Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1455, sondan 4782. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 91. ayetidir. Yunus Suresi 91. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 28 ve toplam ebced değeri ise 1734 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (2) ل (3) ر (0) bulunuyor.
İsrâiloğulları’nın ilâhî bir emir uyarınca Mısır’dan ayrılmaları zamanı gelmiş ve bu amaçla yola çıkmışlardı. Zalimliğinden ve inadından ödün vermek istemeyen Firavun ve adamları da hışımla onların peşine düşmüşlerdi. İşte bu sırada bir mûcize gerçekleşti: Deniz yarıldı, İsrâiloğulları Allah’ın yardımıyla denizin öteki yakasına geçmeyi başardılar, Firavun ve taraftarları ise boğuldular (bk. Bakara 2:50; A‘râf 7:136; Enfâl 8:54). Boğulacağını anlayan Firavun’un o esnada iman sözcüklerini söylemiş olması, 91. âyetteki ifade ve diğer deliller ışığında geniş biçimde tartışılmış ve farklı kanaatler ileri sürülmüş olmakla birlikte, İslâm âlimlerinin çoğunluğu Firavun’un bu imanının geçerli olmadığı sonucuna ulaşmışlardır. Mısır’da firavunların cesetleri mumyalanarak koruma altına alınıyordu. 92. âyetten ise Hz. Mûsâ’ya karşı direnen ve denizde boğulan bu Firavun’un cesedinin mumyalanmadan, bir mûcize eseri korunmuş olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Cebelein mevkiinde, mumyalanmadığı halde hiç bozulmamış bir ceset bulunmuştur. British Museum’da muhafaza edilen bu cesedin en az 3000 yıllık olduğu tesbit edilmiştir (Firavun, Firavun’un boğulması, âyetteki “deniz” ile nerenin kastedildiği ve son andaki imanıyla ilgili görüşler hakkında bk. A‘râf 7:135-136; Ömer Faruk Harman, “Firavun”, DİA, XIII, 118-121). 93. âyette İsrâiloğulları’nın Firavun’un zulmünden kurtarıldıktan sonra seçkin, güzel ve emin bir yere yerleştirildikleri, nimetlerle donatıldıkları ve ancak ilim geldikten sonra ayrılığa düştükleri belirtilmektedir (bu yerin neresi olduğu hakkındaki görüşler için bk. A‘râf 7:137; “ilmin gelmesi” ve “ihtilâfa düşmeleri”nin anlamı hakkında bk. Âl-i İmrân 3:19).
Mehmet Okuyan
(Ona şöyle denmişti): “Şimdi mi (iman ettin)! (Oysa) daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.”
Yüce Allah ölüm anındaki tevbeyi kabul etmeyeceğini bildirmektedir. Çünkü bu tür tevbe girişimlerinin samimiyet noktasında ispat edilme imkânı yoktur. İman iddiası eğer salih amellerle desteklenmez veya ispat edilmezse o inanç iman adını alamaz. Dolayısıyla Firavun’un da iman ifadeleri ispat edilme zamanı kalmadığı için kabul edilmemiştir. Benzer mesajlar: Nisâ 4:18; En‘âm 6:158; Secde 32:29; Sebe’ 34:52; Mü’min 40:85; Duhân 44:13; Muhammed 47:18.
Bayraktar Bayraklı
Allah şöyle buyurdu: “Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş, bozgunculardan olmuştun.”
Firavun'un bu inanışına, yeis inanışı olduğu için makbul olmadığında ittifak vardır. Nitekim bu âyetlerde de buna işaret edilmektedir. Fakat sufiyyeden Muhyiddin-ibn-i ARabi (ölm. 1240), "Fusus-ül-Hikem" inde, bu âyetlere dayanarak Firavun'un mümin olduğunu söyler (Mûsâ fassı, Bosnalı Abdullah terceme ve şerhi, İst. matbaa-i Âmire - 1290, c. 2, s. 335-427 ve bilhassa 41 v. d.). Buna karşılık "Fütûhât-ı Mekkîyye de 52. babda, Firavun'ı ve benzerlerini cehennemlik saymadadır (Mısır, Dâr-ül-ARabiyyet-il-Kübrâ, 1329 h, c. 1, s. 301. Aşağıdan 1-3. satırlar). Ancak Firavun hakkında İbn-i Arabi'nin güttüğü bu iki zıt kanaatin hangisini kabul etmek icab eder? Kesin hüküm verebilmek için bu iki kitaptan hangisinin sonradan yazıldığını bilmemiz lazımdır. Fütuhat'ı, ölümünden iki yıl önce bitirdiğini biliyorsak da Fusus'u, bundan sonra yazıp yazmadığını bilmiyoruz. Hatta Fütuhat'ı, sonradan yazsa bile belki bu kaydı, kendisine itiraz edenleri susturmak için koymuştur. Hasılı kesin bir söz söylememize imkan yok.
Abdullah Parlıyan
Ona, şimdi mi iman ettin? denildi. Oysa bu güne kadar hep başkaldırmış ve bozgunculardan olmuştun.
91-92. (Biz de ona:) “Şimdi mi (iman ediyorsun)? Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun. Senden sonrakilere ibret olman (ve zalimlerin âkibetinin nasıl olacağını görmeleri) için bugün senin (cansız) bedenini kurtaracağız” dedik. Doğrusu insanların çoğu ayetlerimize karşı umursamazlık gösteriyor.
“Senin bedenini kurtaracağız” söylemi muhtemelen, eski Mısırlıların, başta firavunlar olmak üzere elit kesimin cesetlerini mumyalayarak saklamak için uyguladıkları geleneklerini ima ediyor. Yani evet seni kurtaracağız ama ibret-i âlem mumyalanman için senin cansız bedenini kurtaracağız, yoksa dünya hayatına kaldığın yerden devam etmeyeceksin anlamındadır. Kur’an’da geçen “Firavun” tabiri özel bir isim olmayıp Eski Mısır’da yaşayan bütün krallar için kullanılan bir unvandır. Araştırmacılara göre Kur’an’da bahsi geçen Firavun, MÖ. 12. yüzyılda yaşamış olan II. Ramses’tir. Cesedin, onun selefi Tutankhamon ya da çok önce yaşamış olan III. Tutmosis’e ait olduğunu söyleyenler olsa da cesedin II. Ramses’e ait olduğu yönündeki görüşler ağırlıktadır. Ve bu ceset şu anda Kahire Müzesinde sergilenmektedir.
Diyanet İşleri (Eski)
O'na: "Şimdi mi inandın? Daha önce baş kaldırmış ve bozgunculuk etmiştin" dendi.
Firavun daha önce Mısır’da tanrılığını ilân etmiş ve: «Ey cemaat, ben sizin için kendimden başka tanrı bilmiyorum. Ben sizin en yüce rabbinizim!» demişti. Onu tanrı olarak kabul etmeyenlere şiddetli işkenceler uyguluyordu. Özellikle İsrailoğullarını ağır işkenceye tâbi tutuyor, ayrıca erkek çocuklarını da kestiriyordu. Hz. Musa ve kardeşinin Mısır’dan ayrılma istekleri Allah tarafından kabul olundu ve Filistin’e gitmek üzere Kızıl Deniz’in kenarına geldiler; onları imha etmek için Firavun ordusuyla arkalarından yetişti. Hz. Musa, Allah’tan aldığı bir vahiy ile asasını denize vurdu, denizden yollar açıldı ve kavmini Tîh çölüne çıkarttı. Aynı yoldan peşlerini takip etmek isteyen Firavun denizin ortasına geldiğinde, yollar kaybolup boğulacağını anlayınca, Allah’a iman etti. Fakat ümitsizliğe dayanan imanı kabul olunmadı.
Edip Yüksel
"Çok geç! Daha önce baş kaldırmış ve bozgunculardan olmuştun."
Fakat Allah ona, “Şimdi mi aklın başına geldi?” dedi, “Gözlerden perdenin kaldırıldığı, imandan başka bir seçeneğin kalmadığı bir zamanda mı? Oysa şu ana kadar emirlerime başkaldırmış vehayatın boyunca bozgunculuk peşinde koşmuştun! Bu yüzden, son nefeste ettiğin bu iman, sana hiçbir yarar sağlamayacaktır!”
91, 92. “Şimdi mi? Halbuki bundan önce isyan etmiştin, bozgunculardan olmuştun! Biz de bugün senin bedenini denizden kurtarıp karada bir yere çıkaracağız ki senden sonra gelecek nesillere ibret olasın. ”Doğrusu insanların birçoğu bizim âyetlerimizden, ibret alınacak delillerimizden gafildirler. [28, 39-41]
Mevcut Tevrat metni, Mısır’dan çıkış konusunda küçük ayrıntılara bile yer verecek kadar tafsilat ihtiva etmesine rağmen, Firavun’un bedeninin mahfuz kalacağına dair bu önemli hadiseye hiç temas etmez. Kur’ân’ın mûcizevî bir tarzda haber verdiği bu hâdise, son asırda keşfedilmiştir. Hz. Mûsâ’yı takip edip boğulan Firavun’un cesedi zamanımıza kadar Mısır’da kalmış, oradan Londra’ya götürülmüş olup insanlar tarafından ibretle seyredilmektedir.
Süleyman Ateş
Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş, bozgunculardan olmuştun? (denildi).