Abbâd b. Temîm, ensarın Mâzin koluna mensup Medineli bir tâbiîdir. Hz. Peygamber'in abdest alışını tarif eden sahâbî Abdullah b. Zeyd b. Âsım onun amcasıdır ve Abbâd'ın hadislerinin önemli bir kısmı bu amcasından gelir. Buhârî'de amcası kanalıyla aktardığı rivayetler arasında Resûlullah'ın yağmur duasına çıkışı ile namazda abdestinin bozulduğundan şüphe eden kişiye dair hadis yer alır.
Babası Temîm'den, amcası Abdullah b. Zeyd'den, Ebû Beşîr el-Ensârî ve Ebû Saîd el-Hudrî'den rivayette bulundu. Kendisinden Zührî, Yahyâ b. Saîd el-Ensârî, Abdullah b. Ebû Bekir b. Hazm ve Amr b. Yahyâ hadis nakletti. Nesâî ve başkaları onu güvenilir kabul etmiştir. Hicrî birinci asrın son on yılı içinde, h. 91-100 yılları arasında vefat ettiği kaydedilir.
Ailesi
Babası
Tameem bin Zayd
Annesi
Ghaziya Mazni
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bana Amru'n-Nakid ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. H. Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. Bunlar hep birden İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Amr dediki, bize Süfyan b. Uyeyne, Zührî'den, o da Saîd ile Abbad Temîm'den, Abbad da amcasından naklen rivayet ettiki : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e namazda iken; hayaline abdesti bozuldu gibi gelen kimsenin hükmü arz olumuş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Böyle bîr kimse ses işitmedikçe veya koku duymadıkça namazdan çıkamaz.» buyurmuşlar. Ebu Bekr ile Züheyr b. Harb kendi rivayetlerinde. «Soran zat Abdullah b. Zeyd'dir» dediler.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, Abdullah b. Ebû Bekir'den dinlediğim, onun da Abbad b. Temîm'den: Ben Abdullah b. Zeyd El-Mâziniyi şöyle derken işittim, diyerek rivayet ettiği şu hadisi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazgah'a çıkarak yağmur duası yaptı. Kıbleye döndüğü vakit cübbesinl ters çevirdi.»
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan b. Uyeyne, Abdullah b. Ebî Bekir'den, o da Abbad b. Temimden, o da amıcasından naklen haber verdi. Şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazgaha çıkarak yağmur duası yaptı ve kıbleye karşı döndü. Cübbesini ters çevirdi; iki rekat da namaz kıldı.»
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilâl, Yahya b. Said'den naklen haber verdi. Demişki: Bana Ebû Bekir b. Muhammed b. Amr haber verdi; Ona da Abbâd b. Temim haber vermiş, ona da Abdullah b. Zeyd El-Ensârî haber vermişki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yağmur duası için namazgaha çıkmış, duâ etmek isteyince kıbleye dönmüş ve cübbesini ters çevirmiş.
Bana Ebû't-Tâhir ile Harmele rivayet ettiler. Dedilerki. Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, ibni Şihâb'dan naklen haber verdi. Demişki: Bana Abbâd b. Temim El-Mâzîni haber verdi. O da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından biri olan amıcasmı şöyle derken işitmiş: «Bir gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yağmur duasına çıktı» müteakiben arkasını cemaata vererek Allah'a duâ etmeye başladı ve kıbleye döndü. Cübbesini de ters çevirdi. Sonra İki rek'at namaz kıldı.» İzah Bu hadîsi Buhârî «İstiska» bahsinin bir kaç yerinde; Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve îbni Mace dahî muhtelif yerlerde muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. «İstiskaa»: İçecek ve hayvanları ile nebatlarını sulayacak suyu bulunmayan yahut bulunup da yetmiyen yerler halkının ihtiyâç zamanında Allah Teâlâ'dan su niyaz etmeleridir. Hanefiîler'e göre istiskaa, kitap ve sünnetle sabitdir. Kitap» dan deliller «Ey kavmim? Rabbinizden (evvelâ) af dileyin sonra da tevbe edin ki, sizin üzerinize semâdan bol bol yağmur göndersin.» [ Hud 52 ] ayet-i kerimesi ile emsali âyetlerdir. Gerçi bu âyetlerde bahsi geçen Nebiler bizim Nebiimiz değil; Hz. Nûh ve Hz. Hûd (Aleyhimusselm) gibi geçmiş ümmetlere gönderilen Nebiler olup, duâ ve istiğfar hususunda yapmış oldukları tavsiyeler dahi kendi ümmetlerine âit ise de, Allah ve Resulü inkârsız şekilde hikâye etmiş olmak şartı ile eski şeriatlar bizim için dahî şeriat sayılır. Bunun mânâsı: O şeriatların bâzı ahkâmı bizim şeriatımızın bir cüz'ü olmak üzere bize meşru kılınmışdır. Bu âyetlerde de hâl böyledir. Bahsimiz hadislerinden de anlaşılacağı vecihle istiska, sünnetle de meşru olmuşdur. Bu bâbda bir çok sahih hadisler rivayet olmuşdur. îstiska hususunda kitap ile sünnetin isbât ettikleri haddi müşterek: istiğfar ile Allah'a hamd-ü sena ve duadır. Yağmur duasında namaz mes'elesi Hanefiiler'e göre: Yalnız bir hadîsde zikredilmişdir. O da şâzzdır. Anlaşılıyor ki yağmur duası eski ümmetlere de meşru olmuşdur. Bu cihet âyetlerle sabit olduğu gibi, bâzı hadîslerden de anlaşılmaktadır. îmam Ahmed ile Hâkim'in Hz. Ebû Hureyre'den, rivayet ettikleri bir hadîsde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlardır: «Vaktiyle Süleyman (Aleyhisselâm) yağmur duasına çıktı ve sırtüstü yatarak ayaklarını semâya kaldırmış bir karınca gördü. Karınca: Yâ Rabbî! Biz, senin mahlûkaatından bir takım mahlûklarız. Senin suyundan müstağni değiliz, diyordu. Bunun üzerine Hz. Süleyman (yanındakilere): «Muhakkak başkasının duası sebebiyle sulandınız; dedi.» Bu hadîs de yağmur duasının eski ümmetlere meşru olduğunu gösterir. Yağmur duası islâmîyetten evvel araplarda da vardı. îbni Asâkir şu rivayeti tahric etmişdir: «Mekke'lilere kıtlık isabet etmiş, Kureyş (Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in amıcası Ebû Tâlib 'e): — Yâ Ebâ Tâlib! Bu vadiye kıtlık geldi. Çoluk çocuk kurağa tutuldu; gel bir yağmur duası yapıver! demişler. Bunun üzerine Ebû Tâlib, beraberinde bir çocuk, (ama) üzerinden siyah bir bulut açılmış güneş gibi bir çocuk (yâni âhir zaman Nebii onun etrafında da bir takım çocuklar olduğu hâlde duaya çıkmış.) Çocuğu alarak sırtını Kabe'ye dayamış ve parmağı ile çocuğa dokunmuş. Gökyüzünde bir pare bulut bile yokmuş. Derken öteden beriden bulutlar peyda olmuş. Ve gittikçe çoğalarak öyle bol bir yağmur yağmış ki; vadi dolmuş taşmış her taraf bolluk içinde kalmış...»
Bize Süreye b. Yûnus rivayet etti. (Dediki): Bize îsmâil b. Ca'fer, Amr b. Yahya b. Umâra'dan, o da Abbâd b. Temîm'den, o da Abdullah b. Zeyd'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Huneyn'i fethedince ganimetleri taksim ederek müellefe-i kulûb'a dünyalıklar vermiş. Sonra Ensâr'ın dahî başkalarının ellerine geçen mallardan almak istediklerini duymuş. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayağa kalkarak onlara hutbe okumuş: Allah'a hamd-ü sena ettikten sonra: — «Ey Ensar cemâati! Ben, sizi dalâlette bulmadım mı Allah size benim vâsıtamla hidâyet vermedi mi? Fakir bularak Allah benim vâsıtam ile sizi zengin etmedi mi? Dağınık bularak Allah, sizi benim vâsıtam ile bir yere toplamadı mı?» buyurdu. Ensâr (bu suâllere hep): — «Allah ve Resulünün ihsanı pek büyüktür.» cevâbını veriyorlardı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Bana cevap verseniz ya!» buyurdu. Ensâr (yine): — «Allah ve Resulünün nimetleri pek büyüktür.» dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) — «Siz isteseydiniz: şöyle şöyle söyler; filân iş şöyle şöyle oldu, derdiniz.» — Burada Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir çok şeyler'e işaret buyurmuş yalnız râvî Amr onları bekleyemediğini söylemiştir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sözüne devamla: — «Başkalarının koyunlarla develerle gitmesine, sizin de evlerinize Resulullah ile dönmenize razı olmaz mısınız? Ensâr iç çamaşırı, başkaları ise dış çamaşırdırlar. Eğer hicret olmasaydı ben mutlaka Ensâr'dan biri olurdum. Bütün insanlar bir vâdîyi ve dağ yolunu tutsa, ben mutlaka Ensâr'ın vadisi ve yolunu tutardım. Şu muhakkak ki: sizler benden sonra başkalarının kendinize tercih edildiğini göreceksiniz. (Ama) havuzun başında bana kavuşuncaya kadar sabredin.» buyurdular.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülazîz yâni İbni Muhammed ed-Derâverdi, Amr b. Yahya el-Mâzîni'den, o da Abbâd b. Temim'den, o da amcası Abdullah b. Zeyd b. Âsım'dan naklen rivayet etti ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ki, İbrahim Mekke'yi haram kılmış ve orada yaşayanlara dua etmîştir. ibrâhîm Mekke'yi nasıl haram kıldı ise ben de Medine'yi harâm kıldım; ve onun sâ'î ile müddü hakkında İbrahim'in Mekke'liler için yaptıği duanın iki misli dua ettîm,» buyurmuşlar.
Bana bu hadîsi Ebû Kâmil el-Cahderî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülazîz yânî İbni'l-Muhtâr rivayet etti. H. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Mahled rivayet etti. (Dediki): Bana Süleyman b. Bilâl rivayet etti. H. Bize bu hadîsi İshâk b. İbrâhîm de rivayet etti. (Dediki): Bize Mahzûmî haber verdi. (Dediki): Bize Vüheyb rivayet eyledi. Bunların hepsi Amr b. Yahya yâni Mâzinî'den bu isnâdla rivayette bulunmuşlar dur. Vüheyb'in hadîsi, Derâverdî'nin rivayetinde olduğu gibi: «İbrahim'in yaptığı duanın iki misli...» şeklindedir. Süleyman b. Bilâl ile Abdülazîz b. Muhtar'a gelince: Onların rivayetinde: «İbrahim'in yaptığı duanın bir misli...» cümlesi vardır.
Bize Kuteybetû'bnû Saîd Mâlik b. Enes'den, ona Abdullah b. Ebî Bekii tarafından okunan, onun da Abbâd b. Temîm'den, onun da Abdullah b. Zeyd EI-Mâzinî'den rivayet ettiği hadîsler meyanında rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Evimle minberimin arası cennet bahçelerinden bir bahçedir.» buyurmuşlar.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize AbdülAziz b. Muhammed El-Medenî, Yezîd b. Haad'dan, o da Ebû Bekir'den, o da Abbaad b. Tenıim'den, o da Abdullah b. Zeyd El-Ensarî'den naklen haber verdiki. Abdullah Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Minberimle evimin arası cennet bahçelerinden bir bahçedir.» buyururken işitmiş.
Bize yine İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Mahzumi haber verdi. (Dediki): Bize Vüheyb rivayet etti. (Dediki): Bize Amr b. Yahya, Abbâd b. Temîm'den, o da Abdullah b. Zeyd'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Ona biri gelerek: İşte bu İbni Hanzale'dir; insanlardan bey'at alıyor! Demiş. O da: Ne üzerine? Diye sormuş. — Ölüm üzerine! cevâbını vermiş. — Hayır! Ben bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den sonra hiçbir kimseye bey'at etmem! Demiş.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e İbni Şihab'dan dinlediğim, onun da Abbâd h. Temim'den, onun da amcasından naklen rivayet etliği şu hadîsi okudum. Abbâd'ın amcası Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ı mescidde sırtüstü yatarak bir ayağını diğerinin üzerine koyduğunu görmüş.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Abdullah b. Ebî Bekr'den dinlediğim, onun da Abbad b. Temim'den rivayet ettiği, ona da Ebû Beşir El-Ensârî'nin haber verdiği şu hadîsi okudum. Ebû Beşir seferlerinin birinde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) le beraber bulunuyormuş. (Demişki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir elçi gönderdi. — Abdullah b. Ebî Bekr: Zannederim halk geceledikleri yerlerinde idi, demiş. — : «Hiç bir devenin boynunda kesilmedik kirişden bir gerdanlık —yahut bir gerdanlık— kalmasın!» buyurdular. Mâlik: «Zannederim bu yasak nazardan dolayı olacak.» demiştir.