Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 925, sondan 5312. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 136. ayetidir. En'am Suresi 136. ayetinin kelime sayisi 31, harf sayısı 128 ve toplam ebced değeri ise 7225 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وجعلوا لله مما ذرا من الحرث والانعام نصيبا فقالوا هذا لله بزعمهم وهذا لشركائنا فما كان لشركائهم فلا يصل الى الله وما كان لله فهو يصل الى شركائهم ساء ما يحكمون
Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O’na bir pay ayırdılar ve akıllarınca, “Şu, Allah için, şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için” dediler. Ortakları için olan Allah’ınkine eklenmiyor. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor.. Ne kötü hükmediyorlar![194]
Bu âyet, Cahiliye Araplarının yanlış ve saçma âdetlerinden birini anlatıyor: Hurma, arpa, buğday gibi ziraat ürünleriyle, koyun, keçi, deve, sığırdan Allah için bir pay ayırırlar, misafirlere, fakirlere harcarlar; kendileri bundan yemezlerdi. Bir pay da putlarına ayırır, onu istedikleri gibi putların hizmetlerine harcarlardı. Ayrıca Allah için ayırdıklarından artakalanı putlara ait fona aktarırlar, “Allah zengindir, fazlasına ihtiyacı yok. Putlar ise fakirdir”, diye bir de kılıf uydururlardı. Âyette bu akılsızca uygulama kınanıyor.
Hem Allah’ın varlığına inanan hem de cinlerin, meleklerin ve ölmüş atalarının sembolleri olarak düşündükleri, bu sebeple de kendilerine şefaatçi olacaklarına inandıkları putları Allah’a ortak koşan Câhiliye Arapları ziraî ürünleriyle hayvanlarından bir pay Allah’a, bir pay da ilgi ve şefaatlerini umdukları aile veya kabile putlarına adarlar, Allah’a adadıklarını misafirlere, yoksullara, yetimlere vb. muhtaçlara harcarlar, putlara ayırdıklarını da onların önünde icra edilen âyinlerde ve putların bakımı gibi hizmetlerde kullanırlardı. Bu bâtıl geleneğe göre, Allah’ın bu mallara ihtiyacı olmadığı düşünülerek, Allah için ayrılandan putların payına aktarma yapılabilir, fakat putların payından Allah’a ayrılana aktarma yapılmazdı. Yıl sonu geldiğinde müşrikler Allah için adadıklarından artakalanı kendilerine harcar, fakat putların payından artana dokunmazlardı. Câhiliye döneminin bazı bâtıl yasalarının, hüküm ve uygulamalarının eleştirildiği bölümün ilki olan bu âyette asıl üzerinde durulan husus, Câhiliye Arapları’nın, yalnız inançta değil, harcamalarında, hayır ve hasenatlarında da putları Allah’a ortak koşmaları, hatta O’ndan daha üstün tutmalarıdır. Burada ayrıca, daha genel bir yaklaşımla, Allah’tan başkası uğruna harcama yapmayı Allah rızâsı uğruna harcama yapmaktan daha önemli gören anlayışlara da dolaylı bir tenkit bulunduğu düşünülebilir.
Mehmet Okuyan
Yarattığı ekinlerle hayvanlardan Allah’a birer pay ayırıp, zanlarınca “Bu Allah için, bu da ortaklarımız (putlarımız) için.” dediler. Ortakları için ayrılan (pay) Allah’a ulaşmıyor, Allah için ayrılan (pay ise) ortaklarına ulaşıyor! Vermekte oldukları hüküm (ne) kötüdür!
Yüce Allah Mekkeli müşriklerin Allah ve putlarla ilgili algılarını ortaya koymakta ve hayvanlarla ekinlerden zanlarınca belirledikleri miktarları Allah’a ve putlarına ayırdıklarını bildirmektedir. Bu konuda Nahl 16:56’da şu bilgi yer almaktadır: “Kendilerine rızık olarak verdiklerimizin bir kısmından, durumunu bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar.” Yüce Allah müşriklerin kendilerince belirledikleri paylarla ilgili olarak gerek ekinleri, gerekse hayvanları kendisinin yarattığını özellikle hatırlatmakta, yaptıkları taksimatın yanlışlığına değinmektedir. Onlar belirledikleri hisselerin bir kısmını Allah’a, diğer kısmını ise putlarına uygun görmüşlerdi. Yüce Allah bu konuda herhangi bir emir vermiş olmamasına rağmen, kendilerince böyle bir tasarrufta bulunmuşlardı. Ancak burada bile hakkaniyet ölçüleri gözetmedikleri devam eden cümlede yer almaktadır
Buradaki mesajda müşriklerin güya Yüce Allah için ayırdıklarını iddia ettikleri payı ortaklarına ulaştırmaları (vermeleri) kınanmaktadır. Çünkü Yüce Allah için ayrılan pay da sonuçta ortaklarının olmaktadır.
Bayraktar Bayraklı
Onlar, Allah'ın yarattığı ekin ve davar gibi şeylerden bir pay ayırırlar. Kendi zanlarınca, “Bu, Allah'ındır, bu da ortaklarımızındır” derler. Ortakları için olan Allah'a ulaşmıyor, Allah için olan ortaklarına ulaşıyordu. Bunlar ne kadar kötü hükmediyorlar!
Allah'ın var ettiği ziraat ürünlerinden ve hayvanlardan, O'na bir pay ayırıp, zanlarınca: “Bu Allah'a, bu da ortaklarımızadır.” dediler. Ortakları için ayrılan, Allah'a ulaşmıyor, Allah için ayrılan, ortaklarına ulaşıyor.¹ Ne kötü hüküm veriyorlar.
1- Kendi paylarından Allah için hiç harcamazlarken, Allah için harcamak üzere ayırdıklarını, kendi paylarına katıyorlar.
Ahmet Akgül
(Müşrikler) O'nun (Cenab-ı Hakkın) üretip-türettiği ekin ve hayvanlardan, Allah için bir pay ayırdılar, sonra kendi zanlarınca: "Bu Allah'ındır, bu da şirk koştuklarımızın (putlarımızın ve canlı tağutlarımızın hakkıdır) " dediler. Kendi ortakları için olan (pay), Allah tarafına geçmezdi, ama Allah'a ait olan kendi ortaklarının tarafına (payına) geçerdi. Ne kötü hüküm verip (küfre düşerlerdi).
Allah'ın yarattığı ekinlerle hayvanlardan Allah'a bir hisse ayırıp boş düşüncelerine göre bu Allah'ın diyorlardı, bu da ortaklarımız olan putların. Putlara ait olanlar, Allah'a ulaşmıyordu ama Allah'a ait olanlar, ortaklarına, putlara kavuşuyordu, hükmettikleri şey ne de kötüydü.
Tarlalarını, şu kısım Tanrının, şu kısım putların diye ekerler, 5. sûrenin 103. âyetinin izahında bildirildiği gibi hayvanlarının bir kısmını da putlara ait sayarlardı. Putlara ayrılan kısımda eksiklik hasıl olursa Allah zengindir, putlarımızınsa ihtiyaçları var deyip Allah'a ait olandan alarak putlara ait olana katarlar ve putlara hizmet edenlere verirlerdi.
Abdullah Parlıyan
Allah'la birlikte başkalarına da ilahlık yakıştıranlar, Allah'ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan Allah'a pay ayırırlar ve “Bu Allah'ındır” derler. Ne iddia haksız şekilde “Ve bu da Allah'a ortaklar koştuğumuz varlıklar içindir” diye iddia ederler. Kendi ortakları için olan pay, Allah tarafına aktarılmaz ama, Allah'a ait olan pay, kendi ortakları tarafına aktarılabilir. Yani, fonlar arası aktarmalarda Allah zengindir, ihtiyacı yoktur diye putlarına ayrılan tarafı artırmaya çalışırlardı.
Allah'ın üretip çoğalttığı ekin ve hayvanlardan Allah'a bir hisse ayırıyorlar ve kendi düşüncelerine göre:
“Bu Allah'ın, şu da ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak saydığımız varlıkların" diyorlardı. Ortak saydıklarına ayrılan hisse Allah'ın rızasını gerektirecek yerlere dağıtılmadığı için Allah'a ulaşmamakta, fakat Allah'a ayrılan hisseden, rızasına uygun olmayan yere dağıtıldığı için ortak saydıklarına ulaşmaktadır. Verdikleri hüküm ne kötüdür.
Kendi zanlarıyla: "Bu Allah'ın, bu da ortak koştuklarımızındır" diyerek Allah'ın yarattığı ekinden ve hayvanlardan Allah'a pay ayırdılar. Ortak koştukları için ayırdıkları Allah'a ulaşmaz. Allah'a ayırdıkları ise işte o ortak koştuklarına ulaşır. [14] Ne kadar da kötü hüküm veriyorlar!
14.Cahiliye müşrikleri hayvanlarının ve ekinlerinin bir kısmını kendi zanlarınca sadaka olarak ayırır ve: "Şu Allah`ın, şu da putlarımızındır" diyerek paylaştırırlardı. Allah için ayırdıklarını fakirlere ve misafirlere, putları için ayırdıklarını da puthanelerin hizmetçilerine verirlerdi. Bununla birlikte putları için ayırdıklarından bir şeyin zayi olması durumunda Allah`a ayırdıklarından alıp ona eklerler ama Allah için ayırdıklarından bir şeyin zayi olması durumunda putlarına ayırdıklarından alıp ona ekleme gereği duymazlardı. Yine Allah`a ayırdıkları ekinlerin putlarına ayırdıklarından daha iyi ve verimli olması durumunda değiştirirlerdi. Burada dikkat çekilen uygulamalardan Maide suresinin 103. ayeti kerimesinde de sözedilmiştir.
Ali Bulaç
O'nun üretip-türettiği ekin ve hayvanlardan Allah için bir pay ayırdılar, sonra kendi zanlarınca: 'Bu Allah'ındır, bu da ortaklarımızındır' dediler. Kendi ortakları için olan (pay), Allah tarafına geçmez, ama Allah'a aid olan kendi ortaklarının tarafına (payına) geçer. Ne kötü hüküm veriyorlar?
Tuttular Allah'ın yarattığı ekinden ve davardan, müşrikler, hisseler ayırdılar ve inançlarınca: “- Bu Allah'ın ve bu da Allah'a ortak koştuğumuz putların” dediler. Putlar için olan hisse çoğalsa, ondan Allah için harcamazlar. Fakat Allah için ayırdıkları hisse çoğalınca, Allah'ın ihtiyacı yoktur diye, putları yolunda harcarlar. Ne kötü hüküm vermektedirler!...
Allah’ın yaratıklarından, ekin ve hayvanlardan Allah için bir pay ayırdılar. İddialarınca “bu Allah’ındır, bu da Allah’a ortak koştuklarımız içindir” dediler. Fakat ortak koştukları için ayırdıkları pay Allah’a ulaşmazken, Allah’ın payı onların putlarına ulaşır… Ne kötü yargılıyorlar!
Bahaeddin Sağlam En'am Suresi 136. Ayet Açıklaması
[Laik düzenlerde de, din devlete karışmazken devlet dine karışır.]
Besim Atalay
Ekinden, yılkıdan Allah ne yaratmışsa, Allaha pay ayırırlar, kendi sanılarınca: «Bu Allahın, bu da putlarımızın payıdır» derler, putlarına ayrılandan, Allaha hiç vermeyip, Allaha ayrılandan putlarına verirler, ne kötü hükmederler
Onlar, Allah'ın yarattığı tüm ekinlerden ve (evcil) hayvanlardan O'na sınırlı bir pay ayırdılar. Asılsız saplantılara uyarak: “Bu Allah'ındır, bu da (O'na eş koştuğumuz) ilahlarımızındır” dediler. Üstelik ilahları (için ayırdıkları) payı Allah'a geçmezken, Allah (için ayırdıkları) pay (Allah zengindir diye) bu ortaklara geçebiliyor. Ne kötü hüküm veriyorlar.
Cemal Külünkoğlu En'am Suresi 136. Ayet Açıklaması
Bkz. 5:103 ve dipnotu.Cahiliye Arapları hayvanların ve ekinlerin bir kısmını keyiflerine göre Allah’la taptıkları putlar arasında bölüştürürlerdi. Allah için ayırdıklarını yoksullara ve kimsesizlere dağıtırlardı, putlar için ayırdıklarını da onların huzurunda yapılan ayinlerde kullanırlardı. Putların payında eksilme veya bozulma olduğunda “Allah zengindir putlar ise muhtaçtır” diyerek Allah’a ayırdıklarından bunu tamamlarlar,Allah için ayırdıklarında bir eksilme veya bozulma olduğunda ise yine, “Allah zengindir, ihtiyacı yoktur” diyerek buna aldırış etmezlerdi.Bu ayet, yapılan bu saçmalığa işaret ederken aynı zamanda bu örnekle Allah, hayatın çok önemli bir gerçeğine vurgu yapıyor. İnsanların bazıları imkânlarının çoğunu (putlaştırdığı) para, makam, şan, şöhret ve servet gibi şeyler için seferber ederken, Allah için zamanlarının ve imkanlarının azını harcıyorlar. Bu da gösteriyor ki onların yaptıklarıyla Cahiliye müşriklerinin yaptıkları farksızdır.
Diyanet İşleri (Eski)
Kendi zanlarına göre, "Bu Allah'ındır, bu da putlarımızındır" diyerek, Allah'ın yarattığı hayvanlar ve ekinlerden pay ayırdılar. Putları için ayırdıkları Allah için verilmez, ama Allah için ayırdıkları putlarına verilirdi; ne kötü hüküm veriyorlardı!
Allah'ın yarattığı ekinlerle hayvanlardan Allah'a pay ayırıp zanlarınca, bu Allah'a, bu da ortaklarımıza (putlarımıza) dediler. Ortakları için ayrılan Allah'a ulaşmıyor, fakat Allah için ayrılan ortaklarına ulaşıyor! Ne kötü hüküm veriyorlar?
Câhiliye Araplarından bazıları, ekinlerinin ve hayvanlarının bir kısmını Allah ile putları arasında bölüştürürler ve «Şu Allah’ın payı, bu da tanrılarımızın payıdır» derlerdi. Allah için ayırdıklarını konuklara ve fakirlere harcarlar, tanrılar için ayırdıklarını da onların huzurunda yapılacak âyin vb. şeylere sarfederlerdi. Eğer Allah’ın hakkından putun hakkına bir şey geçerse onu öyle bırakırlardı. Putun hakkından Allah için ayrılan tarafa bir şey geçerse, onu alıp tekrar putun payına katarlardı. Ve «Allah zengindir, bunlar ise fakirdir» derlerdi. Puta ayrılan, neticede yine kendilerine kalacağından, onun payından Allah için ayrılan tarafa bir şey geçmemesine dikkat ederlerdi. İşte Yüce Allah onların bu yaptıklarına işaret etmekte ve onları kınamaktadır.
Edip Yüksel
ALLAH'ın ürettiğı ekinlerden ve çiftlik hayvanlarından O'na bir pay ayırarak, kafalarına göre, "Bu ALLAH'ın, bu da ortaklarımızındır," dediler. Ortaklarının payı ALLAH'a ulaşmıyor; ancak ALLAH'ın payı ortaklarına ulaşıyor! Ne de kötü hüküm veriyorlar.
Kuran, sadece Mekkeli müşrikleri uyarmak için gelen bir kitap değildir. O tüm insanlara öğütler ve uyarılar içerir. Nitekim, müşrikleri eleştiren ayetlerin günümüz müşriklerini de aynı şekilde kapsadığını görüyoruz. Hadis ve fıkıh kitaplarını Kuran'a ortak koşanların: "Allah'a göre şunlar haram, peygambere veya falanca alime göre de şunlar haramdır" biçimindeki iddiaları bu ayetin kapsamına girer.
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah'ın yarattığı ekin ve hayvanlardan Allah'a bir hisse ayırmakta ve kendilerince: "Bu, Allah'a ait; şu da ortaklarımıza ait" demektedirler. Ortakları için olan hisse Allah'a ulaşmamakta, fakat Allah'a ayrılan hisse ortaklarına ulaşmaktadır. Verdikleri hüküm ne kötüdür.
Tuttular Allâh için onun yarattıklarından: Hars ve en'amdan bir hıssa ayırdılar, zuumlarınca şu, dediler: Allâh için, şu da şeriklerimiz için, amma şerikleri için olan Allah tarafına geçmez, Allah için olana gelince o şerikleri tarafına geçer, ne fenâ hukûmet yapıyorlar
Onlar Allah için, onun yaratdığı ekin ve meyvelerle hayvanlardan, bir hisse ayırdılar da kendi boş zanlarınca «Şu Allahın, dediler, şu da ortaklarımız (olan putlar) ın. Ortaklarına âid olanlar Allaha ulaşmaz amma, Allaha âid olanlar, (evet) onlar ortaklarına gider! Hükm edegeldikleri bu şeyler ne kötüdür!
Allah'a, (kendi) yarattığı ekinler ve en'amdan (sağmal hayvanlardan, güyâ) bir hisse (ve putlarına da bir hisse) ayırdılar da, zanlarınca: “Bu Allah'ındır, bu da (O'na şirk koştuğumuz) ortaklarımızındır!” dediler. Hâlbuki ortaklarına âid olan, Allah'a hiç ulaşmaz; Allah'a âid olana gelince, o hemen ortaklarına ulaşıyor. Ne kötü hüküm veriyorlar!
Onlar tarlalara ektiklerinden ve sahip oldukları hayvanlardan Allah’a bir pay ayırdılar. Dediler ki “ Bunlar Allah için ayırdıklarımız (onların kendi kafalarına göre ayırdıkları) bunlarda bizim Allah’dan başka olan ilahlarımız için ayırdıklarımız.” Ayırdıkları paylar ortak koştuklarına ait değildir. Aynı zamanda Allah için ayırdıkları da Allah’a ait olduğu halde, o Allah için ayırdıkları paylar, onları Allah’a yaklaştıracak değillerdir. Ama ayırdıkları paylar, onları ortak koştuklarına daha çok yaklaştırır. Hüküm verdikleri şey ne kadar kötüdür.
Müşrikler Allah/ın ekinden, davarlardan yarattığı şeylerden birçok pay çıkarmışlar, zuumlarınca «— Bu, Allah içindir, bu da şeriklerimiz olan putlarımız içindir» demişlerdi. Şerikleri için olan, Allah/a ulaşmıyordu; Allah için olan ise şeriklerine ulaşıyordu [¹]. Bunlar ne kötü hükmediyorlar!
İsmail Hakkı İzmirli En'am Suresi 136. Ayet Açıklaması
[1] Putlarına ayırdıkları helâk olursa ona bedel Allah'a ayırdıklarından alırlar, hademesine verirlerdi, Allah'a ayırdıkları halde bunu yapmazlardı. «Allah zengindir, putlar züğürttür» derlerdi.
Kadri Çelik
Kendi zanlarına göre, “Bu Allah'ındır, bu da ortaklarımızındır” diyerek, Allah'ın yarattığı hayvanlar ve ekinlerden pay ayırdılar. Ortakları için ayrılan Allah'a ulaşmıyor, fakat Allah için ayrılan ortaklarına ulaşıyor (öyle mi?)! Pek de kötü hüküm veriyorlar!
Allah’ın yarattığı tarım ürünlerinden ve evcil hayvanlardan bir kısmını putlarının, bir kısmını da Allah’ın payı olarak ayırırlar ve kendi bâtıl iddialarına dayanarak, “Bunlar Allah’ın, bunlar da O’nun yetki ve tasarrufuna ortak olan diğer ilâhlarımızın payıdır!” derler. Üstelik, ilâhları ve bu ilâhların bakıcıları —yani kendileri— için ayırdıkları, Allah’ın payına —ki fakir fukaraya harcanmak üzere ayrılmıştır— asla karışmaz; kazara karışsa da “Allah’ın buna ihtiyacı yoktur!” diyerek hemen alıp yerine koyarlar, fakat Allah için ayırdıkları, ilâhlarının payına kolayca karışır. Bunu da ilâhlarının nasibi sayıp onların payına katarlar. Ayrıca Allah, putlar için ayrılanları kabul etmediği gibi böyle bir taksim ile güya ortakları yanında Allah’a ayrılan payı da asla kabul etmez. Ne kötü hüküm veriyorlar!
Ürettiği Ekinler’den ve EN’ÂM / Ehil Hayvanlar’dan Allah için hisse ayırdılar.
Güya akıllarınca: -“Bu Allah’ındır; bu da ortaklarımızın!” dediler.
Ortakları için olan şeyler Allah’a ulaşmaz; Allah için olan şeyler ise ortaklarına ulaşır.
Ne kötü hüküm veriyorlar!
(O müşrikler) Allah’ın yarattığı ekin ve hayvan gelirlerinden keyiflerine göre Allah’a bir pay ayırarak: “Şu Allah’a, şu da putlarımıza aittir.” dediler. Fakat putları için olan payı, Allah yolunda harcamayıp, Allah’a ayrılan payı, putları için harcadılar.1 (Eğer böyle zannediyorlarsa) ne kadar yanlış hüküm veriyorlar.2
1 Yukarıya kastedilen anlam verilmiştir. Âyetin bu bölümü kelime anlamıyla: “Fakat ortakları için ayrılan Allah’a ulaşmazken, Allah için ayrılan ortaklarına ulaşıyor.” şeklinde ifâde edilebilir.2 Müşrik Araplar, zirâî mahsullerinden ve yetiştirdikleri hayvanlardan keyiflerine göre bir kısmını Allah için, bir kısmını da diğer putları için ayırırlardı. Allah için ayırdıklarını misafirlere ve fakirlere, putlar için ayırdıklarını da onlar için yapılan ayin ve kurbanlara harcarlardı. Eğer Allah için ayırdıkları daha iyi ve daha fazla olursa, onu da putlarına harcarlar ve: “Allah zengindir, bunlar fakirdir.” derlerdi. Böyle yaparak, putlarını Allah’a tercih ederler ve putları için ayırdıklarını asla Allah için harcamazlardı. Bu âyet, bu davranışlarının yanlışlığını tenkit etmektedir.
Muhammed Esed
ONLAR, Allah'ın yarattığı tarlalar ile hayvanların mahsullerinden O'na bir pay ayırırlar ve “Bu Allah'a aittir!” derler; yahut [haksız şekilde], 119 “Ve bu [da], eminiz ki, Allah'ın uluhiyetinde pay sahibi olan varlıklar içindir!” 120 diye iddia ederler. Ama zihinlerinde Allah'a ortak saydıkları varlıklar için ayırdıkları şey, [onları] Allah'a yakınlaştırmaz, Allah için ayırdıkları da [onları ancak] Allah'ın uluhiyetine ortak koştukları o varlıklara yakınlaştırır. 121 Gerçekten de ne kötüdür onların yargıları!
Allah’ın yarattığı ekinden ve evcil hayvanlardan, Allah’a bir pay ayırıyorlar ve batıl inançlarına göre, “Bu, Allah’ındır, bu da ortaklarımızındır” diyorlar. Ortakları için ayırdıkları pay Allah’a ulaşmıyor ama Allah için ayırdıkları pay ortaklarına ulaşıyordu. Ne saçma hüküm veriyorlar öyle! 16/56, 10/35, 68/35-36
ALLAH’IN yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan bir pay ayırıp, bâtıl inançlarına[1126] göre dediler ki: “Bu Allah’a aittir, bu da (Allah’a) koştuğumuz ortaklarımıza.”[1127] Oysa ortakları için olan Allah’a ulaşmıyor, fakat Allah için olan ortaklarına ulaşıyordu: ne berbat muhakeme tarzları var!
Mustafa İslamoğlu En'am Suresi 136. Ayet Açıklaması
[1126] Bu bağlamda “bâtıl inanç” vurgusu taşıyan zu‘m için bkz: 64:7, not 8.
[1127] Şirkin Allah’ı inkâr olmayıp, hak-bâtıl şirketi olduğunun açık delillerinden biri.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve (o müşrikler) Allah için O'nun yarattığından, ekinden ve hayvanlardan bir pay ayırdılar, sonra zûmlarınca, «Bu Allah içindir, bu da ortaklarımız (putlarımız) içindir,» dediler. Artık ortakları için olan Allah'a ulaşmaz, Allah için olan ise o ortaklarına ulaşır. Hükmeder oldukları şey ne fena!
Allah'ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan kendilerince Allah'a bir hisse ayırdılar da kendi batıl iddialarınca: “Şu, Allah'ın” dediler, “Şu da uluhiyette ortakları olan putlarımızın. ”Ortakları için ayırdıkları, Allah'ın hissesine konulmaz, ama Allah'a ait olanlar ortaklarının hissesine aktarılır. Bunlar ne kötü hüküm veriyorlar! [16, 57; 43, 15]
Müşrikler hem Allah için, hem de putları için hububat ekiyorlardı. Allah için ektikleri yetişip, put namına ektikleri gelişmezse, Allah adına ekilenin bir kısmını puta ait hisseye devreder ve derlerdi ki: “Allah ganîdir, putlar ise muhtaçtır.” Aksi olur, yani putlara ait ekin gelişir, Allah’a ayırdıkları ekin gelişmezse, oradan bu tarafa bir şey ilave etmez, “Nasılsa Allah ganîdir!” derlerdi. Keza davarları da bölüştürürlerdi. Allah’a ayırdıkları hisseden misafirlere yedirir, putların payını ise putlara ait işlerde harcarlardı.
Süleyman Ateş
Allah'ın yarattığı, ekin(ler)den ve hayvanlardan Allah'a pay ayırdılar. Zanlarınca: "Bu Allah'a, bu da ortaklarımıza" dediler. Ortakları için ayrılan Allah'a ulaşmıyor, fakat Allah için ayrılan, ortaklarına ulaşıyor. Ne kötü hüküm veriyorlar!
Câhiliyye Araplarından bazıları, ekinlerinden ve hayvanlarından bir kısmını Allah ile putları arasında bölüştürürlerdi. "Şu Allah'ın payı, şu da tanrılarımızın payı" derlerdi. Allah için ayırdıklarını konuklara ve fakirlere harcarlar; tanrıları için ayırdıklarını da onların huzurunda yapılacak âyîn ve diğer şeylere harcarlardı. Eğer Allah'ın hakkından putun tarafına bir şey geçerse onu öyle bırakırlardı. Putun hakkından Allah için ayrılan tarafa bir şey geçerse onu alıp tekrar putun hakkına katarlar, "Allah zengindir, bunlar fakirdir" derlerdi. Puta ayrılan, sonuçta yine kendilerine kalacağından, onun hakkından Allah için ayrılan tarafa bir şey geçmemesine özen gösterirlerdi. İşte âyet, onların bu geleneğine dokunmaktadır. (Bkz. İbn Hişâm: Sîret: 1:80)
Süleymaniye Vakfı
Onlar Allah'ın yetiştirdiği ekinden ve en’amdan O’na pay ayırır ve kendilerince “Bu Allah’ın, bu da O'na ortak saydıklarımızın" derlerdi. Ortak saydıklarının payından Allah'ın payına geçmez ama Allah’ın payından ortak saydıklarının payına geçer. Ne kötü karar veriyorlar.
Allah'ın yarattığı ekin ve hayvandan Allah'a bir hisse ayırıyorlar, akıllarınca:-Bu, Allah'ındır, bu da ortak (koştuk)larımızındır, diyorlar. Ortakları için ayırdıkları Allah'a verilmez; ama Allah için ayırdıkları ise ortak (koştuk)larına verilirdi. Ne kötü hüküm veriyorlar!
Bir de, Allah'ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan, Allah'a da bir pay ayırdılar ve akıllarınca “Bu Allah'ın, bu da şeriklerimizin” dediler. Şeriklerinin payını Allah için ayırdıklarına katmazlar; ama Allah için ayırdıklarını şeriklerinin payına katarlar. Ne kötü birşeydir o hükmettikleri!(22)
(22) Arap müşriklerinin putlarına ayırdıkları hisseler putların hizmetçilerine, Allah için ayırdıkları pay da fakirlere verilirdi. Putların payında eksilme veya bozulma olduğunda Allah’a ayırdıklarından bunu tamamlarlar, Allah için ayırdıklarında bir eksilme veya bozulma olduğunda ise, “Allah zengindir, ihtiyacı yoktur” diyerek buna aldırış etmezlerdi. Âyet, bu örnekle, hayatın önemli bir gerçeğini bize hatırlatmaktadır: Allah’a ortak koşulan yerde, hükümler Allah adına değil, daima ortaklar adına verilir. Allah’ın zenginliği ise, sadece, Allah hesabına fedakârlık yapılacağı zaman hatırlanır. Bütün imkânlar, Allah’a ortak kabul edilen şeyler için seferber edilir; gerçek hayatta da onların sözü geçer. Allah’a ise, kendisine saygı duyulan, ama her işe de karıştırılmayan bir tanrı rolü biçilir. Bu âyette anlatılan uygulama, 121’inci âyette yer alan “Onlara itaat ederseniz siz de müşrik olursunuz” uyarısının somut bir örneğini teşkil etmektedir.
Yaşar Nuri Öztürk
Kendi döllendirip yaydığı ekinden ve hayvanlardan Allah'a bir pay ayırdılar da kendi zanlarınca şöyle dediler: "Bu Allah için, bu da ortaklarımız için." Ortakları için olan Allah'a ulaşmaz. Ama Allah için olan, ortaklarına ulaşıyor. Ne kötü hüküm veriyorlar!
daħı eylediler Tañrı içün andan kim yarattı ekinden daħı yılķılardan ülü pes eyittiler “uşbu Tañrı’nuñdur” śanmaġı-y-ıla anlaruñ “daħı uşbu ortaķlarumuzuñdur.” pes ol kim oldı ortaķlarınuñ deġmez Tañrı’ya daħı ol kim oldı Tañrı’nuñ ol irer ortaķlarından yavuz oldı ol kim ḥüķm eylerler!