Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5229, sondan 1008. ayet; 65. sure ve Talak Suresinin 12. ayetidir. Talak Suresi 12. ayetinin kelime sayisi 25, harf sayısı 95 ve toplam ebced değeri ise 7044 olarak hesaplanmıştır. Talak Suresinin toplam ebced değeri 89413 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الله الذي خلق سبع سموات ومن الارض مثلهن يتنزل الامر بينهن لتعلموا ان الله على كل شيء قدير وان الله قد احاط بكل شيء علما
Allah, yedi göğü ve yerden bir o kadarını yaratandır. Allah’ın emri bunlar arasından inip durmaktadır ki, Allah’ın her şeye kadir olduğunu ve Allah’ın her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz.
İnsan varlığının devamını sağlayan evlilik kurumunun sağlıklı işlemesi imkânsız ve evlilik akdine son verilmesi zaruri hale geldiğinde keyfî ve hissî hareketlerin önüne geçilebilmesi için uyulması gereken bazı ilke ve hükümlere yer verilip Allah’ın buyruklarına karşı taşkınlık eden toplumların başına gelenlere değinildikten ve vahyin gösterdiği aydınlık yola çağrı yapıldıktan sonra sûre, yeriyle göğüyle Allah’ın irade ve buyruklarına boyun eğen, yüklediği işlevleri en küçük bir sapma ve aksamaya meydan vermeden yerine getiren varlıklar âlemine, buradaki muhteşem düzene ve ince hesaplara dikkat çekilerek; bütün bunların, insan Allah Teâlâ’nın her şeye kadir olduğunu ve hiçbir şeyin O’nun bilgisi dışında kalamayacağını bilsin diye böyle olduğu hatırlatılarak sona ermektedir.
“Gök” anlamına gelen semâ kelimesi Kur’an’da tekil ve çoğul şekliyle yüzlerce defa geçer; yedi yerde göğün sayısı “yedi” olarak belirtilir ve bunlardan ikisinde yedi göğün “tabakalar halinde” olduğu ifade edilir (Mülk 67:3; Nûh 71:15); genellikle müfessirler “üstünüzde yedi yol yarattık” meâlindeki âyette de (Mü’minûn 23:17) yedi göğün kastedildiği kanaatindedirler (bu kelimenin kullanımıyla ilgili açıklamalar için bk. Bakara 2:29; A‘râf 7:54; Fussılet 41:11-12; Zâriyât 51:7, 47; Rahmân 55:7).
“Yer, yeryüzü, yerküre” anlamına gelen arz kelimesi de –bazı bağlamlarda “ülke, belde” gibi farklı mânalarda kullanılmış olmakla beraber– Kur’an’da yüzlerce defa geçer; fakat bu kelimenin çoğul kullanımına rastlanmaz. Bu âyette yedi gök tabiri kullanılıp hemen ardından yeryüzünden söz edilirken “onlar gibi, onların benzerlerini, bir o kadarını” şekillerinde çevrilebilecek tamlamada geçen misl kelimesinin farklı mânalarda anlaşılabilmesi sebebiyle âyetin bu kısmıyla ilgili değişik yorumlar yapılmıştır. Arz kelimesinin başındaki belirlilik takısının (lâm-ı ta‘rîf) hangi anlamı gösterdiğine, yine bu kelimenin önündeki “min” edatının rolü ve hangi anlam için kullanıldığına ilişkin değerlendirmeler de bu izahlarda etkili olmaktadır. Bu konudaki yorumları şöyle özetlemek mümkündür (ayrıntı için bk. İbn Atıyye, V, 327-328; Râzî, XXX, 39-40; Elmalılı, VII, 5078-5081; Ateş, IX, 496-499):
a) Yerin göklere benzerliği sayı yönündendir, yani yedi gök gibi yedi yer yaratılmıştır. Bu yorum bazı hadislerde ve sahâbî sözlerinde geçen “yedi yer” şeklindeki kullanımlar delil gösterilerek desteklenmeye çalışılmıştır. Bu haberlerin bazılarında yedi arzın denizlerle ayrıldığı ifadesinin yer alması bazı müfessirleri uzay denizleri ve gezegenler, bazılarını da yerküredeki kara parçaları (kıtalar) anlamını düşünmeye yöneltmiştir. Rivayet ilmi uzmanlarınca bu konudaki haberlerin çoğu zayıf veya uydurma (başka kültürlerden aktarılmış) görülmekle beraber, içinde “yedi yer” tabiri geçen ve daha çok temsilî anlatımlar içeren bazı sahih hadislerin bulunduğu da kabul edilmektedir. Öte yandan, bu ifadeyi yedi yer mânasında anlayan diğer bazı müfessirler burada arzın tabakalarına işaret bulunduğu kanaatindedirler; bu yorumda ilk hatıra gelen yerkürenin dikey tabakaları olmakla birlikte bazıları bunu eski “ekālîm-i seb‘a” ayırımına göre yedi bölge şeklinde anlamışlardır. Kur’an’da arz kelimesinin hiç çoğul olarak geçmemesi, burada da göklere benzerlikten söz edilirken yedi sayısı tasrih edilmediği gibi bu kelimenin yine tekil olarak kullanılmış olması bu şıkta belirtilen yorumlara yöneltilen eleştirilerin esasını oluşturur. Nitekim bazı tefsirlerde aktarılan “Kur’an’da yerin sayısının yedi olduğunu gösteren bundan başka âyet yoktur” tarzındaki ifade, burada böyle bir delâletin asla bulunmadığı gerekçesiyle eleştirilmiştir.
b) Yerin göklere benzerliği nitelik yönündendir. Bu anlayışta olanların bir kısmına göre arz kelimesinin başındaki belirlilik takısı (lâm-ı ta‘rîf) cins belirtmektedir, yani arz türünün veya bu türden olan bir kısım cisimlerin –bazı özellikler bakımından– yedi göğe benzerlik, denklik yahut uyum içinde olduğunu anlatmaktadır. Diğer bir gruba göre ise bu takı belirli bir varlığı yani dünyamızı ifade etmektedir; bu durumda çıkan mâna şu olmaktadır: Dünyamızın kıtaları, tabakaları veya bölgeleriyle yedi sema arasında bir nitelik benzerliği vardır, ki bu anlamıyla âyet bizi bu konuda bilimsel araştırmalara sevk etme amacı taşımaktadır. Bu yorumu benimseyen bazı müfessirler yer ile diğer gök cisimleri arasındaki küre biçiminde olma, güneşten ışık alma gibi benzerlikler üzerinde durmuşlardır. Ayrıca bunu gök cisimleriyle arz arasındaki maddî ögelerin benzerliği şeklinde anlamak da mümkündür.
c) Arz kelimesinin başındaki “min” edatının “başlangıç bildirme” mânası da esas alınabilir. Elmalılı, bu ihtimal üzerinde duran bir müfessire rastlamadığını, ama dil açısından bunun doğru olabileceğinde tereddüt duymadığını belirtir. Bu yaklaşıma göre âyette “arz” kavramıyla insanın aslına işaret edilmiştir; çünkü insan topraktan yaratılmıştır. İnsanın yedi semaya benzetilen yönü ise onun idrak ve şuurunun kaynakları olan ve yediden aşağı olmayan bilgi imkânlarıdır ki bunlar da beş duyu, akıl ve “vahiy tecellileri”dir (VII, 5081).
d) Yedi sayısı bazan bilinen anlamında değil çokluğu belirtmek için kullanılır; “yedi gök” deyimi de yerle ilgili tasvir de çokluğu anlatmak için kullanılmıştır.
e) Bu ifade, o dönemde evrende yedi gök ve yedi arz bulunduğu telakkisi hakim olduğu için böyle kullanılmış ve muhatapların zihinlerine sığdırabildikleri evren tasavvuru esas alınarak, bildikleri, varlığını kabul ettikleri her şeyin, kısaca bütün evrenin yüce Allah tarafından yaratıldığına dikkat çekilmek istenmiştir.
Bilimsel veriler, göklerle arz arasındaki benzerliğin, gök cisimlerini ve yerküreyi oluşturan maddî unsurlarla ilgili olduğu yönündeki yorumu destekler niteliktedir. Kanaatimize göre, Kur’an’ın genel üslûbu ve buradaki ifade akışı dikkate alındığında, bu ibareyi bir bilgi problemi haline getirecek yorum yapmak yerine, âyetin asıl amacı üzerinde durmak uygun olur. Bu amacı kısaca, insanı, evrendeki bütün varlıkların Allah tarafından yaratıldığı, varlıklar âleminde olup biten hiçbir şeyin O’nun bilgisi ve kudreti dışında kalamayacağı bilinci içinde olmaya çağırma şeklinde özetlemek mümkündür. İbn Âşûr’a göre âyet yerkürenin, Allah Teâlâ’nın azamet ve kudretini gösterme hususunda göklerden aşağı kalmayacağını özellikle belirtme amacı taşımaktadır (XXVIII, 339-340). Bu yorumu şu açıdan önemli görüyoruz: Kur’an bütünü itibariyle insana verilen değerin bir ifadesi olduğu gibi yine Kur’an’da insanın değeri konusuna yapılmış özel vurgular da bulunmaktadır. Bu değerli varlığa lutfedilen nimetler arasında en hayatî olanlarını –şu ana kadar bilinebildiği kadarıyla– sadece yerkürenin sahip olduğu ve her şeyden önce insanın varlık sahnesine çıkıp varlığını devam ettirmesine imkân veren özellikler oluşturmaktadır. Kur’an’da sema kelimesinin çoğul kullanıldığı âyetlerde genellikle arz kelimesine de yer verilmesi ve ilâhî kudretin kanıtlarına değinilen âyetlerde arz kelimesinin oldukça önemli bir yer tutması da bu noktayı destekler niteliktedir. Bu ise nihaî tahlilde âyetin, insanın kendisine verilen değeri ve önemi iyi idrak etmesi, ayrıca mukayeseli yerküre ve uzay araştırmaları yaparken bu konuda bilgileri arttıkça Allah’a şükür borcu ve kulluk vecîbesinin daha fazla bilincine varması gerektiği şeklinde bir özendirme mesajı içerdiğini ortaya koyar.
Mehmet Okuyan
Allah yedi kat göğü ve yerden de bir o kadarını yaratandır. Allah’ın her şeye gücünün yettiğini ve her şeyi ilmiyle elbette kuşattığını bilin diye emir bunlar (göklerle yer) arasında inmektedir.
Göklerin “yedi kat” oluşuyla ilgili bkz. Bakara 2:29; İsrâ 17:44; Mü’minûn 23:86; Fussilet 41:12; Talâk 65:12; Mülk 67:3; Nûh 71:15. Bununla birlikte “yedi yol” (Mü’minûn 23:17) ve “yedi güçlü yapı” (Nebe’ 78:12) ifadeleri de bulunmaktadır.
Bayraktar Bayraklı
Allah, yedi kat göğü ve onların benzerini de yerkürede yaratandır. Düzen bunların arasında cereyan eder. Allah'ın her şeye gücünün yettiğini ve bilgisinin her şeyi kuşattığını bilmeniz için bunlar yeterlidir.[654]
[654] Talâk sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 395-397.
Erhan Aktaş
Allah, yedi göğü ve benzer şekilde yeryüzünü yaratandır. Allah'ın her şeye gücünün yettiğini, Allah'ın bilgisinin her şeyi kuşattığını bilesiniz diye, buyruğu onlar arasında iner durur.¹
1- Allah'ın buyruğu yer ile gök üzerinde ortaya çıkmaktadır. (Tecelli etmektedir.) Onun yasaları, bütün varlıklar üzerinde egemenliğini sürdürmektedir.
Ahmet Akgül
Allah, yedi göğü ve yerküreden de onların (mislini) benzerini yaratmıştır. (Dünyamız da 7 tabakadır.) Sizin gerçekten Allah’ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah’ın ilmiyle her şeyi kuşattığını (araştırıp) bilmeniz, (okuyupöğrenmenizve O Yüce Rabbinize tam bir teslimiyet göstermeniz) için; (İlahi) Emir (takdir), bunların arasında durmadan inip (durmaktadır).
[Not: İnsan vücudundaki kan hücrelerinden organ moleküllerine; Dünya’daki ve uzaydaki tüm varlıkların iletişim ve ilişkilerine kadar her olay ve her an bizzat Allah’ın emir ve iradesiyle oluşmaktadır. Bu hassas dengeyi ve düzeni kuran ve koruyan da ancak Cenab-ı Hakk’tır.]
Abdulbaki Gölpınarlı
Bir Allah'tır ki yaratmıştır yedi göğü ve yeryüzünü de onun misli olarak yedi kat halketmiştir; bunların arasında, emri, inip durmadadır Allah'ın, şüphesiz, her şeye gücü yettiğini bilmeniz ve şüphe yok ki Allah'ın bilgisinin, gerçekten de her şeyi kavradığını, kuşattığını anlamanız için.
Allah yedi kat göğü yerden de bir o kadarını yaratandır. O'nun emri, kanunu iradesi yerle gök arasında hükmünü sürdürmektedir ki, Allah'ın herşeye gücü yettiğini ve Allah'ın bilgisinin gerçekten de herşeyi kavrayıp kuşattığını anlamanız içindir.
Allah yedi kat göğü ve onların benzerini yer kürede yaratandır. Emir, ferman, plan, iş, düzen, tedbir bunların arasında cereyan eder. Allah'ın her şeye gücünün kudretinin yettiğini bilmeniz için bu yeter. Her şey Allah'ın ilmi, iradesi, planı içinde gerçekleşmektedir.
Allah yedi göğü ve yerden de onların benzerlerini yaratandır. Emir bunların arasından iner durur ki, Allah'ın her şeye güç yetirdiğini ve Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilesiniz.
Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah'ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için.
O Allah'dır ki, yedi (kat) gök yaratmış, arzdan da onların mislini (yine yedi kat)... Allah'ın emri ve kazası, bütün bunların arasında inib duruyor; bilesiniz ki, Allah her şeye kadirdir ve her şeyi ilmi ile kuşatmıştır.
Allah, O’dur ki yedi kat göğü ve yerden de bir o kadarını yaratandır. Allah’ın emri, (Cebrail, vahiy getirerek) onların arasında iner (çıkar.) Ki Allah’ın her şeye güç yetirdiğini ve Allah’ın her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz.
Yedi kat gökleri, yedi kat yeri de, onların gibisini de yaratıcı Allahtır, Allahın her şeye gücü yettiğin, Allahın bilgisiyle her şeyi kavradığın bilmenizçin, gökle yer arasında buyrumu yürür
Allah O'dur ki, yedi (kat) sema ve yerden de bir o kadarını yaratmıştır. Allah'ın (yaratıcı) iradesi, bütün bu yarattıkları aracılığıyla kesintisiz tecelli eder ki Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve her şeyi yasalarıyla kuşattığını göresiniz.
Bkz. 2:29, 17:44, 23:17, 41:12, 65:12, 71:15-16Kur’an’da “sema” genelde çoğul olarak, “arz” ise tekil olarak ifade edilir. “Yedi kat sema” ifadesi hikmetine binaen Kur’an’da yedi defa geçmektedir. (Bakara, 2:29; İsra, 17:44; Müminun, 23:86; Fussilet,141:2; Talak, 65:12; Mülk, 67:3; Nuh, 71:15). Ancak yerin de “yedi” olmasına işaret eden tek âyet budur. Burada arzın çokluğu, “bir o kadarı” ifadesinden anlaşılmaktadır. Bundan semada, yerküreye benzeyen yedi gezegen ve onlar gibi başka arzların bulunduğu da anlaşılabilir. Yine bu ifadeden yerkürenin yedi tabakadan oluştuğunu da düşünebiliriz. Ayrıca “yedi kat sema” ifadesi, Allah’ın sonsuz ilmini ve kudretini anlatmak için de kullanılmış olabilir. Zira Kur’an’ın maksadı mesaj olduğuna göre onun kâinattan bahsetmesinin de asıl gayesi bu mesaja ve mesajın geldiği kaynağa dikkat çekmek olabilir. Kur’an’da sıkça kullanılan “sema” terimi aynı zamanda “kozmik sistem” çağrışımına da sahiptir. Dolaysıyla “yedi sema” ifadesi, göğün yedi tane olduğunu ifade etse de çokluktan kinâye olarak da anlaşılabilir. Yani, gökler yedi ile sınırlı olmadığı gibi, yer de yedi ile sınırlı değildir. Bu ifade ile Allah sonsuz ilim ve kudretinin yansımalarını gözler önüne sermiş olabilir.
Diyanet İşleri (Eski)
Yedi göğü ve yerden de bir o kadarını yaratan Allah'tır, Allah'ın herşeye Kadir olduğunu ve Allah'ın ilminin herşeyi kuşattığını bilmeniz için Allah'ın buyruğu bunlar arasında iner durur.
Allah, yedi kat göğü ve yerden bir o kadarını yaratandır. Ferman bunlar arasından inip durmaktadır ki, böylece Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz.
Yedi göğü ve yerden/topraktan da o kadar yaratan ALLAH'tır. Buyruklar onların arasında akıp durur. Böylece ALLAH'ın herşeye gücü yettiğini ve ALLAH'ın herşeyi bilgiyle kuşatmış olduğunu bilesiniz.
Burada maksat dünya gibi yedi gezegen mi yoksa atomun yapısı mı? "Arz" kelimesi, yeryüzü ve toprak anlamına gelir. Modern kimyaya göre, yeryüzündeki maddeleri oluşturan atomlar maximum 7 enerji yörüngesine sahip bulunmaktadır. Bu teze göre, dengeli bir elementteki maximum elektron sayısı da 114'tür. Bak 4:82.
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah O'dur ki yedi göğü ve yerden de onlar kadarını yarattı. Emir bunlar arasında iner ki Allah'ın her şeye kâdir olduğunu ve Allah'ın bilgisinin, her şeyi kuşattığını bilesiniz.
O Allah ki yedi Semâ yaratmış. Arzdan da onların bir mislini, aralarından emir inip duruyor şunu bilesiniz diyeki: Allah her şey'e kadirdir ve Allah her şey'i ılmiyle ihata etmiştir
Allah, yedi göğü ve yerden de onların mislini yaratmış olandır. Emr (i) bütün bunların arasında durmadan iner. Allahın (bunları yaratması Onun) hakıykaten herşey'e kaadir olduğunu, ilmiyle hakıykaten herşey'i kaplamış bulunduğunu bilmeniz içindir.
Allah, yedi (kat) göğü (ve) yerden de onların mislini yaratandır.(2) (Allah'a âid)emir, bunlar arasında inip durmaktadır ki, şübhesiz Allah'ın herşeye hakkıyla gücü yeten olduğunu, yine şübhesiz Allah'ın herşeyi ilmen gerçekten kuşattığını bilesiniz.
(2)Yerin, yedi kat gök gibi yaratılması hakkında, bakınız; (Lem‘alar, 12. Lem‘a, 65-67)
İlyas Yorulmaz
Allah, yedi göğü ve göklerde olanları yarattığı gibi, yeryüzünde ki var olanları yaratandır. (Allah’ın) Yaratma emri, onların (yerle gök) arasında devam eder durur ki siz, Allah’ın her şeye gücü yeter olduğunu ve mutlak surette her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz.
Yedi göğü, yerden de onun gibisini [⁴] yaratan, Allah/tır. O/nun emir ve iradesi onların arasında câri ve nafizdir [⁵]. Allah/ın her şeye kemaliyle kaadir olduğunu ve her şeyi ilmiyle ihata ettiğini biliniz diye bunu böyle yapmıştır.
İsmail Hakkı İzmirli Talak Suresi 12. Ayet Açıklaması
[4] Yer tabakaları da gök tabakaları gibi yedi tabakadır.[5] Veya bunlar arasında acayip bir surette tedbir eder.
Kadri Çelik
Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yaratandır. Sizin gerçekten Allah'ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle her şeyi sarıp kuşattığını bilip öğrenmeniz için (ilahi) emir bunların (yer ve gök) arasında durmadan iner durur.
O Allah ki, iç içe tabakalardan oluşan yedi kat göğü ve aynı şekilde yerden de bir o kadarını yaratmıştır. Şu uçsuz bucaksız kâinatı ve uzayın derinliklerinde yüzmekte olan sayısız yıldızları, güneş sistemlerini, galaksileri... yaratan ve mükemmel bir sistemle dengede tutan O’dur. Allah’ın doğaya ve insana yönelik hüküm ve emirleri, yerlerle gökler arasında sürekli akıp duruyor ve O’nun yaratıcı kudretinin tecellîleri, hayranlık verici güzellikleriyle açık birer mûcize olarak her an ve her yerde gözünüzü gönlünüzü aydınlatıyor ki, böylece, Allah’ın her şeye kadir olduğunu ve sonsuz ilmiyle her şeyi kuşattığınıtüm benliğinizle idrâk edesiniz!
Yedi göğü ve Yer’den onların mislini yaratan Allah’tır.
Emr, Allah’ın her şeye güç yetiren olduğunu ve Allah’ın bilgi bakımından her şeyi kuşattığını bilmeniz için onların arasında inip duruyor.
Allah yedi göğü ve yerden1 de bir o kadarını yaratandır.2 Allah’ın gücünün her şeye yettiğini ve ilminin her şeyi kuşattığını bilesiniz diye Allah’ın kanunları bunlar arasında cereyan edip durmaktadır.
1 Kur’an’da arzın da “yedi” olmasına işaret eden tek âyet budur. Sema, genelde çoğul, arz ise tekil olarak ifâde edilmektedir. Ancak burada arzın çokluğu, “bir o kadarı” ifâdesinden anlaşılmaktadır. Bundan semada, başka arzların bulunduğu da anlaşılabilir.2 Sema: Yüksek demek olup yeryüzünde duran kimselerin yukarısında bulunan âlemlerin ismidir. “Yedi gök” ifâdesi, göğün yedi tane olduğunu ifâde ederse de çokluktan kinâye olarak da anlaşılabilir. Yani, gökler yedi ile sınırlı olmadığı gibi, yer de yedi ile sınırlı değildir. Bir de bu âyetin; Kuzey Amerika, Güney Amerika, Asya, Avrupa, Afrika, Avustralya ve Antarktika olmak üzere yedi kıtaya da işaret ettiği, düşünülebilir. Buna göre âyetin tercümesi: “Allah, birçok göğü ve aynen onlar gibi birçok yeri de yaratandır.” şeklinde de olabilir.
Muhammed Esed
ALLAH, yedi göğü 18 ve aynı şekilde yeri[n sayısız parçasını] yaratandır. O'nun [yaratıcı] iradesi, 19 bütün bu [yarattık]ları aracılığıyla kesintisiz tecellî eder ki Allah'ın her şeye kâdir olduğunu ve her şeyi bilgisiyle kuşattığını göresiniz.
O, Allah ki yedi kat gökleri ve yerden de bir o kadarını yaratandır. Allah’ın her şeye gücünün yettiğini her şey için bir ölçü koyduğunu ve her şeyi sınırsız ilmiyle kuşattığını bilesiniz diye O’nun yasaları bütün bu varlıklar üzerinde hükmünü icra etmektedir. 21/16, 45/22
ALLAH, yedi kat gökleri ve yerden de bir o kadarını yaratandır.[5168] O’nun (yaratıcı) iradesi, bu ikisi arasında her an yenilenerek sürekli tecelli eder ki, Allah’ın her şeye muktedir olduğunu ve her şeyi akıl sır ermez bir ilimle kuşattığını kavrayasınız.
Mustafa İslamoğlu Talak Suresi 12. Ayet Açıklaması
[5168] Veya mini beyaniyye sayarak: “benzer bir biçimde de yeri”; veya teb’îdiyye sayarak “yerden de onların bir benzerini yaratmaya başladı”. Esasen her ‘semâ’, bir ‘arz’ın çevresindeki boşluktur. Mislehunne, Kur’an’da yer ve göğün yaratılışından bahseden sayısız âyet arasında sadece burada geçer. Yerin çokluğuna (ardın, aradûn çoğulu yerine kullanılışıyla ilgili bkz: İtkân II, 299), veya çok katmanlılığına ya da kıtalarına delâlet edebileceği gibi, göklerin yaratılışına benzer bir süreçte yaratıldığına da delâlet eder. Bizce mislehunne “ona benzer başka dünyalar” anlamına gelebilir. Eğer bu sonuç isabetliyse, dünya dışı dünyaların varlığına delâlet eder. Âyetin devamında Allah’ın sonsuz kudretine ve akıl sır ermez bilgisine atıf yapılması bunu destekler mahiyettedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Allah, o (Zât-ı Kibriyâ) dır ki, yedi göğü ve yerden de onların mislini yaratmıştır. Onların aralarında emri cereyan eder.Tâ ki bilesiniz ki şüphe yok Allah, her şey üzerine tamamen kadirdir ve muhakkak ki Allah, her bir şeyi ilmen ihata buyurmuştur.
Allah O yüce Yaratıcıdır ki yedi kat göğü ve yerden de onların benzerini yaratmıştır. Allah'ın emri ve hükmü bunlar arasında inip durur ki, Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve Allah'ın her şeyi ilmiyle ihata ettiğini, O'nun ilmi dışında hiçbir şey olmayacağını siz de bilesiniz.
Bazı müfessirler yedi gök gibi, “yedi yer” olarak anlamışlardır. Bazıları ise: “yedi yer” tarzında değil, sadece nasıl birçok sema yaratılmışsa, birçok arz da yaratılmıştır.” şeklinde anlamışlardır. Bazı âyetlerde canlıların bizim dünyamıza münhasır olmayıp başka âlemlerde de canlıların bulunabileceğine (42,29) işaret edilmiştir.
Süleyman Ateş
Allah O'dur ki yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. (Allah'ın) Buyruğu, bunlar arasında iner ki Allah'ın herşeye kadir olduğunu ve Allah'ın bilgice her şeyi kuşatmış bulunduğunu bilesiniz.
Yedi kat göğü ve yerden de onlar gibisini yaratan Allah’tır. İşler, bunlar arasında yürür. Bilesiniz ki her şeye bir ölçü koyan Allah’tır. Bilgisi her şeyi kapsayan da Allah’tır.
Süleymaniye Vakfı Talak Suresi 12. Ayet Açıklaması
[*] Göklerin yedi kat olduğu bildirdiğine göre yerin de yedi kat olması gerekir. Diğer taraftan yer, gökyüzünün bir örneği olduğu için yedinci kat semanın, dünyanın üst düzeyi gibi döşenmiş olması gerekir. Sidret'ul-munteha (Necm 53:13-18), en son sidre ağacı demektir. O da yedinci kat semada olmalıdır. Dünya ile yedinci kat sema arasındaki uzaklığı da şu ayetlerden öğreniyoruz: . Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yaratan sonra da yönetime (arşa) geçen Allah'tır. O'nun ile aranızda bir dostunuz ve destekçiniz yoktur. Bilginizi kullanmaz mısınız? Gökten yere kadar olan bütün işleri Allah düzenler, sonra o işler sizin hesabınıza göre bin yılı bulan bir gün içinde O'na yükselir. İşte O, görülmeyeni de görüleni de bilendir. Üstün ve ikramı bol olan O'dur. (Secde 32:4-6) Dünya ile yedinci kat sema arasındaki uzaklık, ancak uzman bir ekiple yapılacak çalışma sonucu öğrenilebilir.
Şaban Piriş
Göğü ve yerden de bir o kadarını yaratan Allah'tır. O'nun emri, Allah'ın her şeye gücünün yettiğini ve ilmiyle her şeyi kuşatmış olduğunu bilesiniz diye bunların arasında inip duruyor.
Yedi göğü ve yerden de bir o kadarını yaratan Allah'tır.(2) Allah'ın emri onların arasından iner, durur.(3) Böylece bilmiş olun ki, Allah'ın gücü herşeye yeter; Allah'ın ilmi de herşeyi kuşatmıştır.
(2) Yedi gök ile yer arasında kurulan benzerlik, benzetme yönü itibarıyla, sayı olarak anlaşılmakta ve bu ifadeden, yedi gök gibi, yedi tane de yer anlamı çıkmaktadır. Bazıları bunu, göğün tabakaları gibi, yerin de yedi tabakası olarak yorumlamıştır. Ancak âyetin metni, yedi ayrı yer olarak anlaşılmaya daha elverişli görünmektedir. Bununla beraber, “yedi” rakamının, 2:29’un açıklamasında da geçtiği gibi, kesin bir rakamdan ziyade, çokluk ifade edebileceği de dikkatten uzak tutulmamalıdır. Şurası bir gerçektir ki, eğer kâinatta gezegen aranacaksa, bunun tespiti çok zor olmakla birlikte, bizim yıldızlarla dolu olarak gördüğümüz uzayın derinliklerinde sayılamayacak kadar çok gezegen vardır. Fakat üzerinde hayat barındıran gezegenlerden söz ediliyorsa, bu konuda şimdilik bizim bir bilgimiz yoktur. Ancak âyet bu kapıyı açık tutmaktadır.(3) O âlemlerde de Allah’ın koyduğu yasalar cereyan eder.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah O'dur ki, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yaratmıştır. Emir/iş ve oluş onlar arasında sürekli iner ki, Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve Allah'ın bilgi bakımından her şeyi kuşattığını bilesiniz.
Tañrı ol kim yarattı yidi gökleri [297b] daħı yirden anlarcılayın. iner buyruķ aralarında. tā bilesiz kim bayıķ Tañrı her nesene üzere güci yiter daħı bayıķ Tañrı bayıķ ķapladı her neseneyi bilmekdin yaña.