Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5505, sondan 732. ayet; 74. sure ve Müddessir Suresinin 10. ayetidir. Müddessir Suresi 10. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 19 ve toplam ebced değeri ise 1992 olarak hesaplanmıştır. Müddessir Suresinin toplam ebced değeri 86621 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Hele kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere, hiç kolay geçmeyecek bir gündür.
Âyetlerimi inkâr edenler için, hiç de kolay olmayan bir Gün!Ey Müslüman! Her çağda ve her toplumda, Allah’ın ayetlerini inkâr eden, servet ve gücüne güvenerek İslâm’a karşı savaş açan zâlimler senin karşına çıkacaktır:
Mustafa İslamoğlu Müddessir Suresi 10. Ayet Açıklaması
[5408] el-Kâfirîn: “Hakikati inkâra saplananlar”. Nüzul sürecinde kullanıldığı ilk yer burasıdır. “Örtmek, kapatmak” anlamındaki kufrden türetilir. Kefera vahyin başında “şükretti” anlamındaki şekeranın zıddı olarak kullanıldığı halde, ilerleyen süreçte “iman etti” anlamındaki âmene’nin zıddı olarak kullanılmaya başlamıştır. Çiftçi tohumun üstünü toprakla örttüğü için kâfir diye adlandırılır (Bkz: 57:20). Cahiliyye döneminde “iyilik edene teşekkür etmeyen” mânasında kullanılan kâfir, Kur’an’da hem “hakikati inkâr eden” hem de “nimeti örten nankör” anlamına kullanılır (17:8; 39;7; 5:67). Birincisi ‘imanın’ reddini, ikincisi ‘iman ahlâkının’ reddini ifade eder. Her ikisi de hakikatin inkârıdır. Bu nedenle küfrü “imanın zıddı” olarak tarif eden İbn Fâris “Çünkü o hakikati örtmektir” der. Şu halde birine kâfir demek için ona mutlaka hakikatin sunulmuş olması ve onun da kendisine sunulan hakikati kesin bir dille inkâr etmiş olması gerekir (Bkz: Gazzali, Faysalu’t-Tefrika, Dımaşk, 1407, III, 144). Kâfir sözcüğünün ism-i fail kalıbı olduğu dikkate alınırsa, “hakikati inkârı kendisine hayat tarzı olarak seçen” vurgusunu taşır.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10. Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden! ) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddî manevî kirlerden arın, Pis ve murdar olan her şeyden kaçın Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sûr'a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kâfirlere hiç kolay olmayan bir gün!
Suat Yıldırım Müddessir Suresi 10. Ayet Açıklaması
Müddessir kelimesi (aslı mütedessir) ayrıca “yalnızlık ve inziva arzu eden” mânasına gelir. Allah Teâlâ, nebîsine “Artık inzivayı bırak, bütün dünyanın önüne öğretici ve uyarıcı olarak çık!” “Çevrende gaflet içinde bulunan insanları uyar. Kendilerini yaratıp bunca nimetlerle donatan o Yüce Rabbin onları görüp işittiğini ve sonunda hesaba çekeceğini hatırlat” demektedir. “Allah’ın büyüklüğünü anmak “Allahu ekber!” demek İslâm’ın özetidir, başta gelen emridir ve bir zikirdir. Risaletin başlangıcında öğretilen bu zikir, ezanda, namazlarda, hacda, kurbanda, hayatın her tarafında devam eder. 4. âyette beden temizliği ile ruh temizliği arasındaki sıkı ilişki hatırlatılıyor. Bu âyet, “Cinsel zaaftan uzak dur!” mânasına kinaî anlam ile de tefsir edilmiştir. Böylece müminlerin kalplerini, ruhlarını, bedenlerini, elbiselerini, ırzlarını tertemiz yapmaları emredilmektedir. Mânaları çok özlü olan ilk 7 âyeti iyi düşünen bir insan, risaletin başında bu buyrukların, verilmesi gereken en hikmetli, tam yerli yerinde emirler olduğunu anlar, risaletin önemli bir delilini bulur.
(2) Kıyamet gününe dair âyetlerin tasvir ettiği güçlükler, bu âyette de bildirildiği gibi, kâfirler içindir. Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Nefsim elinde bulunan Allah’a yemin olsun, o gün mü’min için öyle hafifletilir ki, nihayet, dünyada iken kıldığı bir farz namazdan daha hafif gelir.” (Müsned, 3:75.)