Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1394, sondan 4843. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 30. ayetidir. Yunus Suresi 30. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 64 ve toplam ebced değeri ise 3857 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (10) ر (2) bulunuyor.
Arapça Metin
هنالك تبلوا كل نفس ما اسلفت وردوا الى الله موليهم الحق وضل عنهم ما كانوا يفترون
Orada herkes daha önce yaptığı şeyleri yoklayacak (ve kendi akıbetini öğrenecek), hepsi de gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülecekler ve (ilâh diye) uydurdukları şeyler (onları yüzüstü bırakıp) kendilerinden kaybolup gidecektir.
Allah kullarını “esenlik yurdu”na, âyetteki ifade ile “dârüsselâm”a çağırmaktadır, dinin amacı insanlara ebedî mutluluğu sağlamaktır. Dünya hayatında peygamberleri dinleyenlere, akıl ve iradelerini doğru kullananlara Allah doğru yolu göstermektedir. Bu yolun sonu cennettir, cemaldir, insanlara eşsiz saadet bahşeden Allah rızâsıdır (rıdvandır). Böylesine bir mutluluktan mahrum olanlar, olmadık hayallerin peşine düşerek, hurafelere kapılarak kendi sonlarını hazırlamış olmaktadırlar. Hz. Peygamber’in vazifesi onları uyarmaktır, o da vahyi tebliğ ederek, gerekli açıklamaları yaparak vazifesini hakkıyla yerine getirmiştir, kimsenin “Bizi uyaran olmadı, biraz yardım görseydik böyle olmazdık” demeye hakkı yoktur. 28. âyetin meâlinde yer alan “Siz bize tapmıyordunuz” cümlesi, Allah’tan başkasına tapanların amaç ve ruh hallerini yansıtması bakımından dikkat çekicidir. Allah’tan başka bir varlık insanlar için din koyamaz, din öğretemez. Bunlara tapanlar aynı zamanda gerçek bir dinin insan için yararlı olan tâlimat ve sınırlamalarından da uzak kalmakta, dünya hayatını nefislerinin arzu ettiği gibi yaşamakta, kendi arzularını meşrulaştırmak üzere tanrı adına kurallar koymaktadırlar. Putperestlerin peygamberleri dinlememelerinin, inkârcılıkta ısrar etmelerinin arkasında yatan sebeplerden biri de hak dinin disiplininden kaçmak,dünya hayatını kendi arzularına göre yaşamaktır; yani onlar görünüşte putlara, fakat gerçekte kendi menfaat ve arzularına tapmaktadırlar.
Mehmet Okuyan
Orada herkes geçmişte yaptıklarını karşısında bulacaktır. (Artık) onlar gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülmüş (olacaklar)dır. Uydurmakta oldukları şeyler (putlar) da onlardan kaybolup gitmiş (olacak)tır.
İşte orada herkes, geçmişte yaptıklarını karşısında bulur. Artık onlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülürler ve uydurdukları şeyler, kendilerinden kaybolup gider.
İşte orada, herkes ne yapmışsa onu bulur. Gerçek mevlaları¹ olan Allah'a döndürülmüş olarak. Uydurdukları şeyler ise kendilerinden uzaklaşıp kaybolurlar.
1- Yakın olan, yardım eden, koruyan, yol gösteren. Mevla yalnızca Allah'tır. Allah'tan başkasına Mevla, Mevlâna demek şirktir. Veli sözcüğünün eş anlamlısıdır.
Ahmet Akgül
İşte orada, her nefis önceden yaptıklarının karşılığını bulacaktır ve onlar asıl-gerçek Mevlâ’ları olan Allah'a döndürülmüş durumdadır. Yalan yere uydurdukları da, kendilerinden kaybolup uzaklaşacaktır.
Herkes, evvelce yaptığını bulur, cezasını çeker orada ve hepsi de gerçek mevlalarının tapısına döndürülmüştür ve iftira ettikleri şeyler de gözlerinden kaybolmuş, helak olup gitmiştir.
O an ve işte orada herkes, geçmişte yapıp ettiğiyle sorgulanacak, herkes Allah'a, O yüceler yücesi gerçek sahibine döndürülecek, onların boş hayalleri, uydurmakta oldukları şeyler, ortadan kaybolup kendilerini, yüzüstü bırakacaktır.
Orada herkes, geçmişte yaptıklarını karşısında bulur, amel defterinde teker teker okur. Gerçek Mevlâları, koruyucuları, emrinde oldukları otorite olan Allah'ın huzuruna götürülürler. Uydurmaya devam ettikleri bütün evham ve hayaller, yanlarından kaybolup gitmiştir.
İşte orada her can önceden işlemiş olduğunun hesabını verir. Hepsi gerçek mevlaları olan Allah'a döndürülmüş, uydurdukları şeyler ise yanlarından kaybolmuştur.
İşte orada, her nefis önceden yaptıklarıyla imtihana çekilmiş olacak ve onlar asıl-gerçek mevlaları olan Allah'a döndürülecekler. Yalan yere uydurdukları da, kendilerinden kaybolup uzaklaşacaklar.
Orada herkes, geçmişte yaptığı iyi ve kötü şeylerin imtihanını verecektir. Artık hepsi hak mevlâları Allah'a döndürülmüşlerdir ve müşriklerin Allah'a eş uydurdukları putlar da kendilerinden kaybolmuş gitmiş bulunacaktır.
İşte orada herkes, dünyada daha önce yaptıklarını ortaya döker. Gerçek sahipleri olan Allah’ın huzuruna vardırılırlar. Ve iftira ettikleri şeyler, onlardan kaybolup gider.
İşte orada herkes önceden yapmış olduklarını karşısında bulur. (Bütün insanlar ve cinler) gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülür ve yakıştırdıkları düzmece ilahlar yanlarından kayboluverir.
Bkz. 17:13-14, 75:13, 86:9İnsan, dünyada yaşadıklarının filmini önünde hazır bulur ve bu filmi en ince ayrıntısına kadar seyredecektir. Günümüzde insanın yaşadıklarının Allah’ın koyduğu sistemde filme alınması konusunda insanları ikna etmeye çalışmanın bir anlamı kalmadı, çünkü insanlar bunun örneğini daha dünyada iken zaten yaşıyor. Gün geçmiyor ki yeni bir teknolojik gelişme ile karşılaşmayalım. Geçmişte sadece bilim kurgu filmlerinde görülebilen sahnelerin çoğu günümüzde gerçekleşiyor. Bu gelişmelerden bir tanesi de sınırsız bilginin, görüntünün, videonun en ince ayrıntısına kadar Hard disklerde kayıt altına alınabilmesidir.Bu ayetler, mahşeri bütün gerçekliğiyle özet olarak ortaya koyuyor. Olacak olanları bütün etkileriyle, realiteleriyle daha şimdiden gözle önüne seriyor. Kur’an’da daha pek çok ayet, insanın dirilmesinden mahşerde hesap vermesine ve oradan da ikamet edeceği yere kadar diyalektik etkileri olacak çok çarpıcı örnekler sunuyor.
Diyanet İşleri (Eski)
İşte orada herkes dünyada yapmış olduğuyla imtihan verir ve gerçek Mevlaları olan Allah'a döndürülür. Uydurdukları putlar da ortadan kaybolmuştur.
Orada herkes geçmişte yaptıklarının ne olduğunu anlar. Artık onlar gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülmüşlerdir. Uydurmakta oldukları şeyler (bâtıl tanrıları) da onları terkedip kaybolmuştur.
İşte orada her can, geçmişte yapmış olduğunu bulur. Gerçek Mevlaları olan ALLAH'a döndürülürler. Uydurdukları (ortaklar) ise kendilerinden uzaklaşıp kaybolur.
Müminler sadece Tanrı'yı mevla (efendi/koruyucu) edinir. Bak 2:286.
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte burada herkes geçmişte yaptığını bulacak. Ve gerçek mevlaları olan Allah'a döndürülecekler. İftira edip uydurdukları şeyler de kendilerinden büsbütün uzaklaşıp gidecek.
İşte burada her nefis, geçmişte yaptığını deneyecek, hepsi hak mevlâları Allaha reddolunmuş ve uydurdukları şeyler kendilerinden gaib olmuş gitmiş bulunacaktır.
Orada herkes evvelden ne gönderdiyse onun imtihaanını verecek. (Artık) hepsi hakıykî mevlâları olan Allaha (Allahın cezasına) döndürülmüşlerdir. (Kendi hayâllerinden) Uydurmakda oldukları şeyler (baatıl Tanrılar) da onlardan ayrılıb ve gaaib olub gitmişdir.
İşte orada herkes geçmişte yaptıklarını deneye(rek, neticenin ne olduğunu iyice anlaya)cak! Artık hak Mevlâları olan Allah'a döndürülmüşlerdir ve uydurmakta oldukları şeyler kendilerinden kaybolup gitmiştir.
Her nefis geçmişte yaptıkları ile imtihan olmuştur. Sonra gerçekte sığınıp döndürülecekleri yer Allah’ın huzurudur. O’nun huzurunda (hesap günü), uydurdukları ortaklar onlardan uzaklaşıp kayboldular.
Bundan sonra orada herkes önceden gönderdiği ameli bulur. Hak olan mevlâları Allah canibine götürülür, İftira ettikleri mâbutları ise onlardan kaybolup giderler.
İşte o zaman, herkes geçmişte yaptıklarının hesabını verecek ve bütün insanlar ve cinler, gerçek sahipleri ve efendileri olan Allah’ın huzuruna getirilecekler; gerek “Bunlar bize Allah katında şefaat edecek!” diye uydurdukları sahte ilâhları, gerekse din adına uydurdukları bâtıl inançları, onları yüzüstü bırakarak ortadan kaybolup gitmiş olacak ve acı gerçekle baş başa kalacaklar.
İşte orada her nefis geçmişte yaptığı şeylerden başı belâya girer.
Gerçek mevlâları Allah’a bırakılmıştır.
Uyduruyor oldukları şeyler onlardan sapmış gitmiştir.
İşte (âhirette) herkes, dünyada yapmış olduğuyla hesaba çekilir ve gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülür. (Dünyada) uydurdukları şeyler1 de kendilerini terk eder.
1 Şefâatçilerimiz diye uydurdukları ilâhlar, uyduruk fikirler, sistem ve kurumlar…
Muhammed Esed
O an ve işte orada herkes geçmişte yapıp-ettiğiyle sorgulanacak; herkes Allah'a, O yüceler yücesi gerçek sahibine döndürülecek; 48 onların boş hayalleri kendilerini yüzüstü bırakacaktır.
Ve işte orada ve o anda herkes dünyadayken yaptıklarının muhasebesini yapacak ve gerçek Mevlaları/koruyucuları olan Allah’ın huzuruna çıkarılmış olacaklar ve uydurdukları o sahte mevlaları kendilerini yüzüstü bırakacaklar. 6/62, 12/40, 22/78
İşte o an ve orada herkes geride bıraktıklarından sınav verir, (yaptıklarının sonucunu görür);[1610] en nihayet Allah’a, o yüceler yücesi gerçek sahiplerine döndürülürler[1611] ve (çarpık tasavvurlarının) ürettiği sahte ilâhlar kendilerini yüzüstü bırakır.[1612]
Mustafa İslamoğlu Yunus Suresi 30. Ayet Açıklaması
[1610] “Sınav” anlamı verdiğimiz teblû, “karnesini okur” anlamına gelen tetlû olarak da okunmuştur.
[1611] İnsanların kendi amellerinin sonuçları hakkında bilgi sahibi olmalarının belâ (sınav) ile ifade edilmesi bir mecazdır. İbtilâ bilgiyi hâsıl eden sebeptir. Sebebe ait ismin sonuç hakkında kullanılması mecazdır (Râzî). Ruddû ilallah (Allah’a döndürülürler), bu ve buna benzer bağlamda geçtiği yerlerde insanın bozulan istikametinin âhirette düzeltileceğine ilişkin olarak anlaşılabilir. İnsan dünya hayatında neye ya da nereye yönelmiş olursa olsun, sonunda yalnızca Allah’a yönelmek durumundadır. Bu, aynı zamanda insanın yönelişini bozan bilinç ve tasavvur sapmalarından kurtularak Allah’ın birliği, mutlaklığı ve hakikatin kaynağı oluşu hakkında doğru bir idrake kavuşması anlamını taşır. Zaten insan, buna yatkın bir altyapıya (fıtrat) sahiptir. Fakat o kendisine karşı yabancılaştığı (esrafû ‘alâ enfusihim) için, Rabbine karşı da yabancılaşmış (dalâl), kendi aslî gerçeğinin hatırlatılıp kaybettiği gerçek tabiatına dönme çağrısına ise kulak tıkamıştır. Fakat en sonunda görmezden geldiği gerçeği; yani varlığın ilk sebebinin ve son gayesinin Allah olduğu gerçeğini kabullenmek zorunda kalacaktır.
[1612] İbareye bu bağlamda verebileceğimiz en uygun mâna.
Ömer Nasuhi Bilmen
Orada her nefis, evvelce yapmış olduğundan haberdar olacaktır. Ve hak mevlâları olan Teâlâ'ya reddedilmiş bulunacaklardır. İftira eder oldukları şeyler de kendilerinden kaybolup gitmiş bulunacaktır.
İşte orada her kişi, dünyada iken yaptıklarının kaç para ettiğini görür. Hepsi, gerçek efendileri olan Allah'ın huzuruna götürülür ve uydurdukları putlar ortalıkta görünmez olur. [86, 9; 75, 13; 17, 13-14]
İşte orada her can, geçmişte yaptıklarını dener (yaptıklarının yararını ve zararını görür). Gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülürler ve uydurdukları şeyler, kendilerinden kaybolup gider.
Kim ne yapmışsa orada ortaya çıkacaktır. Hepsi de kendilerine gerçek anlamda yakın olan Allah’ın huzuruna getirilmiş olur ve uydurdukları bütün ortaklar onlardan uzaklaşır.
İşte orada herkes dünyada yaptığı şeyin gerçek mahiyetini kavrar. Ve gerçek mevlaları olan Allah'a döndürülürler. Ve uydurdukları düzmeceler onlardan kaybolup gider.
Orada her nefis, daha önce yapmış olduğu şeyin sınavını verir. Hepsi de gerçek mevlâları olan Allah'ın huzuruna çıkarılırlar. Uydurdukları şeyler ise onları bırakıp gitmiştir.
İşte orada, her benlik önceden gönderdiği şeyi kendisi deneyecektir. Hepsi gerçek Mevlâ'ları olan Allah'a döndürülmüş, iftira aracı yaptıkları şeyler kendilerini koyup gitmiştir.
Ol vaḳtda her nefs ‘ameli cezāsın görür ki dünyāda işlemiş‐idi. Daḫı döne‐ler Tañrı Ta‘ālā ḥażretine ki ḥaḳ ḥvāceleridür. Daḫı azdı özlerinden yalan söy‐ledükleri nesneler.