Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2635, sondan 3602. ayet; 22. sure ve Hacc Suresinin 40. ayetidir. Hacc Suresi 40. ayetinin kelime sayisi 35, harf sayısı 150 ve toplam ebced değeri ise 10702 olarak hesaplanmıştır. Hacc Suresinin toplam ebced değeri 364750 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الذين اخرجوا من ديارهم بغير حق الا ان يقولوا ربنا الله ولولا دفع الله الناس بعضهم ببعض لهدمت صوامــع وبيع وصلوات ومساجد يذكر فيها اسم الله كثيرا ولينصرن الله من ينصره ان الله لقوي عزيز
Onlar, haksız yere, sırf, “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.
Genellikle bu âyetlerin Kur’an’da savaş izni veren ilk âyetler olduğu kabul edilir. Konuya ilişkin rivayetlere göre Mekke’de müşriklerin ağır baskı ve işkencelerine mâruz kalan müslümanlar onlara karşılık vermek istediklerinde Resûlullah, Allah’tan savaş izninin gelmediğini söyleyip kendilerine sabırlı olmalarını tavsiye etmiş, nihayet bu âyetlerin gelmesiyle ilk savaş müsaadesi verilmiştir. Bu izaha göre âyetlerin Medine döneminin başlangıcında inmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Bununla birlikte, âyetlerin Mekke’den Habeşistan’a göç etmek zorunda kalan müslümanlar hakkında indiğine dair rivayetler ışığında bunların Mekke’de inmiş olabileceğini düşünen müfessirler de vardır. Onlara göre burada, müminlerin zulüm ve baskı altında bulunduklarının tescil edilip hicrete izin verildiğinin bildirilmesi ve Allah’ın müslümanlara nasip edeceği zaferin yakın olduğu ima edilerek onlara moral verilmesi amaçlanmıştır (Şevkânî, III, 514-516; Derveze, VII, 104-105). Öte yandan, burada Hz. Peygamber ve ashabına verilmiş genel bir savaş izninden söz edildiği yahut bu iznin sadece Mekke’den Medine’ye hicret etmek için yola çıktıkları sırada engellenmeye çalışılan belirli bir grup müslüman için olduğu yönünde de rivayetler bulunmaktadır (bk. Taberî, XVII, 171-173). 39 ve 40. âyetler birlikte değerlendirildiğinde, inanç özgürlüğünü ve dinin icaplarını yaşama serbestisini sağlama hedefinin, savunma hazırlıklarını haklı kılan sebeplerin başında geldiği söylenebilir (İslâm’ın savaş konusuna bakışı hakkında açıklama için bk. Bakara 2:190-193; savaşın “dinde zorlama olamayacağı” ilkesi açısından değerlendirilmesi için bk. Bakara 2:256; Kur’an’da “öldürme” emrinin geçtiği ifadeler için bk. Tevbe 9:5; Kur’an’da “cihad” kavramı ve savaşla ilişkisi hakkında bk. Nisâ 4:84, 95; Mâide 5:35). 40. âyette geçen ve sırasıyla “manastırlar, kiliseler, havralar” şeklinde tercüme edilen kelimeler genel kabul esas alınarak çevrilmiştir; buna göre anılan kelimelerin ilki rahiplerin ibadet için kapandıkları yüksek ve sarp yerlere yapılmış inziva yerleri, ikincisi hıristiyanların ve üçüncüsü yahudilerin ibadet mahalleri anlamındadır. Tefsirlerde, bunların hangi din mensuplarına ait mâbedler olduğu hususunda farklı görüşler de bulunmaktadır (bk. Taberî, XVII, 175-177; Râzî, XXIII, 40; İbn Âşûr, XVII, 277-278). Bu âyetin “ki oralarda Allah’ın adı bol bol anılır” şeklinde çevrilen kısmını sadece mescidlerin sıfatı olarak yorumlayan müfessirler de vardır (Şevkânî, III, 515). Bu yorumu esas alan Elmalılı Muhammed Hamdi, burada bir taraftan İslâm’daki ibadetlerde Allah’ı çokça anmanın temel hedef olduğuna, bir taraftan da âyette değinilen diğer din mensuplarına ait mâbedlerde asıl amaç olan Allah’ı anmaktan uzaklaşılıp başka maksatlarla kullanılır hale getirildiğine işaret bulunduğunu belirtir (V, 3409). Bütün ilâhî dinlerdeki ibadetlerde Allah’ı çokça anmanın temel hedef olduğunda kuşku yoktur; âyette diğer din mensuplarına ait mâbedlerde bu aslî amaçtan uzaklaşıldığına dair bir işaret bulunduğunu söylemek de isabetli görünmemektedir. Aynı âyetin “eğer Allah’ın, insanların bir kısmı ile diğer kısmını engellemesi olmasaydı” şeklinde tercüme ettiğimiz kısmı hakkında değişik yorumlar yapılmıştır (bk. Râzî, XXIII, 39-40). Taberî bu konudaki başlıca yorumları aktardıktan sonra, burada özel bir durumun kastedildiğine dair bir açıklama bulunmadığına göre âyeti kapsamlı biçimde anlamanın uygun olacağını belirtir. Buna göre âyeti yorumlarken, Allah’ın, O’nun birliğine inananlara, putperestlere karşı mücadele gücü vermesi, topluma bireylerinin birbirlerine haksızlık etmelerini önleyen bir yönetim nasip etmesi, tanıklık vb. hukukî yolları göstererek hak sahiplerinin hak gaspı yapan tarafa karşı korunmasını sağlaması gibi durumları göz önünde bulundurmak gerekir (XVII, 174-175). Tefsirlerde genellikle, 41. âyette övülen kişilerin kendilerine hicret veya savaş izni verilen sahâbîler olduğu belirtilir. Bununla birlikte âyetteki ifadenin Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak isteyen bütün müminleri kapsayacak biçimde anlaşılmasına bir engel bulunmamaktadır. Burada asıl dikkat çekilmek istenen nokta, kendilerine imkân ve güç lutfedilen gerçek müminlerin, bu imkânlara kavuşunca adaleti elden bırakmamaları, ahlâkın bozulmasına fırsat vermemeleri ve bunu güvence altına almak için de dinin temel umdelerine sıkı biçimde sarılıp onlara sahip çıkma çabası içinde olmaları gerektiğidir (“İyiliği emretme ve kötülükten alıkoymaya çalışma” şeklinde çevirdiğimiz “emir bi’l-ma‘rûf ve nehiy ani’l-münker” ifadesinin açıklaması için bk. Âl-i İmrân 3:104; Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için başka yere göç etme konusunda bk. Nisâ 4:100).
Mehmet Okuyan
Onlar -başka değil- sadece “Rabbimiz Allah’tır.” dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarılmışlardır. Allah bir kısım insanları diğer bir kısmı ile def edip önlemeseydi, elbette içlerinde Allah’ın ismi çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler yıkılırdı. Şüphesiz ki Allah kendisine (dinine) yardım edenlere yardım edecektir. Şüphesiz ki Allah kuvvetlidir, güçlüdür.
Onlar haksız yere ve sırf “Rabbimiz Allah'tır” dedikleri için, haksız bir şekilde yurtlarından çıkarılmışlardır. Allah insanların bir kesimini diğerleriyle engellemeseydi, içinde Allah'ın adı çokça anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler yıkılıp giderdi. Andolsun ki, Allah'a yardım edenlere O da yardım eder. Allah kuvvetlidir; güçlüdür.
Onlar, sadece “Rabb'imiz Allah'tır.” dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah, insanların bazılarını bazılarıyla savmasaydı, içinde Allah'ın isminin çokça anıldığı sevâmiu¹, biyeûn², selavat³, mescitler mutlaka yıkılırdı. Allah, kendisine yardım edene⁴ mutlaka yardım eder. Kuşkusuz Allah, Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır.
1- Manastırlar. 2- Kiliseler. 3- Havralar. 4 -Vahye içtenlikle uymayı esas alarak, Kendisine yönelene. Gösterdiği yoldan gidene.
Ahmet Akgül
(Çünkü) Onlar, sadece; “Rabbimiz Allah'tır” demelerinden (ve her konuda O’nun dinini yürütmek istemelerinden) dolayı, haksız yere yurtlarından sürgün edilip çıkarıldılar. Eğer Allah'ın, insanların kimini kimiyle defetmesi (hizaya getirmesi) olmasaydı; manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın isminin çokça anıldığı mescitler, muhakkak yıkılır giderdi. Allah Kendi (dini) ne yardım edenlere kesin olarak yardım edecek (ve zafere eriştirecektir) . Şüphesiz Allah, Kaviy’dir, Azîz’dir (güçlü olandır, galip gelendir).
O kişilerdir onlar ki ancak Rabbimiz Allah'tır dediklerinden dolayı haksız olarak yurtlarından çıkarıldılar ve eğer Allah, insanların bir kısmını bir kısmıyle defetmeseydi, içlerinde Allah adının çok anıldığı manastırlar da yıkılırdı, havralar da, kiliseler de, mescitler de ve Allah, kendisine yardım edene mutlaka yardım eder; şüphe yok ki Allah, kuvvetlidir, üstündür.
Onlar ki, sadece “Bizim Rabbimiz Allah'tır” dedikleri için, haksızlıkla yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah insanların bir kısmını diğeriyle savmasaydı, şüphesiz o zaman içlerinde Allah'ın isminin çokça anıldığı manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler çoktan yıkılıp gitmiş olurdu. Ve şüphesiz Allah, kendi dinine yardım edenlere, mutlaka yardım edecektir. Şüphesiz ki Allah, çok üstündür, çok güçlüdür.
Onlar, sadece,
“ Rabbimiz Allah'tır” demelerinden dolayı haksız yere yurtlarından çıkarılanlardır. Eğer Allah insanların bir kısmıyla diğer bir kısmının devletlerini, medeniyetlerini ortadan kaldırmasa, iktidarlarından uzaklaştırmasa, zulümlerine karşı koydurmasa, azgınlarını, kötülük yapanlarını engelletmese, insanlara savunma imkânı vermeseydi, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok zikredilen mescitler, camiler elbette yıkılırdı. Allah, cihadı benimseyerek, emirlerini yerine getirerek dinine, peygamberine yardım edene, elbette yardım edecektir. Allah güçlü, kudretli, üstün ve hükümrandır.
Onlar sırf: "Rabbimiz Allah'tır" dediklerinden dolayı haksız yere yurtlarından çıkarılmışlardır. Eğer Allah'ın insanların bazılarını bazılarıyla savması olmasaydı şüphesiz içlerinde Allah'ın adı çokça anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılırdı. Allah kendine yardım edenlere elbette yardım edecektir. Şüphesiz Allah güçlüdür, yücedir.
Onlar, yalnızca; 'Rabbimiz Allah'tır' demelerinden dolayı, haksız yere yurtlarından sürgün edilip çıkarıldılar. Eğer Allah'ın, insanların kimini kimiyle defetmesi (yenilgiye uğratması) olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın isminin çokça anıldığı mescidler, muhakkak yıkılır giderdi. Allah kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah güçlüdür, üstündür.
Müminler o mazlûmlardır ki: “- Rabbimiz Allah'dır” demelerinden başka bir sebep olmaksızın yurdlarından (Mekke'den) haksız yere çıkarıldılar. Eğer, Allah insanların bir kısmını (müşrikleri) bir kısmı ile (müminlerle) defetmeseydi, içlerinde Allah'ın ismi çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler elbette yıkılırdı. Muhakkak ki Allah, dinine yardım edene yardım edecek, zafer verecektir. Şüphe yok ki Allah, çok kuvvetlidir, her şeye galibdir.
Onlar ki, yalnızca “Rabbimiz Allah’tır” dedikleri için, haksız yere memleketlerinden çıkartıldılar. Evet, eğer Allah’ın, bazı insanları, diğer bazılarıyla savunması olmasaydı, içlerinde çokça Allah’ın ismi zikredilen manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılırdı. Ve muhakkak Allah, kendisine yardım edene yardım edecektir. Muhakkak Allah çok güçlüdür, izzet ve şeref sahibidir.
«Tanrımız Allahtır!» dedikleriçin haksız olarak, onlar yurtlarından çıkarıldılar, Allah insanlardan nicesinin çerlerini, bir nicesi eliyle itmese idi; manastırlar, kiliseler, havralar içersinde, Allah adı en çok anılan mesçitler yıkılırdı, evet Allah yardım eder, ona yardım edene; Allah güçlü, Allah emre
O (mü'min) kimseler, yalnızca: “Rabbimiz Allah'tır” demelerinden dolayı, haksız yere yurtlarından sürgün edildiler. Eğer Allah'ın, insanların bir kısmıyla bir kısmını defetmesi (yenilgiye uğratması) olmasaydı, Allah'ın isminin çokça anıldığı nice manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler muhakkak yıkılır giderdi. Allah kendi (dini)ne yardım edenlere elbette yardım edecektir. Şüphesiz ki Allah (her şeyi hükmü altında tutacak kadar) kuvvetlidir, her şeye galiptir.
Bkz. 1:4, 3:104, 9:31, 41:30“Defetmesi, yenilgiye uğratması” demek “bir kısmını diğer bir kısmıyla savunması” demektir. Yani bir grup insan ölmek pahasına da olsa zalimlerin karşısına çıkarak hak ve özgürlüklerin korunması, zulmün ve haksızlığın ortadan kaldırılması için savaşmasaydı dünyada kötülük egemen olur, yeryüzü fesada uğrardı. Böylece inanç ve düşünce özgürlüğü ortadan kalkar Allah’ın isminin anıldığı mabedler bile yerle bir edilirdi.Ayrıca bu âyetten anlıyoruz ki; hangi isimle adlandırılırsa adlandırılsın Allah'ın isminin anıldığı bütün mâbedler korunmalıdır.
Diyanet İşleri (Eski)
Onlar haksız yere ve "Rabbimiz Allah'tır" dediler diye yurtlarından çıkarılmışlardır. Allah insanların bir kısmını diğeriyle savmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan camiler yıkılıp giderdi. And olsun ki, Allah'a yardım edenlere O da yardım eder. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.
Onlar, başka değil, sırf «Rabbimiz Allah'tır» dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah, bir kısım insanları (kötülüklerini) diğer bir kısmı ile defedip önlemeseydi, mutlak surette, içlerinde Allah'ın ismi bol bol anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılır giderdi. Allah, kendisine (kendi dinine) yardım edenlere muhakkak surette yardım eder. Hiç şüphesiz Allah, güçlüdür, galiptir.
Onlar ki yalnızca, "Rabbimiz ALLAH'tır," dedikleri için haksız yere ülkelerinden çıkarıldılar. ALLAH halkın bir kısmını bir kısmına karşı savunmasaydı içlerinde ALLAH'ın isminin çokça anıldığı manastırlar, kiliseler, sinagoglar ve mescidler yıkılırdı. ALLAH kendisine yardım edenlere elbette yardım edecektir. ALLAH Kuvvetlidir, Güçlüdür,
Onlar "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden başka bir sebep olmaksızın haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah insanların bir kısmını bir kısmı ile defetmeseydi manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan mescidler elbette yıkılırdı. Şüphesiz Allah kendi (dini) ne yardım edene yardım edecektir. Şüphesiz Allah çok güçlüdür, çok izetlidir (her şeye galiptir).
Onlar ki rabbımız bir Allahdır demelerinden başka bir sebeb, bir hakk olmaksızın diyarlarından çıkarıldılar. Allahın da nasın bir kısmını bir kısmiyle def'etmesi olmasa idi her halde manastırlar, kiliseler, havralar Mescidler yıkılırdı ki bunlar da Allahın ismi çok zikr olunur ve elbette Allah kendine nusret edeni mensur kılacaktır, şübhe yok ki Allah çok kuvvetli, çok ızzetlidir
Onlar (o müminlerdir ki) haksız yere ve ancak «Rabbimiz Allahdır» diyorlar diye yurdlarından çıkarılmışlardır. Allah ba'zı insanları (n şerrini diğer) ba'zısı ile def etmeseydi içlerinde Allahın adı çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler muhakkak yıkılıb giderdi. (Dînine) yardım edenlere elbet Allah da yardım eder. Şübhesiz ki Allah kavidir, yegâne gaalibdir.
Onlar, sırf “Rabbimiz Allah'dır!” demelerinden dolayı haksız yere yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah'ın, insanların bir kısmını diğer bir kısmıyla def' etmesi olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içlerinde Allah'ın ismi çok zikredilen mescidler elbette yıkılıp giderdi. Allah, kendi (dîni)ne yardım edene mutlaka yardım eder! Muhakkak ki Allah, elbette Kavî (çok kuvvetli olan)dır, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen)dir.
“Rabbimiz Allah”dır dedikleri için yurtlarından çıkartılanlara da (Rablerinin yardımını) haber ver. Allah’ın insanların bazılarını diğerleriyle def etmesi olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve Allah’ın isimlerinin çokça anıldığı mescitler yıkılıp giderdi. Allah’a yardım edenlere, Allah elbette yardım edecektir. Zira Allah kuvvet ve güç elinde olandır.
O mü/minler ki «Rabbimiz Allah/tır» demekten başka bir sebep yokken nâhak yere yurtlarından çıkarılmışlardı. Allah bazı insanların şerrini diğer bir kısımla defetmeseydi [¹] birtakım manastırlar, kiliseler, sinagoglar, içinde Tanrı adı çok zikredilen mescitler yıkılıp [²] giderdi. Allah kendisine yardım edenlere her halde yardım eder. Çünkü Allah kavidir, yegâne galiptir.
İsmail Hakkı İzmirli Hacc Suresi 40. Ayet Açıklaması
[1] Mü'minleri kâfirlere musallat etmeseydi kâfirlerin istilâlarıyle.[2] Veya Tanrı adı çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar, mescitler.
Kadri Çelik
Onlar sadece, “Rabbimiz Allah'tır” demelerinden dolayı haksız yere yurtlarından sürgün edilip çıkarılan kimselerdir. Eğer Allah'ın, insanların bir kısmıyla bir kısmını defetmesi olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın isminin çokça anıldığı mescitler, muhakkak yerle bir edilirdi. Allah kendine (dinine) yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, güçlüdür.
Onlar ki, sırf “Bizim Rabb’imiz Allah’tır! Biz yalnızca O’nun hükmüne boyun eğer, sadece O’na kulluk ederiz!” dedikleri için, haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Bu yüzden, zulmü durdurmak için gerektiğinde savaşmaya yetkili kılındılar. Gerçi savaşın sıkıntı ve acılarına katlanmak zordur. Fakat zulmü engellemenin başka çıkar yolu kalmamışsa, daha büyük acıları önlemek için savaşılmalıdır. Nitekim, Allah insanların bir kısmıyla diğer bir kısmını bertaraf etmemiş olsaydı, yani zâlimlere karşı savaşmayı yasaklayıp, insanları birbirlerine karşı savunmasız bırakmış olsaydı, dünyada zulüm ve haksızlık egemen olur ve yeryüzü fesada boğulurdu. Böylece inanç ve düşünce özgürlüğü tamamen ortadan kalkar, içlerinde Allah’ın adının çokça anıldığı manastırlar, havralar, kiliseler ve câmiler birer birer yıkılıp giderdi.O hâlde, zâlimlere karşı savaşmaktan çekinmeyin! Unutmayın ki, Allah, kendi dâvâsına sahip çıkan ve gönderdiği Elçisine yardım eden kimseleri, mutlaka yardımıyla destekleyip üstün getirecektir; çünkü Allah, mutlak kudret ve yetki sahibidir. Peki, Allah’ın yardımını hak edenler kimlerdir?
Onlar ki sadece “Rabbimiz Allah’tır” diyorlar diye haksız yere yurtlarından çıkarıldılar.
Allah’ın İnsanlar’ı birbiriyle savması olmasaydı, içinde Allah’ın adının çokça anıldığı mescidler, havralar, kiliseler ve manastırlar yıkılıp giderdi.
Allah, O’na yardım eden kimseye elbette yardım eder.
Allah, elbette çok güçlü kuvvetlidir.
O (mazlum)lar, sadece: “Rabbimiz Allah’tır.” demelerinden dolayı, haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah’ın (savaşı emrederek) insanların bir kısmıyla, bir kısmını yok etme (emri)1 olmasaydı,2 manastırlar, kiliseler, havralar3 ve içerisinde Allah’ın adının çokça anıldığı mescidler,4 kesinlikle yıkılır giderdi. Allah kendi (dini)ne yardım edenlere kesinlikle yardım eder. Şüphesiz Allah çok güçlüdür, çok şereflidir.
1 Yani, Müslümanlarla, kâfirleri yok etme emri olmasaydı… Bu âyetten, bu görevin Müslümanlar için evrensel bir görev olduğunu anlamak mümkün olabilir.2 Eğer Allah Müslümanlara, savaşılarak yapılan cihadı (kıtali) emretmeseydi; kâfirler yeryüzüne hâkim olur ve diğer dinlere mensup insanlar dahi kendi dinlerini yaşayamazlardı. Bu âyete göre, diğer insanların da huzurunu sağlamak, Müslümanların, dolayısıyla da devletlerinin asli görevlerindendir. 3 Salavât, burada İbranîce “saluta” kelimesinin arapçalaştırılmış halidir ki Yehûdîlerin namazgâhı, yani “havra” demektir.4 Bu âyetteki, “içerisinde Allah’ın adının çokça anıldığı” ifâdesi, mescidlerin sıfatı olup, manastır, kilise ve havraların sıfatı değildir. Çünkü buralarda Allah’ın değil, Allah olduğu varsayılan şeylerin ismi anılmaktadır. Bazı meâllerde bu sıfatın, manastır, kilise ve havralara da verilmesi inşallah bir diyalogculuk işgüzarlığı olmayıp dalgınlıktır.
Muhammed Esed
onlar ki, sadece “Bizim Rabbimiz Allah'tır!” dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Çünkü, Allah insanları birbirlerine karşı savunmasız bıraksaydı, 58 şüphesiz o zaman, içlerinde Allah'ın isminin çokça anıldığı manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler [çoktan] yıkılıp gitmiş olurdu. 59 Ve muhakkak ki Allah, O'nun dâvâsına arka çıkanlara yardım edecektir: çünkü, Allah (her şeyi hükmü altında tutan) en yüce iktidar Sahibidir.
Onlar ki, sadece “Rabbimiz Allah’tır” dedikleri için, haksız yere yurtlarından çıkartılmışlardır. Eğer Allah insanların bir kısmını, diğer bir kısmıyla bertaraf etmemiş olsaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah’ın isminin çokça anıldığı mescitler yıkılıp giderdi. Allah kendi dinine destek verenlere elbette yardım edecektir. Çünkü Allah çok güçlüdür ve mutlak üstündür. 2/251, 3/160, 5/11, 8/73, 10/103, 22/38, 30/47, 40/51
Onlar ki, yalnızca “Bizim Rabbimiz Allah’tır” dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Zira eğer Allah insanların bir kısmını diğer bir kısmıyla savunmamış olsaydı,[2847] o zaman içerisinde Allah’ın adının çokça anıldığı nice mescidler, manastırlar, kiliseler ve havralar yıkılıp giderdi. Ama Allah kendi (dâvâsına) destek verenlere elbette yardım edecektir: çünkü Allah aklın almayacağı kadar güçlü ve yücedir.[2848]
[2847] Zımnen: ‘Bir savaşın amacı, meşrû müdafaa olmalıdır.’ Bu şekilde çevirimizin gerekçesi için bkz: 2:251, not 6.
Eğer difâu’llâhi’n-nâs yerine çoğunluğun okuyuşu olan def’u’llâhi’n-nâse kıraatı tercih edilirse, mânâ “Allah insanların bir kısmını diğer bir kısmıyla def etmemiş olsaydı” olur. Bu tür bir okuma, yerkürede insan nüfusu dengesinin sağlanmasına ilişkin İlâhî yasaya delâlet eder.
[2848] Kaviyyun ve ‘azizun isimlerinin belirsiz yapısı, çeviriye “aklın almayacağı kadar” şeklinde yansımıştır (Esmanın marife-nekira farkı için bkz: 9:102, not 129).
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlar ki, haksız yere, ancak, «Rabbimiz Allah'tır», demelerinden dolayı yurtlarından çıkarıldılar. Eğer nâsın bazılarını bazıları ile Allah'ın defetmesi olmasa idi manastırlar, kiliseler, havralar, ve içlerinde Allah'ın adı çok zikredilen mescitler elbette ki yıkılırdı, ve elbette ki Allah kendi dinine yardım edenlere yardım eder. Şüphe yok ki Allah elbette pek kuvvetlidir, pek izzetlidir.
O müminler ki tamamen haksız yere, sırf “Rabbimiz Allah'tır! ” dediklerinden ötürü yerlerinden yurtlarından kovulmuşlardı. Eğer Allah insanların bir kısmının zararını diğer bir kısmı ile savmasaydı manastırlar, kiliseler, havralar ve Allah'ın adının çok anıldığı mescidler yıkılır giderdi. Dinine yardım edene Allah da elbette yardım edecektir. Muhakkak ki Allah pek kuvvetlidir, mutlak galiptir. [60, 1; 85, 15; 47, 7-8; 37, 171-173; 58, 21]
Onlar, sırf "Rabbimiz Allah'tır" dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah'ın bazı insanları diğer bazılarıyle savunması olmasaydı, içlerinde Allah'ın ismi çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılırdı. Allah, kendi(dini)ne yardım edene elbette yardım eder. Kuşkusuz Allah, kuvvetlidir, galibdir.
Fakat Allah, bazı insanları güçlendirerek, onlar vasıtasiyle, mü'min kullarını savunur. Kendisine inananlar ile, isminin anıldığı mabedleri korur. Bu âyette, bütün İlâhî din ma'bedlerinin, Allah'ın adının anıldığı, korunması gereken ma'bedler olarak tanıtılması, vahiy dinlerinin özde birliğine ve mensuplarının kardeşliğine işârettir.
Süleymaniye Vakfı
Onlar sırf “Rabbimiz[1] Allah’tır.” dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah, insanların kimini kimiyle savmasa, tapınaklar, kiliseler, havralar ve içinde Allah’ın adı çokça anılan mescitler yerle bir edilirdi. Allah, kendisine yardım edenlere elbette yardım eder. Allah güçlüdür, her işin üstesinden gelir.
Onlar, sadece “Rabbimiz Allah'tır” dedikleri için, haksız yere yurtlarından çıkartılmışlardır. Eğer Allah'ın insanların bir kısmını, bir kısmıyla bertaraf etmesi olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın isminin çokça anıldığı mescitler yıkılıp giderdi. Allah, elbette ona yardım edenlere yardım eder. Şüphesiz Allah güçlüdür, kuvvetlidir.
Onlar, “Rabbimiz Allah'tır” demelerinden başka hiçbir sebep yok iken, haksız yere yurtlarından çıkarılmışlardır. Eğer Allah insanların kötülüğünü birbirinin eliyle savuşturmasaydı, manastırlar, havralar, kiliseler ve mescidler—ki buralarda Allah'ın adı çok anılır—yıkılıp giderdi. Allah'a yardım edene(12) Allah elbette yardım eder. Çünkü Allah karşı konulmaz kuvvet sahibi ve herşeyin mutlak galibidir.
(12) Allah’ın Peygamberine, dinine, yardım edilmesini emrettiği şeylere.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar sırf, "Rabbimiz Allah'tır" dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah'ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah'ın adı çokça anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler her halde yerle bir edilirdi. Allah, kendisine yardım edene elbette yardım eder. Allah elbette Kavî, Azîz'dir.
Ol kişiler ki çıḳarındılar güç‐ile iḳlīmlerinden, nā‐ḥaḳ yire, günāhsuz; lākinbizüm Tañrımuz Allāhdur didükleri‐çün. Daḫı eger Tañrı Ta‘ālā ḫalḳı ḳaytar‐masa‐y‐dı biri biri‐y‐le, ḫarāb olurdı niçe rāhibler ṣavma‘aları ve niçeNaṣrānīlerüñ kinīseleri ve niçe Yehūdīler kinīseleri ve niçe Müselmānlar mes‐cidleri ki çoḳ añılur anlar içinde Allāh adı. Daḫı Tañrı Ta‘ālā nuṣretvirür ol kimseyi ki dīnine nuṣret virür. Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā emri ḳuvvetlüdür,kimse ḳaytaramaz.