Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5078, sondan 1159. ayet; 57. sure ve Hadîd Suresinin 3. ayetidir. Hadîd Suresi 3. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 40 ve toplam ebced değeri ise 2689 olarak hesaplanmıştır. Hadîd Suresinin toplam ebced değeri 189037 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Allah’ın ilk ve son olması, varlığının bir başlangıcı ve sonu olmaması demektir. Allah’ın Zahir ve Bâtın olması ise O’nun varlığının, varlığına delalet eden delillerle açık olması, bununla birlikte gözle görülememesi ve akılların, mahiyetini kavrayamaması demektir.
Evrendeki bütün varlıkların Allah’ı tesbih ettiklerinin belirtilmesini takiben, O’nun eşsizliğini ve benzersizliğini gösteren niteliklerine dikkat çekilerek bu tesbihin gerekçesi sayılabilecek bir açıklama yapılmaktadır: O, üstün güç ve engin hikmet sahibidir (azîz ve hakîmdir); göklerde ve yerde mutlak egemenlik O’nundur; O, hem hayat verme hem hayatı sona erdirme kudretini haizdir ve gücünün yetmeyeceği iş yoktur; O, evvel ve âhir, zâhir ve bâtındır, ilmi her şeyi kuşatmıştır; belli hikmetlerle gökleri ve yeri yaratmıştır, kendisi ise zamandan ve mekândan münezzehtir, ama her yerde hâzır ve nâzırdır. Yerde ve gökte cereyan eden her şeyi ve yapılanları görmektedir. Göklerin ve yerin egemenliği öylesine O’nundur ki onların ve oralarda bulunanların âkıbetine hükmedecek olan da yalnız O’dur ve bütün işler dönüp dolaşıp O’na varır. Kulların içinde yaşadığı zamanın gece ve gündüz şeklinde dilimlere ayrılması da O’nun kudretinin eseridir, dolayısıyla O’ndan gizlenebilecek hiçbir şey yoktur. O kalplerin derinliklerinde bulunanları dahi bilmektedir. Tesbih, kısaca, bir yandan şuurlu varlıkların iradî olarak Allah Teâlâ’nın her türlü noksanlıktan uzak olduğunu söz ve davranışlarla ortaya koymaları diğer yandan da evrendeki bütün varlıkların ilâhî yasalara zorunlu olarak boyun eğip O’nun hükümranlığını itiraf etmeleri anlamına gelir (ayrıca bk. İsrâ 17:44). 3. âyette zikredilen “evvel, âhir, zâhir, bâtın” isimleri Hz. Peygamber’in, Allah’ın doksan dokuz isminin sayıldığı “esmâ-i hüsnâ” ile ilgili hadisin yanı sıra, onun şu şekilde başlayan bir münâcâtında da yer alır: “Allahım! Sen evvelsin, senden önce olan yoktur; sen âhirsin, senden sonra da hiçbir şey yoktur. Sen zâhirsin, senden daha açık ve üstün olan yoktur; Sen bâtınsın, senden daha gizli ve senden öte hiçbir şey yoktur...” (Müslim, “Zikr”, 61; Tirmizî, “Da‘avât”, 19). Bunların anlamları kısaca şöyledir: a) Evvel: Allah Teâlâ kadîmdir, ezelîdir; varlığının başlangıcı yoktur; O, her şeyin başlangıcı ve başlatıcısıdır. b) Âhir: Allah Teâlâ bâkidir, ebedîdir; varlığının sonu yoktur; her şey sonludur ve sonunda O’na ulaşmak üzere vardır. c) Zâhir: Allah Teâlâ’nın varlığı ve varlığının kanıtları, kudretinin eserleri açıktır. O açıkta olanları bilir; üstündür, yücedir, hikmet sahibidir. d) Bâtın: O’nun zâtının mahiyeti gizlidir, yaratılmışlarca bilinemez; gözler O’nu göremez, akıllar O’nu idrak edemez, muhayyileler O’nu kuşatamaz. O ise bütün gizlilikleri bilir, her şeye nüfuz eder (bilgi için bk. Bekir Topaloğlu, “Âhir”, “Bâtın”, “Evvel” maddeleri, DİA, I, 542, V, 187, XI, 545). Âyeti “O evveldir, âhirdir, zâhirdir, bâtındır” veya “O evvel, âhir, zâhir ve bâtındır” şeklinde de çevirmek mümkündür; meâlde, “ve” bağlaçlarının rolüyle ilgili olarak Zemahşerî’nin yaptığı açıklama (IV, 63-64) esas alınıp bu isimlerden ilk ikisiyle son ikisi arasındaki bağı belirginleştiren bir tercüme yapılmıştır. İbn Âşûr ise bu yaklaşımı isabetli bulmaz (bk. XXVII, 363; bu konudaki bazı mâna incelikleri ve kelâm problemleri hakkında bilgi için bk. Râzî, XXIX, 209-214; Allah’ın gökleri ve yeri altı günde yaratması ve arşa istivâ etmesi hakkında bilgi için bk. A‘râf 7:54; “gökten inen ve ona yükselen” ifadesi için bk. Sebe’ 34:2; Allah’ın geceyi gündüze, gündüzü geceye katması hakkında bk. Âl-i İmrân 3:27).
Mehmet Okuyan
O ilktir, sondur; apaçıktır, içkindir. O her şeyi bilendir.
1- Varlığının başlangıcı da sonu da yoktur. Varlığı, var ettikleri ile anlaşılıp bilinen ancak varlığının niceliği ve niteliği kavranamayandır.
Ahmet Akgül
O, Evvel'dir (Allah, her şeyden öncedir), Ahir'dir (Kendisinden başka hiçbir şeyin kalmayacağı son gerçektir), Zahir'dir (varlığı açık ve kesindir), Bâtın'dır, (gerçek niteliği yaratılanların harika özellikleri içinde gizlidir) . O, her şeyi (bütün ayrıntıları ile) Bilendir.
Ve odur her şeyden önce var olan ve her şeyden sonra kalan ve her şeye üstün olup delilleriyle bilinen ve her şeyi bilen de duygularla bilinmeyen ve o, her şeyi bilir.
Sufiyye, bu âyeti tevil ederek Varlık birliği inancını ispata çalışır.
Abdullah Parlıyan
O'nun varlığı öncesiz ve sonrasızdır. Yani O'ndan önce hiç birşey yoktu ve hiç birşey de O'nun gibi sonsuz olmayacaktır. İlk ve son O'dur. O'nun varlığı ve birliği, pek çok delillerle gözüküp durmaktadır. Ve O'nun zatının hakikatı gizlidir, akıllar O'nu idrak edemez ve O herşeyi tamamıyle bilendir.
O, başlangıcı olmayan ezelî ilk varlıktır, bâki olan ebedî varlıktır, varlığı sayısız delillerle açık, kudreti, üstünlüğü, hükümranlığı aşikârdır. Her şeyde gizlidir, her şeyin içyüzünü bilir. Her şey O'nun bilgisi, planı, iradesi dâhilinde gerçekleşmektedir.
1.Evvel: Kendinden önce hiçbir şey olmayan. Ahir: Kendinden sonraya hiçbir şey kalmayacak olan. Zahir: Delilleriyle varlığı açık ve kesin olan. Batın: İnsan aklının zatını gerçek anlamıyla kavrayamayacağı, zatının hakikati gizli olan.
Ali Bulaç
O, Evveldir, Ahirdir, Zahirdir, Batındır. O, her şeyi bilendir.
O, (her şeyden önce mevcud olan) evveldir; ve (her şey helâk olduktan sonra geriye kalacak) âhirdir. (Varlığı sayısız delillerle) zâhirdir ve (akılların idrak edemiyeceği zatı ise) bâtındır. O, her şeyi bilendir.
O, Evveldir (başlangıcı olmayandır) ve Âhirdir (sonu olmayan, ebedi olandır). Zahirdir (varlığı fillerinin etki ve sonuçlarından bilinendir). Batındır (zatının hakikati ve mahiyeti gizli olup duyularla kavranamayan ve gözlerle görünemeyendir). O, her şeyi en güzel biçimde bilendir.
Allah ilktir, her şeyden öncedir, başlangıcı yoktur, varlıkları O yaratmıştır. Sondur, varlıkların yok oluşundan sonra da O bâkidir. Zâhirdir, varlığı bir çok delille gün gibi açıktır. Bâtındır, zâtının hakikati duyular ve akıllarla idrak edilemez.
Edip Yüksel
O ilktir, sondur. O en dıştakidir, en içtekidir. O her şeyi bilir.
O, Evvel (herşeyden önce var olan)dır, Âhir (herşeyin helâkinden sonra bâki kalan)dır, Zâhir (delilleriyle varlığı apaçık olan)dır ve Bâtın (akılların O'nu idrâk edemediği, Zât'ının hakikati bilinmeyen)dir. Ve O, herşeyi hakkıyla bilendir.
Allah İlk’dir (hep var olan), Sondur (her şey yok olur, O yine vardır). O Zahirdir (görülen her şey O’nu işaret eder), Batındır (gizli olanlar ve bilinmeyenler onun bilgisi dâhilinde var olurlar) ve O, her şeyi en iyi bilendir.
İsmail Hakkı İzmirli Hadîd Suresi 3. Ayet Açıklaması
[10] Her şeyden evvel vardır, bidayeti yoktur, kadîm ve ezelîdir; sonuna nihayet yoktur, en son kendisi kalacaktır, ebedîdir; delil ve burhanla aşikârdır; hakikati akl-ı beşere gizli kalmıştır. His ile idrak olunamaz, kısası göz görmez, akıl ermez.
Kadri Çelik
O evveldir, ahirdir, zahirdir, batındır. O, her şeyi bilendir.
O her bakımdan sonsuzdur, sınırsızdır: hem İlktir, hem de Son. Her şeyden önce vardı ve her şeyden sonra da var olacaktır. O, zamanın ve mekânın üzerindedir, çünkü onları yaratan O’dur. O ezelî ve ebedîdir. Varettikleriyle bir tek rab ve yegane ilâh olarak O, apaçık ortadadır, fakat Zatıyla gizlidir, hiç kimse O’nun mahiyetini tam olarak kavrayamaz fakat O, her şeyi en mükemmel şekilde bilir.
1 Çünkü her şey, Onun varlığına delildir. Yani, var olurken Onun kendisinden önce var olduğunu ispat etmeyen hiçbir şey yoktur. Bu yüzden Vahdet-i Vücutçular gibi her görüneni, O zannetmemelidir. Çünkü O, görünen olmakla beraber, gizli olandır da. Zîrâ O, duyularla his olunamaz ve Onun hakikati, akılların idrak ve ihatasına sığmaz.
Muhammed Esed
O, İlk ve Sondur; 1 hem Dış Görüntüdür hem İç Gerçeklik: 2 ve O, her şeyin bilgisine Sahiptir.
O, evveldir/öncesiz ilktir, ahirdir/sonrasız sondur, O zahirdir/bütün varlığını hem görülebilen sebebi, batındır/hem de görülmeyen hakikatidir. Bundan dolayı O her şeyi bilendir. 2/255, 59/22...24
[4931] Yani: “O öncesiz ilk, sonrasız sondur” (Bkz: 55:26). O bütün varlığın hem görülebilen aşkın sebebi hem de görülemeyen içkin hakikatidir (Krş: 6:103). Zımnen: Kadim felsefe ve inançların hakikati parçalayıcı Tanrı anlayışları tümden yanlıştır. Mahlûkatın çift kutupluluğu yasası yer-gök çiftinde dile geliyor. Allah tektir. Fakat el-Bâkî yerine el-Evvel ve el-Âhir, el-Hak veya el-Vâcid yerine ez-Zâhir ve el-Bâtın anlam çiftleri kullanılıyor. Çünkü aşkın hakikat ancak çift kutuplu kavramlarla beşer idrakine nâzil oluyor. Kur’an’da el-Esmau’l-Husna yalnız burada bağlaçla birbirine atfen gelir. Bunlar iki isim çiftidir: el-Evvel ve’l-Âhir; ez-Zahir ve’l-Bâtın’dır. Bu iki çiftin de vav bağlacıyla birbirlerine bağlanması öncelikle onların biri olmadan diğerinin anlaşılamayacağına delâlet eder. Allah’ın “öncesiz ilk” olması “sonrasız son” olmasından ayrı ve bağımsız düşünülemez. Bir diğer nedeni bu isim çiftlerini oluşturan isimlerin birbirlerinin mukabili olmasıdır. Üçüncü bir neden de dört ismin birbirine atfedilmesinden çıkan mânadır. el-Evvel’in ez-Zâhir’le bir münasebeti vardır. Dünya ve görünen varlıklar bu iki ismin tecellisidir. el-Âhir’in el-Bâtın’la bir münasebeti vardır. Âhiret ve görünmeyen varlıklar da bu iki ismin tecellisidirler. Allahu a’lem.
Ömer Nasuhi Bilmen
O, evveldir ve ahirdir ve zahirdir ve batındır ve O, her şeye alîmdir.
O, ilktir (kendisinden önce hiçbir varlık yoktur,) sondur (kendisinden sonra hiçbir varlık yoktur. Her şey yok olurken O kalacaktır,) zahirdir (delilleriyle varlığı gün gibi açıktır,) batındır (zatının hakikati gizlidir, akıllar O'nun özünü idrak edemez,) O, her şeyi bilendir.
(1) Herşeyden önce O vardır; başlangıcı yoktur. Herşeyin başlangıcı Ona dayanır.(2) Herşeyden sonra O bâkidir; Onun başlangıcı olmadığı gibi sonu da yoktur. Herşeyin sonucu Ona aittir.(3) Varlığının, birliğinin, isim ve sıfatlarının eserleri herşeyde apaçık görünür. Herşeyin dış görünüşü ve sanatlı yaratılışı Onun eseridir.(4) O herşeye herşeyden daha yakındır; varlığı ve birliği aşikâr olmakla beraber, niceliğine ve yüceliğine akıllar ermez. Herşeyin içyüzü ve dile getirdiği anlamlar Onun eseridir.
Yaşar Nuri Öztürk
Evvel'dir O, başlangıcı yoktur; Âhir'dir O, sonu yoktur; Zâhir'dir O, her şeyde belirir; Bâtın'dır O, gözlerden gizlenmiştir. Her şeyi en güzel biçimde bilendir o.