Ebû İbrâhîm Yezîd b. Şerîk b. Târık et-Teymî, Kûfeli bir tâbiîdir ve tanınmış muhaddis İbrâhîm et-Teymî'nin babasıdır. Hz. Ömer, Hz. Ali, Abdullah b. Mes'ûd, Huzeyfe b. Yemân ve Ebû Zer el-Gıfârî gibi sahâbîlerden hadis rivayet etmiştir.
Kendisinden oğlu İbrâhîm et-Teymî, İbrâhîm en-Nehaî ve Hakem b. Uteybe gibi râviler nakilde bulunmuştur. Buhârî'de, Hz. Ali'nin yanlarında Allah'ın Kitabı ve bir sahîfe dışında okudukları yazılı bir şey bulunmadığını söylediği hadis onun rivayetleri arasındadır. Zehebî ve İbn Hacer onu güvenilir saymıştır. Emevî halifesi Abdülmelik b. Mervân'ın hilâfeti döneminde (h. 65-86 / m. 685-705) vefat etmiştir.
Ailesi
Çocukları
Ibrahim bin Yazid - Taym al-Rabab
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Ali r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Bizim elimizde Allah'ın kitabından ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den aldığımız bilgilerle dolu olan işte şu yazılı sahife'den başka bir şey yoktur. Bu belgede ise şunlar yazılıdır: "Air dağı ile şurası arasına kadar Medîne haram bölgedir. Kim burada Kitab ve Sünnet`e muhalif bir iş işlerse, yahud bid`atçilere yardım ederse Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun? Böyle bir kimsenin ne tevbesi ne de fidyesi kabul edilir. Müslümanların verdiği koruma güvencesi ve eman tektir (bu bakımdan en alt derecede bulunan bir Müslümanın verdiği eman herkesi bağlar). Kim bir Müslümana verdiği söze ihanet edip ahdini bozarsa o da Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetine uğrasın! Böyle birisinin ne tevbesi (sarf) ne de fidyesi (adl) kabul edilir. Efendilerinin izni olmaksızın başkalarının kendisinin velileri olduğunu iddia eden köle de Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetine uğrasın! Böyle kimselerin ne tevbesi ne de fidyesi kabul edilir."
İbrahim et-Teymi babasının şöyle dediğini nakletmiştir: "Hz. Ali bir gün bize hutbe irad ederek şunları söyledi: "Bizim elimizde Allah'ın kitabından ve işte şu yazılı sahifeden başka bir şey yoktur. Bu belgede ise yaralama suçlarına verilecek ceza, zekat alınacak develerin yaşları ve Ayir (Air) Dağı ile şurası arasında kadar Medine'nin haram bölge olduğu kayıtlıdır. Kim bu konuda aslı olmayan yeni bir şey türetirse veya asılsız yenilikler türetenlere baş vurursa Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Böyle bir kimsenin ne tevbesi ne de fidyesi kabul edilir. Efendisinden başka birisine ait olduğunu / kendisini azat eden kişinin başka birisi olduğunu iddia eden köle de aynı lanete uğrasın! Müslümanların verdiği koruma güvencesi ve eman tektir; bu bakımdan en alt derecede bulunan bir Müslümanın verdiği koruma güvencesi herkesi bağlar. Kim bir Müslümana verdiği söze ihanet edip ahdini bozarsa o da aynı lanete uğrasın!" Ayrıntılı açıklama için bkz. Kitabü fedaili'l-Medıne, Bab, 1; Kitabü'l-feraiz, Bab, 21
Hz. Ali'nin şöyle dediği nakledilmiştir: "Biz Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sadece Kur'an'ı ve işte şu sahifede bulunanları yazdık. Burada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ayir (Air) dağı ile şura arasına kadar Medine haram bölgedir. Kim (aslı olmayan) bir yenilik (bid'at) çıkarırsa veya böyle bid'at çıkaran birisine sığınıp destekçi olursa Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Böyle bir kimsenin ne tevbesi ne de fidyesi kabul edilir. Müslümanların verdiği güvence ve eman tektir; bu bakımdan en alt derecede bulunan bir Müslümanın verdiği güvence herkesi bağlar. Kim bir Müslümana verdiği söze ihanet edip ahdini bozarsa Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun! Böyle bir kimsenin ne tevbesi ne de fidyesi kabul edilir. Efendilerinin izni olmadan başkaları ile müvalat akdi yapanlar da Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetine uğrasın! Böyle bir kimsenin ne tevbesi ne de fidyesi kabul edilir."
Ebu Zer'den nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün bana güneş batınca: "Güneşin nereye gittiğini biliyor musun?" diye sordu. Ben: "Allah ve Resulü daha iyi bilir!" diye karşılık verince şöyle buyurdu: "Güneş arşın altında secdeye varıncaya kadar gider ve (tekrar doğmak için) izin ister. Kendisine bu izin verilir. Fakat secde için gittiği halde secdesinin kabul edilmemesi ve izin istediği halde kendisine müsaade edilmeyip 'Haydi geldiğin yere geri dön!" denmesi pek yakındır. Güneş o gün battığı yerden doğacaktır. İşte bu, "Güneş de, kendisi için (tesbit edilmiş) olan bir müstakarra (sona) doğru akıp-gitmektedir. Bu, aziz ve alim olan Allah'ın kanunudur. "[Yasin, 38] ayetinde anlatılan durumdur. " Tekrar: 4802, 4803, 7424, 7433 Mahir: Güneş ve Ay; dünyanın etrafında dönerler. Bu kesindir. Dünyanın güneşin etrafında döndüğünü iddia etmek akla aykırıdır. Zira milyon kez dünyadan büyük olan güneş, eğer kütle çekimi ile Dünyayı yörüngesinde tutuyorsa hiç kış olmaz, yazın da dünya güneş’e çarpardı. Diğer gezegenlerin dünyayı tutması diye bir iddia ise akla ziyandır. Güneş, Ay ve dahi tüm kainat Arş’ın altındadır. Güneş’in bilmediğimiz ve görmediğimiz bir şekilde secdesi Allah-u A’lem günde bir yani bir tam tur da birdir. Kur’an anlattığı mes’eleleri hem o günün insanları, hem de bu günün insanları için açıklar. O günün insanlarının bizim bu gün gördüğümüz şeyleri tam olarak anlamamış olmaları garip değildir.
Ebu Zer' r.a. dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Yeryüzünde ilk yapılan mescid hangisidir? Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Mescid-i Haram'dır, diye buyurdu. Ben: Sonra hangisidir, diye sordum. O: Mescid-İ Aksa'dır, dedi. Peki, ikisi arasında ne kadar bir zaman var, diye sordum. Kırk yıl, buyurdu. Hem namaz vakti nerede iken girerse orada namazını kılıver. Çünkü fazilet ondadır. " Tekrar: 3425
Ebu Zer' r.a'dan dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü dedim. Hangi mescid daha önce bina edildi? O: Mescid-i Haram, diye buyurdu. Sonra hangisi, diye sordum. Sonra Mescid-i Aksa diye buyurdu. ikisi arasında ne kadar süre vardı, diye sordum. Kırk (yıl) diye buyurdu. Sonra şöyle buyurdu: Sen neredeyken namaz vakti girerse, orada namaz kıl. Yeryüzü de senin için bir mesciddir."
Ebu Zer’ r.a.'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Güneşin batışı esnasında Mescid-i Nebevi'de Hz. Nebi'in yanında idim. Bana; "Ey Ebu Zerr, güneş nerede batzyor, biliyor musun?" diye sordu. Ben de; "Allah ve Resulü daha iyi bilir," şeklinde cevap verdim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Güneş gider ve nihayet Arş'zn altznda secde eder. İşte bu durum şu ayette ifade edilmektedir: Güneş, kendisi için belirlenen yerde akar. İşte bu, azız ve alım olan Allah'zn takdiridir."
Ebu Zerr'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Hz. Nebie 'Güneş, kendisi için belirlenen yerde akar' [ayetinde geçen yerin neresi 01duğudunu] sordum. O da şöyle buyurdu: Güneşin yeri, Arş'zn altzndadır.
İbrahim et-Teymi'nin babasından nakline göre Ali r.a. şöyle demiştir: "Bizim yanımızda -şu sahife hariç- okumakta olduğumuz Allah'ın kitabından başka yazılı bir kitap yoktur." İbrahim'in babası şöyle devam etti: Hz. Ali bundan sonra sözünü ettiği sahifeyi çıkardı. İçinde yaralamalara, diyet ve zekat develerinin yaşlarına dair birtakım hükümler yazılıydı. Bir de şunlar yazılmıştı: "Medine'nin Air dağı ile Sevr dağı arasında bulunan sahası haremdir. Kim Medine'nin bu haremi içinde (kitap ve sünnete aykırı) bir iş yapar yahut bid'atçiyi barındırırsa Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun! Ondan kıyamet günü hiçbir nafile ve farz kabul olunmaz. Her kim de kendi efendilerinin izni olmadan başka bir kavmi veli edinirse Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların Ianeti onun üzerine olsun! Ondan kıyamet günü hiçbir nafile ve farz kabul olunmaz. Müslümanların emanı birdir. Onların (statü itibariyle) en aşağı olanları dahi bir harbıye eman verdiğinde o eman bütün Müslümanlarca geçerli olur. Kim bir Müslümanın verdiği ahdi bozarsa Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Kıyamet günü ondan ne bir nafile, ne de bir farz kabul olunmaz.
İbrahim et-Teyml'nin nakline göre babası şöyle demiştir: Hz. Ali bize pişirilmiş tuğladan yapılmış bir minber üzerinde konuşma yaptı. Üzerinde bir kılıç ve kılıcın ucunda asılı bir sayfa vardı. Bize şöyle dedi: "Allah'a yemin olsun ki bizim yanımızda Allah'ın kitabından başka okunan bir kitap yoktur. Bu sahifede hiçbir şey yoktur." Hz. Ali bundan sonra o sayfayı açtı. Bir de ne görelim içinde deve dişleri vardı. Bir de şunlar yazılı idi: "Medine Ayr'dan şuraya kadar Harem'dir. Kim bu şehirde dinde olmayan bir şey uyduracak olursa, Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların laneti onun üzerine olsun. Allah ondan ne farz, ne de nafile amel kabul etmeyecektir." Bir de şunlar yazılı idi: "Müslümanların verdikleri zimmet birbirine eşittir ve onların (statü itibariyle) en alt tabakadaki ferdi, (kMire verdiği eman) için çalışır. Kim bir müslümana ihanet ederse Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların laneti onun üzerine olsun. Allah onun farz ve nafile hiçbir ibadetini kabul etmez." Bu sayfada bir de şunlar vardı: "Kim efendilerinin izni olmaksızın bir toplulukla muvalat anlaşması yaparsa Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların laneti onun üzerine olsun. Allah onun farz ve nafile hiçbir ibadetini kabul etmesin."
Ebu Zer' r.a. şöyle demiştir: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Veşşemsu tecri li mustekarrin lehu = güneş kendisi için belirlenen yerde akar (döner)"(Yasin 38) ayetini sordum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Onun karargahı (müstekam) arşın altındadır" dedi.