Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2613, sondan 3624. ayet; 22. sure ve Hacc Suresinin 18. ayetidir. Hacc Suresi 18. ayetinin kelime sayisi 38, harf sayısı 143 ve toplam ebced değeri ise 8613 olarak hesaplanmıştır. Hacc Suresinin toplam ebced değeri 364750 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الم تر ان الله يسجد له من في السموات ومن في الارض والشمس والقمر والنجوم والجبال والشجر والدواب وكثير من الناس وكثير حق عليه العذاب ومن يهن الله فما له من مكرم ان الله يفعل ما يشاء
Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah, kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.
Kur’an’ın birçok âyetinde olduğu gibi burada da, evrendeki zorunlu itaat yasaları uyarınca Allah’a boyun eğen varlıklara dikkat çekilmekte, insanların ise sınav ortamının icabı olarak hür iradeleriyle baş başa bırakılmaları neticesinde topyekün bir teslimiyet ve itaat içinde olmadıkları, dolayısıyla birçok insan Allah’a itaat edip kurtuluşa ererken nicelerinin de azabı hak etmiş olacağı uyarısı yapılmaktadır. Âyetlerde yer alan tasvirlerde açıkça görüldüğü üzere, dünyadakinden başka bir hayat tanımayıp inkârcılıkta direnen ve rableri hakkında çekişme içine girenlerin öteki dünyadaki âkıbetleri pek acı olacaktır. İman edip Allah’ın hoşnutluğuna uygun davranışlarda bulunanların mükâfatı ise dünyada en cazip görünen nimetlere eriştirilmekten ibaret değildir. Çünkü onlar her türlü övgüye lâyık olan Allah katında en itibarlı mevkiye, Allah’ın yoluna iletilmiş ve sözlerin en güzeline yöneltilmişlerdir ki bu da mutlulukların en büyüğüdür.
Mehmet Okuyan
Görmüyor musun ki göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, canlılar ve insanların birçoğu Allah’a secde ediyor. Bir çoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi değersiz kılarsa, artık onu değerli kılacak kimse yoktur. Şüphesiz ki Allah dilediğini yapar.
Göklerde ve yerde olanların; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğunun Allah'a boyun eğdiklerini görmüyor musun? İnsanlardan birçoğu da azabı hak etmiştir. Allah'ın hakir kıldığına saygı duyacak kimse yoktur. Doğrusu, Allah dilediğini yapar.
Göklerde ve yerde ne varsa; Güneş'in, Ay'ın ve yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah'a secde¹ ettiklerini görmüyor musun? Birçoğunun da² üzerine azap hak oldu. Ve Allah, kimi küçük düşürürse artık onun için bir yüceltici yoktur. Kuşkusuz Allah, dilediğini yapar.
1- Yüceliğini kabul edip, O'na teslim olduklarını, emirlerine tabi olduklarını, yasalarına içtenlikle boyun eğdiklerini. 2- İnsanların.
Ahmet Akgül
Görmedin mi ki, gerçekten göklerde ve yerde olanlar, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah'a secde etmektedirler. (İnsanların) Birçoğu üzerine ise azap hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir (yüceltici ve) ikram edici yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapandır. (Her işini hikmet ve adaletle görendir.)
Görmez misin, Allah, şüphe yok, öyle bir mabut ki ona secde eder ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde ve güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaç, hayvanlar ve insanların çoğu ve çoğu da azabı hak etmiştir ve Allah, kimi hor kılarsa onu kutluluğa ulaştırıp ona lütuf ve ihsanda bulunan hiçbir kimse bulunamaz; şüphe yok ki Allah, dilediğini yapar.
Ey insanoğlu! Göklerde ve yerde varolan herşeyin, güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve insanların bir çoğunun Allah'ın kudret ve yüceliği önünde yere kapandığını görmüyor musun? Bir çok insan da O'na karşı geldikleri için öte dünyada, azabı hak edecekler. Allah'ın alçalttığını yükseltebilecek kimse yoktur. Şüphe yok ki, Allah dilediğini yapar.
Göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıklar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların çoğu Allah'a secde ediyor, görmüyor musun?
Birçoğu da hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, sana ve Kur'ân'a itibar etmedikleri için gerekçeli olarak azâbı hak etmiştir. Allah kimi hor ve hakir kılarsa, alçaltırsa, artık onu onurlu, şerefli, mutlu hale getirecek kimse yoktur. Allah, sünnetinin, düzeninin yasalarını koyuyor; yasalarını, iradesinin tecellisine uygun icraya devam ediyor.
Göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların bir çoğunun Allah'a secde ettiklerini görmedin mi? Bir çoğuna da azab hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa artık onu yücelten biri olmaz. Allah dilediğini yapar.
Görmedin mi ki, gerçekten, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah'a secde etmektedirler. Birçoğu üzerine azab hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.
Görmedin mi, göklerde ve yerde olan her şey; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan çok kimseler hep Allah'a secde () ediyor (O'nun kudretine boyun eğiyor). Bir çoğunun (küffarın) da üzerine azap hak olmuştur. Kimi de Allah hor bırakırsa, artık ona saadet verecek yoktur. Elbette Allah dilediğini yapar.
Görmedin mi? Göklerdeki ve yerdeki bütün melekler, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, bitkiler, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah’a secde ediyorlar. Diğer birçoğuna da azap hak olmuştur. Allah kimi alçaltırsa, artık ona değer verecek kimseyi bulamazsın. Muhakkak Allah istediğini yapandır. [Onun için Allah, evlat edinmekten, acze düşmekten münezzehtir.]
Görmez misin göklerde, yerde bulunanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, canlılar, insanlardan birçoğu Allaha secde eder; haketti azabı birçok insan da, Allahın horladığın ağırlayan bulunmaz, Allah işler dilediği nesneyi
Görmedin mi ki, gerçekten, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah'ın emrine âmâde olurlar. (Ancak insanlardan) birçoğunun üzerinde (yaptıkları yüzünden) azap hak olmuştur. Allah kimi (yaptıkları yüzünden) aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici yoktur. Hiç şüphesiz Allah, dilediğini yapar.
Göklerde ve yerdeki varlıklar istisnasız Allah’ın emrine âmâde olurken insanın özel olarak azabı hak edecek davranışlar sergilediğinin zikredilmesi onun taşıdığı irade ile alakalıdır. Diğer varlıkların Allah’ın iradesinin dışına çıkması düşünülemez. Ama insana verilen irade diğer varlıklardan farklı olarak Allah’ın emrinde olmakla beraber aynı zamanda özgürdür. Yani belli sınırları olsa da insan iradesinde serbesttir. Nitekim “Birçoğu” diye ayırım yapılarak bazı insanların kulluk vazifesini icra konusunda yan çizdiği anlatılıyor. Demek şerefli olmaya müsait bir varlık olduğu kadar, yaratılanlar arasında âlemin en yaramaz, en istikrarsız ve en isyankâr varlığı da insandır. O halde insan, şerefli bir varlık olacak ve haysiyetini ayakta tutacak çalışmalar yapmalı ve Allah’ın yarattığı diğer varlıklar karşısında mahcup duruma düşmemeli.
Diyanet İşleri (Eski)
Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun? İnsanların birçoğu da azabı hak etmiştir. Allah'ın alçalttığı kimseyi yükseltebilecek yoktur. Doğrusu Allah ne dilerse yapar.
Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde ediyor; birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa, artık onu değerli kılacak bir kimse yoktur. Şüphesiz Allah dilediğini yapar.
Allah’ın yarattıkları şuurlu ve şuursuz olmak üzere ikiye ayrılabilir. Akıl ve şuurdan mahrum olan yaratıklar ilâhî kanunlara tâbi olarak O’na boyun eğmekte ve kendi dilleriyle (lisan-ı hal ile) O’nu tenzih ederek tesbihte bulunmaktadırlar. Akıllı yaratıklar olan insanlarda seçme hürriyeti vardır. Allah’a değil de başka şeylere kulluğu tercih edenler insanlık değerlerini kaybetmiş olurlar ve bunu onlara kimse kazandıramaz. Âyette sayılan varlıkların Allah’a secde etmelerinin manası için ayrıca bak. İsrâ 17:44.
Edip Yüksel
Göklerde ve yerde bulunan kimselerin, güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve insanlardan bir çok kişinin ALLAH'a secde ettiklerini (boyun eğdiklerini) görmez misin? Bir çok kişi de azabı hakketmiştir. ALLAH'ın alçalttığını hiç kimse onurlu kılamaz. ALLAH dilediğini yapar.
Görmedin mi, göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyor. Birçoğunun üzerine de azab hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa artık ona ikram edecek yoktur. Şüphesiz Allah dilediği şeyi yapar.
Görmedin mi hep Allaha secde ediyor Göklerdeki kimseler, Yerdeki kimseler, Güneş, Ay ve yıldızlar, dağlar, bütün hayvanlar, ve insanlardan bir çoğu, bir çoğunun da üzerine azâb hakk olmuş her, kimi de Allah tahkır ederse artık ona ikram edecek yoktur, şübhesiz Allah ne dilerse yapar
Görmedin mi, göklerde olan herkes (herşey) ve yerde bulunan herkes (herşey), güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların bir çoğu hakıykaten Allaha secde ediyor. Bir çoğunun üzerine de azâb hak olmuşdur. Allah kimi (bedbahtlıkla) hor kılarsa onu seâdete kavuşduracak (hiç bir kuvvet) yokdur. Şübhesiz ki Allah ne dilerse (onu) yapar.
Görmedin mi, şübhesiz Allah (O Rabbinizdir ki), göklerde olan ve yerde bulunan herkes, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar, (yeryüzünde) hareketli olan (bütün) canlılar ile insanlardan birçoğu O'na secde eder.(2) (Onlardan) birçok (kimse) de vardır ki, azab üzerine hak olmuştur. Ve Allah kimi alçaltırsa, artık onu yükseltecek kimse yoktur. Muhakkak ki Allah, ne dilerse yapar.(3)
(2)“Kur’ân-ı Hakîm tasrîh ediyor (açıklıyor) ki, arştan ferşe, (gökten yere) yıldızlardan sineklere, meleklerden semeklere (balıklara), seyyârâttan zerrelere kadar herşey Cenâb-ı Hakk’a secde ve ibâdet ve hamd ve tesbîh eder. Fakat ibâdetleri, mazhar oldukları esmâlara (isimlere) ve kābiliyetlerine göre ayrı ayrıdır, çeşit çeşittir.” (Sözler, 24. Söz, 140) Daha geniş îzâh için bakınız; (Sözler, 24. Söz,139-145)(3)Bu âyet-i kerîme, Kur’ân-ı Kerîm’deki on dört secde âyetinin altıncısıdır. Tilâvet secdesinin ta‘rîfi için, bakınız; (sahîfe 175, hâşiye 2)
İlyas Yorulmaz
Görmez misin? Göklerde ve yerde olan kimselerle güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, canlılar ve insanlardan pek çoğu, Allah’ın yüceliği ve otoritesi karşısında saygıyla boyun (secdeye kapanıyorlar) eğiyorlar. İnsanların pek çoğu da (yaptıklarından dolayı) azabı hak edeceklerdir. Allah kimi alçaltmışsa, ona ikramda bulunacak hiç kimse yoktur. Allah dilediğini yapar.
Görmüyor musun ki göklerde bulunanlar, yerde bulunanlar güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, yürür hayvanlar, birçok insanlar Allah/a secde ederler. Birçok insanlar da azaba müstahak olmuşlardır, Allah her kimi hor kılarsa onu ağırlayacak kimse bulunamaz, Allah dilediğini yapar.
Görmedin mi ki, Gerçekten göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah'a secde etmektedirler. Birçoğu üzerinde de azap hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici yoktur. Hiç şüphesiz Allah, dilediğini yapar.
Göklerde ve yerde bulunan bütün varlıkların; örneğin Güneş’in, Ay’ın, yıldızların; dağların, ağaçların, hayvanların zorunlu olarak Allah’ın kanunlarına boyun eğdiğini ve insanlardan bir çoğunun, sonsuz kudret ve yüceliği önünde Allah’a bilinçli olarak secde ettiğini ve O’na boyun eğmekten kaçınan diğer bir çok insanın dabundan dolayı azâbı hak ettiğini görmüyor musun? Evet, Allah kimi alçaklığa mahkûm ederse, artık hiç kimse ona onur kazandıramaz! Hiç kuşkusuz Allah, dilediğini yapabilecek kudrete sahiptir.Demek ki, aslında insanlar, Allah’a secde edenler ve etmeyenler olarak iki kısma ayrılacak ve mahşer gününde, buna göre hesaba çekilecekler:
Görmedin mi; Gökler’deki kimseler, Yer’deki kimseler, Güneş, Ay, Yıldızlar, Dağlar, Ağaçlar, Hareketli (Dâbbe)ler ve İnsanlar’dan pek çok kişi Allah’a secde ediyorlar.
Pek çok kişiye de Azap hak oldu.
Allah kimi yoksun bırakırsa, ona hiçbir ikram edecek kimse yoktur.
Allah, ne dilerse yapar.
Gerçekten göklerdekilerin ve yerdekilerin,1 güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve insanlardan birçoğunun, Allah’a secde2 ettiğini, birçoğunun da azabı hak ettiğini görmüyor musun? Allah kimi alçaltırsa, artık onu yüceltecek birisi yoktur. Şüphesiz Allah, ne dilerse onu yapar.
1 Göklerde ve yerdekiler; yani; yukarılarda ve aşağılarda melek, cin, canlı, cansız ve bilmediğimiz başka boyutlarda akıllı varlık olarak her kim ve her ne varsa... 2 Burada secde etmek, Allah’ın koyduğu kurallara, tamamen uymak anlamınadır.
Muhammed Esed
[EY İNSANOĞLU,] göklerde ve yerde var olan her şeyin, -güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların ve hayvanların- Allah'ın (kudret ve yüceliği) önünde yere kapandığını görmüyor musun? 21 Ve insanlardan bir nicesi [Allah'a bilinçli olarak baş eğmektedir]; 22 ama niceleri de [O'na karşı geldikleri için öte dünyada] kaçınılmaz biçimde azabı hak edecekler; 23 ve Allah'ın [Kıyamet Günü'nde] alçalttığı kimseyi de onurlandırabilecek kimse yoktur; çünkü, Allah dilediği her şeyi mutlaka yapar.
Görmüyor musun ki göklerde ve yerde olan herkes, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, canlılar ve insanlardan çoğu Allah’ın yasalarına secde ile boyun eğiyor. İnsanların çoğu da azabı hak etmiştir. Allah’ın hor ve hakir kıldığına kimse şeref ve itibar kazandıramaz. Kuşkusuz Allah dilediğini mutlaka gerçekleştirir. 13/13, 16/48...50, 17/44, 24/41, 41/11
(EY İNSAN!) Göklerde ve yerde bulunan herkesin, güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların ve hayvanların (ister istemez) Allah’ın emrine âmâde olduğunu görmez misin?[2814] İnsanlardan niceleri (bilinçli tercihlerinden dolayı) ödülü hak etmiş,[2815] niceleri ise azabı hak etmişlerdir. İmdi, Allah her kimi alçaltırsa artık onu kimse yüceltemez: kuşkusuz Allah tercihini daima gerçekleştirir.
[2814] Parantez içi açıklama şu âyete dayanmaktadır: “Oysa bütün göktekiler ve yerdekiler ister istemez O’na teslim oldular, çünkü hepsi (sonunda) O’na varacaklar.” (3:83; ayrıca: 13:15 ve 41:11.) Men ilgi zamiri, çoğunlukla bilinç sahibi varlıklar için kullanılır. Burada insanın da gök ve yer gibi iradesiz varlıklarla birlikte anılması, onun iradesinin görmezden gelindiği anlamını taşımamaktadır. Ancak bu, iradenin sınırlı ve kayıtlı tabiatına işaret etmektedir. İnsan, makro planda İlâhî iradenin dışına çıkamaz. İnsana bahşedilen irade ve özgürlük de, İlâhî takdirin bir parçasıdır. İnsanı var eden mutlak güç, ona varoluş amacını gerçekleştirecek imkânı bahşeden gücün ta kendisidir. İnsan, kendisine emanet edilen bu imkânı nasıl kullandığının hesabını verecektir.
[2815] Râzî’ye göre, bu ibârenin muhtemel iki anlamından biri, kesîrun mine’n-nâs ibâresini mahzuf bir haberin mübtedası saymaktır. Tercihimiz bu gerekçeye dayanmaktadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Görmedin mi ki, muhakkak Allah'a göklerde olanlar da ve yerde olanlar da ve güneş, ay, yıldızlar da dağlar, ağaçlar ve bütün hayvanat da ve insanlardan birçoğu da secde ederler. Ve birçokları da vardır ki, onun üzerine de azap hak olmuştur ve kimi ki, Allah şekavete düşürürse artık onu sadete erdirecek bir kimse yoktur. Şüphesiz ki, Allah dilediğini işler.
Bilmez misin ki göklerde ve yerde bulunan kimseler, hatta güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar bütün canlılar ve insanların da birçoğu Allah'ın yüceliğine secde ediyorlar. İnsanların çoğu hakkında ise azap hükmü kesinleşmiştir. Allah'ın zelil kıldığını aziz edecek kuvvet yoktur. Şüphesiz ki Allah ne dilerse yapar. [16, 48; 17, 44; 41, 38]
Rü’yet burada bilmek anlamındadır. Mâlumun son derece zahir olduğunu belirtmek için “görmek” tabiri kullanılmıştır. Âyetin esas maksadı, bütün kâinatın Allah’a inkiyad secdesi halinde olduğunu, yani O’na tam boyun eğdiklerini bildirmektir. O’nun hükümranlığı, isteseler de istemeseler de insanları da kapsamaktadır. Zira inanmayan insanlar da O’nun koyduğu hayat kanunlarına tam boyun eğmektedirler. Âyetin baş tarafında “yerde bulunan kimseler” in secdelerinden maksat, ihtiyarî olmayan bir itaat secdesi”ndir.” İnsanların çoğunun secdesi” nden maksat ise, müminlerin yaptıkları ihtiyarî ibadet olup mükâfatı gerektiren de bu tarzda olan itaattir.
Süleyman Ateş
Görmedin mi (baksana), göklerde, yerde bulunan kimseler, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyorlar! Ama birçoğuna da azab hak olmuştur. Allah kimi aşağılatırsa artık ona değer veren olmaz. Allah, dilediğini yapar.
Âyetteki " Âæ áé Çä"ÂÇèÇÊ èÂæ áé ÇäÃÑÖmen fî's-semâvâti ve men fî'l-ardı" ifâdesinde "Âæmen" ler akıl sâhibi canlıları gösterir. Bundan göklerde de akıllı canlıların olduğu anlaşılır. Göklerdeki akıllı varlıkların melekler olduğu ileri sürülmüş ise de meleklerden başka maddî varlıkların olması da kuvvetle muhtemeldir. Yani bu "Âæmen"ler, göklerde ve yerde bulunan bütün melek, insan, cin vs. akıllı varlıkları göstermektedir. Nitekim Ra'd: 15'de de göklerde ve yerde bulunan akıllı varlıkların, isteyerek veya istemeyerek Allah'ın buyruğuna boyun eğdikleri vurgulanmaktadır. ""Sûr'a üflendiği gün, göklerde ve yerde bulunan kimselerin korkudan bayılacağı" nı ifâde eden Neml: 87, Zümer: 68. âyetler de göklerde, kıyâmet olayından korkup bayılacak varlıkların bulunduğunu gösterir. Bayılmak ta'bîri, maddî canlılar için kullanılan bir söylemdir. Bu ifâdelerden, göklerde akıllı canlılar olduğu kanâatine varıyoruz.
Süleymaniye Vakfı
Göklerde olan kimselerle yerde olan kimselerin Allah’a secde ettiklerini hiç görmedin mi? Güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar ve hayvanlar ile insanların birçoğu ona secde eder. Birçoğu da azabı hak eder. Allah’ın değersiz kıldığını, kimse değerli yapamaz. Allah, tercih ettiği şeyi yapar.
Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, canlılar ve bir çok insanın Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun? Çoğu da azabı hak etmiştir. Allah kimi alçaltırsa onu yükseltecek yoktur. Allah, ne isterse yapar.
Gökte olanların, yerde olanların, Güneşin, Ayın, yıldızların, dağların, ağaçların ve bütün canlıların Allah'a secde ettiğini görmedin mi? İnsanların da pek çoğu Ona secde eder; birçoğu ise azabı hak etmiştir. Allah'ın hor kıldığını aziz edecek kimse yoktur. Hiç kuşkusuz, Allah dilediğini yapar.(7)
Görmedin mi göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyor. Birçoğunun da üzerine azap hak olmuştur. Allah'ın hakir kıldığına ikramda bulunan olmaz. Allah, dilediğini yapar.