Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 824, sondan 5413. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 35. ayetidir. En'am Suresi 35. ayetinin kelime sayisi 28, harf sayısı 114 ve toplam ebced değeri ise 8814 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وان كان كبر عليك اعراضهم فان استطعت ان تبتغي نفقا في الارض او سلما في السماء فتأتيهم باية ولو شاء الله لجمعهم على الهدى فلا تكونن من الجاهلين
Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O hâlde, sakın cahillerden olma.
İlk âyete göre Hz. Peygamber, bir kısım insanların doğru yolu kabul etmemelerinden dolayı ne kadar üzülse de onun bu husustaki gücü sınırlıdır. O, Allah’ın izni olmadan insanları hidayete kavuşturamayacağı gibi yine Allah murat etmedikçe mûcize de gösteremez. Bütün insanları hidayette toplama kudreti yalnız Allah’a aittir. Bununla birlikte O, insanları hidayette toplanıp birleşmeye zorlamamış; doğru yolu kendi akıl ve iradeleriyle bulmalarını tercih etmiştir. Nitekim 36. âyette “Ancak (samimiyetle) dinleyenler daveti kabul eder. Ölülere gelince, Allah onları diriltecek, sonra da O’na döndürülecekler” buyurularak hakikat karşısında kulakları ve kalpleri açık olanların, akıl ve iradeleriyle doğru yolu bulacakları belirtilirken, İslâm’ın sesine kulaklarını ve gönüllerini kapatanlardan “ölüler” diye söz edilmiş; bunların işinin âhirete kaldığına işaret edilmiştir.
Mehmet Okuyan
Onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise yerde (inebileceğin) bir tünel veya göğe (çıkabileceğin) bir merdiven edinmeye gücün yetseydi ve onlara bir delil getirseydin (yine de inanmazlardı). Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı; sakın cahillerden olma!
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi yerin içine bir tünel aç, ya da göğe bir merdiven daya ki, onlara bir mucize getiresin. Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde câhillerden olma!
Eğer yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yapabilirsen bir tünelle yerden veya bir merdivenle gökten onlara bir ayet¹ getir! Eğer Allah dileseydi, elbette onları doğru yol üzerinde toplardı. O halde sakın cahillerden olma!
Eğer onların yüz çevirmeleri Sana ağır geliyor (ve büyük sıkıntı veriyorsa; haydi) onlara bir ayet (mucize) getirmek için yerde bir tünel açmaya veya göğe bir merdiven dayamaya gücün yetiyorsa (yap) . Eğer Allah dileseydi, onların tümünü hidayet üzere toplardı. Öyleyse sakın cahillerden olma. (Çünkü hissi ve fevri davrananlar hakikate ulaşamayacaktır.)
Onların yüz çevirmeleri sana pek ağır geliyorsa gücün yeterse yeraltında bir yurt kurmaya, yahut gökyüzüne bir merdiven dayamaya bak da onlara bir delil getir. Fakat Allah dileseydi onların hepsine de doğru yolu gösterirdi. Artık sakın bilgisizlerden olma.
Eğer gerçekleri inkâr edenlerin, sana sırtlarını dönmeleri, seni sıkıntıya sokuyorsa ve o nedenle onlara daha ikna edici bir mesaj getirmek için yer altına bir tünel veyahut merdivenle göğe yükselebilecek durumda isen öyle yap ama unutma ki, Allah dileseydi, onları hidayet üzerinde toplayıp birleştirirdi. O halde, sakın Allah'ın tüm yollarını görmemezlikten gelme.
Eğer onların, tebliğine ilgisizliği, yüz çevirmeleri, engelleme tedbirleri almaları sana ağır geliyorsa, haydi yer kürenin içine inebileceğin bir delik, veya göğe çıkabileceğin bir merdiven ara ki, onları iman etmeye zorlayacak bir âyet, bir mûcize getiresin. Allah'ın sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, elbette onları hak yolda, Allah'ın kitap ve peygamberle gösterdiği yolda bir araya getirirdi. Sakın, bilgiden, muhakemeden uzak, tutarsız davranan, ilâhî hikmeti anlamayanlardan olma.
Onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, haydi yapabilirsen yerin içinde bir tünel açıp veya göğe bir merdiven dayayıp onlara bir mucize getirmeye çalış! Allah dileseydi onların hepsini hidayet üzere toplardı. Sakın bilgisizlerden olma!
Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, onlara bir ayet getirmek için yerde bir tünel açmaya veya göğe bir merdiven dayamaya gücün yetiyorsa (yap). Eğer Allah dileseydi, onların tümünü hidayet üzere toplardı. Öyleyse sakın cahillerden olma.
Eğer onların hak dinden yüz çevirmeleri sana ağır geliyorsa, haydi kendi başına yerin dibine inecek bir kanal veya göğe çıkacak bir merdiven arayıp da onlara başka bir mûcize getirmeğe gücün yettiği takdirde hiç durma. (Yani, buna gücün yetmez. O halde sabret ve Allah'ın hükmünü bekle). Allah dilemiş olsaydı, muhakkak onları hidayet üzerinde toplardı. O halde, sakın bunu bilmiyenlerden olma...
Eğer onların yüz çevirmeleri sana zor geliyorsa yerin içine bir tünel açıp veya göğe bir merdiven koyup onlara bir mucize getirebilsen (yap. Böyle harikalar göstersen de onlar inanmazlar.) Eğer (onlar layık olup) Allah dileseydi, hepsini doğru yol üzere toplardı. Sakın cahillerden (fevri hareket edenlerden) olma!
Senden yüz çevirmiş olanlar, sana ağır geliyorsa, eğer gücün yetiyorsa, yerde bir delik açmak, ya da, göğe bir merdiven dayamak, hemencek onlara bir belge getir, eğer Allah dileseydi, doğru yolda toplamış bulunurdu onları, bilmezlerden olmayasın
Eğer onların (imandan) yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, elinden geliyorsa yerkürenin derinliklerine inen bir kanal ya da göğe çıkaracak bir merdiven bul da onlara başka bir delil getir. Eğer Allah dileseydi (onlar isteseydi), onları doğru yolda bir araya getirirdi. O halde (bu gerçeği gözardı edip, onların gereksiz tekliflerine uyarak) sakın cahillerden olma!
Burada Hz. Peygamber’e asıl vazifesi hatırlatılarak inkârcıların direnmelerinden dolayı üzülmesine gerek olmadığı bildiriliyor. İnkârcıların inanmak gibi bir niyetleri, arzuları ya da bir arayışları olmadığı için Kur’an’dan başka mucizeye gerek kalmadığına dikkat çekiliyor.Mûcize; sözlükte “bir şeye güç yetirememek” anlamındaki acz kökünden türeyen “muciz” kelimesinin isim şeklidir. Terim olarak, Yüce Allah’ın, peygamberlik iddiasında bulunan zâtı doğrulamak ve desteklemek için yarattığı, insanların benzerini getirmekten aciz kaldığı olağanüstü olay olarak tanımlanır.“Mucize” kelimesi Kur’an’da geçmez, “âyet, âyât, beyyine, delil ve delâil” kelimeleri “mucize” anlamında kullanılır. Bu ayetten ayrıca anlıyoruz ki mucize getirmek peygamberin iradesiyle olacak bir iş değildir. Mucize Allah’ın peygamberlerini doğrulamak ve desteklemek için yarattığı ve insanların aynısını yapmaktan aciz kaldığı bir fiilidir. Mucize gerçekte Allah’ın işidir. “Peygamberin mucizesi” denilmesi, mucizenin onun aracılığıyla olması ve onun doğruluğunu göstermesi sebebiyledir. Allah murad etmeyince hiçbir peygamberin herhangi bir mucize göstermesi mümkün olmaz. Ra’d 13:38. ayetinden de anlaşıldığına göre, Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez.
Diyanet İşleri (Eski)
Onların yüz çevirmesi sana ağır gelince, eğer gücün yeri delmeye veya göğe merdiven dayamağa yetmiş olsaydı, onlara bir mucize göstermek isterdin. Allah dileseydi onları doğru yolda toplardı. Sakın bilmeyenlerden olma.
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise, yapabilirsen yerin içine inebileceğin bir tünel ya da göğe çıkabileceğin bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplayıp birleştirirdi, o halde sakın cahillerden olma!
Bu âyetten anlaşıldığına göre, mucize göstermek Peygamberin elinde değildir. Peygamber mucize ister; fakat Allah dilerse ona mucize verir, dilemezse vermez. İşte bu durum, peygamberlerin doğru söylediklerinin en büyük delilidir.
Edip Yüksel
Yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, bilesin ki, yerin içine bir delik açmaya ya da göğe merdiven dayamaya gücün yetse de bir mucize ortaya koysan yine kâr etmez.. ALLAH dileseydi onları doğru yola toplardı. Öyleyse cahillerden olma
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa yerin içine (inebileceğin) bir delik, ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde cahillerden olma!
Eğer onların omuz dönmelerini sana pek ağır geliyorsa haydi kendi kendine yerin dibine inecek bir baca veya göklere çıkacak bir merdiven arayıb da onlara bam başka bir âyet getirmeğe gücün yettiği takdirde hiç durma, Allah dilemiş olsa idi elbette onları hidayet üzre toplardı o halde sakın cahillerden olma
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır gelmiş olub da kendilerine bir âyet (bir mu'cize) getirmen için yerde bir baca veya gökde bir merdiven araman (gibi ham ve îcabsız tekliflere) uymak istersen (şunu bil ki) eğer Allah dileseydi onların hepsini muhakkak hidâyet üzerinde toplardı. O halde sakın bilmeyenlerden olma.
Buna rağmen eğer onların (İslâm'dan) yüz çevirmeleri sana ağır geliyorsa, o hâlde yerde bir tünel veya gökte bir merdiven arayıp da onlara bir mu'cize getirmeye güç yetirebilirsen (haydi getir)! (Onların îmân etmeleri sana âid değildir.) Hâlbuki Allah dileseydi, elbette onları hidâyet üzere bir araya getirirdi; öyle ise sakın câhillerden olma!
Onların yüz çevirmeleri sana ağır gelince, gücün yetse de, yerin dibine girerek veya merdiven dayayıp göğe çıkmak suretiyle onlara mucize göstermeyi isterdin. Allah dileseydi, onları doğru yolda hepsini toplardı. (Onları ikna etmek için kendinden girişimlerde bulunarak) Sakın ola ki cahillerden olma.
Onların senden yüz çevirmeleri sana giran gelir, elindeki mucize de kâfi olmazsa [⁹] yerde bir tünel, gökte bir merdiven yapıp onlara bir mucize getirmeye gücün yeterse durma mucize getir [¹⁰]. Allah dileseydi onları hidayete toplardı [¹¹]. Sakın bunları bilmeyen takımdan olma.
İsmail Hakkı İzmirli En'am Suresi 35. Ayet Açıklaması
[9] Senden mucize istiyorlar. Sen de o mucizelerin husule gelmesini istiyorsan, elindeki mucize sana yetişmiyorsa.[10] Gücün yetseydi bunları yapardın. Halbuki bunlara gücün yetmez. Artık Hükm-ü İlâhî sadır oluncaya kadar katlanmalısın.[11] Din-i İslâma girerlerdi.
Kadri Çelik
Eğer onların sırt çevirmeleri ağırına gitti ise, elinden geliyorsa yerin derinliklerine inen bir yarık ya da göğe çıkaracak bir merdiven bul da onlara bir delil getir. Oysa Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplayıp birleştirirdi; o halde sakın cahillerden olma!
Ey Peygamber! Eğer bu inkârcıların senin dâvetinden yüz çevirmeleri ağırına gittiyse, haydi gücün yetiyorsa, yerin derinliklerine inebileceğin bir tünel aç; ya da göğe yükseleceğin bir merdiven daya da, onlara bir mûcize getir bakalım! Sakın böyle bir işe yeltenme! Zira toplumda zihinsel ve ahlâkî devrimin gerçekleşmesi için doğru yöntem bu değildir. Allah dileseydi, insana verdiği irâde ve tercih yeteneğini elinden alır ve inkâr edenlerin hepsini imana getirebilirdi. Fakat öyle yapmadı. Çünkü bu takdirde, insanın ahlâk ve erdemliliğinin hiçbir anlam ve değeri kalmaz, onun meleklerden ayrı olarak yaratılmasının hikmeti ortadan kalkardı. Oysa Allah, insana özgür bir irâde vermiş ve onu, dilediği inanç ve hayat tarzını seçme konusunda serbest bırakmıştır. Bu yüzden insan, ancak kendi özgür irâdesiyle aklını kullanıp doğru yolu seçtiği takdirde gerçek anlamda ahlâk ve erdemliliğe ulaşabilir. O hâlde, sakın bu gerçeği göz ardı edip de câhillerden olma! Unutma ki:
Yüz çevirmeleri sana göre ağır geldiyse / gözünde büyüdüyse, ayrıca Yer’de bir delik veya Gök’te bir merdiven aramaya güç yetirebilirsen, onlara âyet getirirsin (!).
Allah dileseydi, onları Hidayet / Doğru Yol üzere toplardı.
Câhiller’den olma!
(Ey Muhammed!) Onların sırt çevirmeleri, sana ağır geldiyse, eğer elinden geliyorsa yerin (derinliklerine) inen bir tünel ya da seni göğe çıkaracak bir merdiven bul da onlara bir mûcize getir.1 Eğer Allah dileseydi, elbette onları dosdoğru yolda bir araya getirirdi. O halde, sakın cahillerden olma.
1 Mucize: “Acz” kökünden türetilen bir etken sıfat fiil olarak “âciz bırakan, karşı konulamayan, benzeri yapılamayan, hârika” anlamında bir terimdir. Kur’ân-ı Kerim’de, “âyet, âyât, beyyine, delil ve delâil” kelimeleri de “mucize” anlamında kullanılmıştır. Terim olarak “Mucize”; Peygamberlik iddiasında bulunan zâtın bu iddiasının doğruluğunu ispat etmek için, Allahu Teâlâ’nın, onun vasıtasıyla gösterdiği ve onları bir benzerini yapmaktan âciz bırakan, tabiat kanunları üstü harikulâde bir hadisedir. Bu tariften anlaşılacağı üzere mucize, Allah’ın bir fiilidir. Onu Peygamberi elinde yaratan ve gösteren, bizzat Allah’tır. Mu’cize, sahih ve kabule şayan olması için, bazı şartları gerektirir: 1- Mucize, Allahu Teâlâ’nın fiili olmalıdır. (Mucizelerin peygamberlere nisbeti mecazîdir.) 2- Mucize, bilinen tabiat kanunları ve âdetler üstü bir harika olmalıdır. Tabiat kanunlarına ve kâinatın normal nizamına göre meydana gelen hadiselerde fevkalâdelik özelliği yoktur. (Mucizenin olağan üstü olması gerekir. Son dönemde bazı “akılcılar” yani Mutezili mantığa sahip olup da bunu bir türlü ifade edemeyen güya toplum mühendisliğine soyunan zavallılar, Mucizeleri normal olaylar gibi gösterirken peygamberlerin de normal insan olduklarını ifade ettiklerinin inşallah ahirete varmadan farkına varırlar.) 3- İtiraz edilmesi imkânsız olmalıdır. 4- Mucize, peygamberlik iddiasında bulunan zatın elinde meydana gelmelidir. 5- İddiasına uygun olarak gösterdiği mucize, kendisini yalanlamamalıdır. Mucizenin son şartına aykırı olarak peygamberlik iddiasından önce meydana gelen harikulâde olaylar, mucize sayılmasa da, kerâmet cinsinden bir harika sayılır. Peygamberlerde peygamberlik yaklaştığında görülen fevkalâde olaylara da “irhasat” denir. Bazı kişilerin ilmini öğrenerek yaptıkları sihir, büyü ve hokkabazlıkları mucize ile karıştırmamak gerekir. Hz. İbrahim (a.s)’ın, Nemrut tarafından ateşe atıldığı halde yanmayarak kurtulması, Musa (a.s)’ın elindeki asanın, ejderha haline dönmesi, Hz. Musa (a.s)’ın Kızıldeniz’e vurmasıyla denizin yarılması, Hz. İsa (a.s)’ın, Allah’ın izniyle ölüleri diriltmesi, ayetlerle sabit olan mucizelerdendir. Rasulullah (s.a.v) Efendimizin: “İsrâ ve Mirac” mucizesi, (İsrâ: 1), Ay’ın ikiye bölünmesi mucizesi (Kamer: 1) ayetlerle sabit olan mucizeleridir. (Bazı, mazi ile muzari’nin farkını, şart-cevap cümlesinin özelliklerini dahi bilmeyenlerin bu ayetlere yaptıkları yorumlar oldukça gülünçtür.) Efendimiz (s.a.v)’in en büyük mucizesi ise Kur’ân-ı Kerim’dir. İrhasat: (Peygamber olmaya namzet bir zatın, peygamber olarak gönderileceğine delâlet eden olağanüstü hadiselerdir.) Kerâmet ise: (Allah’ın sevdiği bazı kullarına verdiği harikalardır). Kerâmet, mucize derecesine: veli de, nebinin derecesine asla ulaşamaz.) Allah dilemeden hiçbir peygamber, kimseye hidayet veremediği gibi, bir mucize de gösteremez. Bu sebeple Efendimizin elinde Allah’ın takdiriyle zuhur eden mucizelerini inkâr, sonuçta Allah’ın gücünü ve kudretini inkâr anlamına gelir. Peygamberlerin ayetle sabit olan mucizelerini inkâr veya hafife alma veya akılla izah edilerek etkisini azaltmanın; Mekkeli müşriklerin Kur’an için; “eskilerin masalları” demelerinden hiçbir farkı yoktur.
Muhammed Esed
Eğer hakikati inkar edenlerin 24 sana sırtlarını dönmeleri seni sıkıntıya sokuyorsa ve o nedenle onlara [daha ikna edici] bir mesaj getirmek için yerin dibine inebilecek yahut merdivenle göğe yükselebilecek durumda isen, 25 [durma yap;] ama [unutma ki] eğer Allah dileseydi onların tümünü [Kendi] rehberliği altında toplardı. O halde, sakın [Allah'ın yollarını] görmezden gelmeye çalışma. 26
Şayet onların yüz çevirmeleri senin zoruna gidiyorsa, eğer yerin dibine doğru bir tünel kazmaya veya göğe merdiven dayamaya gücün yetiyorsa, onlara istedikleri ayeti/mucizeyi getirirsin. Şayet Allah, isteseydi hepsini hidayet/doğru yol üzerinde toplardı, sakın cahillerden olma! 6/109, 7/132, 17/59, 29/50-51
Eğer onların yüz çevirmeleri ağırına gidiyorsa ve senin de yeri oymaya ya da göğe merdiven dayamaya gücün varsa, haydi bunu yap da (mucizevi) bir kudret delili getir bakalım! Oysa eğer Allah isteseydi, onların tümünü hidayet üzre buluştururdu, (ama istemedi).[1037] Öyleyse, sakın cahillerden olma!
Mustafa İslamoğlu En'am Suresi 35. Ayet Açıklaması
[1037] Parantez içi açıklama hem sözgelimine, hem de Yûnus 99 gibi âyetlere dayanmaktadır (Krş:11:34, not 41).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve eğer senin üzerine, onların kaçınmaları ağır gelmiş ise artık muktedir isen yerde bir menfez, veya gökte bir merdiven araştırıp da onlara bir âyet getirecek isen (haydi getir) ve eğer Allah Teâlâ dilese idi onları hidâyet üzerine toplardı. Sakın cahillerden olma.
Eğer onların hakka sırt çevirmeleri sana pek ağır gelip de kendilerine bambaşka bir mûcize getirmen için yer altında bir geçit veya göğe çıkacak bir merdiven arama peşinde olursan, şunu bil ki: şayet Allah dileseydi onların hepsini elbette doğru yol üzerinde toplardı. O halde sen sakın bunu bilmeyenlerden, fevrî davrananlardan olma. [10, 99]
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi (yapabilirsen) yerin içine (inebileceğin) bir delik, ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mu'cize getiresin! Allah, dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı, o halde cahillerden olma!
Mu'cizeyi getirmek, peygamberin elinde değildir. Allah, onu istediği zaman peygamberin elinde yaratır. Bu husus, tamamen Allah'ın irâdesine bağlıdır. Allah ne zaman isterse, o zaman mu'cizeyi yaratır. peygamberin istediği zaman mu'cize olmaz. Ancak Allah, gerçekten mu'cize görmekle yola gelecek insanlar bulunduğu zaman İlâhî hikmeti uyarınca, peygamberin elinde mu'cizeler meydana getirir.
Süleymaniye Vakfı
Bunların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yerde bir kanal veya gökte bir merdiven bulup gücün de yetiyorsa gider bir mucize getirirsin. Allah, zorlayıcı düzen koysaydı[1] elbette bunların hepsini doğru yolda toplardı[2]. Sakın kendini bilmezlerden (cahillerden)[3] olma.
Süleymaniye Vakfı En'am Suresi 35. Ayet Açıklaması
[*] Bkz. Bakara 2:20 ve Maide 5:48 ve dipnotları. [3] "Onların ayetleri görmezlikten gelmelerine kızıp ta kendine hakim olamayıp (kontrolünü kaybedip) sakın sana verdiğimiz görevin dışında (uyarmak ve öğretmek) istek ve zorlamalarda bulunma" anlamına gelir. Arapça olan 'cahil' kelimesine verdiğimiz "kendini bilmez, kendini tutamayan" anlamı için Bkz. Hud 11:46 ve Yunus 12:33 ayetleri ve dipnotları
Şaban Piriş
Eğer, onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yerde bir delik veya gökte bir merdiven bulmaya gücün yeterse onlara bir mucize gösterirsin. Allah dileseydi, onları hidayet üzerinde toplardı. Öyleyse, cahillerden olma!
Onların yüz çevirmesi sana ağır geliyorsa, onlara bir mucize getirmek için yapabiliyorsan yerin dibine bir tünel aç veya göğe bir merdiven kur! Eğer Allah dileseydi, onların hepsini doğru yolda birleştirirdi. Onun için sakın cahillerden olma.
Eğer yüz çevirip gitmeleri sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa, yerin içinde bir delik yahut gökte bir merdiven ara da onlara bir mucize getir. Allah dileseydi onları doğru ve güzelde birleştirirdi. Artık cahillerden olma.
daħı eger ola ulu gelür ise senüñ üzere yüz döndürmeġi anlaruñ pes eger gücüñ yiter ise kim isteyeseñ in delügin yir içinde yā nerdüven göge pes getüreseñ anlara bir āyet daħı eger dilese-y-idi Tañrı dire-di anları ŧoġru yol üzere pes olmagıl sen cāhillerden.
Daḫı eger ulu olsa senüñ üstüñe yüz ḳaytarduḳları ḥaḳdan, eger gücüñyitişse çıḳacaḳ yir istemek yirlerde yā süllem istemek göklere çıḳmaġa birāyet getürmege anlara. Eger Tañrı Ta‘ālā dileseydi anları cem‘ eylerdi hidāyet üstine. Pes sen cāhillerden olma.