir. Fakat Şianın; âyetin esas konusunu oluşturan, Peygamberimizin hanımlarını dahi hesaba katmayarak ehl-i beyt’in hadisle belirlenen Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve ayetle belirlenen Hz. Fatıma’dan ibaret olduğunda ısrar etmeleri tuhaflıktan da ötedir. Âyette hakkında işaret dahi bulunmayan Hz. Selmân-ı Farisi’nin bile ehl-i beyt’ten sayılıp, Peygamberimizin hanımlarının dışarıda bırakılmasının ve onlara her fırsatta hakaretler edilmesinin iyi niyetle izahı mümkün değildir. Bu, olsa olsa ya kasıt ya tarihi bir kin veya bâtıl bir itikattır. Hele hele Şia’daki “ehl-i beyt’in ve imamların masumiyeti (asla günah işlemezlikleri)” inancının ve bunun saçma-sapan izahlarının yapılmaya çalışılmasının Kur’an’la ve sünnetle izahı hiçbir şekilde mümkün değildir ve bu itikat, iman noktasında da çok ciddi sıkıntılar oluşturmaktadır. Ayrıca (Hûd: 73)’te de ehl-i beyt kavramı Hz. İbrahim’in ailesi için kullanılmıştır.3 Ayete dikkat edilirse Allahu Teâla “ben sizleri günahsız kıldım” demiyor bilakis onlara “günahlardan temizlenmenin yollarını” gösteriyor. Şia’nın ehl-i beyt’e ve imamlara verdiği “masumiyet”in bir benzeri hiçbir peygambere bile verilmemiştir. Yani Peygamberler bile masum değildir. Kur’an’da birçok Peygamberin yapıp, sonra tevbe ettiği zelleleri zikredilmiştir.
Muhammed Esed
Evlerinizde sessizce oturun, eski cahiliye günlerindeki 36 gibi cazibenizi sergilemeyin; namazlarınızda dikkatli ve devamlı olun, arındırıcı yükümlülüklerinizi ifa edin, Allah'a ve Elçisi'ne itaat edin: ey [Peygamber'in] ev halkı, Allah sizden yalnızca çirkinlikleri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
Vakarınızı koruyun, eski cahiliye döneminde olduğu gibi açılıp saçılarak dolaşmayın. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçi’sine itaat edin. Ey Nebi’nin hane halkı! Allah bu emirleriyle sizi sadece her türlü pislikten arındırmak böylece sizi tertemiz yapmak istiyor. 3/31-32
Evlerinizde (dahi) ağırbaşlılığınızı koruyun![3749] Kadim haddini bilmezlik döneminde[3750] olduğu gibi dişiliğinizi ön plana çıkarmayın![3751] Namazınızı hakkını vererek kılın, zekâtınızı içten gelerek verin, Allah’a ve Rasulü’ne uyun! Emin olun ki, Allah sizden (maddî mânevî) her tür kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor Ey (Nebi’nin) ev halkı; hepsi bu![3752]
Mustafa İslamoğlu Ahzab Suresi 33. Ayet Açıklaması
[3749] Veya vekarne kıraatına dayanarak: “evlerinizde oturun”. Veya kariradan türemesi durumunda: “evlerinizde göz aydınlığı olun” (Mazinî ve Ebu Hâtim’den nkl: İbn Âşûr). Tercihimiz alternatif kıraat olan vekırne okuyuşuna dayanmaktadır (Ebu Ubeyde ve Taberî). Mü’minlerin annelerine evlerinde dahi vakarlı bulunmalarını emreden bu âyet, Arabistan’ın sıcak ikliminin ev içi kadın giyimine yansıyan rahatlığıyla birlikte düşünülmelidir. Peygamber mescidine açılan bu evlerde sık sık tanıdık tanımadık, yerli ve yabancı ziyaretçiler ağırlanıyordu. Muvatta’ın nakline göre, Cuma cemaati mescid almadığı için bu odalara kadar taşmıştı (Nkl: İbn Âşûr). “İçinde vakarınızı koruyun” veya “oturun” denilen evler: 1) Allah’ın âyetlerinin anlaşılmak ve yaşanmak için okunduğu; 2) okunanlardan hikmetin damıtıldığı evlerdir. Bu nitelikleri taşımayan evlerde oturmanın da başkalarını oturtmanın da âyetin maksadıyla bir ilişkisi bulunmamaktadır.
[3750] Câhiliyye’nin cahilliğinin sıradan bir bilmezlik durumunu ifade etmediği açık. Bu bir “kendini bilmezlik”tir (Bkz: 3:154, not 128).
[3751] Tüm dilsel veriler ve ilgili rivayetler bir arada ele alındığında teberruc, karşıt cinsle iletişim kurarken estetik bir cins olan kadının dişiliğini kişiliğinin önüne geçirerek sergilemesini ifade eder. Bu âyetin indiği vasatta, kadınların başlarından aşağı saldıkları örtüyü bir aksesuar olarak kullanıp açıkta kalan gerdanlık bölgesini de örter şekilde kullanmamaları, dişiliği kişiliğin önüne çıkarıp sergileme (teberruc) olarak görülmüştür (Mukâtil).
[3752] Bu son ifade (hepsi bu), innemâ birleşik edatının anlama yansımasıdır (Krş: 9:65). İbarede âyetin başından beri dişil (kunne) olarak gelen ikinci çoğul zamirleri, dişili de kapsayan eril (kum) formunda gelmiştir. Bu, Peygamber eşlerinin yaptıklarından Allah Rasûlü’nün de doğrudan etkilendiği, dolayısıyla bu uyarıların iyi sonuçlarının Allah Rasûlü’ne de yansıyacağı îmâsını taşır. Âyetteki ehl-i beyt ile, doğrudan Rasulullah’ın eşlerinin kastedildiği açıktır. Bununla birlikte Allah Rasûlü, kızı, damadı ve torunlarını da yaptığı bir açıklama ile bu kapsamda değerlendirmiştir. Âyette yer alan zamirlerin yalınkat dişil formdan eril+dişil forma dönüşmesi, bu kapsam genişlemesine metnin hazırladığı zemin olarak görülebilir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve hanelerinizde karar ediniz ve evvelce câhiliye zamanındaki açılış gibi açılıvermeyiniz ve namazı dosdoğru kılınız ve zekâtı veriniz ve Allah'a ve Peygamberine ita-at ediniz. Ve ey Ehl-i beyt, Allah sizden ancak kiri götürmek ve sizi tertemiz kılmak dilemektedir.
Hem vakarla evinizde durun da, daha önceki Cahiliye döneminde olduğu gibi süslenip dışarı çıkmayın, namazı hakkıyla ifa edin, zekâtınızı verin, hülasa Allah ve Resulüne itaat edin. Ey Peygamberin şerefli hane halkı, ey Ehl-i beyt! Allah sizden her türlü kiri giderip sizi tertemiz yapmak istiyor.
Âyette geçen Ehl-i beyt, Resulullahın ev halkıdır. Yani ezvac-ı tahirat (eşleri), evlatları, damadı Hz. Ali ile torunları Hasan ile Hüseyin (r.anhüm) buna dahildirler.
Süleyman Ateş
Evlerinizde oturun, ilk cahiliye(çağı kadınları)nın açılıp kırıtması gibi açılıp kırıtmayın. Namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resulüne ita'at edin. Ey Ehl-i Beyt (ey peygamberin ev halkı), Allah sizden, kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
Âyette hitâbedilen Ehl-i Beyt (yani ev halkı) ta'bîri üzerinde ihtilâf edilmiştir. İmam Müslim'in, Hz. Âişe'den çıkardığı bir hadîse göre Hz. peygamber (s.a.v.), bir sabah, üstünde siyah kıldan bir 'abâ ile dışarı çıkmış oturuyordu. Derken Fâtıma geldi, onu 'abâsının altına aldı; sonra 'Alî geldi, onu da 'abâsının altına aldı; sonra Hasan ve Hüseyin geldi, onları da 'abâsının altına aldı, sonra bu âyeti okudu. Mücâhid, Katâde ve başkalarının aralarında bulunduğu tâbi'îlerden bir cemâat de Ehl-i Beyt'in Alî, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin olduklarına kani'dirler. Fakat şî'anın, bu hadîse dayanarak Ehl-i Beyt'in, sırf bunlardan ibâret olduğunu sanması hatâdır. Zirâ hadîs, bu insanların Ehl-i Beyt'ten olduğunu gösterirse de bunların dışında başka insanların Ehl-i Beyt'ten olmayacaklarını göstermez. Kaldı ki bu âyetin üstü ve altı hep peygamber'in hanımlarına hitâbetmektedir. Söz, onlar üzerinedir. Elbette bu hitâb onlaradır. Onlar da Resûl-i Ekrem'in ev halkı, yani Ehl-i Beytidir. Bu hususta en uygun görüş şudur: Allah Elçisinin evlâdları, eşleri, torunları olan Hasan, Hüseyin ve dâmâdı Hz. Alî onun Ehl-i Beyti(ev halkı)dır. Hz. 'Alî de küçüklüğünden beri peygamber'in yanında büyümesi, onun amcasının oğlu olması, peygamber kızı Fâtıma ile ilişkisi dolayısıyle Allah Elçisinin evinin halkındandır.
Süleymaniye Vakfı
Evlerinizde oturun, önceki Cahiliye döneminde olduğu gibi dişiliğinizi öne çıkarmayın, namazı tam kılın, zekatı verin. Allah'a ve Elçisine itaat edin. Ey ehl-i beyt! Allah’ın istediği, sadece, sizden pislikleri uzak tutmak ve sizi tertemiz yapmaktır.
Evlerinizde oturun, eski cahiliye zamanındaki gibi süslü püslü salınmayın. Namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve peygambere itaat edin. Ancak Allah sizden günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor, ey ev halkı !
Evlerinizde ağırbaşlılıkla oturun, eski Cahiliyet döneminin açılışı gibi açılıp saçılmayın, namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt,(13) Allah sizden her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
(13) Ehl-i Beyt, Peygamberimizin hanımları ile Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i içine almaktadır. (Tirmizî, Tefsir 33:7-8.)
Yaşar Nuri Öztürk
Evlerinizde de vakarlı oturun. İlk cahiliye teşhirciliği gibi kendinizi teşhir etmeyin. Namazı/duayı yerine getirin, zekâtı verin, Allah'a ve resulüne itaat edin. Allah sizden kiri/lekeyi gidermek istiyor ey Ehlibeyt, sizi tam bir biçimde temizlemek istiyor.