Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 511, sondan 5726. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 18. ayetidir. Nisâ Suresi 18. ayetinin kelime sayisi 24, harf sayısı 106 ve toplam ebced değeri ise 9432 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وليست التوبة للذين يعملون السيـات حتى اذا حضر احدهم الموت قال اني تبت الـن ولا الذين يموتون وهم كفار اولئك اعتدنا لهم عذابا اليما
Yoksa (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, “İşte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır.
Önceki âyetin sonunda zina suçu işleyenlerin tövbesinden söz edildiği için bu iki âyette gerçek, samimi, kabule şayan tövbenin ne olduğu ve ne olmadığı açıklanmıştır. Buna göre insanlar hak dine inanan ve inanmayanlar diye ikiye ayrılır. Hak dine inanmayanların tövbesi ona iman etmektir; iman, daha önceki inkârcılıkla o hal içinde işlenmiş günahların bağışlanmasını sağlar. Hak dine inananlar bilerek ve isteyerek günah işlemiş olurlarsa bunların tövbesi de yaptıklarından pişmanlık duymaları, samimi olarak Allah’a yönelip bir daha günah işlememek üzere söz vermeleriyle gerçekleşir. Âyette geçen “bilmeden” ifadesi, “yapılanın kötülük veya günah olduğunu bilmeden” mânasında olmayıp, “bildiği halde iradesine hâkim olamayan, bilgisini uygulamayan, nefsine uyup kötülük yapan” mânasında kullanılmıştır. İnsanlar yaşadıkları müddetçe tövbe kapısı açıktır. Ne zaman akılları başlarına gelir ve tövbe ederlerse Allah’ın, vaadinin gereği olarak bu tövbeyi kabul buyurması ve günahkâr kullarını affetmesi umulur, lutfundan beklenir. Günahkâr kişi hayatının son saniyelerine kadar tövbe etmez, dünya hayatından ümit kestikten ve gayb âlemine dahil bulunan berzah ve âhiretle ilgili bazı gerçekleri gördükten, hissettikten sonra henüz can vermeden tövbe ederse, bu tövbenin sebebi, gayba imana dayalısamimi pişmanlık olmayıp yüz yüze gelinen cezadan kurtulmaya yönelik bulunduğu, tekrar kulluk ve itaat imtihanına fırsat da kalmadığı için kabul edilmeyecektir. Kabul edilmeyen bir başka tövbe de hayatını, hak dini inkâr içinde geçirdikten sonra ölen ve âhiret âlemini gördükten sonra pişmanlık duyanların tövbesidir. Bu da gayba iman ve samimi pişmanlıktan kaynaklanmadığı için Allah tarafından kabul edilmeyecektir. Bu hükmü teyit eden başka âyetler de vardır (bk. Bakara 2:162; Âl-i İmrân 3:91).
Mehmet Okuyan
Kötülükleri (sürekli) yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca “Ben şimdi tevbe ettim.” diyenler ile kâfir olarak ölmekte olanlar için (kabul edilecek) tevbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamış (olacağ)ız.
Önceki ayette geçen [es-sû’] kelimesi yerine burada [es-seyyiât] sözcüğünün çoğul getirilmesi, bağışlanmayacak kötülüklerin hem sayısının fazla oluşunu göstermektedir hem de sıklıkla yapıldıkları için adeta alışkanlık haline getirildikleri anlaşılmaktadır. Kabul edilmeyen tevbelerle ilgili mesajlar için bkz. En‘âm 6:158; Yûnus 10:90-91; Secde 32:29; Sebe’ 34:52; Mü’min 40:85; Duhân 44:13; Muhammed 47:18.
Bayraktar Bayraklı
Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da, içlerinden birine ölüm gelip çatınca; “Ben şimdi tövbe ettim” diyenlerle, kâfir olarak ölenler için, kabul edilecek tövbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırladık.
Kötülük yapıp da kendilerine ölüm gelip çatınca, “Ben şimdi tevbe ettim.” diyenlerin ve gerçeği yalanlayıp nankör olarak ölenlerin tevbeleri geçersizdir. İşte onlara can yakıcı bir azap vardır.
(Yoksa) Tevbe; ne (nice) kötülükleri yapıp-edip de, (sonra) onlardan birine ölüm çatınca: "Ben şimdi gerçekten tevbe ettim" diyenler, ne de kâfir olarak ölenler için (geçerli) değildir. Böyleleri için acı bir azap hazırlamışızdır.
Tövbe, o kişilerin tövbesi değildir ki kötülüklerde bulunup dururlar da sonucu içlerinden birine ölüm gelip çattı mı işte şimdi tövbe ettim ben der ve kafir olarak ölenlerin tövbesi de tövbe değildir. O kişilerdir onlar ki onlar için elemli bir azap hazırlamışızdır.
Yoksa kötülük yapıp yapıp da nihayet ölüm gelip çatınca, “Ben şimdi tevbe ettim” diyenlere ve kâfir olarak ölenlere tevbe yoktur. Öylelerinin tevbesi kabul edilmez. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.
Yoksa, kendilerine ölüm gelinceye kadar kusur işlemeye, günaha, isyana devam edenlerin,
“Ben şimdi tevbe ettim, günah işlemekten vazgeçerek, Allah'a itaate yöneldim" diyenlerin, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar ile kâfir olarak ölenlerin kabul edilecek tevbeleri yoktur. İşte onlar için can yakıp inleten müthiş bir azap hazırlanmıştır.
Kötülükleri işleyip de içlerinden birine ölüm geldiğinde: "Ben şimdi tevbe ettim" diyenlerin tevbeleriyle kâfir olarak ölenlerinki ise geçerli değildir. Bunlar için acıklı bir azap hazırladık.
Tevbe; ne, kötülükleri yapıp-edip de onlardan birine ölüm çatınca: 'Ben şimdi gerçekten tevbe ettim' diyenler, ne de kafir olarak ölenler için değil. Böyleleri için acı bir azab hazırlamışızdır.
O kimseler ki, kötü işlerde ısrar ederken onlardan birine ölüm gelip hayattan ümidini kesince: “- Ben, şimdi tevbe ettim” der, o kimseler için tevbe yok (tevbe makbul değildir). Kâfir oldukları halde ölenlere de tevbe yok, işte biz onlar için ahirette acıklı bir azap hazırlamışızdır.
Tevbe, sürekli kötülük yapıp ölüm kendisine gelince, “İşte, şimdi tevbe ettim” diyenler veya kâfir olarak ölenler için değildir. Biz, onlar için elem verici bir azap hazırlamışızdır.
Ölüm gelene değin, günahlar işleyenlerin ölüm yaklaştığında: «Tövbe ettim şimdi» diyenlerin tövbeleri, tövbe değildir, kâfir olduğu halde ölen kimselerin tövbeleri de böyledir, bunlar için ağrıtıcı azap hazırlamışız
Yoksa hayatı boyunca kötülük yapıp dururken ölümün eşiğine gelince, “Şimdi tevbe ediyorum” diyen (sözde mü'min)lerle kâfir olarak ölenlerin tevbesi geçerli değildir. Biz, işte böylelerine şiddetli bir azap hazırlamışızdır.
Bkz. 3:90Tevbe, günah işleme imkânı olduğu halde bir daha aynı günahı işlememeye söz vermektir. Kur’an’da, “Allah, kendisine şirk koşulmasının dışındaki dilediği kimselerin bütün günahlarını bağışlar. (Nisâ, 4:48, 116)” buyrulmuştur. Allah’ın mağfireti, tevbe eden insanın samimiyetine bağlıdır. Allah’ın kabul etmeyeceği tevbe ise, artık günah işleme olanağı kalmamış, kötülük işleme fırsatlarını pervasızca kullandıktan sonra köşeye sıkışmış, kendisinin kötülükleri değil de kötülüklerin kendisini terk ettiği ve canı gelip boğaza dayandığı mücrimlerin tevbesidir. Yani artık iş işten geçmiştir ve yapılan tevbenin bir anlamı kalmamıştır. Bu konuda çaresiz kalan ve çıkış yolu bulamayan Firavun’un tevbesi bizim için referans olmalıdır. (Yunus 10:90-92)
Diyanet İşleri (Eski)
Kötülükleri işleyip dururken, ölüm kendisine geldiği zaman; "şimdi tevbe ettim" diyenler ile kafir olarak ölenlerin tevbesi makbul değildir. İşte onlara elem verici azab hazırlamışızdır.
Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca «Ben şimdi tevbe ettim» diyenler ile kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek) tevbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.
Sürekli kötülük işleyen ve kendilerini ölüm yakalayınca, "Ben artık tövbe ettim," diyenlerin tövbesi geçersizdir. İnkarcı olarak ölenlerin de tövbesi geçersizdir. Onlar için acıklı bir azap var.
Yoksa günah işleyip de kendisine ölüm gelince: "İşte ben şimdi tevbe ettim." diyen kimselerin tevbesi kabul edilmez. Kâfir olarak ölenlerin de tevbeleri kabul edilmez. İşte bunlara ahirette can yakıcı bir azap hazırlamışızdır.
Yoksa kabahatleri yapıb yapıb da tâ her birine ölüm gelince işte ben şimdi tevbe ettim diyen kimselere tevbe yok, kâfir oldukları halde ölenlere de yok, bunlar işte bunlara biz elîm bir azab hazırlamışızdır.
(Yoksa makbul olan o tevbe), kötülükleri yapıb yapıb da onlardan (ya'ni böyle yapanlardan) her hangi birine tâ ölüm gelince: «Ben şimdi hakıykaten tevbe etdim» diyenlerin tevbesi değil. Kendileri kâfir olarak öleceklerin (tevbesi) de değil. Onlar (öyle işte). Biz onlar için pek acıklı bir azâb hazırlamışızdır.
Yoksa (makbûl bir) tevbe, o günahları işleyip de, nihâyet onlardan birine ölüm gelince: “Şübhesiz ben şimdi tevbe ettim!” diyenler için değildir; kendileri kâfir kimseler olarak ölenler için de (değildir)! İşte onlar yok mu, kendileri için (pek) elemli bir azab hazırladık!
Kötü, çirkin davranışları yapanlara ölüm geldiğinde “Ben şu an vazgeçtim” diyenlerin ve doğuları inkâr etmiş olarak ölenlerin tövbeleri, tövbe değildir. İşte bunlar için acıklı bir azap hazırladık.
Kötülük yapmakta iken ölüm gelince şimdi tövbe ettim diyenler veya kâfir olarak ölenlerin tövbeleri tövbe değildir. İşte bunlar için acıklı bir azap hazırladık.
Kötülükleri işleyip dururken ölüm kendisine geldiği zaman, “Şimdi tevbe ettim” diyenler ile kâfir olarak ölenlerin tevbesi geçerli değildir. İşte onlara elem verici azap hazırlamışızdır.
Yoksa, hayatı boyunca kötülük işleyip duran ve nihâyet kendisine ölüm gelip çatınca da, hayattan ümit kestiği için “Şimdi tövbe ediyorum!” diyen sözde müminlerin ve kâfir olarak ölenlerin son nefeslerindeki tövbeleri kabul edilmeyecektir.İşte böylelerine, can yakıcı bir azap hazırlamışızdır!Bu ikisi arasındakilere, yani bir kötülük işledikten sonra hemen tövbe etmeyen, fakat bu kötülüğü ömrünün sonuna kadar da sürdürmeyen müminlere gelince, onların durumu Allah’a kalmıştır; dilerse bağışlar, dilerse cezalandırır.
Birisine Ölüm geldiği zamana kadar kötülükler işleyip, son anda “ben, şimdi tevbe ettim” demiş olan için de, kâfir olarak ölenler için de Tevbe (kabul edilecek) değildir.
İşte onlar için acıveren bir azap hazırladık.
Yoksa günâh işleyip de kendilerine ölüm gelip çatınca, “ben şimdi tevbe ettim.” diyenler, bir de kâfir olarak ölenler için tevbe yoktur. İşte bunlara Biz âhirette acıklı bir azap hazırladık.
Oysa ne ölüm anına kadar kötülük işleyip duran, ama o an gelip çattığında “Şimdi tevbe ediyorum!” diyenlerin 16 tevbesi kabul edilecektir, ne de hakikat inkarcısı olarak ölenlerin; Biz, işte böylelerine şiddetli bir azap hazırlamışızdır.
Hayat boyu günah işleyip de son nefesinde; “Ben şimdi tövbe ediyorum.” diyenlerin tövbesi ne de kâfir olarak yaşayıp o halde ölenlerin tövbesi kabul edilir. Ve biz, onların hepsine acıklı bir azap hazırladık. 2/37, 3/90, 9/104, 20/82, 25/70-71
Oysa ne ölüm gelip çatıncaya kadar (ısrarla) günah işlemeyi sürdürerek son anda “İşte şimdi tevbe ediyorum!” diyen birinin tevbesi kabul görecektir, ne de inkârında direnerek ölenlerin tevbeleri...[741] Bunlar, evet bunlar için elem verici bir azap hazırladık.[742]
[741] Allah katında kabul gören tevbenin niteliğinden söz eden bu âyet, Mekkî sûrelerden olan Nahl sûresinin 119. âyetiyle aynı konuyu işlemektedir. Bizim, mecazı da devreye sokarak “bir cahillik ederek kötülük işleyen” diye çevirdiğimiz ibare, kişinin yaptığı işin sonunun nereye varacağını düşünmeden, şehvet, öfke ve hevasına yenilmesi durumunu ifade eder. Zira bunlar aklı perdeler, bilinci dumura uğratır ve kişiye tedbirini şaşırtır. Böylesi bir hâlde “işlenen kötülük” ise “bir cahillik ederek işlenen kötülük” denilmeyi hâk eder.
[742] Bu tür bir tevbeye Firavun’un ölümün zoruyla giderayak yaptığı iman itirafını dile getiren Yûnus 90’dan yola çıkarak “Firavun imanı” veya “Firavun tevbesi” adı verilmiştir. Zoru görünce iman ile, zorla iman aynı şeydir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve tevbe o kimseler için değildir ki, günahları yapar dururlar. Vakta ki kendilerinden birine ölüm gelip çatınca, «Ben şimdi tevbe ettim,» der ve kâfir oldukları halde ölenler için de değildir. İşte biz onlara elim bir azap hazırlamışızdır.
Yoksa makbul tövbe, kötülükleri yapıp edip de sonra kendilerinden birine ölüm gelip çattığında: “İşte ben şimdi tövbe ettim. ” diyenlerin tövbesi değil. Kâfir olarak ölen kimselerin tövbesi de değil. İşte öylesi kimselere, çok acı veren bir azap hazırladık.
Tövbenin makbul olmasına dair âyet ve hadisleri bir arada değerlendiren müfessirlerin vardıkları sonuç şudur: Can çekişme durumundan önce, henüz hayattan ümitsiz değil iken küfürden tövbe ile iman etmek geçerlidir. Fakat can çekişme halinde hayattan ümit kesme durumunda küfürden tövbe ve iman etmek geçerli değildir. İman ettikten sonra iyi işler yapabilecek bir zaman bulunmalıdır.
Süleyman Ateş
Yoksa kötülükler yapıp yapıp da nihayet kendilerine ölüm gelip çatınca: "Ben şimdi tevbe ettim" diyenlere ve kafir olarak ölenlere tevbe (af) yoktur. Onlar için acı bir azab hazırlamışızdır!
Kötülükleri işlemeye devam eden, ölüm çatınca da "Ben şimdi tevbe ettim" diyenlerin tevbesi, tevbe değildir. Kâfir olarak ölenlerin tevbesi de tevbe değildir. Onlar için acıklı bir azap hazırlamışızdır.
Ölüm gelip çatana kadar günah işleyip de tam o zaman:-Ben şimdi tevbe ediyorum, diyenlerin tevbesi, tevbe değildir. Kafir olarak ölenlerin tevbesi de yoktur. Onlara acıklı bir azap hazırladık.
Yoksa, kötülükleri işleyip durduktan sonra ölüm gelip çattığında “Ben şimdi tevbe ettim” diyen kimsenin veya kâfir olarak ölenlerin tevbesi değildir. Öyleleri için Biz acı bir azap hazırladık.
Yoksa, kötülükleri yapıp yapıp da her birine ölüm geldiğinde, "-İşte şimdi tövbe ettim" diyenler için tövbe yoktur. Küfre batmış olarak ölenlere de tövbe yoktur. Böylelerine biz korkunç bir azap hazırladık.
daħı yoķdur tevbe anlaruñ kim işlerler yavuz işleri tā ķaçan ḥāżır oldı anlaruñ ya'nį kāfirlıġı birisine ölüm, eyitti; bayıķ ben tevbe eyledüm şimdi daħı ne daħı anlaruñ kim ölürler anlar kāfirler-iken. şunlar yaraķladuķ anlara 'aźāb aġrıdıcı.