Ebû Mürre künyesiyle tanınan Yezîd, Hicazlı bir tâbiîdir. Kaynaklarda genellikle Akîl b. Ebû Tâlib'in mevlâsı olarak anılır. Vâkıdî ise onun aslında Ebû Tâlib'in kızı Ümmü Hânî'nin azatlısı olduğunu, ancak Akîl'in yanından ayrılmadığı için ona nispet edildiğini belirtir. Bu bağlantı sebebiyle el-Hâşimî nisbesiyle de anılır.
Tâbiîlerin büyükleri arasında sayılan Ebû Mürre; Akîl b. Ebû Tâlib, Ümmü Hânî, Amr b. el-Âs, Mugîre b. Şu'be, Ebü'd-Derdâ, Ebû Hüreyre ve Ebû Vâkıd el-Leysî gibi sahâbîlerden hadis rivayet etti. Kendisinden Zeyd b. Eslem, Ebü'n-Nadr Sâlim, İshak b. Abdullah b. Ebû Talha ve Saîd el-Makbürî rivayette bulundu. İbn Hibbân onu es-Sikât adlı eserinde zikretmiş, İclî ve Zehebî de güvenilir saymıştır. Rivayetleri Kütüb-i Sitte'nin tamamında yer alır.
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti dediki: Malike Ebu'n Nadr'dan duyduğum ona da.Ümmü Hanî binti Ebi Talib'in azadlısı Ebu Mürre'nin haber verdiği şu hadisi okudum. Ebu Mürre Ümmü Hani binti Ebi Talib'i şunları söylerken işitmiş. Mekke'nin fethedildiği sene Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem}'in yanına gitmiştim. Onun yıkanmakta olduğunu, kızı Fatıma'nın da bir elbise ile onu örttüğünü gördüm.
Bize Muhammed b. Rumh b. el Muhacir rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Yezîd b. Ebî Habîb'den, o da Said b. Ebi Hind'den naklen haber verdi. Said'e de Akîl'in azadlısı Ebu Mürre rivayet etmiş, Ebu Talib'in kızı Ümmü Hani kendisine tahdis ettiğine göre Mekke'nin fethedildiği sene Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Mekke'nin üst taraflarında bulunuyorken yanına gitti. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yıkanmak üzere kalktı. Fatıma onun önünü örtü ile kapattı sonra elbisesini alıp ona sarındı sonra sekiz rekM kuşluk namazını kıldı.
Bize bu hadisi Ebu Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Üsame, Velid b. Kesîr'den, o da Said b. Ebi Hind'den bu isnadla rivayet etti. Said: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yıkandıktan sonra elbisesini alıp ona büründü sonra kalkıp beş rekat namaz kıldı. Bu kuşluk vaktinde idi.
Bana Haccâc b. Şâir de rivayet etti. (Dediki): Bize MualIâ b. Esed rivayet etti. (Dediki): Bize Vüheyb b, Hâlid, Cafer b. Muhammed'den, o da babasından, o da Akîl'in âzâdlısı Ebû Mürra'dan, o da Ümmü Hânî'den naklen rivayet ettiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) fetih senesi Ümmü Hânî'nin evinde bir tek elbise içinde, iki ucunu çaprazlama koltuk altından geçirerek sekiz rek'ât namaz kılmış.
Bana, Hârûn b. Abdîllâh ile Muhamnıed b. Râfî'de rivayet ettiler. Dedilerki: Bize, İbni Ebi Füdeyk, Dahhâk b. Osman'dan, o da İbrahim b. Abdillâh b. Huneyn'den, o da Ümmü Hânî'nin âzâdlısı Ebû Mürra'dan, o da Ebû'd-Derdâ'dan nalken rivayet etti. Ebû'd-Derdâ şöyle demiş : «Habîbim (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bana üç şey vasiyyet etti. Ben, bunları yaşadığım müddetçe asla terk edemem! Her aydan üç gün oruç tutmayı, kuşluk namazını ve bir de vitr namazını kılmadan uyumamamı. (vasiyet buyurdular.) » İzah Ebû Hureyre hadîsini Buhâri «Kitâbü't-Teheccüd» ile «Kitâbü's-Sevm» de; Nesâî dahî «Namaz» bahsinde muhtelif râvîIerden tahric etmişlerdir. Halil: Yakın dost; demekdir. Vakıa Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz: «Ben, halîl edinecek olsam, Ebû Bekr'i kendime halîl yapardım.» buyurmuşdur. Fakat Hz. Ebû Hureyre'nin sözü, bu hadise muhalif değildir. Çünkü mümteni olan şey, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, ashabından birini halil; ittihâz etmesidir. Ashâbın, onu halil ittihâz etmesi, mümteni' değildir. Ebû'd-Derdâ' hadîsinde, halîl yerine habîb kelimesi kullanılmışdır. Bâzıları, bu iki kelime arasında fark bulmuş; diğer bâzıları aralarında fark olmadığını söylemişlerdir. Hz. Ebû'd-Derdâ' hadîsinin tamâmiyle benzeri bir hadîsi Ebû Zerr (Radiyallahu anh) da rivayet etmişdir. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bu hadîslerde zikredilen üç şeyi vasiyyet etmesindeki hikmet şudur: Her ay üç gün oruç tutmak, nefsi oruca alıştırır. Kuşluk namazını kılmak da namaza alıştırır. Uyumadan vitir namazını kılmak ise vitr namazına bu şekilde devam etmek lâzım geldiğine işarettir. Bu hadîsde vitir namazının vâcib olduğuna, vaktinin uyku ve gaflet zamanı olduğuna dahî işaret vardjr. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, bu vasiyyeti Ebû Hureyre, Ebû'd-Derdâ, ve Ebû Zerr (Radiyallahû anhûma) hazerâtına tahsis buyurarak başkalarına yapmaması, bunlar fakîr oldukları içindir. Oruç ile namaz, bedenî ibâdetlerin en şereflilerindendir. Anlaşılıyor ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara hâllerine en lâyık olan şeyi vasiyet etmişdir.
Bize Kuteybe b. Saîd, Mâlik b. Enes'den, ona okunanlar meyanında İshâk b. Ahdillah b. Ebî TaIha dan naklen rivayet etti. Ona da Akîl b. Ebî Talib'in azatlısı Ebû Mürre, Ebû Vâkıd EI-Leysî'den naklen haber vermişki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beraberinde cemâat olduğu halde mescidde otururken üç nefer gelivermiş. Onların ikisi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelmişler, biri gitmiş. Bu iki kişi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in başında dikilmişler. Biri halka'da bir aralık görerek oraya oturmuş. Diğeri cemâatin arkalarına oturmuş. Üçüncüsü ise dönüp gitmiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oradan ayrılınca : «Size bu üç kişiyi haber vereyim mi? Bunlardan biri Allah'a sığındı, Allah da onu sığındırdı. Diğeri utandı, Allah da ondan istihya etti. Sonuncuya gelince, o yüz çevirdi. Allah da ondan yüz çevirdi.» buyurmuşlar.