Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1364, sondan 4873. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 129. ayetidir. Tevbe Suresi 129. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 54 ve toplam ebced değeri ise 3882 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
فان تولوا فقل حسبي الله لا اله الا هو عليه توكلت وهو رب العرش العظيم
Hz. Muhammed bir insan olarak içimizden biridir; fakat Cenâb-ı Allah onu vahiy alma ve peygamberlerin sonuncusu olma mertebesiyle onurlandırmıştır. Başka bir âyette “bütün varlıklar için rahmet” olarak nitelenen (Enbiyâ 21:107) Resûl-i Ekrem’in müminlere karşı tutumuna ve hissiyatına ağırlık verilen 128. âyette o, Allah Teâlâ’nın iki güzel ismi ile, raûf ve rahîm olarak nitelenmiştir; raûf “çok şefkatli”, rahîm “çok merhametli” demektir. Yüce Allah’ın hiçbir peygamberini kendi isimlerinden ikisiyle birlikte anmamış olduğu dikkate alınırsa onun rabbimizin katındaki derecesi ve bütün bu açıklamalara rağmen ondan yüz çevirenlerin ne büyük ziyanda oldukları daha iyi anlaşılır. İşte 129. âyette Hz. Peygamber’den bu gibi bahtsızların tutumlarından üzüntü duymaması, sadece Allah’a güvenip dayandığını hatırlaması ve onlara da bunu duyurması istenmektedir (Hz. Muhammed ve onun üstün özellikleri hakkında bk. Ahzâb, 33:40; Feth 48:29; tevekkül hakkında bk. Âl-i İmrân 3:159). Sûre Allah ve resulünden bir bildirimle başladığı gibi, yine Cenâb-ı Hakk’ın resulü vasıtasıyla insanlığa yaptığı genel bir uyarı ile, büyük arşın sahibinin yegâne ilâh olan Allah olduğu vurgulanarak sona ermektedir (“arş” hakkında bilgi için bk. A‘râf 7:54).
Mehmet Okuyan
(İnkârcılar) yüz çevirirlerse de ki: “Bana yalnızca Allah yeter. O’ndan başka ilah yoktur. Ben yalnızca O’na güvendim. O yüce [arş]ın sahibidir.”
1- Allah'a güvenme, O'na dayanma; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakma.
Ahmet Akgül
(Ey Nebim!) Eğer onlar (yine de) yüz çevirirlerse, de ki: “Bana Allah yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve O, büyük Arşın Rabbidir.”
Fakat bütün bunlara rağmen, onlar yine de inanmaktan ve senden yüz çevirirlerse de ki: “Allah bana yeter, O'ndan başka gerçek ilah yok, hep O'na dayanıp, O'na güvendim. Çünkü O'dur en yüce hükümranlığın Rabbi.”
Eğer onlar senin peygamberliğine imandan yüz çevirirler, güç ve iktidarlarını kullanarak halkı yönlendirmeye devam ederlerse:
“Allah bana yeter. Hak ilâh yalnızca O'dur. Ona dayanıp, güvendim, işlerimi O'na havale ettim. O, yüce arşın, sınırsız kudret ve iktidar makamının Rabbidir” de.
Ey Rasûlüm, eğer senden yüz çevirirlerse (sana iman etmezler ve emirlerini dinlemezlerse) de ki: “- Bana Allah yeter, ondan başka hiç bir ilâh yoktur. Ben, ancak ona güvendim ve o büyük ARŞ'ın sâhibidir.”
(Bütün bu fedakârlığından sonra, ey Peygamber!) Eğer bu insanlar sırt çevirirlerse de ki: “Allah, bana yeter. O’ndan başka ilah yoktur. Ben yalnızca O’na tevekkül ettim. O, (bütün kâinatın idare merkezi olan) büyük arşın sahibidir.
Buna rağmen sana inanmaktan yüz çevirirlerse de ki: “Allah bana yeter. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur; ancak O'na güvenip dayanırım. Çünkü O'dur en yüce hükümranlığın Rabbi.”
Cemal Külünkoğlu Tevbe Suresi 129. Ayet Açıklaması
“Allah bana yeter” diyebilmek ve buna içtenlikle inanabilmek kadar büyük bir zenginlik olamaz. Çünkü âciz bir varlık olan insan, bütün âlemlerin tek Yaratısı ve tek hâkimi olan Allah’ın güvenini kazanıyor, rahmetine mazhar oluyor ve desteğini alarak O’nun gücünden faydalanıyor. “Ancak O’na güvenirim” ifadesi, son noktayı koyuyor. İnsanın güveneceği ve sığınacağı tek varlığın Allah olduğunu anlatıyor.
Diyanet İşleri (Eski)
Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Allah bana yeter; O'ndan başka tanrı yoktur, yalnız O'na güveniyorum; O büyük arşın Rabbidir."
(Habîbim, sana îman etmekden) yüz çevirirlerse de ki: «Bana Allah yeter. Ondan başka hiçbir Tanrı yok. Ben ancak Ona güvenib dayandım. O, büyük arşın saahibidir».
(Ey şefkatli Resûl!) Eğer (seni dinlemeyip senden) yüz çevirirlerse, artık de ki: “Allah bana kâfîdir! O'ndan başka ilâh yoktur! (Ben) O'na tevekkül ettim ve O, büyük arşın Rabbidir!”(2)
(2)“Ey insanlar ve ey Müslümanlar! Böyle hadsiz bir şefkatiyle sizi irşâd eden (size doğru yolu gösteren) ve sizin menfaatiniz için bütün kuvvetini sarf eden ve ma‘nevî yaralarınızı, getirdiği ahkâm(hükümler) ve sünnet-i seniyesiyle ve kemâl-i şefkatiyle merhem vurup tedâvi eden şefkatperver bir zâtın bedîhî (çok açık) şefkatini inkâr etmek ve göz ile görünen re’fetini ittihâm eder (suçlar) derecede onun sünnetinden ve teblîğ ettiği ahkâmdan (bildirdiği hükümlerden) yüzlerinizi çevirmek, ne kadar vicdansızlık, ne kadar akılsızlık olduğunu biliniz! Ve ey şefkatli Resûl, ve ey re’fetli Nebî! Eğer senin bu azîm şefkatini ve büyük re’fetini tanımayıp, akılsızlıklarından sana arkalarını çevirip seni dinlemezlerse, merâk etme! Semâvât ve arzın cünûdu(askerleri) taht-ı emrinde (emri altında) olan ve arş-ı azîm-i muhîtin tahtında (çok yüce ve herşeyi kuşatan arş’ın altında) saltanat-ı rubûbiyeti (herşeyi terbiye ediciliğinin saltanatı) hükmeden Zât-ı zü’l-Celâl sana kâfîdir. Hakīkī mutî‘ (itâat edici) tâifeleri, senin etrâfına toplattırır, seni onlara dinlettirir.” (Lem‘alar, 11. Lem‘a, 56-57)
İlyas Yorulmaz
Eğer (İnananlara bu derece düşkün olan bu elçiden) yüz çevirirlerse, onlara deki “Kendisinden başka ilah olmayan Allah bana yeter. Ben güvenip, O na teslim oldum. Büyük arşın sahibi de O dur.”
Artık onlar senden yüz çevirirlerse «— Allah bana elverir. O/ndan başka tapacak yoktur, ben ancak ona mütevekkil oldum. O, büyük Arşın sahibidir» dersin.
Fakat bütün bunlara rağmen yine de yüz çevirecek olurlarsa, o zâlimlere de ki: “Dost ve yardımcı olarak bana Allah yeter! O’ndan başka ilâh yoktur! Ben, yalnızca O’na güvenir, yalnızca O’na dayanırım. Çünkü O’dur, yüce saltanat ve hükümranlığın sahibi!”
(Ey Muhammed!) Eğer onlar, hâlâ (îman etmekten) yüz çevirirlerse, sen onlara sadece: “Bana tek ilâh olan Allah, yeter. Ben sadece O, hem yüce, hem de kâinat saltanatının sahibi olan (Allah’a) dayanırım.” de.
Fakat (bütün bunlara rağmen) onlar yine de yüz çevirirlerse de ki: “Allah bana yeter! O'ndan başka tanrı yok. Hep O'na dayanmış O'na güvenmişimdir ben; çünkü O'dur en yüce hükümranlığın Rabbi”. 171
Buna rağmen yüz çevirecek olurlarsa de ki: – Allah bana yeter. Zira O’ndan başka ilah yoktur, ben O’na dayandım ve güvendim, çünkü O yüce arşın Rabbi/mutlak hükümranlık makamının sahibidir. 4/45, 8/64, 25/31, 39/38
(Bu gerçek ortadayken) yine de onlar yüz çevirirlerse, de ki: “Allah bana yeter, O’ndan başka ilâh yok, ben hep O’na güvenmişimdir; çünkü O en yüce hükümranlık makamının Rabbidir!”
Eğer yüz çevirirlerse artık de ki: «Allah Teâlâ bana kâfidir. O'ndan başka mâbûd yoktur. Ben ancak O'na tevekkül ettim ve O, pek büyük olan Arş'ın sahibidir.»
Buna rağmen aldırmaz, yüz çevirirlerse, ey Resulüm! de ki: “Allah bana yeter. O'ndan başka tanrı yoktur. Ben yalnız O'na dayanırım. Çünkü O, büyük Arş'ın, muazzam hükümranlığın sahibidir. ”