Ebü'l-Mhlb

Ebü'l-Mühelleb · 2. tabaka

Ebü'l-Mühelleb

Vefath. 91
KünyeEbü'l-Mühelleb
Nisbeel-Cermî, el-Basrî, el-Ezdî
Tabaka2. tabaka

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb hep birden İbni Uleyye'den rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize İsmail b. İbrâhîm, Hâlid'den, o da Ebu Kılâbe'den, o da Ebu'l-Mühelleb'den, o da İmrân b; Husayn'dan naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindiyi kıldırmış ve üç rek'âtda selâm vermiş. Sonra evine girmiş. Arkasından Hırbâk denilen ve ellerinde bir parça uzunluk bulunan bir adam kalkarak ona varmış ve: »Yâ Resûlallah!» diyerek yaptığını kendisine anlatmış. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kızgın bir hâlde cübbesini sürükleyerek dışarıya çıkmış ve cemaatın yanına gelerek: «Bu doğru mu söyledi?» demiş. Ashâb: — Evet! Cevâbını vermişler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir rek'ât daha kılmış; sonra selam vermiş; sonra iki secde yapmış; sonra selam vermiş.
Bize İshâk b. İbrahım rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdülvehhâb Es-Sekafî haber verdi. (Dediki) : Bize Hâlid —ki Hazzâ'dır — «Ebu Kılâbe'den, o da Ebu'l - Mühelleb'den, o da İmrân b. Husayn'den naklen rivayet etti. Imrân şöyle demiş: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindinin üç rek'atında selam verdi. Sonra kalkarak hücreye girdi. Arkasından elleri uzunca bir adam kalkarak: — Namaz kısaltıldı mı Yâ Resûlallah? dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kızgın bir hâlde dışarıya çıktı ve bıraktığı rek'âtı kıldı. Sonra selam verdi. Sonra iki secde-i sehvi yaptı; sonra selam verdi.
Bana Züheyr b. Harb ile Aliyyu'bnü Hucr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize İsmail rivayet etti. H. Bize Yahya b. Eyyûb da rivayet etti. (dediki): Bize îbni Uleyye, Eyyûb'dan, o da Ebû Kılâbe'den, o da Ebû'I-Mühelleb'den, o da İmrân b. Husayn'dan naklen rivayet etti. İmrân şöyle demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Necaşi'yi kastederek: «Bir din kardeşiniz vefat etmiştir. Binâenaleyh kalkın onun cenaze namazını kılın.» buyurdular.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Züheyr b. Harb ve İbn Hucr ← İsmâil b. Ca'fer
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Eyyûb ← İbn Uleyye ← Eyyûb es-Sahtiyânî ← Ebû Kılebe ← Ebü'l-Mhlb ← İmrân b. Husayn
Bana Züheyr b. Harb ile Alî b. Hucr Es-Sa'idî rivayet ettiler. Lâfız Züheyr'indir. (Dedilerki): Bize İsmail b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb, Ebû Kılâbe'den, o da Ebu'l-Mühelleb'den, o da Imrân b. Husayn'dan naklen rivayette bulundu. Şöyle demiş: Sakîf (kabilesi) Benî Ukayl'in müttefiki idiler. Derken Sakîf Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından iki kişiyi esîr ettiler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabı Benî Ukayl'den bir kişi esîr ettiler; onunla birlikte Adbâ' (ismindeki deve) yi de aldılar. Adam prangada olduğu halde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun üzerine geldi. (Adam) : — Yâ Muhammed! diye seslendi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun yanına gelerek: «Ne istiyorsun?» diye sordu. Adam: — Beni niçin aldın? Ve hacıları geçen (devey) i niçin aldın? dedi. (Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) meseleyi büyültmek için): «Seni müttefiklerin olan Sakîf'in cinayetinden dolayı aldım! cevâbını verdi. Sonra ondan ayrılıp gitti. Adam (tekrar) ona seslenerek: — Yâ Muhammed, yâ Muhammed ! dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) merhametli ve nezaketli idi. Bu sebeple ona dönerek: «Ne istiyorsun?» diye sordu. (Adam) : — Ben müslümanım, dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Eğer bu sözü kendi umuruna mâlik iken söylemiş olsaydın tamamiyle kurtulurdun! cevâbını verdi. Sonra çekildi gitti. (Adam tekrar) kendilerine seslenerek: — Yâ Muhammed ! Yâ Muhammed ! dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yine yanına gelerek: «Ne istiyorsun?» diye sordu. (Adam) : — Ben açım, beni doyur; susuzum, beni sula! dedi. ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Senin hacetin bu mu?» dedi. Sonra (bu adam) o iki kişiye fidye yapıldı. İmrân b. Husayn sözüne şöyle devam etmiş: Ensârdan da bit kadın esir edildi; Adbâ dahî ele geçirildi. Kadın prangada idi. Halk develerini evlerinin önünde eğreklendiriyorlardi. Derken bir akşam bu kadın bağdan boşanarak develerin yanına geldi. Kadın bir deveye yaklaştı mı hayvan böğürüyordu. Nihayet Adbâ'nın yanına vardı. Fakat o böğürmedi; hem de pişkin bir deve idi... Hemen arka tarafına oturdu. Sonra hayvanı sürerek yola revan oldu. Kadını (n kaçtığını) hissederek aradılar taradılar fakat kadın onları âciz bıraktı. Bir de eğer Allah kendisini kurtarırsa bu deveyi boğazlamayı Allah için nezretti. Medine'ye gelince halk kendisini görerek: İşte Adbâ' ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in devesi!., dediler. Kadın, eğer Allak kendisini bu devenin üzerinde kurtarırsa onu mutlaka boğazlamayı nezrettiğini söyledi. Bunun üzerine ResûluIIah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek meseleyi kendisine anlattıklarında: «Sübhânâllah! Onu ne kötü cezalandırmış!.. Eğer Allah kendisini bunun üzerinde kurtarırsa onu mutlaka boğazlamayı nezretmiş!.. Günaha girmek için yapılan nezirle kulun elinde olmayan bir şeye yapılan nezrin îfâsı yoktur.» buyurdular. İbni Hucr'un rivayetinde: «Allah'a ısyân etmek için nezir olmaz!» denilmiştir.
Bize Aliy b. Hucr Es-Sa'dî ile Ebû Bekir b. Ebi Şeybe ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsmail —ki İbni Uleyye'dir— Eyyûb'dan, o da Ebû Kılâbe'den, o da Ebu'l-Mühelleb'den, o da İmrân b. Husayn'dan naklen rivayet etti ki, Bir adam ölürken altı memlûkünü âzâd etmiş. Bunlardan başka malı yokmuş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) köleleri çağırarak üçte birer olmak üzere taksim etmiş; sonra aralarında kura çektirerek ikisini âzâd etmiş; dördünü köle olarak bırakmış. Adam hakkında da ağır söz söylemiş.
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim ile İbni Ebî Ömer de Sekafî'den rivayet ettiler. Her iki râvi Eyyûb'dan bu isnâdla rivayette bulunmuşlardır. Hammâd'ın hadîsi, İbni Uleyye'nin rivayeti gibidir. Sekafî'ye gelince: Onun hadîsinde: «Ensârdan bir adam ölürken vasiyyet ederek altı memlûk âzâd eyledi.» cümlesi vardır.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Hammâd b. Zeyd ← Eyyûb es-Sahtiyânî ← Ebû Kılebe ← Ebü'l-Mhlb
Bana Ebû Gassân Mâlik b. AbdiIvâhİd El-Mismaî rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz (yâni İbni Hişâm) rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Yahya b. Ebî Kesirden rivayet etti. (Demişki): Bana Ebû Kılâbe rivayet etti. Ona da Ebû'l-Mühelleb, İmrân b. Husayn'dan naklen rivayet etmiş ki, Cüheyne (kabilesin) den bîr kadın zinadan gebe olarak Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelmiş ve: — Yâ Nebiyyâllah! Ben haddi hak ettim. Onu bana tatbik ediver! demiş. Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Seliem) de velîsini çağırarak: «Buna iyi bak, doğurduğu zaman onu bana getir!» buyurmuş. Velisi de öyle yapmış. Bunun üzerine Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadın hakkında emir vererek üzerine elbisesi bağlanmış. Sonra emir buyurarak recmedilmiş; ve cenazesini kılmış. Ömer kendisine : — Bunun cenazesini kılacak mısın yâ Nebiyyâllah? Halbuki zina etmiştir; demiş. Efendimiz: «Gerçekten o öyle bir tevbe etti kî, bu tevbe Medinelilerden yetmiş kişi arasında taksim edilse onlara yeterdi. Sen Allah için canını vermekten daha faziletli bir tevbe gördün mü?» buyurmuşlar
Bize bu hadîsi Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Affân b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Ebân El-Attâr rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Ebî Kesir bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb hep birden İbni Ulayye'den rivayet .ettiler. Züheyr (Dediki): Bize İsmail b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb, Ebû Kılâbe'den, o da Ebû Mühelleb'den, o da İmran b. Husayn'daıı naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Bir defa Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seferlerinden birinde iken ensârdan bir kadın da bir dişi deve üzerinde bulunuyordu. Kadın bıkkınlık göstererek deveye lanet etti. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de bunu işitti. Ve : «Bu devenin üzerindeki eşyayı alın ve deveyi bırakın! Çünkü o lanetlenmiştir.» buyurdular. İmran: «Ben onu bâlâ insanlar arasında yürürken görür gibiyim. Ona kimse sataşmıyordu.» demiş.