Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4100, sondan 2137. ayet; 39. sure ve Zümer Suresinin 42. ayetidir. Zümer Suresi 42. ayetinin kelime sayisi 26, harf sayısı 107 ve toplam ebced değeri ise 8700 olarak hesaplanmıştır. Zümer Suresinin toplam ebced değeri 364979 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الله يتوفى الانفس حين موتها والتي لم تمت في منامها فيمسك التي قضى عليها الموت ويرسل الاخرى الى اجل مسمى ان في ذلك لايات لقوم يتفكرون
Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
Bir önceki âyette insanların hidayete yönelmelerinin de yoldan çıkmalarının da kendi seçimlerine bağlı bulunduğuna işaret edilmişti. Hidayetin birinci şartı Allah’a imandır. İşte burada insanların Allah’a, O’nun yaratıp yönetmesindeki hikmetlere dikkat çekilmekte; sonraki âyetlerde de diğer bazı delillere yer verilmektedir. İnsanı öteki varlıklardan ayıran en temel özelliği ruh sahibi bir varlık oluşudur. Allah Teâlâ’nın insanı öldürmesi, ruhun bedenle ilişkisini kesmesidir. Âyette de işaret buyurulduğu gibi ruhun başta gelen niteliği can ve şuur kaynağı olmasıdır. Ölüm olayında Allah ruhu bedenden tamamen ayırdığından beden hem candan hem de şuurdan yoksun hale gelmekte, uyku denilen psiko-fizyolojik olayda ise can bedende kalmakla birlikte geçici bir duyum ve bilinç kaybı yaşanmaktadır. Bu kayıp bir bakıma ruhun bedeni kısmen terketmesi anlamına geldiği için âyette uyku ölüme benzetilmiştir (Zemahşerî, IV, 349). Ölüm olayında –âyetteki deyimiyle– Allah ruhu tutarken uyku olayının sonunda ruh, uyanıklıktaki fonksiyonunu yeniden kazanır. Ama bunun da ölümle son bulacak belli bir süresi (ecel-i müsemmâ) vardır. 44. âyetin sonunda da ifade buyurulduğu üzere, sonunda herkes O’nun huzuruna dönecektir (nefis-ruh-insan ilişkisi için bk. Nisâ 4:1; İsrâ 17:85).
Mehmet Okuyan
Allah (nefislerin) ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uykusundayken [nefis]leri vefat ettirir. Ölümüne hükmettiğini (kişinin ruhunu katında) tutar; diğerini ise (ölüm zamanı gelmeyeni ise) belirlenmiş bir süreye kadar (kişiye) gönderir. Şüphesiz ki bunda düşünen bir toplum için dersler vardır.
Buradaki [yeteveffâ] fiili tek başına veya “ölüm”le ilgili bir kelimeyle kullanıldığında “öldürmek” demektir. Fakat burada ve En‘âm 6:60’ta olduğu gibi [el-leyl] “gece” veya [menâm] “uyku” gibi kelimelerle kullanılırsa, “uyutmak” anlamına gelmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Allah, canları, ölümleri sırasında alır; ölmeyenleri de uykuları sırasında... Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar; ötekileri, belirlenen belli bir süreye kadar salıverir. Bunda düşünen bir toplum için dersler vardır.[496]
[496] Ruh-beden ilişkisi hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVI, 388-391.
Erhan Aktaş
Allah, ölümü anında nefisleri vefat ettirir; ölmeyenleri de uykularında. Ölümüne hükmettiğini yanında tutar, diğerlerini belirlenmiş bir süreye kadar salıverir. Bunda düşünen bir halk için alınacak pek çok ders vardır.
Allah, (eceli gelenlerin) ölecekleri zaman canlarını alır, ölmeyeni de uykusunda (ruhunu geçici olarak bedeninden ayırır.) Böylece kendisi hakkında ölüm kararı verilmiş olanı tutar (ahirete gönderir), öbürünü ise adı konulmuş bir vakte kadar salıverir. Şüphesiz bunlar, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler içermektedir.
Allah, ölüm zamanında, ölenin ruhunu alır, ölmeyecek kişinin de uyuduğu zaman; ölümün mukadder olanın ruhunu, gerçekten de geri vermez, öbürünün ruhunuysa yollar muayyen ve mukadder bir zamanadek; şüphe yok ki bunda, düşünen topluluğa bir delil var.
Allah ruhları ölümleri anında alır, henüz ölmemiş olanları da uyku halinde ölü gibi yapar. O böylece ölümlerine hükmettiklerini hayattan koparır, diğerlerini de kendisinin koyduğu bir zamana kadar bırakıverir. Şüphe yok ki bütün bunlarda, gerçekten düşünenler için öğütler ve ibretler vardır.
Allah, insanların ölümleri anında ruhlarını alarak ölümlerini gerçekleştirir. Ölmeyenin de uykularında ruhlarını alarak ölü gibi uyutur. Uykuları sırasında ölümlerine hükmettiği ruhları kudret elinde tutar, diğerlerini de belirli vâdeye kadar serbest bırakır. Gelişmeye devam eden, tefekkür-düşünme ağına sahip, faydalı sonuçlar elde edebilen toplumlar için, bunda Allah'ın sınırsız kudretini, kurduğu düzeni, yüce hikmetini gösteren âyetler, deliller var.
Allah, ölümleri anında canları alır. Ölmeyenin de uykusunda. Böylece hakkında ölüm hükmü verdiklerini tutar diğerini ise belli bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz bunda düşünen bir topluluk için ayetler vardır.
Allah, ölecekleri zaman canlarını alır; ölmeyeni de uykusunda (bir tür ölüme sokar). Böylece, kendisi hakkında ölüm kararı verilmiş olanı(n ruhunu) tutar, öbürüsünü ise adı konulmuş bir ecele kadar salıverir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.
Allah, nefislerin ölümü zamanında, henüz ölmemişlerin de uyudukları sırada canlarını alır. Böylece üzerine ölüm hükmünü verdiği ruhları (kıyamete kadar) alıkor, diğerlerini (uykudakileri) mukadder bir müddete (ecellerinin sonuna) kadar salıverir. Şübhe yok ki bunda düşünür bir kavim için, (Allah'ın kudret ve ilmine delâlet eden) alâmetler var.
Allah, ölümleri anında bilinçleri alır, ölmeyip de uykuda olanların bilinçlerini de alır. Ölümüne hükmettiğini tutar, diğerini de belli bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz bunda, düşünen bir toplum için önemli ayetler vardır.
Ölüm vakti, Allah alır canlarını, ölmemiş olanı da uyku halinde; ölmesine hükmettiği kimseyi alır, adanan bir güne dek, kalmasına hükmettiğin bırakır; düşünen bir ulusa, bunda belgeler vardır
Allah, (ölecek) insanların ruhlarını ölümü sırasında, öl(üm vakti gel)meyenlerinkini de uykularında alır. Sonra ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
Bkz. 6:60Ölen insanın ruhunun kıyamete kadar ne olacağı, nerede ve hangi şartlarda hayatını devam ettireceği konusunda kesin bir şey söyleyemeyiz. Ancak Nahl suresinin 16:32. ayetinde iyi kimselerin ruhlarının cennete, En’am suresinin 6:93. ayetinde kötü kimselerin ruhlarının cehenneme gideceği vurgulanmaktadır. Yukarıdaki ayetten ve En’am suresinin 6:60. ayetinden de anlaşıldığına göre, ölüm bir nevi uykudur, uyku da bir nevi ölümdür. Ölüm ameliyata alınacak olan hastaya uygulanan genel anestezi gibidir. Ölmekle insan sadece hayatını değiştirir ve bu âlemden âhiret âlemine adım atar. Dolaysıyla ölen kişi için âhiret hayatı başlamış demektir. Kur’an’ın temel öğretisine göre insanın ruhu, onun bedeninin ölmesiyle ölmez ve sonsuza kadar yaşamaya devam eder. Beden sadece dünyaya gelen ruh için bir elbisedir, ölen kişi bu elbiseyi çıkarmış demektir. Onun için A. İmran 3:185, Ankebût 29:57 ve Enbiya 21:35 ayetlerinde “her nefis ölümü tadacaktır” buyrulur. Yani insan, ölümle yok olup gitmeyecek, sadece dünya ile ahireti birbirine bağlayan kapıdan geçecektir. Bu da ancak ölümle/anestezi ile mümkündür. Ayette, uyku ile ölüm arasında benzerlik kurulduğu gibi, uyanmakla dirilmek arasında da benzerlik kuruluyor. Yani ölümü tadan insan, ebedi olan bir âlem için dirilme yoluna girmiş demektir.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır. Ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda düşünen kimseler için dersler vardır.
Allah, ölenin ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uykusunda iken canlarını alır da ölümüne hükmettiği canı alır, ötekini muayyen bir vakte kadar bırakır. Şüphe yok ki, bunda iyi düşünecek bir kavim için ibretler vardır.
ALLAH ölümü anında nefsi (bilinci) alır; ölmeyenleri de uyku anında... Hakkında ölüm kararı verdiklerini tutar ve diğerlerini de belli bir süreye kadar salıp gönderir. Düşünen bir topluluk için bunda dersler ve işaretler vardır.
Allah, o canları öldükleri zaman, ölmeyenleri de uyuduklarında alır. Sonra haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkor, diğerlerini de takdir edilmiş bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.
Allah alır o canları öldükleri zaman, ölmiyenleri de uyuduklarında, sonra üzerlerine ölüm hukmü verdiklerini alıkor da diğerlerini salıverir bir müsemmâ ecele kadar, şübhesiz ki bunda düşünecek bir kavm için âyetler var
Allah (ölenin) ölümü zamanında, ölmeyenin de uykusunda ruuhlarını alır. Bu suretle hakkında ölümü hükmetdiği (ruuhu) tutar, diğerini muayyen bir vaktâ (eceli gelinceye) kadar salıverir. Şübhe yok ki bunda iyi düşünecek bir kavm için kat'î ibretler vardır.
Allah, ölümleri ânında nefisleri(n ruhlarını) alır. Ölmeyenleri ise uykularında (bir nevi' ölüme mahkûm eder). Böylece, üzerlerine ölümle hüküm verdiği kimseleri(n ruhlarını)tutar; diğerlerini ise, belirli bir vakte (öleceği zamâna) kadar salıverir. Şübhesiz ki bunda, ibret alacak bir kavim için nice deliller vardır.(1)
(1)“Pek çok nev‘lerde, hattâ gece ve gündüzde, kış ve baharda ve cevv-i havada (hava boşluğunda)hattâ insanın şahıslarında, müddet-i hayâtında değiştirdiği bedenler ve mevte (ölüme) benzeyen uyku ile haşir ve neşre (öldükten sonra dirilmeye) benzer birer nevi‘ kıyâmet, bir kıyâmet-i kübrânın (en büyük kıyâmetin)tahakkukunu (gerçekleşeceğini) ihsâs ediyor (hissettiriyor), remzen (işâretle) haber veriyorlar. Evet meselâ: Haftalık bizim saatimizin sâniye ve dakīka ve saat ve günlerini sayan çarklarına benzeyen, Allah’ın dünya denilen büyük saatindeki yevm (gün), sene, ömr-i beşer (insan ömrü), deverân-ı dünya(dünyanın devirleri), birbirine mukaddeme (başlangıç) olarak birbirinden haber veriyor, döner işlerler. Geceden sonra sabâhı, kıştan sonra baharı işledikleri gibi, mevtten sonra subh-ı kıyâmet (kıyâmet sabâhı), o destgâhtan (tezgâhtan), o saat-ı uzmâdan (en büyük saatten) çıkacağını remzen haber veriyorlar. Bir şahsın müddet-i ömründe başına gelmiş birçok kıyâmet çeşitleri vardır. Her gece bir nevi‘ ölmekle, her sabah bir nevi‘ dirilmekle emârât-ı haşri (haşrin emârelerini) gördüğü gibi, beş-altı senede bil-ittifak(tamâmıyla) bütün zerrâtını değiştirerek, hattâ bir senede iki def‘a tedrîcî (derece derece) bir kıyâmet ve haşir taklîdini görmüş. Hem hayvan ve nebat nev‘lerinde üç yüz binden ziyâde haşir ve neşir ve kıyâmet-i nev‘iyeyi(nev‘lerin dirilmelerini) her baharda müşâhede ediyor (görüyor). İşte bu kadar emârât ve işârât-ı haşriye ve bu kadar alâmât ve rumûzât-ı neşriye elbette kıyâmet-i kübrânın tereşşuhâtı (sızmaları) hükmünde, o haşre işâret ediyorlar.” (Sözler, 29. Söz, 195-196)
İlyas Yorulmaz
Allah bir nefsin ölüm vakti geldiğinde onu öldürür. Ölüm vakti gelmeyenleri de uykularında öldürür. Uyku zamanında ölüm hükmü verilenlerin ölümü gerçekleşir. Diğerlerini de kendileri için belirlenmiş bir vakte kadar, yaşamlarını devam ettirmek üzere bırakır. Bunda düşünebilen bir topluluk için alınacak ibretler var.
Allah, ölüm vaktinde canları alır, ölmeyenin de uyku zamanında [¹] canını alır. Üzerine ölüm hükmettiği canı tutar [²], diğerini [³] eceli gelinceye kadar salıverir. İşte bunda düşünen cemaat için ibretler vardır.
İsmail Hakkı İzmirli Zümer Suresi 42. Ayet Açıklaması
[1] Çünkü uyku ölümün kardeşidir. İnsan uyku halinde ölü gibi olur.[2] Canını iade etmez, o da ölür gider.[3] Uykuda bulunan diğer bir kimsenin canını.
Kadri Çelik
Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır. Sonra ölümlerine hükmettiği kimselerinkini tutar; diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda, düşünen bir toplum için ayetler vardır.
Bütün insanların, ölümleri anında ruhlarını bedenlerinden çekip alan; henüz ölüm vakti gelmemiş olanlara ise, uykularında onlara bir nevi ölümü tattıran, yalnızca Allah’tır. Böylece, her canı elinde tutan Allah, ölümüne hükmettiği kimselerin ruhlarını alarak, yeniden diriliş gününe kadar, berzah âlemi denilen bir boyutta tutar; ölüm vakti gelmemiş olan diğerlerinin ruhlarını ise, ecel denilen belirli bir süreye kadar yaşamaları için serbest bırakır. Demek ki, uykusundan uyanan insanlar, her defasında yeniden hayata gözlerini açmış, Rablerinin rızasını kazanmak için yeni bir fırsat daha yakalamış olurlar.Hiç kuşkusuz bunda, hayat, ölüm ve ölümden sonraki yeniden diriliş üzerinde dikkatlice düşünen insanlar için, Allah’ın kudret ve azametini gözler önüne seren nice dersler, nice deliller vardır. Öyleyse bu inkârcılar, ölüm kendilerini ansızın yakalamadan önce, Rablerine dönmek için daha ne bekliyorlar?
Allah, ölümü sırasında Canlar’ı vefat ettiriyor / alıyor.
Uykusunda ölmemişlere gelince;
Kendilerine Ölüm hükmedilmiş olanları tutuyor;
Diğerleri’ni belirlenmiş bir süreye kadar bırakıyor.
Düşünecek bir kavim için bunda elbette âyetler vardır.
Ölüm vakti gelenlerin canlarını alan da ölüm vakti gelmeyenleri uykusunda (ölü gibi) yapan da Allah’tır. O, böylece ölümüne karar verilenlerin (ruhunu) alır, ötekileri ise belirli bir süreye (bir ecele) kadar erteler. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir topluluk için ibretler vardır.1
1 Bu âyette iki önemli işaret vardır. 1. Ey Muhammed! Yani vekil sen değilsin Allah’tır. Çünkü canları ancak Allah alır. 2. Hidayet, hayata, dalâlet ise ölüme benzetilmiştir. İbnu Abbas: “Âdemoğlunda bir ‘nefis’ bir de ‘ruh’ vardır. Aralarındaki fark Güneş ile ışığı gibidir. Nefis, kendisiyle akıl ve iyiyi kötüden ayrım yapılan, ruh da kendisiyle hareket yapılandır. Ölümde ikisi de yok olur, uykuda ise yalnız nefis yok olur.” demiştir. Ruh denilince genellikle hayat başlangıcı anlaşıla geldiği gibi hayat da genellikle cismanî hareketlerle anlaşıldığından, manevi hayatın başlangıcı olan ruha, “nefis” denilmiştir. Nefis kendini duyan, kendine ve kendindekine vicdanı olan yani benlik şuuruna sahip olan zattır. Bundan dolayı ruhun Allah tarafından tamamıyla kabzına “teveffî” ve ölüme “vefat” denilmiştir. Nefisler “vacib’ül-vücud” (varlığı kendisinden) değildirler. Onun için kendilerini bilmeleri kendilerinden değil Allah’tandır. Allah onları kendilerinden alıp kendilerinden geçirir. İşte nefsin teveffîsi, ölüm ve uyku hallerinde olduğu gibi kendinden geçirilip akletme özelliği kendinden alınmasıdır. Yani o nefisleri başkası değil, ancak Allah kendilerinden alır, kabzeder, yok etmeksizin şuur ve temyizlerini alarak kendilerinden geçirir. Öldükleri yani bedene tesarrufları kesildiği zaman, ölmeyenleri de uyudukları zaman alır da üzerine ölüm hükmünü verdiklerini alıkoyar, haşre kadar tutar. Diğerlerini, yani henüz ölüm hükmü verilmemiş olan uykudakileri ölecekleri zamana kadar salıverir. İşte böyle hem ölüm halinde, hem de uyku halinde o nefisler, Allah’ın kabzında bulunur. Burada insanın aklına: “Teveffî Allah’ın meleklerine ve ölüm meleğine isnat edilmiş idi. Şu halde burada, ‘ölüm vakti gelenlerin canlarını alan da ölüm vakti gelmeyenleri uykusunda (ölü gibi) yapan da Allah’tır.’ buyurulması bunlara ters düşmez mi?” sorusu gelebilir. Neticede; Allah’ın memur edip gönderdiği meleklerin kabzı zaten Allah’ın kabzı demektir. (Özetle-Elmalılı)
Muhammed Esed
Bütün insanların, [bedenen] öldüklerinde canlarını alan ve henüz ölmemiş olanları da uyku halinde [ölü gibi yapan] Allah'tır; [yalnız O'dur bu güce sahip olan]: 44 O, böylece ölümlerine hükmettiklerini [hayattan] koparır, diğerlerini de [kendisinin koyduğu] bir mühlet için salıverir. [Bütün] bunlarda gerçekten düşünenler için mesajlar vardır!
Allah, kişiyi ölümü anında vefat ettirir bilincini alır henüz ölmemiş olanları da uykusunda vefat ettirir. Ölümüne karar verilmiş olanların bilincini alıkoyar diğerlerini ise ölümü gelinceye kadar salıverir. İşte bunda, derinlemesine düşünebilen bir toplum için alınacak nice ibretler vardır. 6/60-61
Allah insanların canlarını ölümleri sırasında alır, henüz ölmemiş olanları da uykusunda alır: Derken[4143] ölümüne hükmettiklerini (katında) tutar, geri kalanları sonu yasayla belirlenmiş bir süre doluncaya kadar (geriye) salar.[4144] Kuşkusuz bunda, düşünen bir toplumun alacağı bir ders mutlaka vardır.
Mustafa İslamoğlu Zümer Suresi 42. Ayet Açıklaması
[4143] Fâ, musahabe vurgusuyla çeviriye yansımıştır.
[4144] Kur’an’daki insanın beşerî ölümüne ilişkin tüm atıflar bu âyet ışığında anlaşılmalıdır. Âyette kullanılan teveffi ruha, mevt ise bedene nisbet edilir. Birincisi insanın aşkın tarafını, ikincisi içkin tarafını ifade eder. İnsanın ölümü anında ruhlar Allah’ın emrine vefa göstererek teveffi eder. Secde 11’de ölüm meleğine, En’âm 61’de elçilere isnat edilen “ölüm” burada Allah’a isnat ediliyor. Bu üçünü şöyle telif edebiliriz: Allah’ın yasalarına göre insanı hayata bağlayan bağların kopması mevt anlamında “ölüm”dür. İşte bu an geldiğinde Allah emaneti olan ruhu teveffi ettirmektedir. Âyetteki “uykuda tutar”, zımnen “canı bedende, ruhu ise serbest tutar” mânasına gelebilir. Hz. Ali’ye göre bazı rüyalar uykuda serbest bırakılan ruhun seyahati sonucunda gördükleridir. Beden ruhun evidir. Uykuda evinden çıkar, uyanma sırasında tekrar gelir. Ölüm, evin yıkılmasıdır. Yeniden yaratılış gerçekleşinceye kadar ruh artık evine dönemez. İlâ ecelin musemmâ için bkz: 11:3, not 7 ve 16:61, not 60. Buradaki hayat ve ölüm, mecazen iman ve küfre işaret eder. Zaten 41. âyetle bu âyet arasındaki bağlantı bunu göstermektedir. Âyetin düşünen topluma hitap eden sonu da, buradaki hayat ve ölüm örneğinin lafzî anlamının ötesinde, tıpkı “sen ölülere işittiremezsin” (27:80) âyetindekine benzer mecazî imalar taşıdığına işarettir (Râzî).
Ömer Nasuhi Bilmen
Allah, nefisleri öldükleri zaman ve ölmeyenleri de uykularında öldürüverir. Artık üzerine ölüm ile hükmettiğini tutuverir ve diğerini de tayin edilmiş vakte kadar salıverir. Şüphe yok ki, bunda elbette alâmetler vardır, düşünücüler olan bir kavim için.
Ama (gerçek koruyucu) Allah, insanların ruhlarını ölümleri sırasında, ölmeyenlerin ruhlarını ise uykuları sırasında alır. Hakkında ölüm hükmü verdiği rûhu tutar, vermediği rûhu ise belirli bir süreye kadar salıverir. Muhakkak ki bunda, düşünen kimseler için alacak ibretler vardır. [6, 60-61]
Allah, ölmekte olan canları alır, ölmeyenleri de uykularında (bedenlerinden alıp kendilerinden geçirir); sonra ölümüne hükmettiğini yanında tutar, ötekilerini de belli bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.
Allah ölüm esnasında ruhları alır[1], ölmeyenlerinkini de uykuda alır. Ölümüne hükmettiğini tutar, ötekini o belirlenmiş eceline[2] belli bir vakte kadar salıverir. Bunda, düşünen bir topluluk için göstergeler (ayetler) vardır.
Süleymaniye Vakfı Zümer Suresi 42. Ayet Açıklaması
[*] Ruh'un bedenden alınması vefat, canlılığın son bulması ölüm(mevt)'tir. İnsan ruhunun uyku sırasında vücuttan çıkmış olması ve o sırada canlığın devam ediyor olması ruh bilimcilerin dikkate alması gereken önemli bir bilgidir. İnsan ruhu hakkında daha detaylı bilgi için Bkz. Secde 32:9, Ruh kelimesinin anlamı için Bkz. İsra 17:85. Uyuyan insanın ruhu vücuduna geri dönebiliyorken ölen kişinin ruhu geri dönememektedir (Bkz. Müminun 23:100) [2] Belirlenmiş ecel (ecel-i müsemma) için Bkz.En'am 6:2 ve dipnotu
Şaban Piriş
Allah ölüm vakti gelenlerin ve gelmeyenlerin canlarını alır. Ölümüne hüküm verilenlerinkini tutar, diğerlerini belirlenmiş bir süreye kadar salıverir. İşte bunda, düşünen bir toplum için işaretler vardır.
Ölüm sırasında Allah ruhları alır. Ölmemiş olanların ruhlarını ise uykularında alır; sonra, ölümüne hükmettiği kimsenin ruhunu tutar, diğerlerini de belirlenmiş bir ecele kadar geri gönderir. Tefekkür edecek bir topluluk için bunda âyetler vardır.
Allah, canları, ölümleri sırasında alır, ölmeyenleri de uykuları sırasında. Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar; ötekileri, belirlenen bir süreye kadar salıverir. Bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
Tañrı alur canları ölmeġi vaķtında daħı anı kim ölmedi uyķusı vaķtında pes dutar anı kim hükm eyledi anuñ üzere ölümi daħı viribir birisin adanılmış vaķta degin. bayıķ şunuñ içinde nişānlardur bir ķavma kim endįşe eylerler.