Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1426, sondan 4811. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 62. ayetidir. Yunus Suresi 62. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 36 ve toplam ebced değeri ise 1283 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (8) ل (7) ر (0) bulunuyor.
“Dostlar” diye çevirdiğimiz 62. âyetteki evliyâ, “birine yakın olan, birini himayesinde bulunduran, koruyucu, dost, yardımcı” gibi mânalara gelen velî kelimesinin çoğuludur. Kur’an-ı Kerîm’de velî kelimesi, tekil veya çoğul olarak kırk sekiz âyette Allah’ın, kendisine inanıp buyruğunca yaşayan kullarına sevgisini, himaye ve yardımını, bu anlamda Allah ile insan arasındaki sevgi bağını ifade etmek üzere kullanılmıştır. Allah ile kendileri arasında böyle bir sevgi bağı gerçekleşmiş, bu mazhariyete ulaşmış olanlar kültürümüzde “Allah dostları” diye anıldığından 62. âyetteki evliyâullah deyimini bu şekilde çevirdik.
Kur’an-ı Kerîm’de sadece bu âyette geçen evliyâullah kavramının kapsamı her ne kadar zamanla bilhassa tasavvuf geleneğinde oldukça daraltılmış, hatta giderek İslâm toplumlarında bu kavramla keramet arasında bir ilişki dahi kurulmuşsa da 63. âyette Allah dostlarının özelliği kısaca iman ve takvâ kelimeleriyle özetlenmektedir. Şu halde Allah’a iman eden ve takvâ (günah işlemekten sakınma, Allah’a saygı) bilinciyle yaşayan her müslüman Allah dostudur. Müfessirlerin kaydettiği bir hadiste evliyâullah, “görünüşleriyle Allah’ı hatırlatanlar” (tutum ve davranışlarıyla Allah’ın iradesine uygun bir yaşayışı yansıtanlar) şeklinde tanıtılmıştır (Taberî, XI, 131-163). Zemahşerî de, “Evliyâullah, Allah’a yakınlıklarını itaatleriyle gösterir, Allah da onlara yakınlığını lutuflarıyla gösterir” ifadesini kullanır (II, 195). Bu müfessire göre “Onlar ki, iman edip günah işlemekten sakınmışlardır” ifadesi, evliyâullahın Allah’a yaklaşmasını, “Onlara hem bu dünyada hem de âhirette müjdeler vardır” ifadesi de Allah’ın evliyâullaha yaklaşmasını dile getirmektedir. 64. âyetteki “Allah’ın sözlerinde değişme olmaz” ifadesi, bu âyetlerde Allah dostlarına verilen müjdelerle bağlantılı olarak açıklanmıştır. Buna göre Cenâb-ı Hakk’ın, bu kullarına verdiği müjdeler O’nun birer vaadidir ve O mutlaka vaadini yerine getirecektir.
64. âyetteki dünya hayatıyla ilgili müjdeyi “hayırlı (sâlih) rüya”, âhiret hayatıyla ilgili müjdeyi ise “cennet” olarak açıklayanlar olmuştur (Taberî, XI, 133-138). Ancak Râzî’nin de belirttiği gibi (XVII, 128), müjde kelimesi “insanın yüzünü güldürecek şekilde sevindiren haber” anlamına geldiğine göre insanı bu şekilde mutlu edecek olan her şey bu âyetin kapsamına girer. Allah dostlarının gerek dünya hayatında gerekse âhirette kendileri için müjde değeri taşıyan bütün iyi ve güzel şeyleri elde etmesi âyette “en büyük kazanç” şeklinde nitelenmiştir.
Mehmet Okuyan
Dikkat edin! Allah’ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecek de.
Yüce Allah’ın dostu olabilmek için önce Tevbe 9:71’de ifade edildiği gibi müminlerin birbirlerinin dostu olması gerekir. Bunun sonrasında Yüce Allah müminlerin dostu olduğunu Bakara 2:257’de ifade etmektedir. Fussilet 41:31’de belirtildiği gibi melekler de müminlerin dostudurlar. Mâide 5:55’te ise gerçek dostların Yüce Allah, Elçisi ve namaz kılan, zekâtı veren ve (Allah’ın emirlerine) boyun eğen müminler olduğu belirtilmektedir. Bu üç ayet Yüce Allah’ın dostlarının kimler olduğunu içermekte, bu kavramı belli bazı isimlere indirgemenin doğru olmadığı anlaşılmaktadır.
Bayraktar Bayraklı
Bilesiniz ki, Allah'ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyeceklerdir. [198]
1- Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Çevirilerde “Veli” ve velinin çoğulu olan “evliya” sözcüğüne “dost” olarak anlam verilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamıyla dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetme, koruma, gözetilme anlamına gelmektedir. Kur'an, “dost” deyimi için halil sözcüğünü kullanmaktadır. (Örneğin, 2:254; 4:125; 17:73; 25:28)
Ahmet Akgül
İyi bilin ki; Evliyaullah’a (Allah’ın dinine ve düzenine sahip çıkan ve Allah tarafından sevilen veli kullara) asla korku ve kuşku (stres ve bunalım) yoktur; onlar mahzun ve mahrum da olmayacaklardır! (Çünkü iman tevhidi, tevhid teslimi, teslimiyet tevekkülü ve Rabbine güveni, bu ise dünya ve ahiret saadetini gerektirmekte ve getirmektedir.)
Allah dostları, metinde "evliyâ-ullâh= Allah velileri" diye geçer. Veli, dost, tedbîr ve tasarruf sahibi, sahip ve malik; yardımcı anlamlarına gelir (al-Müfredât, 555-557).
Abdullah Parlıyan
Unutmayın ki, Allah'a dost ve yakın olanların korkmaları için bir sebep yoktur. Onlar acı ve üzüntü de çekmeyecekler.
Aklınızdan çıkarmayın, Allah dostlarına, Allah'ın emirlerine itaat ederek, otoritesini kabul edenlere, kamu yönetimi ve göreviyle sorumlu, Allah'ın tasarruf sahibi kullarına, her iki dünyada da korku yok. Geride bıraktıkları yakınları ve yapamadıkları şeylerden dolayı mahzun da olmayacaklar.
62, 63. İşte Allah’ın dostlarına ne (gelecek) korkusu, ne de (geçmişin) üzüntüsü vardır. Onlar ki (Allah’a ve ahirete) inanırlar ve sakınarak kendilerini korurlar.
Yani sadece Allah’a güvenenler, O’nunla aralarına başka birilerini ya da bir şeyleri koymayanlar, O’nun yolunu takip edenler, O’nun desteğini arkasına alanlar, O’na karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlar gelecekten dolayı endişe etmeyecekler, geçmişten dolayı da keder duymayacak ve kaygılanmayacaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
İyi bilin ki, Allah'ın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
(1)Bir Hadîs-i Şerîfte Peygamber Efendimiz (asm), Allah’ın velî kullarının kim oldukları hakkında şöyle buyurmuşlardır: “Onlar öyle kimselerdir ki, görüldükleri zaman Allah hatırlanır.” (Râzî, c. 9:17, 132) “İnsan, müstakbelin ehvâli (geleceğin korkuları) ve mâzînin ahzânı (geçmişin hüzünleri) ile giriftâr olmuştur (tutulmuştur). Bu ikisi onu pek ciddî düşündürür. Başını mütemâdiyen (devamlı) döverler. İnsanı bu havf ve hüzünden (korku ve üzüntüden) kurtarıcı tek bir mededkâr (yardım edici) var. O da Kur’ân-ı Azîmü’ş-şândır. Eğer bütün hayvanâttan daha şakī (tâlihsiz), daha zelîl (aşağı), daha ahmak kalmamak istersen sükût et (sus)! Îmânın kulağıyla Kur’ân’ın beşâretini (müjdelerini) ve şu i‘lânlarını dinle! (Bakınız; 62, 63, 64. âyetler)” (Nûrun İlk Kapısı, 29)Ayrıca velâyet yolu olan tarîkat hakkında, bakınız; (Mektûbât, 29. Mektûb, 294-308)
İlyas Yorulmaz
Dikkat edin! Allah’ın koruması altına alıp, sahiplendiği kimseler (Allah’ı veli edinenler) için, hiçbir korku yoktur ve aynı zamanda onlar mahzun da olmayacaklardır.
1 Velî: sözlükte dost, arkadaş, yardımcı, birinin işini üstlenen, yönetici, anlamlarına gelir ve çoğulu evliya’dır. Velî kelimesi, Kur’ân’da hem Allah hem de diğer varlıklar için genelde, “dost” anlamında kullanılmıştır. Allah’ın dostlarını yani velîlerini, yalnız Allah bilir. Onlar, Allah’ın dışında hiçbir şeyden korkmazlar ve dünya sıkıntılarına aldırmazlar. Mutasavvıf toplum mühendislerinin yaptığı velî tanımının, Kur’ân’daki tanımlamalarla bir alakası olmayıp tamamen keyfi ve dayanaksızdır. Onlara göre velîler kısaca; “Allah’ı dost edinen ve Onun tarafından dost edinilerek korunan ve neredeyse masumiyetine inanılan kişi” olarak tanımlanır. Onlara göre Allah, velîleri bütün kötülüklerden korur, bütün duâlarını kabul eder, onlara “kerâmet” gibi olağanüstü güçler verir. Velîler, Allah adına evrenin düzenini sağlar ve yönetir, yağmurun yağması bile onlar sebebiyle olur. Âhirette müritlerini sırattan geçirirler, isterlerse cehenneme girmelerine engel bile olurlar. Eğer gerek görürlerse, dünya işlerine de karışarak, Amerika’dan, Avustralya’ya kadar her tarafta düzenlemeler yaparlar. Fakat İslâm âlemine yapılan saldırılara, Müslümanlara yapılan zulümlere bir türlü el atmazlar. İbnu Arabî’ye göre velîler; Ricâl’ullah, Ebrar, Evtad, Kutub ve Gavs diye de adlandırılırlar. Ayrıca mutasavvıfların büyük bir bölümü ve halk arasında, velîlerin öldükten sonra “yatır” makamına ulaşıp, kerametlerini devam ettirdiklerine de inanılmaktadır. Bu söylenen sözlerin tamamı, İslâm’ın temel iki kaynağı olan Kitap ve Sünnetle bir ilgisi olmayan asılsız keyfi yorumlardır. Unutulmamalıdır ki Müslümanların velîleri, Allah ve Onun Elçisi Hz. Muhammed (s.a.v) ve Müslümanlardır. Allah’ın velî kulları ise baştan sona Kur’an’da tanımlamaları yapılan gerçek takva sahibi Müslümanlardır. En doğrusunu Allah bilir.
Muhammed Esed
Unutmayın ki, Allah'a yakın olanların 84 korkmaları için bir sebep yoktur; onlar acı ve üzüntü çekmeyecekler.
Mustafa İslamoğlu Yunus Suresi 62. Ayet Açıklaması
[1643] Evliyaullaha ilâhî aşkınlığı göz ardı etmeden verilebilecek en uygun karşılık “Sadece Allah’ı veli edinenler”dir. Birinin Allah’ın velisi olması için, öncelikle onun Allah’ı veli edinmesi şarttır. Kaldı ki velilik, cahillerin sevdiklerine Allah’ın kesesinden bol kepçe dağıtacakları bir paye değildir. Batıni akımların peygamberlere ‘ortak’ ilan ettiği kerameti kendinden menkul meczup ve cerbezeli tipler de değildir. İmam Ebu Hanife’nin dediği gibi, samimi her mü’min Allah’ın velisidir. Sözün özü: Birinin Allah’ın velisi olduğu, başkalarının değil Allah’ın şahitliğiyle sabit olur.
[1644] Zımnen: Yaratana haşyet duyan, yaratılandan havf etmez. Havf korkanın güçsüzlüğünden, haşyet korkulanın yüceliğinden kaynaklanır. Birincisi geçmiş zamana, ikincisi gelecek zamana delâlet eder (2:38, not 2). Haşyet tazim, hürmet, sevgi ve yüceltme içerirken; emnin zıddı olan havf bunları içermez. Kur’an’da İnsan 10 gibi bir iki istisna dışında ekseriyetle haşyet övülürken havf övülmez. Haşyetin kaynağı bilgi, havfin kaynağı cehalettir (Bkz: 35:28). Çünkü havfin insan psikolojisini olumsuz etkileyip onun ruhsal dinamizmini yok eden ve mânevî gücünü soğuran bir tarafı vardır. (Korkuya dair ayrıntılı br tahlil için bkz: 4:77, not 97.)
Ömer Nasuhi Bilmen
Haberiniz olsun ki, muhakkak Allah Teâlâ'nın velîleri için bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.
Süleymaniye Vakfı Yunus Suresi 62. Ayet Açıklaması
[*] Evliya, veli'nin çoğuludur. Veli, aralarında kendileri dışında bir şey olmayan iki veya daha çok şeye denir. (Müfredat) Allah ile arasına, başka birini koymayan herkes Allah'ın velisidir. Araya başkasını koyanın Allah ile ilişiği kesilir. Allah Teâlâ şöyle demiştir: "Bilin ki Allah'ın velilerinin üstünde ne korku olur ne de üzülürler. Onlar inanmış olan ve takva sahibi olan (kendini yanlışlardan koruyan) kimselerdir." (Yunus 10:62-63) Takva sahibi olanlar da "İşte Kitap budur, içinde şüpheye yer yoktur. Takvâ sahipleri için rehberdir. Onlar, Allah'a içten inanan, namazı düzgün ve sürekli kılan ve verdiğimiz rızıkları yerli yerince harcayanlardır. Sana indirilene de senden önce indirilenlere de inanıp güvenenler onlardır. Onların ahirete olan inançları kesindir." (Bakara 2:2-4)
Şaban Piriş
-İyi bilin ki, Allah'ın velilerine korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.