Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 913, sondan 5324. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 124. ayetidir. En'am Suresi 124. ayetinin kelime sayisi 29, harf sayısı 118 ve toplam ebced değeri ise 9579 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
واذا جاءتهم اية قالوا لن نؤمن حتى نؤتى مثل ما اوتي رسل الله الله اعلم حيث يجعل رسالته سيصيب الذين اجرموا صغار عند الله وعذاب شديد بما كانوا يمكرون
Onlara bir âyet geldiği zaman, “Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız” derler. Allah, elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekârlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir.
Müfessirlerin çoğunluğuna göre âyet, müşriklerin ileri gelenlerinin Hz. Peygamber’e karşı kıskançlıklarını dile getirmektedir. Fahreddin er-Râzî’ye göre de “Onlar, hüccet ve deliller bekledikleri için değil, aşırı kıskançlıkları yüzünden inkârda daima ısrarlı olmuşlardır” (XIII, 175). Esasen tarihin bütün dönemlerinde ve günümüzde inkârcılık veya bâtıl inançlarda ısrar etmenin temelinde çoğunlukla kıskançlık, gurur ve kibir, yanlış geleneklerin veya telkinlerin etkisini aşamama gibi psikolojik sebepler bulunmaktadır. Hz. Muhammed’in risâletini kıskanan Velîd b. Mug^re, Ebû Cehil gibi Mekke ileri gelenleri de oğullarının çokluğunu, soylu veya zengin olduklarını gerekçe göstererek kendilerinin yahut kendi kabilelerinden birinin peygamberliğe daha lâyık olduğunu ileri sürmüşlerdir (bk. Râzî, XIII, 175). Âyette bu tür iddialara “Allah, elçiliğini kime vereceğini çok iyi bilir” şeklinde cevap verilmiştir. Bu ifade bize peygamberliğin kesbî (insanın istemesi ve gayret göstermesiyle elde edebileceği) bir makam olmadığını, Allah’ın birine peygamberlik vermesinin sadece O’nun bir lutfu olduğunu göstermektedir. Ancak Allah, mutlak irade ve tasarrufuyla, peygamberliği lutfedeceği kişiyi yüksek ahlâkî ve zihnî melekelerle donatır. Buna karşılık kendilerini de peygamberliğe lâyık görenlerin ruhları isyan, kıskançlık, hile ve desisecilik, gurur ve kibir gibi fenalıklarla kirlenmiş olup buna rağmen Peygamber’i tanımamaya, cürümler işlemeye devam ettikleri için, kibirlerine karşılık aşağılanmaya ve zillete, isyanlarına karşılık da azaba mâruz kalacaklardır.
Mehmet Okuyan
Onlara bir delil geldiğinde, “Allah’ın elçilerine verilenin benzeri bize de verilinceye kadar elbette inanmayız!” dediler. Allah, elçiliği kime vereceğini çok iyi bilendir. Suç işleyenlere, (dünyada) yapmış oldukları hilelere karşılık Allah katında aşağılanma ve şiddetli bir azap isabet edecektir.
Bu cümle Bakara 2:105-106 ve Zuhruf 43:31-32. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
Bayraktar Bayraklı
Onlara bir âyet geldiğinde, “Allah'ın peygamberlerine verilenin benzeri kendilerine verilmedikçe, kesinlikle inanmayacağız” dediler. Allah, peygamberliğini kime vereceğini tam bilendir. Suç işleyenlere, yapmakta oldukları hilelere karşılık Allah tarafından aşağılık ve çetin bir azap erişecektir.
Onlara bir âyet geldiği¹ zaman, “Allah'ın resulüne verilenin benzeri bize de verilmedikçe asla iman etmeyiz.” derler. Allah, resullük görevini kime vereceğini en iyi bilendir. Suç işleyenlere, yaptıkları aldatmalar yüzünden, Allah katında bir aşağılanma ve şiddetli bir azap vardır.
Onlara ne zaman bir ayet (bir mucize ve İlahi emir) gelse, derler ki: "Allah'ın elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilene kadar biz kesin olarak inanmayacağız." (Oysa) Allah, elçiliğini (tebliğ görevini ve şerefini) nereye (ve kime) vereceğini daha iyi bilir. Bu suçlu günahkârlara, kurdukları hileli düzenleri nedeniyle şiddetli bir azap ve Allah katında bir küçüklük isabet edecektir.
Bir ayet geldi mi, Allah'ın peygamberlerine geldiği gibi bize de bir ayet gelmedikçe kesin olarak inanmayız derler. Peygamberliğini kime vereceğini Allah bilir. O suç işleyenlere, hilekarlıkları yüzünden Allah katından bir horluk ve çetin bir azap gelip çatacaktır.
Ne zaman onlara, bir ilâhî mesaj gelse, Allah'ın peygamberlerine verdiklerinin benzeri, bize verilmedikçe inanmayız, derler. Ama peygamberliği, nereye ve kime vereceğini en iyi Allah bilir. Suç işleyen o kimselere, kirli işlerinden ve entrikacı eğilimlerinden dolayı, Allah katında bir aşağılanma ve şiddetli bir azap vardır.
Onlara bir âyet geldiğinde:
“Allah'ın Rasullerine verilen görevlerin benzeri bize de verilmedikçe, kesinlikle inanmayız" dediler. Allah peygamberlik görevini liyakata göre vereceğini herkesten iyi bilir. İslâm'a planlı cephe alarak müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsiler, suçlular, yapmakta oldukları sinsi hilelere, planlara, soygunlarına, asılsız iddialarına karşılık, Allah huzurunda, zillete maruz kalacaklar ve şiddetli bir azâba uğrayacaklar.
Onlara her ne zaman bir ayet (mucize) gelse: "Allah'ın peygamberlerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe iman etmeyeceğiz" derler. Allah peygamberlik görevini kime vereceğini daha iyi bilir. Suç işleyenler Allah katında aşağılığa uğratılacak ve hile yapmalarından dolayı şiddetli bir azaba çarptırılacaklardır.
Onlara ne zaman bir ayet gelse, derler ki: 'Allah'ın elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilene kadar kesin olarak inanmayacağız.' Allah, elçiliğini nereye vereceğini daha iyi bilir. Bu, suçlu-günahkarlara, kurdukları hileli-düzenleri nedeniyle şiddetli bir azab ve Allah katında bir küçüklük isabet edecektir.
Bu Mekke kâfirlerine bir âyet gelip tebliğ edildiği zaman: “- Allah'ın Peygamberlerine verilenler gibi, bize de verilmedikçe asla iman etmeyiz”, diyorlar. Allah, elçiliğini (Peygamberliği) nereye vereceğini çok iyi bilendir. Hilekârlıklarından ötürü suç işleyenlere, yarın kıyamette, Allah katında hem bir horluk, hem de pek şiddetli azab isabet edecektir.
Onlara bir ayet geldiği zaman, “Allah’ın peygamberlerine verilen şeylerin aynısı bize de verilmedikçe inanmayız” derler. Allah, elçiliğini kime vereceğini çok daha iyi bilir. O suçlulara, Allah katından son derece aşağılanma ve şiddetli bir azap isabet edecektir; yaptıkları hilelerinden dolayı.
Ne zaman ki, onlara bir âyet gelince: «Allahın peygamberlerine gelmiş olan şey gibi, bize de gelmedikçe, biz inan getirmeyiz» demektedirler, Allah peygamberliği, kime vereceğin çok iyi bilmektedir, Allah katından onlara hem horluk, hem hileleri yüzünden katı azap erişir
Onlara ne zaman (Kur'an'dan) bir ayet gelse, derler ki: “Allah'ın resullerine verilenin (vahiy, peygamberlik ve mucize gibi) bir benzeri bize de verilmedikçe biz kesin olarak iman etmeyeceğiz.” Allah, elçiliğini kime vereceğini (onlardan) daha iyi bilir. Bu şekilde günah işleyenlere, kurdukları hileli düzenleri nedeniyle Allah katından bir aşağılama ve çok şiddetli bir azap isabet edecektir.
Cemal Külünkoğlu En'am Suresi 124. Ayet Açıklaması
Dirayeti, güzel hitabeti, evlatlarının çokluğu ve zenginliğiyle Kureyş içerisinde seçkin bir duruma gelmiş olan Velid b. Muğire: “(Ey Muhammed!) Eğer Peygamberlik gerçek olsaydı, sana değil bana gelirdi. Çünkü bende güç, servet ve şöhret var, üstelik senden daha da büyüğüm. Küfrün önderlerinden ileri gelenlerinden Ebu Cehil de “Yemin olsun ki; bana vahiy gelmedikçe Muhammed’e inanmayacağım” demişti. Bu ayet, bu tip söylemler üzerine nazil olmuştur.
Diyanet İşleri (Eski)
Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah'ın peygamberlerine verilen bize de verilmedikçe inanmayız" derler. Allah, peygamberliğini vereceği kimseyi daha iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve hilelerinden ötürü de şiddetli bir azab erişecektir.
Onlara bir âyet geldiğinde, Allah'ın elçilerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe kesinlikle inanmayız, dediler. Allah, peygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir. Suç işleyenlere, yapmakta oldukları hilelere karşılık Allah tarafından aşağılık ve çetin bir azap erişecektir.
Kendilerine bir mucize geldiğinde: "ALLAH'ın elçilerine verilenlerin benzeri bize verilmedikçe inanmayız," derler. ALLAH mesajını nereye koyacağını daha iyi bilir. Yaptıkları hilelerden ötürü suçlulara ALLAH katından bir aşağılama ve çetin bir azap dokunacaktır.
Atalarını ve din adamlarını körü körüne izleyenler tarih boyunca Allah'ın elçilerine karşı çıkmışlar ve tek dayanak olarak hep geçmişi ileri sürmüşlerdir. Kafaları örümcekli bu tipler, Muhammed'in getirdiği biricik mucize olan Kuran'ı (29:50-51), daha önceki peyygamberlerin mucizeleriyle aynı türde olmadığından kabul etmemişlerdir (17:90-93). Aynı kafa, aynı bahaneyle bugün Kuran'ın matematiksel mucizesini reddetmektedir. Nitekim 38. Surenin ilk onbeş ayeti ve 26. Surenin ilk altı ayeti yeni mucizeleri kabul etmeyen muhafazakar mukallitleri eleştirir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlara bir âyet geldiği zaman: "Allah'ın peygamberlerine verilenin aynısı bize de verilmedikçe iman etmeyiz" derler. Allah peygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir. Suçlu olanlara, yaptıkları hilelerinden dolayı Allah katından bir zillet ve şiddetli bir azap erişecektir.
Bunlara bir âyet geldiği zaman Allahın Peygamberlerine verilen risâlet ayniyle bizlere verilmedikçe sana asla iymân etmeyiz diyorlar, Allah, risâletini nereye tevdi' edeceğini daha iyi bilir, mekkârlıklarından dolayı öyle mücrimlere yarın Allah yanında hem bir küçüklük hem pek şiddetli bir azab ısâbet edecek
Onlara bir âyet gel (ib tebliğ edil) diği zaman derler ki: «Allahın peygamberlerine verilenler gibi bize de verilinceye kadar asla îman etmeyeceğiz». Allah, elçiliğini nereye vereceğini çok iyi bilendir. Cürüm işleyen onları, yapageldikleri hıylekârlıklar sebebiyle, Allah katından bir horluk ve çetin bir azâb çarpacakdır.
Onlara bir âyet geldiği zaman da: “Allah'ın peygamberlerine verilenlerin benzeri, bize de verilmedikçe aslâ îmân etmeyeceğiz!” dediler. Allah, peygamberlik vazîfesini nereye vereceğini en iyi bilendir. Günah işleyenlere, kurmakta oldukları (tuzak) dolayısıyla, Allah katında bir zillet ve şiddetli bir azab yakında isâbet edecektir!(2)
(2)Velid b. Muğîre, Hz. Peygamber (asm)’a gelerek: “Eğer peygamberlik gerçek ise ben senden daha lâyığım. Çünki hem malım, hem yaşım seninkinden ziyâdedir” dedi. Diğer bir rivâyete göre ise Ebû Cehil: “Biz, Abd-i Menafoğullarıyla, şerefte koşu atları gibi hep berâber iken şimdi onlar: ‘Bizim aramızda nebî var ve ona vahiy geliyor’ diyorlar. Öyleyse, Muhammed’e verilen şey bize de verilmedikçe biz aslâ îmân etmeyiz” dedi. Bunun üzerine bu âyet-i celîle nâzil oldu. (Celâleyn Şerhi, c. 2, 432)
İlyas Yorulmaz
Onlara ayetlerimiz geldiğinde “Allah’ın elçilerine verilmiş olan (kitaplar, vahy) bize de verilmedikçe sana inanmayacağız” dediler. Allah elçiliğini kime vereceğini en iyi bilendir. Günah işleyenler Allah’ın katında aşağılanacaklar ve yaptıkları hilelerin karşılığında da çok şiddetli bir azaba uğrayacaklar.
Onlara bir âyet gelince, «— Allah/ın peygamberlerine verilen vahiy gibi bize de verilmedikçe asla inanmayız» derler. Allah peygamberliği koyacağı yeri daha iyi bilir. Günahkâr olanlara mekr ve hile ettiklerinden dolayı Allah tarafından horluk, şiddetli azap erişecektir.
Onlara (ileri gelen suçlulara) ne zaman bir ayet gelse, “Allah'ın elçilerine verilenin (peygamberliğin), aynısı bize de verilmedikçe asla iman etmeyiz” derler. Allah, elçiliğini nerede karar kılacağını daha iyi bilir. Suç işleyenlere, yapmakta oldukları hilelere karşılık Allah tarafından aşağılık ve çetin bir azap erişecektir.
Onlara Kur’an’dan bir ayet tebliğ edilse, sözleri ve davranışlarıyla derler ki: “Allah’ın elçilerine verilen vahiy, Peygamberlik ve mûcize gibi ilâhî nîmetlerin aynısı bize de verilmedikçe, asla iman etmeyeceğiz! Öyle ya, bizim Muhammed’den ne eksiğimiz var? Bu dünyada güç, servet ve şöhret sahibi olan bizler, Peygamberliğe ondan daha lâyık değil miyiz?” Oysa Allah, elçilik görevini kime emânet edeceğini gâyet iyi biliyor. Ve buna itiraz edenlere ne yapacağını da:Böyle suç işlemeyi alışkanlık hâline getirenler, kibir ve küstahlıklarına denk bir ceza olarak, Hesap Günü Allah’ın huzurunda aşağılık bir duruma düşecekler ve kurdukları hile ve entrikalar yüzünden şiddetli bir azâba mahkûm edilecekler!O hâlde, zulüm ve haksızlıklardan uzak durarak Allah’ın hoşnutluğunu kazanmaya, O’nun sevdiği insanlar olmaya çalışın, zira;
Onlara bir âyet geldiği zaman: -“Allah’ın rasûllerine verilmiş şeyler benzeri bize de verilmedikçe, iman etmeyeceğiz” dediler.
Kendi risaletini nereye vereceğini Allah çok iyi bilir.
Tuzak kuruyor oldukları sebebiyle, suç işlemiş olanlara şiddetli bir azap ve Allah’ın katında bir horluk (küçüklük) isabet edecektir.
Onlara bir âyet gelince: “Allah’ın Peygamberlerine verilenin aynısı, bize de verilmedikçe1 asla îman etmeyeceğiz.” dediler. (Ey kâfirler!) Allah, Peygamberlik görevini kime vereceğini herkesten çok daha iyi bilir. Bu günâhkârlara, yaptıkları bu sahtekârlıklarından dolayı Allah tarafından bir rezillik ve çok şiddetli bir azap ulaşacaktır.2
1 Bu ifâde; “bize de vahiy gelmedikçe, mûcizeler verilmedikçe, Cebrâil gönderilmedikçe veya Peygamber bizim kabîlemizden gönderilmedikçe” şekillerinde anlaşılabilir. 2 Velid b. Muğiyre: “(Ey Muhammed!) Eğer Peygamberlik gerçek olsaydı, ben ona senden daha layık olurdum. Çünkü ben, senden hem daha büyüğüm hem de daha zenginim.” demişti. Ebû Cehil ise: “Allah’a yemin olsun ki ben, o Muhammed’e tıpkı ona vahiy geldiği gibi bana da vahiy gelmedikçe asla îman etmeyeceğim ve tabi de olmayacağım.” demişti. Bu âyetin iniş sebebi bu ve benzeri olaylardır. (Kurtubî)
Muhammed Esed
Ne zaman onlara bir [ilahî] mesaj gelse, “Allah'ın peygamberlerine verdiklerinin benzeri 110 bize verilmedikçe inanmayız!” derler. [Ama] mesajını kime tevdî edeceğini en iyi Allah bilir. Suç işleyenler, Allah katında aşağılanmaya ve entrikacı eğilimlerinden dolayı şiddetli bir azaba uğratılacaklardır.
Onlara herhangi bir ayet geldiğinde; “Allah’ın daha önceki elçilerine verilen bize de verilmedikçe iman etmeyeceğiz” derler. Oysa Allah, elçilik görevini nasıl yaptıracağını en iyi kendisi bilir. Suç ve günah bataklığına batmış olanlar, kurdukları hile ve entrikalarından dolayı Allah katından bir aşağılanmaya ve şiddetli bir azaba uğrayacaklar. 21/5-6, 28/48, 41/45, 46/10
Ne zaman onlara (mucizevi) bir kudret delili gelse, “Allah’ın rasullerine verdiklerinin benzeri (deliller) bize de verilmedikçe inanmayız” derler. (Oysa) risaletini kime vereceğini Allah daha iyi bilir. Suç işlemekte ısrar edenler, Allah katında aşağılanacak ve entrikalarından dolayı şiddetli bir azaba çarptırılacaklardır.
Ve onlara bir âyet geldiği zaman derler ki, «Allah'ın peygamberlerine verilmiş olanın misli bizlere verilinceye kadar biz imân etmeyiz.» Allah Teâlâ peygamberliği nereye tevcih edeceğini ziyâdesiyle bilendir. Elbette günahkâr olanlara yapar oldukları mekr ve hileden dolayı Hak Teâlâ'nın indinde bir mezellet ve şiddetli bir azap isabet edecektir.
Bir âyet gelip de bu kâfirlere tebliğ edilince “Allah'ın resullerine verilen risaletin benzeri bize verilmedikçe, sana asla iman etmeyiz. ” derler. Allah peygamberliği kime vereceğini pek iyi bilir. Yaptıkları hîleler sebebiyle, suç işleyenlere, Allah tarafından bir zillet ve şiddetli bir azap erişecektir. [25, 21; 6, 10; 43, 31-32; 40, 60]
Onlara bir ayet gelince: "Allah'ın elçilerine verilenin aynı bize de verilmedikçe kat'iyyen inanmayız!" dediler. Allah, mesajını koyacağı yeri (elçilik görevini kime vereceğini) bilir. Suç işleyenlere Allah katında bir aşağılık ve yaptıkları hileye karşı çetin bir azab erişecektir.
Onlar için bir mucize gelince şöyle dediler: "Allah’ın elçilerine verilenin aynısı bize de verilinceye kadar bu elçiye inanmayacağız." Allah kimi kendine elçi yapacağını çok iyi bilir. Suçlu duruma düşenlere Allah katında bir alçaklık ve kurdukları tuzaktan dolayı da şiddetli bir azap vardır.
Onlara bir ayet geldiği zaman; -Allah'ın Resullerine verilen, bize de verilmedikçe iman etmeyeceğiz” derler. Allah, kime peygamberlik vereceğini daha iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılanma ve hile yapmalarına karşılık şiddetli bir azap erişecektir.
Onlara bir âyet geldiğinde, “Allah'ın peygamberlerine verilenin aynısı bize de verilmedikçe iman etmeyiz” dediler. Allah, peygamberliği kime vereceğini herkesten iyi bilir. Suç işleyenlere, kurmakta oldukları tuzaklar yüzünden, Allah katından bir zillet ve şiddetli bir azap isabet edecektir.
Onlara bir ayet geldiğinde şöyle demişlerdi: "Allah resullerine verilenin tıpkısı bize de verilmedikçe asla inanmayacağız." Allah resullük görevini nereye vereceğini daha iyi bilir. Suç işleyenlere, oynadıkları oyunlar yüzünden Allah katında bir küçüklük ve şiddetli bir azap öngörülmüştür.
daħı ķaçan kim geldi anlara āyet eyittiler “hergiz inanmayavuz tā virinilevüz ancılayın kim virinildi Tañrı yalavaçlanna” Tañrı bilürirekdür ol yiri kim eyler yalavaçlıġını. [71b] dege anlara kim yazuķ işlediler ħorlıķ Tañrı ķatında daħı 'aźāb ķatı andan ötürü kim oldılar yavuz śanurlar.