Ömer b. Abdülazîz

Ebû Hafs · Emevî halifesi, beşinci râşid halife

Ömer b. Abdülazîz b. Mervân b. el-Hakem b. Ebü'l-Âs b. Ümeyye b. Abdüşems

Doğumh. 63 · Medine
Vefath. 101
KünyeEbû Hafs
Nisbeel-Kureşî, el-Emevî, el-Medenî, ed-Dımaşkî, el-Mısrî, ez-Zâhid, el-Hâfız
Yaşadığı yerlerMedine

Hakkında

Ebû Hafs Ömer b. Abdülazîz, Emevî hânedanının sekizinci halifesidir. h. 61 / m. 680 yılında Medine'de doğdu. Babası Mısır valisi Abdülazîz b. Mervân, annesi ise Hz. Ömer'in oğlu Âsım'ın kızı Ümmü Âsım'dır; böylece anne tarafından Hz. Ömer'in torununun oğludur. Adaletiyle Hz. Ömer'e benzetildiği için bazı kaynaklarda el-Melikü'l-âdil diye anılır.

Medine'de yetişip devrin âlimlerinden ilim aldı. h. 87 / m. 706 yılında Velîd b. Abdülmelik tarafından Medine valiliğine getirildi ve bu görevi yaklaşık yedi yıl, h. 93 / m. 712 yılına kadar sürdürdü. Süleymân b. Abdülmelik döneminde halifenin yakın danışmanı oldu ve onun vasiyetiyle h. 99 / m. 717 yılında halife seçildi.

Kısa hilafeti boyunca saray israfını kaldırdı, vergi düzeninde adaleti gözeten düzenlemeler yaptı, hutbelerde Hz. Ali'ye sövülmesi âdetine son verdi. Güvenilir bir hadis râvisi olan Ömer, hadislerin kaybolmaması için resmî olarak yazıya geçirilmesini emretmiş, İbn Şihâb ez-Zührî'yi bu işle görevlendirerek derlenen hadislerin bölgelere gönderilmesini sağlamıştır. Bu yönleriyle beşinci râşid halife olarak kabul edilmiştir. Receb 101 / Şubat 720'de Hımıs yakınlarındaki Deyr Sem'ân'da otuz dokuz-kırk yaşlarında vefat etti.

Ailesi

Babası
'Abdul 'Aziz bin Marwan
Annesi
Umm Asim bint 'Asim bin 'Umar
Kardeşleri
'Abdul 'Aziz bin 'Umar bin 'Abdul-'Aziz
Çocukları
'Abdullah bin 'Umar bin 'Abdul 'Aziz, Zban bin 'Abdul 'Aziz bin Marwan, others

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

İbn Şihâb'dan şöyle nakledilmiştir: Bir gün Ömer bin Abdülaziz, namazı geç vakte bıraktı. Bu esnada Urve İbn Zubeyr yanına geldi ve ona şu olayı haber verdi: Muğire bin Şu'be Irak'ta iken bir defasında namazı geciktirdi. Derken Ebu Mes'ud el-Ensârî yanına geldi ve ona şöyle çıkıştı: "Ey Muğire bu yaptığın da ne! Bilmiyor musun ki, Cebrail indi ve namaz kıldı. Peşi sıra Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz kıldı. Cebrail bir kez daha namaz kıldı, peşi sıra Allah Resulü de namaz kıldı. Cebrail yine namaz kıldı, peşi sıra Allah Resulü de namaz kıldı. Cebrail bir daha namaz kıldı, peşi sıra Allah Resulü de, namaz kıldı. Cebrail bir defa daha namaz kıldı, peşi sıra Allah Resulü de, namaz kıldı. Sonra melek Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Sana bu şekilde namaz kıldırmakla emrolundum dedi. Ömer bin Abdülaziz Urveye, 'Anlattığının ne manaya geldiğini bil! Rasulullah'a namaz vakitlerini bizzat Cebrail mi öğretmiş?" dedi. Tekrar: 3221, 4007.
Urve'den şöyle nakledilmiştir: "Aişe r.anha, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in güneş daha onun odasında iken, daha evleri aşmadan ikindi namazını kıldığını bana anlattı. Tekrar: 544, 545, 546, 3103.
Ömer b. Abdülaziz, Saîd İbn Yezîd hakkında şöyle derdi: Ona, Resulullah'ın yükleri ile birlikte hac yaptırıldı. Tekrar: 6712, 7330
Ebu Hureyre r.a., "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu veya Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle işittim" demiştir: "Malını iflas eden kişide aynen bulan kimse, diğer alacaklılardan önceliklidir."
İbn Şihab'dan nakledildiğine göre Ömer İbn Abdülaziz bir defasında ikindi namazını biraz geciktirmişti. Urve ona şöyIe dedi: "Fakat Cebrail inip Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in önünde namaz kıldırmıştı." Bunun üzerine Ömer İbn AbdüIaziz: "Urve, söyledikIerini kanıtla!" dedi. O da: "Ben, Beşir İbn Ebi Mes'ud'dan duydum. Onun Ebu Mes'ud'dan duyduğuna göre Ebu Mes'ud Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu işitmiştir: "Cebrail indi ve bana imamlık yaptı. Ben onunla birlikte namaz kıldım. Sonra bir daha, sonra bir daha, sonra bir daha ve sonra bir daha onunla birlikte namaz kıldım." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sırada beş defa namaz kıldığını parmaklarıyla saymıştır.
Abdurrahman b. Humeyd, ez-Zühri dedi ki: Ömer b. Abdu'l-Aziz'i en-Nemr'in kızkardeşinin oğlu Saib'e şunu sorarken dinledim: Mekke'de kalmak hususunda ne dinlemişsin? Dedi ki: el-Ala b. el-Hadramı'yi şöyle derken dinledim: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Muhacir için sader tavafından sonra üç gün kalmak hakkı vardır."
Ebu Kilabe'nin azadlısı Ebu Reca'dan rivayete göre Ömer b. Abdulaziz bir gün etrafındakilerle istişare etti ve: Şu kasame hakkında ne dersiniz, dedi. Onlar: O, bir haktır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona göre hüküm vermiştir. Senden önceki halifeler de böylece hüküm vermişlerdir, dediler. (Ebu Reca) dedi ki: "Ebu Kilabe de onun tahtı arkasında bulunuyordu. Anbese b. Said: Peki, Enes'in Uranller hakkında rivayet ettiği hadisi nerede kaldı, deyince Ebu Kilabe: O hadisi bana Enes b. Malik nakletmiştir, dedi ."
Ebu Kılabe şöyle anlatmıştır: Ömer b. Abdulaziz bir gün üzerine oturduğu tahtı ahali için evinin dışına çıkardı. Sonra halka izin verdi ve onun huzuruna girdiler. Halife onlara "Bu Kasame hakkında ne diyorsunuz?" dedi. Onlar "Kasamede kısas bir haktır, Kasamede halifeler kısas yapmışlardır diyoruz" dediler. Ebu Kılabe şöyle devam etti: Ömer b. Abdulaziz bana "Sen Kasame hakkında ne diyorsun ey Ebu Kılabe!" diye sordu ve beni (tartıştırmak üzere) orada hazır bulunanların önüne dikti. Ben de cevabımda şöyle dedim: "Ey mu'minlerin emiri! Ordu kumandanıarı ve Arabın eşrafı huzurundadır. Bana söyler misin? Bunlardan elli kişi Şam'da bulunan evli bir erkek (muhsan) aleyhine kendisini görmedikleri halde zina ettiğine şahitlik etmiş olsalardı sen o kişiyi bunların şehadeti ile recm eder miydin?" O da "hayır" diye cevap verdi. "Bana söyler misin! Bunların arasından elli kişi gözleriyle görmedikleri halde birisi aleyhine hırsızlık yapmıştır diye şahitlik etseydi o kişinin elini keser miydin?" dedim. Halife bu soruma da "hayır" diye cevap verdi. Ben ''Allah'a yemin ederim ki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şu üç fiilden başka hiçbir kimseyi asla ölümle cezalandırmad!. Kendi işlediği cinayet ile haksız olarak birini öldüren ve bu sebeple kısasen öldürülen, evli olduğu halde (muhsan olduktan sonra) zina eden İslam dininden çıkarak AlIah'a ve Resulüne karşı savaş açan" dedim. Orada bulunanlar şöyle dediler: "Enes b. Malik sana Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hırsızlık suçunda el kestiğini, gözleri oyduğunu ve onları güneşe attığını rivayet etmdi mi?" Ben de onlara şöyle dedim: "Sizlere Enes b. Malik'in hadisini ben nakledeyim: Enes şöyle anlattı: Ukl kabilesinden sekiz kişi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldiler ve Müslüman olduklarına dair bey'atlaştılar. Bunun ardından Medine yöresinin havasını ağır buldular ve vücutları hastalandı. Bu hastalıklarını Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem' e arzettiler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bizim çobanımızla beraber develerin yanına çıksanız, onlann sütlerinden ve idrarlanndan içseniz" buyurdu. Onlar peki deyip, develerin yanına çıktılar. Develerin sütlerinden ve idrarlarından içtiler ve sıhhat buldular. Bunun ardından Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in çobanını öldürdüler, develeri de sürüp gittiler. Sonunda bu haber Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ulaştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem derhal ardlarından bir askeri birlik gönderdi ve kısa zamanda yakalanıp geri getirildiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emri üzerine elleri ve ayakları kesildi, gözleri de oyuldu. Sonrçı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onları güneşin altına attırdı ve ölünceye kadar öylece kaldılar. Ben "Bunların işlemiş oldukları suçtan daha şiddetli hangi suç vardır. Bunlar İslam dininden geri dönmüşler, adam öldürmüşler, hırsızlık yapmışlardır" dedim. Anbese b. Said "ValIahi ben bugün senden işittiğimin benzerini daha önce asla işitmiş değilim!" dedi. Ben de Anbese'ye "Ey Anbese! Sen benim bu hadisimi (kabul etmeyip) bana geri mi iade ediyorsun?" dedim. Anbese "Hayır, fakat sen hadisi tastamam olduğu gibi rivayet ettin. ValIahi bu şeyh (yani Ebu Kılabe) aralarında yaşadığı müddetçe bu ordu (yani Şam ahalisi) hayırdan asla ayrılmaz" dedi. Ben konuşmama şöyle devam ettim: "Bu (benzeri işlerde uygulanmak üzere) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem tarafından konulmuş bir kesin hüküm olmuştur. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna Ensardan bır topluluk girdi, onun yanında konuştular. (Sonra onlardan biri Hayber'e doğru yola çıktı.) Aralarından biri önlerinden gitti ve orada öldürüldü. Ötekiler de onun ardından Hayber'e vardıklarında arkadaşlarını kanlar içinde kıvranıyor gördüler. Hemen Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına dönüp: "Ya Resulallah! Arkadaşımız bizimle beraber senin yanında konuşuyordu. Bizim önümüzde yola çıktı, biz onu kanlar içinde kıvranır vaziyette bulduk!" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem çıkıp onların yanına geldi ve "Onu kimin öldürdüğünü düşünüyor veya zannediyorsunuz?" diye sordu. Onlar da "Biz onu Yahudilerin öldürdüğünü düşünüyoruz" dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Yahudilere haberci salıp, onları çağırttı ve "Bunu öldüren sizler misiniz?" diye sordu. Onlar "hayır" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem davacılara "Siz Yahudilerden elli kişinin onu öldürmediklerine dair yemin etmesine razı olur musunuz?" dedi. Onlar "Yahudiler bizi toptan öldürüp, sonra öldürmediklerine yemin etmekten çekinmezler!" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yine davacılara hitaben "Sizler aranızdan elli kişinin (onu bunlar öldürdü diye) yeminiyle diyeti hak etmek ister misiniz?" buyurdu. O sahabiler "Bizler bu yemini yapamayız" dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem O kimsenin diyetin i beytulmalden verdi. Ebu Kılabe şöyle devam etti: Ben şöyle dedim: Hüzeyl kabilesi, cahiliye devrinde müttefiklerinden biriyle bağlarını koparmış ve "Sen bizden değilsin, biz de senden değiliz" demişlerdi. O ilişkisi kesilen kişi, Batha denilen Mekke vadisinde Yemen'den bir ev halkına geceleyin hücum etti. Ancak ev halkından biri bunu fark etti ve bir kılıç darbesiyle adamı öldürdü. Bunun ardınan Hüzeyl kabilesi geldi ve o Yemen'li adamı yakalayıp hac mevsiminde Hz. Omer'in huzuruna çıkardı; "Bu adam bizim adamımızı öldürdü" dediler. Katil de "Onlar bu kişiden ilişkilerini kesmişlerdi" dedi. Hz. Ömer "Hüzeyl kabilesinden elli kişi onunla ilişkilerini kesmediklerine yemin ederler" dedi. Bunun üzerine onlardan 49 kişi o kimseden ayrılmadıklarına yalan yere yemin etti. Bu sırada Hüzeyl kabilsine mensup olan bir adam Şam'dan çıkageldi. Hemen ondan da kendileri gibi o kişiyle -ilişkilerini kesmediklerine dair yemin etmesini istediler. O Şam'dan gelen adam bin dirhem fidye verip, yalan yere yemin etmekten kurtuldu. Bu sef?r onun yerine başka bir adam soktular. Böylece Hz. Ömer o adamı maktulün Rçlrdeşine teslim etti. Onun eli, ötekinin eliyle bir yere getirilip bağlandı. Bunlar şöyle dediler: "Biz elli kişi yani ondan ayrılmadığımıza yemin eden bizler yürüdük. Nihayet Mekke'den bir gecelik uzaklıkta olan Nahle mevkiine vardıklarında kendilerini bir yağmur yakaladı. Hemen bir mağaraya girdiler. Ardından o mağara yemin etmiş olan o elli kişinin üzerine çöktü, hepsi öldü. O elleri birbirine bağlanan iki kişi kaçıp kurtuldu. Onları da bir taş takip etti ve maktulün kardeşinin ayağına çarpıp C5nu kırdı. O kişi bir yıl daha yaşadı, sonra öldü. Ebu Kılabe şöyle devam etti: Ben şöyle dedim: Abdulmelik b. Mervan bir adamı kasa me yeminiyle kısas yaptı. Fakat sonra yaptığına pişman oldu ve emri üzerine yemin eden o elli kişinin isimleri divan defterinden silindi ve Şam'dan başka bir yere sürgün edildiler.