Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4111, sondan 2126. ayet; 39. sure ve Zümer Suresinin 53. ayetidir. Zümer Suresi 53. ayetinin kelime sayisi 21, harf sayısı 85 ve toplam ebced değeri ise 6712 olarak hesaplanmıştır. Zümer Suresinin toplam ebced değeri 364979 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
قل يا عبادي الذين اسرفوا على انفسهم لا تقنطوا من رحمة الله ان الله يغفر الذنوب جميعا انه هو الغفور الرحيم
De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
“Haddi aşmak”tan maksat, günahlara dalarak Allah’ın hükümlerini çiğnemektir. “Kendi aleyhlerine olarak” diye çevirdiğimiz alâ enfüsihim deyimiyle, günah işleyen kişinin, her şeyden önce kendi ruhunu ve hayatını kirletmiş, kendisine zarar vermiş olacağına dikkat çekilmektedir (Râzî, XXVII, 4). Bu âyet, Allah’ın rahmet ve affının asla ümitsizliğe izin vermeyecek derecede geniş olduğunu en açık bir şekilde ortaya koyan ilâhî müjde olarak değerlendirilir. Allah’ın iradesini sınırlayacak hiçbir güç bulunmadığı için O’nun bağışlama yetkisine belli şartlarla sahip olduğu gibi bir görüş de ileri sürülemez.
Bununla birlikte âyetin “Allah bütün günahları bağışlar” meâlindeki bölümünü, O’nun bir taahhüdü olarak anlayıp, inanan inanmayan, tövbe eden etmeyen, kendisine yönelen yönelmeyen herkesi bağışlayacağını düşünmek, kaçınılmaz olarak dinî ve ahlâkî gevşekliğe hatta anarşiye yol açar. Öte yandan kural olarak Kur’an’ın bir âyetini bütününden kopararak tek başına değerlendirmek ciddi yanlışlar doğurabilir. Nitekim bu âyette “Allah bütün günahları bağışlar” buyurulurken, Nisâ sûresinin 48 ve 116. âyetlerinde aynı ifadelerle, “Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını dilediği kimse hakkında bağışlar” buyurulmuştur. Görüldüğü üzere burada Allah’a ortak koşanların bağışlanmayacağı açıkça belirtildiği gibi bunların dışında kalanları bağışlaması da mutlak olarak ifade edilmeyip Allah’ın dilemesi şartına bağlanmıştır. Yanlış anlama ihtimalini önlemek düşüncesiyle konumuz olan âyetin meâlinde bu şartı (dilerse) şeklinde göstermeyi yararlı gördük. Esasen bir sonraki âyet de Allah’ın affına lâyık olabilmek için her şeyden önce O’na yönelip teslim olmak gerektiğine işaret etmektedir. Bununla birlikte Ehl-i sünnet âlimleri, affın tövbe şartına bağlı olmadığını belirtmişler; bu şartı ileri sürenlerin keyfî olarak âyetin kapsamını daralttıklarını savunmuşlardır (bk. Şevkânî, IV, 538; Allah’ın affının kapsamı konusundaki değişik görüş ve yorumlar hakkında bilgi için bk. Nisâ 4:48).
Mehmet Okuyan
De ki: “(Allah şöyle buyuruyor:) Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın merhametinden ümit kesmeyin! Şüphesiz ki Allah bütün günahları bağışlayabilir. Şüphesiz ki O çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Bu ayet Yüce Allah’ın merhamet ve bağışlama sıfatlarının engin oluşunu ve O’ndan ümitsiz olmamak gerektiğini içerir. Çünkü hiçbir günah Allah’ın rahmetinden büyük değildir. Yeter ki tevbe edilmiş olsun. Benzer mesajlar: Yûsuf 12:87; Hicr 15:56.
Bayraktar Bayraklı
De ki: “Allah şöyle buyurdu: Ey kendi nefisleri aleyhinde haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz! Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok affedicidir; merhamet sahibidir.”
De ki: “Ey kendilerine karşı israf eden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah, suçların hepsini bağışlar. O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
1- Kendi aleyhlerine haddi aşmış kullar! Kendilerine kötülük eden kullar!.
Ahmet Akgül
(Tarafımdan onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere nefislerini israfa uğratan (günahlara dalan, yararsız ve ucuz kahramanlıklara kalkışan ve ölçüyü taşıran) kullarım. (Siz yine de) Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, (dilerse ve layık görürse) bütün günahları (ve suçları) Yarlığayıcıdır. Çünkü O, Bağışlayandır, Esirgeyip Acıyandır."
De ki: Ey nefislerine uyup hadden aşırı hareket eden kullarım, Allah rahmetinden ümit kesmeyin; şüphe yok ki Allah, bütün suçları örter, şüphe yok ki o, suçları örter, rahimdir.
De ki: Allah şöyle buyuruyor: “Ey nefislerine uyup da sınırlarımı aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin, Allah bütün günahlarınızı bağışlar, şüphe yok ki O, çok bağışlayan ve çok acıyandır.”
"Günah işledikleri, ifrata gittikleri için, iç dünyalarındaki açmazlardan, vicdan muhasebesinden kurtulamayarak, ey kendilerine, birbirlerine kıyan, cahilce hatalı davranan, sorumluluklarının sonuçlarını meşruiyet sınırlarını aşarak değerlendiren kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları affeder. Doğrusu O, çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir.” diye benim adıma ilan et.
(Tarafımdan) şöyle söyle: "Ey kendi aleyhlerine aşırıya giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günâhları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayıcı, çok merhamet sahibidir.
53.Buhari`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre bazı kimseler adam öldürmekten zina işlemeye kadar çok çeşitli günâhlar işlemiş ve bir hayli ileri gitmişlerdi. Bunlar Resulullah (a.s.)`a gelerek: "Şüphesiz senin söylediklerin ve kendisine çağırdıkların güzel şeyler. Ama bizim yaptıklarımızın bir keffareti var mıdır onu bize bildirsen!" dediler. Bu ayeti kerime de onlarla ilgili olarak indirildi.Taberani`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre Resulullah (a.s.), Hz. Hamza (r.a.)`yı öldüren Vahşi`ye davetçi göndererek onu İslâm`a davet etti. Vahşi de geriye: "Sen beni nasıl İslâm`a davet ediyorsun ki; sen adam öldüren, zina eden ve Allah`a ortak koşan bir kimsenin büyük günâhlar işlemiş olduğunu, onun için ahirette kat kat azap verileceğini ve orada aşağılanmış bir şekilde sonsuza kadar kalacağını söylüyorsun. Bense bütün bunları yaptım. Benim için bir çıkış yolu görüyor musun?" diye haber gönderdi. Bunun üzerine Yüce Allah: "Ancak tevbe eden, iman edip salih amel işleyenler müstesna" (Furkan, 25:70) diye buyurdu. Vahşi ise: "Ama bu ağır bir şarttır. Belki ben buna güç yetiremem" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah: "Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındakileri dilediği için bağışlayabilir" (Nisa, 4:48) diye buyurdu. Bu kez Vahşi: "Burada Allah dilediği takdirde bağışlayacağını bildiriyor. Beni bağışlayıp bağışlamayacağını bilmiyorum. Bunun dışında bir şey var mı?" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi. Vahşi de: "Buna evet" dedi ve Müslüman oldu. Ancak bu rivayetin senedi zayıftır.
Ali Bulaç
(Benden onlara) De ki: 'Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü aşan kullarım. Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir.'
(Ey Rasûlüm, tarafımdan kavmine) de ki: “-Ey (günah işlemekle) nefislerine karşı haddi aşmış kullarım! Allah'ın rahmetinden (sizi bağışlamasından) ümidi kesmeyiniz; çünkü Allah (şirk ve küfürden başka, dilediği kimselerden) bütün günahları mağfiret buyurur. Şüphesiz ki O, Gafûr'dur= çok bağışlayıcıdır, Rahîm'dir= çok merhametlidir.
(Benden taraf) de ki: “Ey kendi aleyhlerine olarak günahlarda aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlayandır. Şüphesiz O Allah, çok bağışlayan ve çok acıyandır.”
Diyesin ki: «Ey kendine kıymış olan kullarım! Allahın rahmetinden umudu kesmeyiniz, Allah bütün günahları bağışlar, O'dur bağışlayıcı, O'dur yarlıgayıcı!»
De ki (Allah şöyle buyuruyor:) “Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere aşırı giden ve kendilerine verdiğim meleke ve kabiliyetleri yanlış yolda sarfederek günah işleyen kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin! Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
İnsan, günaha meyilli olarak yaratılmış zayıf iradeli bir varlıktır.“Allah sizin yükünüzü hafifletmek ister, çünkü insan (sabır ve metanet bakımından) zayıf yaratılmıştır.” (Nisa 4:28) Günah işlemekten, oyundan eğlenceden ve dünyalıklarla oyalanmaktan zevk alan bir karaktere sahiptir. Bunun yanında, ona bu hayatı bahşeden ve onu bu özellikleriyle dünyaya gönderen Allah da merhameti bol olan ve affetmeyi ilke edinendir. (En’am, 6:54). Bu ayette, vahiy ile çizilmiş olan kulluk çemberinin dışına taşarak nihai nimetleri tehlikeye sokan ve böylece kendi nefislerine zulmedenlere Allah’ın rahmetinden ümitlerini kesmemeleri konusunda bir uyarı vardır. Ancak dikkat edilirse uyarının hemen devamında da Allah’ın sınırsız bağışlayıcılığı ve limitsiz merhameti müjdelenmektedir. Bu arada insan, “nasıl olsa Allah affedicidir” diyerek günah işlememeli. “… Sakın çok aldatıcı (şeytan), Allah'ın bağışlayıcılığını ve merhametini ileri sürerek sizi aldatmasın!” (Fatır 35:5) Ancak işlenen günahın kirini Allah’ın rahmetinden istifade edip samimi bir tevbe ile temizleyerek nihai âleme de bırakmamalıdır.
Diyanet İşleri (Eski)
De ki: "Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, merhametlidir."
De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Bu âyet-i kerimede Allah’ın rahmet ve muhabbetinin sonsuzluğu ifade edilmektedir. O’nun rahmeti her şeyi kuşatmıştır, her insan bu ilâhî rahmetten istifade edebilir. Ancak şu hususa dikkat etmek gerekir ki «Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin» demek, günah işlemeye devam edin, demek değildir. Bundan maksat, en günahkâr insanların bile tevbelerinin kabul edileceğini bildirmek, dolayısıyla bir an evvel kötülükten vazgeçip Allah’a dönmelerini teşvik etmektir.
Edip Yüksel
Onlara bildir: "Kendilerine karşı sınırı aşan kullarım, ALLAH'ın rahmetinden ümit kesmeyin. ALLAH tüm günahları affedicidir. O Bağışlayandır, Rahimdir."
Tanrı'ya şirk koşmak, "günah" (zanb)tan farklı bir kategoridedir; o bağışlanmayan bir suçtur. Bak 4:48,116.
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: "Ey haddi aşarak nefislerine karşı israf etmiş olan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümid kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir."
De ki: ey nefisleri aleyhine israf etmiş kullarım! Allahın rahmetinden ümidi kesmeyin, çünkü Allah bütün günahları mağrifet buyurur, şübhesiz ki o öyle gafûr öyle rahîm o
De ki: «Ey kendilerinin aleyhinde (günâhda) haddi aşanlar, Allahın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları yarlığar. Şübhesiz ki O, çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.
Hayatlarını faydasız bir şekilde tüketmiş kullarıma deki “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. O, bağışlayan ve merhametli olandır.
Tarafımdan de ki ey öz nefislerine fenalıkta haddin aşan kullarım! Tanrı/nın bağışlamasından ümit kesmeyin. Çünkü Tanrı bütün günahları yarlıgar, O, yarlıgayan, bağışlayandır.
(Benim adıma onlara) De ki: “Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım! Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir.”
Ey Müslüman! İnsanlığın kurtuluş müjdesi olan şu ilâhî fermanı duyurmak üzere de ki: “İnsanlar; bakın Rabb’imiz ne buyuruyor: “Ey kendilerine yazık eden günahkâr kullarım; sakın Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin! Unutmayın ki Allah, tövbe edildiği takdirde bütün günahları bağışlar! Çünkü O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
De ki: -“Ey nefislerine karşı aşırı giden kullar!
Allah’ın rahmetinden umutsuzluğa kapılmayın!
Allah, topluca Günahlar’ı bağışlıyor.
Şüphesiz O, Rahîm Gafûr’dur”.
(Ey Muhammed! Benim Onlara): “Ey Benim kendilerine karşı haddi aşan kullarım!1 Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günâhları bağışlar.2 Çünkü çok bağışlayıcı, gerçekten merhametli olan, ancak O (Allah)’tır.” dediğimi söyle.3
1 İsraf: Genellikle insanın malını harcamada sınırı aşmak için kullanılırsa da insanın yaptığı her hangi bir işte veya malını harcamada sınırı aşması ve sahip olduğu nimetleri gereksiz ve aşırı tüketmesi demektir. Bu sınırın; Allah ve Rasûlü tarafından belirlenmesi gerekir. Yani kötülük yapmada ifrat ederek kendi nefislerine zulüm yapanlar demektir. Buna göre; ölmeyecek kadar yemek bir zaruret, doyacak kadar yemek ise ihtiyaçtır. İslâm toplumunda ihtiyaçları, öncelikle zaruretler tayin eder. Bk. (A’raf: 1, Furkan:67) 2 Bu âyetin Kur'an’daki en fazla ümit veren âyet olduğu söylenir. Bununla beraber dikkat edilmesi gerekir ki; bu âyette verilen ümit, günâha teşvik için değil en günâhkâr kimseleri bile bir an evvel tevbeye teşvik içindir. 3 Bu âyetin indiriliş sebebiyle ilgili rivâyetler: 1- Hz. Hamza’nın katili Vahşî hakkında Medîne’de nâzil olmuştur. (Vâhidî) 2- Ayyaş b. Ebî Rabîa ve Velîd b. Velîd ve bunlar gibi bir kaç kişi Müslüman olmuşlar, daha sonra da gördükleri işkenceler sebebiyle dinlerini terk etmişlerdi. Bu âyetler nâzil olunca Hz. Ömer bu âyetleri yazıp onlara gönderdi. Onlar da Müslüman olup Mekke’ye hicret ettiler. (Vâhidî) 3- İbnu Abbas’tan rivâyet olunduğuna göre; Mekkeliler: “Muhammed putlara tapan, Allah ile beraber diğer bir ilâha dua eden ve Allah’ın haram kıldığı nefsi öldüren kimseler affedilmezler diyor. O halde biz, nasıl hicret eder ve Müslüman oluruz...” dediler ve bunun üzerine Allah, bu âyeti indirdi. (Buhari) Her ne kadar ayetin indiriliş sebebi kâfirlerin Müslüman oluşları ile ilgili ise de ayetin günahkâr Müslümanların tevbesine de şamil olduğunda şüphe yoktur. Şirkin asla affedilmemesi ise tevbe edilmediği takdirdedir.
Muhammed Esed
DE Kİ: “[Allah şöyle buyuruyor: 57 ] ‘Ey kendilerine karşı haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin: Allah bütün günahları bağışlar; 58 çünkü yalnız O, çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır!’”
De ki: Ey kötülük işleyerek kendilerini harcayıp yazık eden kullarım, sakın Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Zira O, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır. 12/87, 29/23
(ALLAH’IN şu müjdesini) ilet: “Ey hadlerini aşıp kendilerini israf eden kullarım! Allah’ın rahmetinden asla umut kesmeyiniz![4150] Allah bütün günahları affedebilir:[4151] çünkü O, evet O’dur mutlak bağışlayıcı, sonsuz rahmet kaynağı!”
Mustafa İslamoğlu Zümer Suresi 53. Ayet Açıklaması
[4150] Allah’ın rahmetinden umut kesmek rahmete sırt dönmektir. Zira umut kalbin duasıdır.
[4151] Yani, ‘af dileyip tevbe eden herkesin günahını affeder.’ Abdullah b. Mes’ud bu âyeti “dilediği kimsenin bütün günahlarını” şeklinde anlamıştır (Ferrâ).
Ömer Nasuhi Bilmen
De ki: «Ey nefisleri üzerine israfta bulunmuş olan kullarım! Allah'ın rahmetinden yeise düşmeyiniz. Şüphe yok ki, Allah günahları cümleten yarlığar. Muhakkak ki, O (evet) O, çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.»
De ki: “Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, gafur ve rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı fazladır). ” [5, 73-74; 85, 10; 19, 60; 9, 104; 4, 110; 145-146]
Bu âyet, Kur’ân-ı Kerîm’deki en ümit verici âyet sayılabilir. Bununla beraber, yine de tövbeyi kabul etme, Allah’ın dilemesine bağlıdır. Bu âyeti günah işlemeye teşvik sebebi saymak, Kur’ânı maksadı dışına çekmektir. Maksat tövbeye teşviktir. Müteakip âyet, günahların affını tövbenin yanında, Allah’ın gönderdiği hidâyeti kabul etmenin de lüzumu ile birlikte düşünmemizi telkin etmektedir. Hz. Peygamber (a.s.)’dan şöyle dediği nakledilir: “Bu âyeti, dünyaya ve dünyada bulunan bütün şeylere değişmem”
Süleyman Ateş
(Tarafımdan onlara) De ki: "Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım, Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir."
Onlara şu sözü söyle: “Ey kendilerini aşırı davranışlara sürüklemiş Allah kulları! Allah’ın merhametinden (ikramından) umut kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. O, hem bağışlar hem de ikramda bulunur.
Süleymaniye Vakfı Zümer Suresi 53. Ayet Açıklaması
[*] Arap edebiyatında iltifat sanatı vardır, anlatımı canlı tutmak ve konunun önemini vurgulamak için sözün akışı beklenmedik bir şekilde değiştirilerek üçüncü şahıstan birinci şahsa, ikinci şahıstan birinci veya üçüncü şahsa, birinci şahıstan ikinci veya üçüncü şahsa vs. geçilir. Türkçe'de bu sanat olmadığından bu gibi ifadeler bir Türk'ü şaşırtır. Burada olduğu gibi birçok âyete, bu sanat yok sayılarak meâl verilmiştir.
Şaban Piriş
De ki: -Ey kendilerine karşı günah işlemekte aşırı giden kullarım, Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlayıcıdır. O, çok bağışlayıcı ve merhametlidir.
De ki: Ey nefisleri aleyhine haddini aşmış olan(15) kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar.(16) Hiç kuşkusuz, O çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
(15) Günah işleyerek kendisine kötülük etmiş olanlar.(16) Peygamber Efendimiz bu âyeti okurken, “Allah bütün günahları bağışlar” cümlesini, “Kim ne işlemiş olursa olsun aldırmadan” şeklinde açıklamıştır. (Tirmizî, Tefsir 39:2.)
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Ey öz benlikleri aleyhine sınırı aşan/aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Allah, günahları tümden affeder. Çünkü O, mutlak Gafûr, mutlak Rahîm'dir.