Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1271, sondan 4966. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 36. ayetidir. Tevbe Suresi 36. ayetinin kelime sayisi 36, harf sayısı 159 ve toplam ebced değeri ise 12100 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ان عدة الشهور عند الله اثنا عشر شهرا في كتاب الله يوم خلق السموات والارض منها اربعة حرم ذلك الدين القيم فلا تظلموا فيهن انفسكم وقاتلوا المشركين كافة كما يقاتلونكم كافة واعلموا ان الله مع المتقين
Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır.[256] İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat Allah’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekûn savaşın. Bilin ki Allah, kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.
Haram aylar, Cahiliye devri uygulamasına göre, hürmet edilmesi gereken, savaş ve kan dökülmesi yasak olan kamerî aylar demektir. Bu aylardan Zilkâde on birinci, Zilhicce on ikinci, Muharrem birinci ve Receb yedinci aydır.
Hz. İbrâhim ve İsmâil’in şeriatındakine uygun olarak Câhiliye dönemi Arapları da yılın dört ayını kutsal sayarlar, bu inanışa saygının bir işareti olarak savaştan ve her türlü saldırıdan kaçınırlardı. Zilkade, zilhicce, muharrem ve recebden oluşan bu aylar haram aylar (el-eşhürü’l-hurum) diye anılırdı. Bununla birlikte bazı kabileler bu dört aya bir dört daha ekleyerek sekiz ayı haram sayarken, diğer bazıları aylar arasında fark gözetmiyordu. Aynı şekilde, belirli kabileler arasında yaşayan hıristiyanlar da haram ayların saygınlığını kabul etmiyorlardı. Bu anlayışı benimseyenlerin haram aylarla ilgili bir taahhütleri olmadığından, diğer kabileler onlara karşı dikkatli davranmak zorundaydı. Her türlü çatışmanın haram sayıldığı bu aylarda meydana gelen savaşlara, dinî yasaklar çiğnendiği için “ficâr savaşları” denmiştir.
Câhiliye dönemi Araplar’ının bir kısmı geçimlerini soygunculuk, çapulculuk, yağma ve talan ile sağladığı gibi, aralarında kan davaları ve iç savaşlar da eksik olmuyordu. Bu sebeple haram ayların kurallarına uymakta zorlanıyorlardı. Zira on bir, on iki ve birinci aylar olan zilkade, zilhicce, muharrem peş peşe geldiğinden üç ay süresince bu aylarla ilgili yasaklara uymak oldukça güç geliyordu. Ayrıca, kamerî takvimde aylar güneş takvimine göre bir önceki yıldakinden on bir gün önce geldiği için, zilhiccenin belirli günlerinde yapılan hac merasiminin değişik mevsimlere rastlaması çıkarlarına uygun düşmüyor; haccı havanın mutedil ve ticarî ortamın müsait olduğu gün veya aylarda yapmak istiyorlardı. Bunu sağlayabilmek için de her altı ayda bir hafta olmak üzere iki yılda bir ay kazanmaya çalışarak o yılı on üç aya çıkarıyorlar, haram aylardan üçünün peş peşe gelmesini önlemek amacıyla da söz konusu dört haftayı ikinci yılın sonuna ekleyip o yılı on üç ay olarak kabul ediyorlardı. Böylece muharrem ayı safer ayının yerine kaydırılmış, dolayısıyla bütün aylar bulunmaları gereken yerden bir ay geriye atılarak haram ayların yerleri değiştirilmiş oluyordu. Bazan da savaş günlerinde meselâ receb ayı girerse onu helâl sayıp haramlığı şâban ayına, savaş muharrem ayına denk gelirse haramlığı safer ayına tehir ediyorlar, böylece o yıl muharrem ve receb yerine şâban ve safer ayları haram aylardan sayılmış ve haram ayların sıralaması değişmiş oluyordu. Bu uygulamaya, erteleme anlamına gelmek üzere nesî’ deniyordu (Hüseyin Algül, “Haram Aylar”, DİA, XVI, 105).
İşte bu âyetlerde, Allah’ın evrende var ettiği düzene göre ayların sayısının on iki olduğu belirtilmiş, bunlardan dördünün özel hükümlerinin olduğu hatırlatılıp bu düzenlemeye aykırı davrananların asıl kendilerine yazık etmiş olacaklarına dikkat çekilmiş ve aylarla ilgili bu nizam üzerinde nesî’ adıyla yapılan oyunlar şiddetle kınanmıştır. Bu sûrenin 5. âyetinde geçen “el-eşhürü’l-hurum” ifadesiyle de bu dört ayın kastedildiği görüşü bulunmakla beraber, bu görüş bazı noktalardan eleştiriye açık görünmektedir (5. âyetin tefsirine bk.). Kur’an-ı Kerîm’in başka dört âyetinde de “haram ay” kavramı tekil olarak yer almıştır. Bunlardan Bakara sûresinin 194. âyetinde haram ayın haram aya karşılık olduğu, aynı sûrenin 217. âyetinde haram ayda savaşmanın büyük günah olduğu, Mâide sûresinin 2. âyetinde bu aya karşı saygısızlık edilmemesi gerektiği ve Mâide sûresinin 97. âyetinde hürmete lâyık bir mâbed olan Kâbe ile birlikte haram ayın da insanların iyiliğine vesile kılındığı belirtilmiştir.
Tefsir ve tarih kaynaklarında, haram aylarla ilgili hükümlerin hac ibadetiyle birlikte Hz. İbrâhim zamanında konmuş olduğu, insanların bu aylarda sağlanan güven ortamı içinde (zilkade, zilhicce ve muharrem aylarında) hac ibadetini ve yedinci ay olan receb ayında muhtemelen umre ziyaretini rahatça yaptıkları, Mekke ve çevresinde oturanların da bu vesileyle geçimlerini sağladıkları, fakat zamanla bu hükümlerin temel amacından uzaklaştırıldığı kaydedilmektedir. İslâmiyet’in gelmesiyle bu konudaki düzenlemeler yeniden aslî hüviyetine kavuşturulmuştur. Şu var ki, bu konuda farklı yorumlanmaya elverişli âyet ve hadislerin bulunması sebebiyle İslâm âlimleri arasında haram aylarla ilgili yasakların devam edip etmediği hususunda görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır. Bu görüş ayrılıkları bir yana, Kur’an’da yer alan bu yasak hükmünün İslâmiyet’in milletlerarası ilişkilere bakışını ortaya koyan diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi halinde şöyle bir sonuca varılması mümkündür: Milletlerarası ilişkilerde barışı esas alıp yeryüzünde her türlü haksızlık, bozgunculuk ve tahakkümü yasaklayan (Bakara 2:205; Kasas 28:83) İslâmiyet, savaşın bir insanlık realitesi olduğunu göz ardı etmemiş, savaşın tahribatını en aza indirecek önlemler almaya çalışmıştır. Bu çerçevede, İslâmî düşünce sistemi içinde, yılın üçte birini meydana getiren bir sürenin savaş karşıtı duygu ve düşüncelerle geçirilmesine yer verilmiş olması, ihmal edilen birtakım insanî değerlerin hatırlanıp yaşatılmasına ve bu konuda kamuoyu oluşturulması için belli günlerin veya haftaların ayrılmasına önem verilen zamanımızda daha bir dikkat çekmekte ve anlam kazanmaktadır (bilgi için bk. Hüseyin Algül, “Haram Aylar”, DİA, XVI, 105-106).
Tefsirlerde bu âyetlerin iniş sebebi ile ilgili özel bir rivayet yer almamakla beraber Derveze, Tebük Seferi’nin nesî’ uygulaması neticesinde isim olarak receb ayına denk gelmiş olması karşısında ortaya konan itirazları red ve bunun gerçek receb ayı olmadığına dikkat çekme sadedinde inmiş olabileceğini belirtir (XII, 134-136).
“Doğru olan hesap” şeklinde tercüme ettiğimiz “ed-dînü’l-kayyim” tamlamasına “en doğru hüküm” ve “en doğru din” anlamı da verilmiş, sonuncu anlam İbrâhim ve İsmâil peygamberlerin dini veya uydukları kural şeklinde açıklanmıştır (İbn Atıyye, III, 31; Zemahşerî, II, 151). “O aylarda kendinize zulmetmeyin” ifadesinde haram ayların kastedilmiş olduğu kanaati hâkim olmakla beraber, bunları senenin bütün ayları şeklinde anlayanlar da olmuştur (İbn Atıyye, III, 31). “Müşrikler sizinle topyekün savaştıkları gibi siz de onlarla topyekün savaşın” ifadesini içermesi dolayısıyla 36. âyet de genellikle müfessirler tarafından 5. âyette olduğu gibi seyf (kılıç) âyeti olarak nitelenmiş ve müşriklerle ilişkilerde tolerans ve kolaylık gösterme veya kendi hallerine bırakma buyruğunu içeren bütün âyetleri yürürlükten kaldırmış olduğuna hükmedilmiştir. Derveze’nin bu konunun Kur’an’ın genel ilkeleri ışığında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin görüşünü ve bu izah tarzı ile ilgili kanaatimizi 5. âyetin tefsiri sırasında açıklamıştık. Derveze bu âyeti yorumlarken aynı görüşü tekrar etmekte, ayrıca buradaki ifade ile 31. âyette Allah’a ortak koşan Ehl-i kitap mensuplarının da “müşrik” nitelemesine dahil edilmiş olduğuna dikkat çekmektedir (XII, 136).
“Ertelemek” şeklinde tercüme ettiğimiz 37. âyetin ilk cümlesindeki nesî’ kelimesine “ilâve yapmak” anlamı da verilebilir (Taberî, X, 129; Zemahşerî, II, 151).
Mehmet Okuyan
Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah’ın kitabına (yasasına) göre Allah katında ayların sayısı on iki olup, bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu doğru dindir (yasadır). Onlarda (haram aylar konusunda) kendinize haksızlık etmeyin ve onlar nasıl sizinle topyekûn savaşıyorlarsa siz de müşriklerle topyekûn savaşın! Bilin ki Allah [muttakî]lerle (duyarlı olanlarla) beraberdir.
Müşrikler, yahudiler ve hristiyanlar yılın ayları üzerinde oynamalar yapıyorlardı. Belirli bazı görevlerin zamanında yapılmamasına, bazı yılların on üç ay olmasına neden oluyorlar, haccın yapılması gereken Zilhicce ayının yerini değiştiriyorlardı. Yüce Allah takvimi 12 ay üzerinden benimsetmek için yaratılışın en başından beri yasasının bu olduğunu bildirmektedir.,İçinde savaş yapılmaması için saygın kabul edilenler Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır.,Bu ayet Bakara 2:190-193, 256, Nisâ 4:89-91, Enfâl 8:39-40, Tevbe 9:2-4, 12, 123; Hacc 22:39, Mümtehine 60:8-9 gibi ayetlerle birlikte okunmalıdır.
Bayraktar Bayraklı
Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır/savaşın yasak olduğu aylardır. İşte Allah'ın sapasağlam yasası budur. O aylar içinde kendinize zulmetmeyiniz ve müşrikler nasıl sizinle topyekün savaşıyorlarsa siz de onlara karşı topyekün savaşınız. Biliniz ki Allah müttakîlerle/sakınanlarla beraberdir.
Gökleri ve yeri yarattığı zaman koyduğu yasasında, Allah'ın yanında ayların sayısı on ikidir. Bunların dördü haram aylardır. İşte kayyum¹ olan budur. Bu aylarda, kendinize haksızlık yapmayın. Ve müşrikler nasıl sizinle topyekûn savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekûn savaşın. Biliniz ki, Allah, muttakilerle² beraberdir.
1- Koruyan, gözeten.
2-Takva sahibi olan. Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla kendisini kötü ve zararlı şeylere karşı korumaya alan.
Ahmet Akgül
Gerçek şu ki, Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah'ın Kitabında on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte dosdoğru olan hesap (din) budur. Öyleyse bunlarda kendinize zulmetmeyin ve onların sizlerle topluca savaşması (küfür cephesinin ortak savunma ve saldırı teşkilatları kurması) gibi siz de müşriklerle topluca (organizeli ve etkili kurumlarla, kararlılıkla ve her türlü hazırlığınızı yaparak) çarpışın. Ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle (ve sadık mücahitlerle) beraberdir.
Ayların sayısı, gerçekten de Allah katında on ikidir ve göklerle yeryüzünü yarattığı günden beri Allah'ın takdirinde bu, böyledir. Onların dört tanesi haram aylardır. Budur dosdoğru hesap. Artık bu haram aylarda kendinize zulmetmeyin, fakat müşriklerin hepsiyle de savaşın, nitekim onların da topu sizinle savaşmadadır ve bilin ki Allah, şüphe yok ki çekinenlerle beraberdir.
Ayın hilâl oluşundan hilâl oluşuna kadar süren ve yirmi sekiz küsur günden ibaret bulunan aylara uygun olarak tespit edilen yıla, ay yılı denir. Geleneğe göre her ay başı, hilâlin görünüşüyle tespit edilir. Bundan dolayı ayların bir kısmı yirmi dokuz, bir kısmı otuz gün sayılır. Ancak ay yılı, güneş yılına nazaran her sene on gün geriler, böylece otuz altı yılda bir yıl farkeder. Hz. Peygamberden önce Arap geleneğine göre zilkade, zilhicce ve muharrem aylarıyle recep ayı, hürmet ayları sayılırdı ve bu aylarda savaş yapılmazdı. Muharremle recebin arasında beş ay, receple zilkadenin arasında üç ay bulunduğu için recebe, tek kalmış anlamına gelen "ferd" vasfı verilmiştir.
Abdullah Parlıyan
Biliniz ki, Allah'a göre ayların sayısı, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı gün koyduğu ölçü uyarınca onikidir; ve bunlardan dördü haram aylardır. İşte Allah'ın her zaman geçerli ve sapasağlam yasası budur. O halde bu aylar konusunda, kendinize yazık etmeyin. Bununla beraber onlar sizinle, nasıl topyekün savaşıyorlarsa, siz de Allah'tan başkalarına ilahlık yakıştıranlarla, öyle topyekün savaşın; ve bilin ki, Allah, yolunu yordamını kendi kitabıyla bulmaya çalışanlarla beraberdir.
Allah'ın, gökleri ve yeri yarattığı gün, Levh-i Mahfuz'da tesbit ettiği kayıtlarda Allah katında, ayların sayısı on ikidir. On iki aydan dördü savaşın haram olduğu aylardır. İşte bu haram aylarla ilgili hüküm, insanlığı, insanî değerleri ve düzeni ayakta tutan dinin, medeniyetin, zamanla değişmeyen tabii hukuk kurallarını içeren şerîatın hükmüdür. Bu aylarla ilgili Allah'ın koyduğu yasakları çiğneyerek kendinize, birbirinize zulmetmeyin.
İlâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında, Allah'a ortak koşan müşrikler nasıl size karşı top yekün savaşıyorlarsa, siz de onlara karşı top yekün savaşın. Bilin ki, Allah kendisine sığınıp, emirlerine yapışarak günahlardan arınıp, azaptan korunanlarla, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan, Kur'an esaslarını benimseyerek korunan mü'minlerle, müttakilerle beraberdir.
Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre Allah katında ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. Doğru hesap işte budur. Bu aylarda kendinize haksızlık etmeyin. [2] Allah'a ortak koşanlar size karşı topluca çarpıştıkları gibi siz de onlara karşı topluca çarpışın ve bilin ki Allah sakınanlarla (takva sahipleriyle) beraberdir.
2.Yani bu ayların saygınlığını çiğneyerek kendinize haksızlık etmeyin. Buradaki ifade, haram aylarla ilgili hükümlere uymada hassasiyet gösterilmesinin gerekliliğine işaret etmektedir. Yoksa insanın gerek kendine ve gerekse başkalarına haksızlık etmesi bütün zamanlarda yasaktır.
Ali Bulaç
Gerçek şu ki, Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah'ın kitabında on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte dosdoğru olan hesab (din) budur. Öyleyse bunlarda kendinize zulmetmeyin ve onların sizlerle topluca savaşması gibi siz de müşriklerle topluca savaşın. Ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir.
Doğrusu, Allah, gökleri ve yeri yarattığı günkü kesin hükmünde, ayların sayısı, Allah katında on iki aydır. Onlardan dördü (Zilkade, Zihicce, Muharrem, Recep) haram olanlardır. Bu ayların haram kılınışı (İbrahîm'den gelen) doğru dinin hesabı ve hükmüdür. Onun için, bilhassa bu aylarda nefislerinize zulmetmeyin. Bununla beraber, müşrikler sizinle toptan harb ettikleri gibi, siz de onlarla toptan harb edin; ve biliniz ki Allah, fenalıktan sakınanlarla beraberdir.
Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı gün, Allah katında, Allah kitabında ayların sayısı on iki aydır. Onlardan dördü yasak aylardır. Doğru din (ve yasa) budur. O aylarda kimseye zulmetmeyin. Fakat müşrikler topyekûn sizinle savaştıkları gibi, siz de onlarla topyekûn savaşın. Ve bilin ki Allah sakınanlarla beraberdir.
Gökleri, yeri, yarattığından beri, Allahın kitabında on ikidir sayısı ayların, bunların dördü sayın, işte budur doğru din, bu aylarda kendinize kıymayın, hepsi de sizinle vuruştukları gibi, siz de eş koşanlarla hepiniz vuruşunuz, bilin Allah sakınçlarladır
Şüphesiz gökleri ve yeri yarattığı günden beri koyduğu yasalar uyarınca Allah katında ayların sayısı on iki aydır. Bunlardan dördü haram olan (hürmet gereken Muharrem, Receb, Zilkâde ve Zilhicce) aylarıdır. İşte doğru hesap budur. O halde onlarda (Allah'ın koyduğu yasağı delerek) nefislerinize zulmetmeyin. Müşrikler sizinle nasıl toplu olarak savaşıyorlarsa, siz de onlarla (öylece) toplu olarak savaşın ve bilin ki Allah (kötülükten) sakınanlarla beraberdir.
Haram aylar, Arabistan’da yaygın olan ve Hz. İbrahim’den bu yana uygulanan Hz. Muhammed’in elçiliğinden önceki bir örfe göre, savaşılması, kan dökülmesi yasak olan saldırmazlık aylarıdır. Bunlar; Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır. Ay sistemine göre yani hilalin doğup batması arasında geçen süre bir aydır ve bu şekilde bir yılda on iki ay vardır ve bunlara “kameri aylar” denir. Bu ayların isimleri sırasıyla şöyledir: 1. Muharrem, 2. Safer, 3. Rabiülevvel, 4. Rabiülahır, 5. Cemaziyülevvel, 6. Cemaziyülâhır, 7. Recep, 8. Şaban, 9. Ramazan, 10. Şevval, 11. Zilkade ve 12. Zilhicce.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah'a göre ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü hürmetli aydır. Bu dosdoğru bir nizamdır. Öyleyse o aylar içinde kendinize yazık etmeyin, topyekun sizinle savaşan putperestlerle siz de topyekun savaşın, Allah'ın sakınanlarla beraber olduğunu bilin.
Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah'ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı on iki olup, bunlardan dördü haram aylarıdır. İşte bu doğru hesaptır. O aylar içinde (Allah'ın koyduğu yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin ve müşrikler nasıl sizinle topyekün savaşıyorlarsa siz de onlara karşı topyekün savaşın ve bilin ki Allah (kötülükten) sakınanlarla beraberdir.
Allah Teâlâ gökleri ve yeri yarattığı zaman Ay’ın hareketini öyle ayarladı ki ay sistemine göre bir yılda on iki ay meydana geldi ve bir yıl 355 gün oldu. Bu ayların isimleri şöyledir: Muharrem, safer, rabiülevvel, rabiülâhir, cemâziyelevvel, cemâziyelâhir, receb, şaban, ramazan, şevval, zilkade, zilhicce. Âyette işaret buyurulan «haram aylar» zilkade, zilhicce, muharrem ve receb aylarıdır ki, bu sûrenin 5. âyetinden de anlaşılacağı üzere bu aylarda savaş yasaklanmıştır.
Cahiliye devrinde, birbiriyle çarpışmaya ve talana alışmış olan Araplara fasılasız dört ay güvenlik ve sulh içinde yaşamak çok ağır geliyordu. Onun için Hz. İbrahim ve İsmail’den beri devam edegelen bu tertibi canlarının istediği gibi bozmaya, mesela muharrem ayındaki hurmeti safer ayına çevirmeye, diğer haram ayları da ileri geri götürmeye başladılar. Bu hal hicretin 10. yılına kadar devam etti. Veda Haccında Resûlullah (s.a.), ayların o sene tam yerini bulduğunu açıkladı. 37. âyet bu olayla ilgili olarak nâzil olmuştur.
Edip Yüksel
Gökleri ve yeri yarattığı gün ALLAH'ın kitabında ayların sayısı, ALLAH'a göre on ikidir. Bunlardan dördü ise kutsaldır. İşte kusursuz din budur; o aylarda (savaşarak) kendinize zulmetmeyiniz. Ama putperestler sizinle toptan savaşırlarsa siz de onlarla toptan savaşın. Bilesiniz ki ALLAH erdemli davrananların yanındadır.
* Bak. 9:122
** "Kaffeten" kelimesinin buradaki anlamı "aralık vermeden" olup bir sonraki ayet ile daha iyi anlaşılmaktadır. Bu nüansı göremeyenler bu ayeti 9:122 ayetiyle çelişkiye sokmaktadırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Doğrusu, Allah katında ayların sayısı oniki aydır. Gökleri ve yeri yarattığı günkü Allah yazısında (böyle yazılmıştır). Bunlardan dördü haram aylardır. Bu da doğru olan dinin hükmüdür. Bu sebeple bunlar hakkında nefislerinize haksızlık yapmayınız. Müşrikler size karşı topyekün savaştıkları gibi siz de onlara karşı topyekün savaş açın. Ve iyi bilin ki, Allah müttakilerle beraberdir.
Doğrusu, ayların sayısı Allah yanında on iki aydır, Gökleri, Yeri halkettiği günkü Allah yazısında; bunlardan dördü haram olanlardır, bu işte en pâydâr, en doğru dindir, onun için bunlar hakkında nefislerinize zulmetmeyin de müşrikler size kâffeten harbettikleri gibi siz de onlara kâffeten harbedin ve bilin ki Allah korunanlarla beraberdir
Hakıykatde ayların sayısı Allah yanında, Allahın kitabında — ta gökleri ve yeri yaratdığı günden beri — on iki aydır. Onlardan dördü haraam olanlardır, işte bu en doğru hesabdır. O halde (bilhassa) bunlarda (o haram aylarda) nefislerinize zulmetmeyin. (Bununla beraber) müşrikler sizinle nasıl topyekûn harb ederlerse siz de onlarla topyekûn harb edin. Bilin ki Allah, (fenâlıkdan) sakınanlarla beraberdir.
Şübhesiz ki, gökleri ve yeri yarattığı günde, Allah'ın Kitâbı'nda (Levh-i Mahfûz'da) Allah katındaki ayların sayısı on iki aydır; onlardan dördü haram (aylar)dır. (3)İşte doğru din budur; öyleyse onda (o haram aylarda günahlara girerek) nefislerinize zulmetmeyin ve müşrikler nasıl sizinle hepsi birleşerek savaşıyorlarsa, siz de onlarla (kendi aranızda) birleşerek savaşın! Ve bilin ki Allah, gerçekten takvâ sâhibleriyle berâberdir.
(3)Burada zikredilen “Haram aylar”dan murad, Zilka‘de, Zilhıcce, Muharrem ve Receb aylarıdır. (Celâleyn Şerhi, c. 3, 251)
İlyas Yorulmaz
Allah kitabında belirttiği gibi, gökleri ve yeri yarattığı günden beri, Allah’ın katında ayların sayısı on ikidir. Bu on iki aylardan dört ay, haram aylardır. İşte gerçek dosdoğru din budur ve sakın ola ki (haram aylarda) yanlışlıklar yapıp ta nefislerinize haksızlık yapmayın. Allah’a ortak koşanlar sizinle toplu olarak nasıl savaşıyorlarsa, sizde topluca Allah’a ortak koşanlarla savaşın. Bilin ki Allah sakınıp korunanlarla beraberdir.
Allah/ın yanında ayların sayısı Kitabında [³] göklerin, yerin yaratıldığı günden beri on ikidir [⁴]. Onların dördü [⁵] muhteremdir. İşte bu, dosdoğru bir dindir. [⁶] Artık o aylarda kendinize zulüm etmeyin [⁷]. Bütün müşrikler sizin ile kıtal ettikleri gibi siz de bütün onlarla kıtal edin. Biliniz ki Allah sakınanlarla beraberdir.
İsmail Hakkı İzmirli Tevbe Suresi 36. Ayet Açıklaması
[3] İlminde, hükmünde.[4] Eskidenberi Araplar şuhur-ü kameriyeyi sayarlardı.[5] Recep, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem ayları.[6] Ne bozulur, ne ortadan kalkar. Veya İbrahim ve İs- mail Aleyhisselâmın dini budur. Dört ay muhteremdir. Veya dosdoğru bir hesaptır.[7] Veya bütün senelerde haksız yere kıtal etmeyin.
Kadri Çelik
Şüphesiz Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah'ın kitabında on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte dosdoğru olan din budur. Öyleyse bunlarda (bu aylarda) kendinize zulmetmeyin. Onlar sizlerle topluca savaştığı gibi, siz de müşriklerle topluca savaşın ve bilin ki hiç şüphesiz Allah, takva sahipleriyle beraberdir.
Allah katında ayların sayısı, —gökleri ve yeri yarattığı ilk günden beri koyduğu yasalar uyarınca— on ikidir. Allah, evreni yaratırken gök cisimlerini öyle mükemmel bir sisteme göre ayarladı ki, hilâlin doğup batması arasında geçen süre bir ay oldu; böyle 12 aydan da, yaklaşık 355 günlük bir yıl meydana geldi. Bu aylar, sırasıyla şunlardır: 1. Muharrem, 2. Safer, 3. Rebiülevvel,4. Rebiülahir, 5. Cemaziyelevvel, 6. Cemaziyelahir, 7. Recep, 8. Şaban, 9. Ramazan, 10. Şevval, 11. Zilkade, 12. Zilhicce. Bunlardan dördü, bizzat Allah tarafından belirlenen ve İbrahim Peygamberden bu yana uygulanan yasaya göre, kutsal, haram aylardır. Buna göre, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarında savaşmak büyük günahtır. İşte en sağlam ve şaşmaz ölçü, budur. O hâlde, o aylarda birtakım keyfî değişiklikler yapmak veya herkesçe kutsal kabul edilen bir yer ve zamanda savaşı başlatmak sûretiyle kendinize zulmetmeyin! Bununla beraber, size yapılan saldırıyı da karşılıksız bırakmayın; müşrikler nasıl sizinle topyekün savaşıyorlarsa siz de onlara karşı —onların ihlal ettiği kutsal aylarda bile olsa— öyle topyekün savaşın ve bilin ki, Allah, yeryüzünde adâleti egemen kılmak için kendi yolunda cihâd eden, fakat bunu yaparken de adâlet ve dürüstlükten asla ayrılmayan, düşmanına bile haksızlık etmekten sakınan kimselerle beraberdir.Bazı müşrikler, yasak aylarda savaşmak istediklerinde —Allah’ı âdetâ kandırmak istercesine— yasak ayı, daha sonraki aylardan biriyle değiştirerek öne veya ileriye alıyor, böylece kutsal ayda savaşma günahını güya işlememiş oluyorlardı. Allah, böyle şeytanca hilekârlıklarla haramı helâl yapmanın ne büyük bir isyankârlık olduğunu beyân ederek buyuruyor ki:
Allah’ın katında ayların sayısı, Yer’i ve Gökler’i yarattığı günkü yazısına göre onikidir.
Bunlardan dördü haram aylardır.
Bu Geçerli / Gerçek Din’dir.
Bu aylarda kendinize zulmetmeyin!
Topluca sizinle savaştıkları gibi, topluca / seferber olarak Müşrikler’le savaşın!
Bilin ki Allah, Sakınıp Korunanlar’la / Müttakîler’le birliktedir.
Doğrusu, Allah katında ayların sayısı; Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günden beri geçerli olan evrensel yasasına göre, bunlardan dördü haram aylar1 olmak üzere, on ikidir.2 İşte (Allah’ın koyduğu) dosdoğru yasa, budur. Sakın bu aylarda (yasakları çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin.3 Müşriklerin sizinle topyekûn savaştıkları gibi siz de onlarla topyekûn savaşın.4 Şunu iyi bilin ki Allah kendisinden hakkıyla sakınanlarla beraberdir.
1 Haram aylar: Hz. İbrahim ve İsmail (a.s.) zamanından beri Arapların hürmetine riayet ettikleri aylardır. Bu dört ayın üçü; birbiri ardınca gelen, “Zilkade, Zilhicce, Muharrem” ayları, biri de; “Receb” ayıdır. Bu aylarda savaş yapılmazdı hatta bir adam babasının katiline bile rastlasa saldırmaz, kötü söz bile söylemezdi. Câhiliye devrinde haram aylarda panayırlar kurulur, şiir yarışmaları yapılır; Yahudiler, Hristiyanlar ve müşrikler dinlerini yayarlardı. Eğer bu barış aylarında savaş olursa, yasak çiğnendiği için bu savaşa “Ficâr Savaşı” denirdi. Peygamberimiz (s.a.v)’in yirmi yaşlarında iken, Kureyşlilerle Hevâzin kabilesi arasında yapılan Ficâr savaşlarına katıldığı rivâyet edilmektedir. Peygamberimiz (s.a.v) bu savaşta kimsenin kanını dökmemiş, yalnız atılan okları toplayıp amcalarına vermiştir. Hz. Peygamber Veda Hacc’ında Mina’daki meşhur hutbesinde bu dört ayı beyan ederek: “Bir sene on iki aydır, bunlardan dördü haram olan aylardır, üçü ardarda gelen Zilka’de, Zilhicce ve Muharrem’dir, biri de Mudar kabilesinin Recebi’dir. İşte şimdi zaman Allah’ın yarattığı ilk günkü şeklini almış oldu. Yani zaman üzerindeki haksızlık ortadan kalktı, senenin ayları üzerinde oynamalara son verildi aylar ilk yaratılıştaki gibi yerli yerine oturdu, Zilhicce Zilhicce oldu. Muharrem Muharrem oldu ve hac kendi zamanında yapıldı. Çünkü bir önceki seneye kadar “nesî” yapıldığından, Ebubekir’in başkanlığında yapılan dokuzuncu sene haccı bile Zilhicce sayılarak Zilka’de’de yapılmış idi. İşte şimdi bütün bu haksızlıklar ortadan kalktı ve hatta her bakımdan zaman yeni bir döneme girdi” buyurmuştur. (Elmalılı) (Bakara: 194, 217, Maide: 2) 2 Bu ayların on iki olması; şunun bunun uydurduğu bir varsayım değil, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı gün koyduğu bir kuraldır. Bu, Allah’ın koyduğu ve asla değiştirilemeyen bilgiler (sünnetullah), akılla yapılabilecek şeyler değildir. Yani bilginin kaynağı asla akıl, olamaz.3 Âyetin bu bölümü; “bu haram aylarda cihadı terk veya tehir ederek kendinizi saldırıya maruz bırakmak sûretiyle, nefislerinize zulmetmeyin” şeklinde de anlaşılabilir. Bu anlayıştan da; haram aylarda cihadın yasaklanmadığı, bilhassa kâfirler saldırırsa haram aydır diyerek zarara uğranılmamasının emredildiği anlaşılmaktadır.4 Konuyla ilgili olarak Bk. (Bakara: 190-195)
Muhammed Esed
BİLİN Kİ, Allah'a göre ayların sayısı, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı gün koyduğu ölçü uyarınca onikidir; [ve] bunlardan dördü haram aylardır; 53 işte [Allah'ın] her zaman geçerli sapasağlam yasa[sı] budur. O halde, bu [aylar] konusunda artık kendinize yazık etmeyin. 54 Ve onlar sizinle nasıl topyekün savaşıyorlarsa, siz de Allah'tan başkalarına tanrılık yakıştıranlarla öyle topyekün savaşın; 55 ve bilin ki Allah, kendisine karşı sorumluluk bilincine sahip olanlarla beraberdir.
Allah’ın kitabında/yasasında, O’nun gökleri ve yeri yarattığı günden beri ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü (savaşın yasak olduğu) haram aylardır. İşte doğru yasa ve takvim budur. O aylarda savaş yaparak kendinize zulmetmeyin! Ama müşrikler size topyekûn savaş açarlarsa siz de onlara karşı topyekûn savaşın. İyi bilin ki Allah, yasaya saygılı davrananlarla beraberdir. 2/190- 194- 217, 5/2, 7/56, 9/5, 12/40, 29/69, 98/5
BİLİN Kİ Allah’a göre ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı gün Allah’ın koyduğu yasa gereğince on ikidir.[1440] Onlardan dördü haram aydır; Allah’ın koyduğu kozmik nizama uygun değerlendirme budur.[1441] O hâlde, bu konuda kendinize kötülük etmeyin! Tabii ki[1442] onların sizinle topyekûn savaştığı gibi siz de onlarla topyekûn savaşın: ama iyi bilin ki Allah sorumlu davrananlarla birliktedir.
Mustafa İslamoğlu Tevbe Suresi 36. Ayet Açıklaması
[1440] Ilâhî bir tevafuktur ki, Kur’an’da “ay” anlamına gelen şehr tekil olarak 12 kez, “gün” anlamına gelen yevm tekil olarak 365 kez geçer. Kur’an’daki rakamsal tevafuk bunlarla sınırlı değildir. Mesela: erkek-kadın 24’er kez, dünya hayatî ile âhiret hayatı karşıtları 115’er kez, melek ile şeytan karşıtları 88’er kez, hayat ve ölüm karşıtları 145’er kez, sadaka vermek ve hoşnut/tatmin kalmak 73’er kez, sihir ve fitne 60’ar kez, zekât ve bereket 32’şer kez, zihin/akıl ve nur (ışık) 49’ar kez, dil ve hutbe 25’er kez, istek/dilek ve korku 8’er kez, zorluk/engel ve sabır 114’er kez, Muhammed ve Şeriat 4’er kez geçer.
[1441] Bu bağlamda ed-dîn, “yasalarını Allah’ın belirlediği kozmik sistem” vurgusu taşır. Esasen İslâm, en geniş anlamıyla Allah’ın kâinatı yönettiği sistemin adıdır. Bu âyetin bir üstteki âyetle bağlantısı açıktır: Ahlâkî amaçları çiğneyerek servet yığanların gözlerini o kadar hırs bürümüştür ki, bu çarkı döndürmek için nesî adı altında feleğin çarkına çomak sokmayı bile göze almaktadırlar (37. âyetin notuna bkz).
[1442] Ve bağlacına bu bağlamda verilebilecek en isabetli karşılık.
Ömer Nasuhi Bilmen
Muhakkak ki ayların sayısı, Allah Teâlâ'nın indinde, Cenâb-ı Hakk'ın kitabında gökleri ve yeri yarattığı günden beri onikidir. Bunlardan dördü haram olanlardır. İşte bu, doğru bir hesaptır. Artık o aylarda nefislerinize zulmetmeyiniz. Ve müşrikler sizinle toplu bir halde savaşta bulundukları gibi siz de toplu bir halde müşrikler ile savaşta bulunun ve biliniz ki, Allah Teâlâ muhakkak korunanlar ile beraberdir.
Doğrusu, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü kesin hükmünde, ayların sayısı on iki ay olup bunlardan dördü hürmetlidir. İşte doğru hesap budur. O halde bu aylar konusunda kendinize zulmetmeyin, ve müşrikler nasıl sizinle topyekûn savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekûn savaşın! ve bilin ki Allah, ilahî sınırlara saygılı olup fenalıklardan sakınanlarla beraberdir. [22, 25; 2, 191-194]
Maksat, 37. ayette reddedilen nesî’ uygulamasının zulüm olduğunu bildirmektir. Ayrıca şu mana da vardır: “ Bu haram aylarda cihadı bırakmak veya ertelemek suretiyle düşmanlarınızın size savaş açmasına meydan verip, kendinizi kıtale uğratarak nefislerinize zulmetmeyiniz!”
Süleyman Ateş
Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre Allah'ın katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram(ay)lardır. İşte doğru din budur. O aylar içinde (konulmuş yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin ve (Allah'a) ortak koşanlar nasıl sizinle topyekun savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekun savaşın ve bilin ki Allah korunanlarla beraberdir.
Gökleri ve yeri yarattığı gün, Allah’ın Kitabında[1] olan şudur: Allah katında ayların sayısı on ikidir; bunlardan dördü haram aylardır[2]. İşte doğru hesap budur. Öyleyse siz bu aylarda kendinizi kötü duruma düşürmeyin. O müşrikler, nasıl sizinle topyekün savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekün savaşın. Bilin ki Allah, kendisinden çekinerek korunanlarla beraberdir.
Süleymaniye Vakfı Tevbe Suresi 36. Ayet Açıklaması
[1] Kainatın yapısı buna göredir. [2] Haram aylar, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır.
Şaban Piriş
Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. Bu dosdoğru bir dindir. O aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat sizinle topyekün savaşan müşriklerle de topyekün savaşın! Allah'ın muttakilerin yanında olduğunu bilin.
Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı gün Allah'ın yazdığı şekilde, on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır.(11) Dosdoğru hesap işte budur; bu aylarda kendinize zulmetmeyin. Müşrikler sizinle nasıl topluca savaşıyorlarsa, siz de onlarla topluca savaşın. Şunu da bilin ki, Allah kötülükten sakınanlarla beraberdir.
Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. Eskimez din işte budur. Artık o aylar içinde benliklerinize zulmetmeyin. Müşrikler sizinle nasıl topyekün savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekün savaşın. Şunu bilin ki, Allah, takva sahipleriyle beraberdir.
bayıķ aylar śaġışı Tañrı ķatında on iki uydur [96b] Tañrı kitābı içinde ya'nį lavḥ ol gün kim yarattı gökleri daħı yiri. andan dört ḥarāmlardur şol dindür yā ħisābdur ŧoġru. žulm eylemeñ anlaruñ içinde gendüzilerüñüze. daħı çalışuñ müşriķler-ile hep nite kim çalışurlar sizüñ ile hep. daħı bilüñ bayıķ Tañrı şaķınıcılar iledür.