Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 894, sondan 5343. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 105. ayetidir. En'am Suresi 105. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 44 ve toplam ebced değeri ise 3027 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وكذلك نصرف الايات وليقولوا درست ولنبينه لقوم يعلمون
Onlar, “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.[189]
Peygambere gönderilen vahyin karşısında hayretlere düşen müşrikler, “Sen ders almış okumuşsun, yoksa bu okuduğun Kur’an âyetleri ümmî birinin işi değil”, diyorlardı.
“Âyetlerin geniş geniş açıklanması” iki maksada bağlanmış olup ilki inkârcıların Hz. Muhammed’e “Sen (Kur’an’ı, âyetleri) iyi öğrenmişsin” demeleri, ikincisi de Allah Teâlâ’nın bilen bir kavme yani hak ve hidayeti bilip takip edenlere Kur’an’ı açık seçik tanıtmasıdır. Bir yoruma göre Allah’ın, âyetleri “geniş geniş açıklaması”nın sebebi, Hz. Peygamber’in onları kesin deliller olarak ortaya koyabilmesini sağlamaktır. O kadar ki, inkârcılar Resûlullah’a “Onları iyi öğrenmişsin” deme gereğini duyacaklardır. Başka bir yoruma göre inkârcılar âyetlerin bu açık seçikliği karşısında Resûlullah’ın onları başkalarından yani Ehl-i kitap’tan ders alarak öğrendiğini söyleyeceklerdir (Şevkânî, II, 172). Bu ikinci yoruma göre yüce Allah’ın, âyetleri peyderpey, geniş geniş açıklayarak indirmesi, insanların bir kısmına Kur’an’ı açık seçik tanıtma amacı taşırken bir kısmının da Peygamber ve Kur’an’ı inkâr etmelerine sebep olmaktadır. Mu‘tezile âlimleri, bu şekildeki bir yorumu, Allah’ın adaleti ve insanın sorumluluğu ilkesine aykırı buldukları için âyetteki “li-yekūlû dereste” kısmının başındaki “li” edatının “âkıbet” ifade ettiğini düşünmüşlerdir. Buna göre söz konusu âyet “Biz âyetleri geniş geniş açıklarız; sonuçta da onlar kendi seçimleriyle inkâra yönelip bütün delilleri hiçe sayarak Hz. Muhammed’e ‘Sen Kur’an’ı başkalarından okuyup öğrendin’ derler” şeklinde açıklanmalıdır. Bazı son dönem Sünnî müfessirlerin de bu son yorumu tercih ettikleri görülmektedir (meselâ bk. Elmalılı, III, 2020; İbn Âşûr, VII, 422).
Mehmet Okuyan
Böylece biz ayetleri geniş geniş açıklıyoruz ki “Sen ders almışsın.” desinler de biz de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) iyice açıklayalım.
İşte böylece Biz, âyetleri döne döne açıklıyoruz. Varsın “Sen ders almışsın.” desinler. Oysa bilen² bir halk için onu³ ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz.
1- İnanmayanlar, varsın “Sen bunları birilerinden öğrenmişsin.” desinler. 2- Gerçeği kavrayan, akleden, kendi aklı ile düşünen. 3- Ayetlerimizi.
Ahmet Akgül
İşte Biz, ayetleri çeşitli biçimlerde böyle açıklıyoruz. Öyle ki (inkârcılar ve münafıklar) Sana: (Bu sözleri birilerinden) "Sen ders almışsın (Sen peygamber değilsin, başkalarının etkisinde kalmışsın!) ” desinler ve Biz de (akledip) bilen bir topluluğa onu (Kur’an’ı) açıkça belirtmiş (beyan etmiş) olalım.
Böylece biz mesajlarımızı, çok yönlü olarak dile getiriyoruz ki, gerçeklere karşı körlük edenler: “Sen okumuş, öğrenim yapmış, ders yapmışsın” desinler. Böylece o Kur'ân'ı, kavrama yeteneğine sahip olan bir topluma açıklamış oluyoruz.
Diğer surelerde çok yönlü açıkladığımız gibi, burada da öğüt ve bilgilendirme, va'd ve tehditlerimizle ilgili âyetleri çok yönlü açıklıyoruz.
"Sen bunları başkalarından öğrendin" diyemesinler diye açıklıyoruz. Bir de bu kitabı ilimde ilerlemeye devam eden bilgi toplumlarına iyice ayrıntılı hale getirelim diye çok yönlü açıklıyoruz.
İşte biz, ayetleri çeşitli biçimlerde böyle açıklıyoruz. Öyle ki sana: 'Sen ders almışsın' desinler ve biz de bilen bir topluluğa onu açıkça göstermiş olalım.
İşte biz, âyetleri beyan eder ve halden hale çeviririz ki, Mekke'liler: “- Sen ders görmüşsün, çok okumuşsun” desinler (küfürde ısrar etsinler). Biz, Kur'an'ı, anlayanlara beyan eder ve açıklarız.
Biz ayetlerimizi böylece açıklıyoruz. (Ki müminler imanlarını takviye etsinler, kâfirler) “sen, (bizi) yıprattın” desinler ve bilen bir toplum için bu Kur’anı açıklamış olalım.
Onlar sana: “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için o (Kur'an')ı açıklayalım diye ayetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.
Cemal Külünkoğlu En'am Suresi 105. Ayet Açıklaması
Ayetlerin farklı biçimlerde açıklanması ve anlaşılmalarını kolaylaştıracak üsluplarla ve değişik örneklerle insanlara iletilmesi herkes için bir hidayet kaynağı olduğunu göstermektedir. Hz. Peygamber aldığı vahyi tebliğ ederken bazıları için anlaşılması zor olan konularda bile karışıklık olmasın diye yorum yapmaktan ve açıklık getirmekten kaçınmıştır. Zira Kur’an anlaşılması için hem kolaylaştırılmış hem de birbirini açıklayan ayetlerle gelmiştir. Bu konuda Nahl 16:44, Hud 11:1, Kamer 54:17. ayetlere bakarak bir çalışma yapılabilirsiniz.
Diyanet İşleri (Eski)
Sana, "Sen okumuşsun" derler; oysa Biz, öğrenecek kimselere ayetleri böylece türlü türlü açıklamaktayız.
İşte böylece âyetleri türlü türlü çevirip açıklıyoruz ki, onlar sana: "Sen bunları bir yerlerden okuyup öğrenmişsin" desinler ve bilen bir toplum için de onu iyice beyan edelim.
İşte (ey Resûlüm!) Âyetleri böyle açıklıyoruz ki (ibret alsınlar), hem (o kâfirler): “Sen ders almışsın!” desinler, hem de (hikmetlerini) bilecek bir kavim için onu (o Kur'ân'ı)açıklayalım.(3)
(3)“Hâlık-ı kâinât (kâinâtın yaratıcısı), bütün o mu‘cizâtı onun elinde halk etmekle (yaratmakla)gösterdi ki; o, O’nun hesâbına konuşuyor, O’nun kelâmını teblîğ ediyor (bildiriyor). Hem ona gelen Kur’ân ise, içinde, dışında kırk vech-i i‘câz (kırk çeşit mu‘cize) ile gösterir ki; o, Cenâb-ı Hakk’ın tercümânıdır. Hem o kendi zâtında bütün ihlâsıyla (samîmiyetiyle) ve takvâsıyla (günahlardan çekinmesiyle) ve ciddiyetiyle ve emânetiyle (güvenilirliği ile) ve sâir bütün ahvâl ve etvârıyla (hâl ve tavırlarıyla) gösterir ki, o kendi nâmına, kendi fikriyle demiyor, belki Hâlık’ı (yaratıcısı) nâmına konuşuyor.” (Zülfikār, 19. Mektûb, 91)
İlyas Yorulmaz
Ayetleri bu şekilde anlatıyoruz ki, onlar “Dersini iyi almışsın” demeleri ve bilen bir topluma daha açık anlatmak içindir.
İsmail Hakkı İzmirli En'am Suresi 105. Ayet Açıklaması
[4] Zikrolunan ahkâm gibi.[5] Yahut «mü'minler ibret alıp kâfirler de okumuşsun desinler, veya başkalarından okumadığını anlasınlar veya okumuşsun demesinler.
Kadri Çelik
İşte biz, ayetleri (bir takım sebeplerden ötürü) böylesine çeşitli biçimlerde açıklamaktayız. Ayrıca (çeşitli biçimlerde açıklıyoruz ki) onlar sana, “Sen ders almışsın” demesinler ve biz de bilebilen bir topluluğa onu açıkça beyan etmiş olalım.
İşte biz, ayetlerimizi böyle farklı açılardan ve zengin örneklerle tekrar tekrar dile getiriyoruz ki, bilinçli bir toplum için onu güzelce açıklayalım. Fakat ey Muhammed; inkâra şartlanmış olanlar, senin hayatını çok yakından tanıdıkları ve doğruluğundan asla şüphe duymadıkları hâlde, kibir ve inatlarından dolayı, “Senin bu muhteşem ayetleri uydurmana imkân yok, sen bunları, ilim ve hikmet sahibi birinden öğrenmiş olmalısın! Bu da olsa olsa, Yahudilik ve Hıristiyanlık hakkında bilgisi olan kölelerimizden birisidir.” diyeceklerdir. Oysa onlar da gâyet iyi biliyorlardı ki, böyle bir kitabı, Allah’tan başka hiçbir güç meydana getirmiş olamazdı. O hâlde:
İşte Biz âyetleri, (kâfirlerin) sana; “Sen bunları bir yerden öğrenmişsin.” demeleri (sebebiyle) ve bilen toplumlara da onu, iyice anlatmamız için böyle açıklarız.
Böylece Biz mesajlarımızı çok yönlü olarak dile getiriyoruz ki “Sen [bütün bunlardan] iyi ders almışsın!” 90 diyebilsinler ve mesajları, onları kavrama yeteneğine sahip insanlara açıklayabilelim.
Ayetlerimizi çok boyutlu ortaya koyuyoruz ki “Sen birilerinden ders almışsın.” desinler. Böylece biz, bu hakikati bilmek isteyen topluma açıklayalım. 6/156, 16/103, 29/48
İşte böylece Biz, mesajlarımızı çok boyutlu olarak dile getiriyoruz. Varsın onlar “Sen (birilerinden) ders almışsın!” desinler; yine de Biz onu öğrenmeye gönüllü bir topluluğa açıklayalım.
Ve işte Biz âyetleri böyle türlü türlü beyan ederiz. Tâ ki onlar, «Sen ders almışsın,» desinler. Ve Biz onu bilir olan bir kavim için açıkça beyan edelim.
İşte Biz, âyetleri iyice anlayıp kavramaları için farklı üslûplarla, türlü türlü beyan ederiz. Biliyoruz ki onlar neticede “Sen ders almışsın! ” diyeceklerdir. Âyetleri böyle türlü türlü açıklamamız, bilmek isteyen kimselere, Kur'ân'ı iyice beyan etmek içindir. [25, 4-5; 2, 26; 22, 53; 74, 31; 17, 82; 41, 44]
İşte böylece ayetleri döne döne açıklıyoruz ki (onlar sana): "Sen ders almışsın (bunları bir yerden okumuş, öğrenmişsin)" desinler ve bilen bir toplum için de onu iyice açıklayalım.
Âyetleri Biz böyle çeşitli şekillerde anlatırız—tâ ki onlar “Sen bunu bir yerden ders almışsın” desinler, Biz de bilen bir topluluğa onu iyice açıklamış olalım.