Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5122, sondan 1115. ayet; 58. sure ve Mücadele Suresinin 18. ayetidir. Mücadele Suresi 18. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 73 ve toplam ebced değeri ise 3149 olarak hesaplanmıştır. Mücadele Suresinin toplam ebced değeri 131377 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يوم يبعثهم الله جميعا فيحلفون له كما يحلفون لكم ويحسبون انهم على شيء الا انهم هم الكاذبون
Allah’ın onları hep birden dirilteceği, onların da (kendilerini kurtaracak) bir iş üzerinde olduklarını sanarak size yemin ettikleri gibi Allah’a da yemin edecekleri günü düşün! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir.
Diyanet İşleri (Yeni) Mücadele Suresi 18. Ayet Tefsiri
Allah’a ve peygamberine düşmanlık edenlerin dayanışma görünümü altında gerçekte kendilerini ve birbirlerini aldattıkları ve sonlarının hüsran olduğu belirtildikten sonra samimi müminlerin bu gibi kimselerle ilişkilerinde daha dikkatli olmaları gerektiği uyarısı yapılmaktadır. 14. ve müteakip âyetlerde başlıca özelliklerine değinilen kimselerin müslüman gibi görünen ama gerçekte İslâm düşmanlığı yapan münafıklar olduğu açıktır. Bunların kendileriyle iş birliği yaptıkları kimselerden “Allah’ın gazabına uğramış bir topluluk” diye söz edilmektedir. Âyette kimlikleriyle ilgili açık bir bilgi verilmemekle beraber, bağlamı dikkate alan hemen bütün müfessirler burada, o dönemde Medine ve çevresinde yaşayan yahudilerin kastedildiği kanaatindedirler. Dolayısıyla, 8. âyetin tefsiri sırasında belirtilen ihtimallerin bu âyetlerin iniş zamanı konusunda da göz önünde bulundurulması uygun olur (münafıkların müslümanlara tuzak kurmak üzere yahudilerle işbirliği yapmaları ve söz konusu yahudilerin Allah’ın gazabına müstahak olmaları hakkında bk. Enfâl 8:27, 55-57; Ahzâb 33:9-27; Haşr 59:2-6; ilâhî gazaba uğrayanlar hakkında ayrıca bk. Fâtiha 1:7). Tefsirlerde bu gruptaki âyetlerin veya bir kısmının nüzûl sebebi olarak –bazı rivayetlere göre Abdullah b. Nebtel isimli– bir münafığın, Resûlullah’ın huzurunda onun aleyhine sözler söylemediğine dair yalan yere yemin etmesi ve bulup getirdiği tanıkların da bile bile yalan yere yemin etmeleri olayına yer verilir (Zemahşerî, IV, 76-77). Bununla birlikte âyetin hedefinin bu olaya değinmekle sınırlı olmayıp, bile bile yalan yere yemin etmenin, yeminlerini kalkan olarak kullanmanın, yani yeminlerinin arkasına sığınıp onlarla insanları aldatmanın münafıklara özgü en belirgin özelliklerden olduğuna dikkat çekmek olduğu anlaşılmaktadır. 17. âyette yer alan “Malları da evlâtları da Allah katında kendilerine hiçbir yarar sağlamayacaktır” anlamındaki cümle değişik vesilelerle başka âyetlerde de bir uyarı ifadesi olarak yer almış, dünya hayatında kişiye güvence sağlayabilen hiçbir yolun kıyamet gününde bir yarar sağlayamayacağına ve herkesin tek başına yaptıklarının hesabını vermek durumunda kalacağına dikkat çekilmiştir (bk. Âl-i İmrân 3:10). 18. âyetin “... sanacaklar ki işe yarar bir şey yapmaktalar!” diye çevrilen kısmı şöyle açıklanmıştır: Dünyada yalan yere yemin etmek ve muhatabı kandırmaya çalışmak onlarda öylesine bir alışkanlık ve âdeta meleke haline gelmiştir ki âhirette dahi bu tutumlarını sürdürecekler, bunun kendilerine bir fayda getireceğini sanıp Allah’ı bile kandırmaya kalkacaklar, böylece iyiden iyiye rezil rüsvâ olacaklardır. Gerek duyular âlemindeki gerekse bunun ötesindeki her şeyi bilen Allah’a karşı bile böyle bir tutum sergilemeye kalkışan bu insanların dünyada müminleri kandırma çabası içinde olmalarını yadırgamamak gerekir (Zemahşerî, IV, 77; Râzî, XXIX, 274-275). 22. âyetin nüzûl sebebiyle ilgili birçok rivayet bulunmakla beraber bunları buradaki mânaların uygulanmasına ilişkin örnekler olarak düşünmek uygun olur, yoksa âyetin anlamını bunlardan birine bağlamak gerekmez. Âyet, içeriği bakımından öncesi ve sonrasıyla irtibatlıdır; Allah ve resulüne husumet besleyenlerin, akrabalık bağı gibi motifleri kullanarak müminleri kendileriyle –münafıkların yahudilerle yaptığı iş birliğine benzer– bir dayanışma ilişkisi içine çekmeye çalışabilecekleri tehlikesine karşı uyarı anlamı taşımaktadır (İbn Âşûr, XXVIII, 58). Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl sürecinde, müslümanlar başka dinlerin mensuplarıyla, özellikle putperestlerle farklı konumlarda ve çeşitli ilişkiler içinde bulunduklarından, bu konuya ilişkin âyetlerde üslûp ve içerik farklılığının bulunması tabiidir. Dolayısıyla, bu konuda sağlıklı sonuca ulaşabilmek için, her âyeti kendi bağlamında ele almak ve ayrıca müslümanların müslüman olmayanlarla ilişkilerini düzenleyen âyetleri ve Resûlullah’ın uygulamalarını topluca değerlendirmek gerekir (bu konuda genel bir değerlendirme için bk. Âl-i İmran 3:28; sevginin anlamı ve dereceleri ile ilgili tasnif ışığında bu âyette ve daha sonraki yıllarda nâzil olan iki âyette söz konusu edilen sevgi bağının yorumu için bk. Tevbe 9:23-24; ayrıca bk. Mümtehine 60:7-9). 22. âyetin “Onları katından bir ruh ile desteklemiştir” diye çevrilen kısmı “Onları katından bir lutuf ile, Kur’an’dan ve Hz. Peygamber’in sözlerinden kaynaklanan ilâhî bir lutuf, ışık ve başarı ile, Kur’an ile, Cebrâil (a.s.) ile desteklemiştir” gibi mânalarla açıklandığı üzere “Onları iman ruhuyla desteklemiştir” tarzında da yorumlanmıştır; çünkü bizatihî iman, kalplere hayat veren bir ruh mesabesindedir (Zemahşerî, IV, 78; İbn Atıyye, V, 282).
Mehmet Okuyan
O gün Allah onların hepsini yeniden diriltecektir. Onlar (dünyada) size yemin ettikleri gibi (mahşerde de) O’na (Allah’a yalan yere) yemin edeceklerdir. Kendilerinin bir şey üzerinde olduklarını sanırlar. Dikkat edin! Şüphesiz ki onlar yalancıların ta kendileridir.
O gün Allah onların hepsini yeniden diriltecek, onlar da dünyada size yemin ettikleri gibi, O'na da yemin edeceklerdir. Kendilerinin bir şey üzerinde olduklarını sanırlar. İyi biliniz ki, onlar gerçekten yalancıdırlar.
O gün Allah, onların tamamını yeniden diriltecek. O zaman, size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler. Böylece bir şey elde edeceklerini sanacaklar. Dikkat edin! Onlar, kesinlikle yalancıdırlar.
Onların hepsini Allah'ın dirilteceği gün; sizlere (yalan yere) yemin ettikleri gibi O'na (Allah’a) da yemin etmeye (ve hâşâ aldatıvermeye) kalkışacaklar ve kendilerinin (haklı ve akılcı) bir şey üzerine olduklarını (ve numaralarının tutacağını) sanacaklardır. Dikkat edin; gerçekten (bu münafıklar var ya) asıl yalancı onlardır.
Allah'ın, onların hepsini diriltip topladığı gün, size yemin ettikleri gibi ona da yemin ederler ve sanırlar ki bir şey yapıyorlar gerçekten de; bilin ki şüphe yok, yalancılardır onlar.
Allah onların hepsini tekrar dirilteceği gün, dünyada size yemin ettikleri gibi, Allah'a da yemin edip, müslüman olduklarını söyleyecekler ve bu yeminle bir şey kazanırız sanacaklar. İyi bilin ki, en büyük yalancılar onlardır.
Allah'ın, onların hepsini yeniden dirilteceği gün, onlar, dünyada peygambere hakaret edici sözler söylemediklerine, mü'min olduklarına dair size yemin ettikleri gibi, Allah'a yeminler edecekler. Kendilerinin imanlarına, amellerine değer kazandıran doğru hak bir yolda olduklarını, bir dayanakları olduğunu sanacaklar. Unutmayın, onlar, işte onlar külliyyen yalancıdırlar.
O gün Allah, onların tümünü diriltir, size yemin ettikleri gibi O'na da yemin ederler ve kendilerinin bir şey üzere olduklarını sanırlar. İyi bilin ki, onlar yalancıların tâ kendileridir.
18.Ahmed bin Hanbel ve Hakim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre Resulullah (a.s.) bir gün odasında oturuyordu. Bir ara yanındakilere: "Biraz sonra yanınıza bir adam gelecek ve şeytan gözleriyle bakacak. O geldiğinde siz onunla konuşmayın" diye buyurdu. Çok geçmeden mavi gözlü şaşı bir adam içeri girdi. Resulullah (a.s.) onu yanına çağırarak: "Sen ve arkadaşların niye bana sövüyorsunuz?" diye buyurdu. Adam: "Beni bırak onları (yani arkadaşlarımı) getireyim" dedi. Adam çıktı ve arkadaşlarını çağırdı. Onlar da bir şey demediklerine ve yapmadıklarına yemin ettiler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indi.
Ali Bulaç
Onların tümünü Allah'ın dirilteceği gün, sizlere yemin ettikleri gibi O'na da yemin edeceklerdir ve kendilerinin bir şey üzerine olduklarını sanacaklardır. Dikkat edin; gerçekten onlar, yalan söyleyenlerin ta kendileridir.
Allah, onları hep bir araya toplayıb dirilteceği gün (kıyamette), size yemin ettikleri gibi, O'na da yemin edecekler, (biz kâfir ve münafık değildik diyecekler) ve sanacaklar ki, bir şey yapıyorlar. İşte onlar; hep o yalancılardır.
Allah’ın onları toplu olarak dirilteceği gün, size yemin ettikleri gibi Allah’a da, (dünyada samimi idik diye) yemin ederler. Ve bir şey yaptıklarını sanırlar. İşte iyi bilin ki onlar yalancılardan başka bir şey değiller.
Allah'ın onların tümünü tekrar dirilteceği gün, (şimdi) senin önünde yemin ettikleri gibi, haklı oldukları zannıyla O'nun önünde de yemin edecekler. İyi bilin ki onların işi gücü yalan söylemektir.
Allah, onların hepsini tekrar dirilttiği gün, size yemin ettikleri gibi O'na yemin ederler; kendilerine bir yarar sağlayacağını sanırlar. Dikkat edin; onlar şüphesiz yalancıdırlar.
O gün Allah onların hepsini yeniden diriltecek, onlar da dünyada size yemin ettikleri gibi, O'na yemin edeceklerdir. Kendilerinin bir şey (hakikat) üzerinde olduklarını sanırlar. İyi bilin ki onlar gerçekten yalancıdırlar.
Münafıkların Allah’ın huzurunda müslüman olduklarına yemin etmeleri de kendilerine bir fayda sağlamaz.
Edip Yüksel
Gün gelecek, ALLAH hepsini diriltecek ve şimdi size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edeceklerdir. Kendilerinin (doğru) bir şey üzerinde olduklarını sanıyorlar! Doğrusu, onlar yalancılardır.
Allah onların hepsini tekrar dirilttiği gün, dünyada size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler ve kendilerinin bir şey üzerinde bulunduklarını, sanacaklardır. İyi bilin ki onlar yalancıdırlar.
O gün ki Allah onları toplıyarak ba'sedecek de size yemin ettikleri gibi ona da yemin edecekler ve sanacaklar ki bir şey yapıyorlar, İşte onlar hep o yalancılardır
O gün Allah, onların hepsini diriltecek de Ona da — size yemîn etdikleri gibi — yemîn edeceklerdir. Onlar hakıykaten birşey üzerinde olduklarını sanırlar. Gözünüzü açın ki onlar cidden yalancıların ta kendileridir.
Allah onları hep berâber (tekrar) dirilteceği gün, size (îmân ettiklerine dâir) yemîn ettikleri gibi, O'na da yemîn edecekler ve kendilerinin bir şey (bir hakikat) üzerinde olduklarını sanacaklardır. Dikkat edin, şübhesiz ki onlar yalancıların ta kendileridir!
Allah, onları toplu olarak dirilttiği gün, dünyada iken size yemin ettikleri gibi, Allah’a yemin ediyorlar. Onlar kendilerini bir şey üzerinde (özel ve dokunulmaz) olduklarını zannediyorlar. Elbetteki onlar yalancılardan değiller mi?
Tanrı/nın cümlesini dirilttiği gün, onlar size nasıl yalan yere yemin ettilerse O/nun huzurunda da öyle yemin edecekler ve bu yeminle âhirette bir şey kazanırız sanırlar. Haberiniz olsun ki onlar dünya ve âhirette kızıl yalancıdırlar.
Onların tümünü Allah'ın dirilteceği gün, sizlere yemin ettikleri gibi O'na da yemin ederler ve kendilerinin bir şey üzerinde olduklarını sanırlar. Dikkat edin; gerçekten onlar yalan söyleyenlerin ta kendileridir.
Allah onların hepsini dirilttiği Gün, şimdi size yemin ettikleri gibi O’na da yemin edecek ve böyle yapmakla, kendilerini kurtaracak bir şey yaptıklarını sanacaklar! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir! Peki, bir insan nasıl bu hâle gelir?
Allah’ın topluca onları yeniden dirilteceği gün sana yemin ettikleri gibi O’na yemin ediyorlar. Onlar, bir şey yaptıklarını hesap ediyorlar.
Dikkat edin! Gerçekten, onlar Yalancılar’dır.
Allah’ın onların tümünü dirilteceği gün, sizlere yemin ettikleri gibi, Ona da kendilerinin dosdoğru yolda olduklarını zannederek yemin edecekler. Şunu iyi bilin ki onlar, yalancıların ta kendisidirler.
Allah'ın onların tümünü tekrar dirilteceği Gün, [şimdi] senin önünde yemin ettikleri gibi, [varsayımlarında] haklı oldukları zannıyla 27 O'nun önünde de yemin edecekler. Gerçek şu ki, [en büyük] yalancılar onlardır! 28
Gün gelecek Allah, onların hepsini diriltecek onlar şimdi size yemin ettikleri gibi bir şey elde etmenin hesabıyla Allah’a da yemin edecekler. İyi bilin ki onlar yalancılardır. 2/224, 24/53
Gün gelip Allah onların tümünü diriltecek, (yaptıklarını bir bir haber verecek);[4995] bunun üzerine onlar size yemin ettikleri gibi O’na da yemin edecekler ve bu yolla bir şey elde etme hesabı yapacaklar:[4996] bakın işte bunlar, evet bunlardır yalanı tabiat edinenler.[4997]
Mustafa İslamoğlu Mücadele Suresi 18. Ayet Açıklaması
[4995] Parantez içi açıklamamızın gerekçesi, aynı ibâreyle söze giren 6. âyettir.
[4996] Bu bağlamda bu cümleye bulabildiğim en uygun karşılık budur (Krş: Zemahşerî ve Râzî).
[4997] İnsanın her şeyi gören Allah’ın huzurunda dahi yalana cüret etmesi, yalanı tabiat edinmesiyle mümkündür.
Ömer Nasuhi Bilmen
O gün ki Allah, onları topyekün kabirlerinden kaldırıp mahşere sevkedecektir. Artık size yemîn ettikleri gibi O'na da yemîn edeceklerdir. Ve sanacaklardır ki, muhakkak kendileri birşey üzerindedirler. Haberiniz olsun ki onlar, şüphe yok onlar, yalancılardır.
Allah'ın hepsini dirilteceği gün, onlar dünyada Müslüman olduklarına dair size yemin ettikleri gibi, Allah'a da yemin edecek ve bununla bir şey elde edeceklerini sanacaklar. İyi bilin ki onların işi gücü yalan söylemektir.
Allah onların hepsini tekrar dirilttiği gün, dünyada size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler ve kendilerinin bir şey üzerinde bulunduklarını, (doğru yolda olduklarını) sanacaklardır. İyi bilin ki onlar yalancılardır.
Allah onları, kabirlerinden kaldırdığı gün, ellerinde bir şey kaldığını sanarak size ettikleri yemin gibi Allah’a da yemin edeceklerdir. Dikkatli olun, onlar yalancı kimselerdir.
Allah, onların hepsini dirilttiği gün, sana yemin ettikleri gibi, ona da yemin edecekler ve gerçekten bir şey üzerinde olduklarını sanırlar. İyi bilin ki şüphesiz onlar yalancıdırlar.
Allah onların hepsini dirilttiği gün, şimdi size yemin ettikleri gibi, Allah'a da yemin ederler ve bununla kendilerine fayda verecek birşey yaptıklarını sanırlar. İyi bilin, onlar yalancıların tâ kendileridir.
Allah onları tekrar dirilttiği gün, size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler ve bir şey yaptıklarını sanacaklar. Dikkat edin, onlar yalancıların ta kendileridir.
ol gün kim yirden ķopara anları Tañrı dükelini pes and içeler anuñ-içün ya'nį Tañrı içün şöyle kim and içerler sizüñ içün. daħı śanurlar kim bayıķ anlar nesene üzeredürler. iy bayıķ anlar anlardur yalancılar!
Ol günde ba‘ẟ ide Tañrı anlaruñ barçasını. Pes and içerler aña, size andiçgen gibi. Daḫı özlerini bir nesne üzere ṣanurlar. Bilmiş oluñ ki an‐lar yalancılardur.