Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1524, sondan 4713. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 51. ayetidir. Hûd Suresi 51. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 52 ve toplam ebced değeri ise 2924 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (12) ل (8) ر (3) bulunuyor.
Arapça Metin
يا قوم لا اسـلكم عليه اجرا ان اجري الا على الذي فطرني افلا تعقلون
Rivayetlere göre Âd, Hz. Nûh’un dördüncü kuşaktan torunu olup babası Avs’tır. Avs’ın babası İrem, onun babası Sâm, onun babası ise Nûh’dur. Âd’ın ismine nisbetle söz konusu kavme de “Âd kavmi” denilmektedir. Hz. Nûh’tan sonra tarih sahnesine çıkmış olan bu kavim Yemen’de Uman ile Hadramut arasındaki bölgede yaşamış eski ve önemli bir Arap toplumudur. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Hûd’un Ahkaf bölgesinde yaşayan bir kavme peygamber olarak gönderildiği anlatılmaktadır (bk. Ahkaf 46:21; Fecr 89:6-8). Ahkaf ise Uman ile Hadramut arasında kalan geniş kum çöllerinin adıdır. Kur’an’ın verdiği bilgilere göre bunlar İrem adında benzeri görülmemiş bir şehir kurmuş, müreffeh bir şekilde yaşıyorlardı. Muhteşem sarayları, bağları, bahçeleri vardı (krş. Şuarâ 26:128-134; Fecr 89:6-8). Ancak doğru yoldan sapmış, putperest olmuşlardı, kendilerine gönderilmiş olan peygamberi dinlemedikleri için helâk olup tarih sahnesinden silindiler. Müfessirler Âd kavmini Âd-ı Ûlâ (birinci Âd) ve Âd-ı Uhrâ (ikinci Âd) olmak üzere iki kısma ayırırlar. Hz. Hûd’un peygamber olarak gönderildiği kavmin Âd-ı Ûlâ olduğunda ittifak vardır. Nitekim Necm sûresinin 50. âyetinde helâk edilen kavmin Âd-ı Ûlâ olduğu bildirilmiştir. Bu kavim İslâm’ın ortaya çıkışından asırlarca önce tarih sahnesinden çekilmiş olmakla birlikte hikâyesi Arap geleneğinde canlı olarak devam ettiğinden Kur’an’da da göndermelerde bulunulmuştur (Âd hakkında bilgi için bk. Emin Işık, “Ahkaf sûresi”, DİA, I, 549; ayrıca bk. A‘râf 7:65) Hûd aleyhisselâm bir rivayete göre Âd’ın soyundan, başka bir rivayete göre de Âd’ın dedesi Sâm’ın diğer bir oğlunun soyundan olup Arap kavminden gelen peygamberlerin ilkidir. Âyette “onların kardeşi” denilmesi onun aynı topluma veya akraba kabileye mensup olduğunu ifade eder. 150 yıl yaşadığı bildirilmektedir. Kabrinin Hadramut’ta veya Kâbe’nin civarında bulunduğu yolunda rivayetler vardır (bilgi için bk. İbn Âşûr, VIII/2, 200; Ömer Faruk Harman, “Hûd”, DİA, XVIII, 279). Bu sûrenin ikinci kıssası olan Âd kıssası Kur’an’da birçok yerde farklı şekillerde ele alınmıştır. Kıssa her geçtiği yerde farklı bir üslûpla anlatılmış ve çeşitli açılardan değerlendirilmiştir.
Mehmet Okuyan
Ey kavmim! Buna karşılık sizden ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yoktan yaratandan başkasına ait değildir. Akıl etmiyor musunuz?
1- Tek amacımın, sizi doğru yola davet etmek olduğunu görmüyor musunuz?
Ahmet Akgül
(Hz. Hud:) “Ey kavmim, ben bunun (Hakka davetim) karşılığında sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir. (Hâlâ) Akıl erdirmeyecek misiniz?”
“Ey kavmim, tebliğ görevime karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, mükâfatım yalnızca beni yoktan var edene aittir. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?” dedi.
“Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim (hizmetimin karşılığı), ancak beni yaratana aittir. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?”
Ey kavmim! Ben, ona (peygamberliğe) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir. Hâla aklınızı kullanmıyor musunuz?
"Ey halkım, buna karşılık olarak sizden herhangi bir ücret te istemiyorum. Benim ücretim, beni ilk yaratandan başkasına düşmez. Aklınızı kullanmıyor musunuz?"
«Ey kavmim, ben buna (bu teblîğıma) mukaabil sizden hiç bir ücret istemiyorum. Benim mükâfatım, beni yaradandan başkasına âid değildir. Haalâ akıllanmayacak mısınız?».
“Size yaptığım bu uyarıların karşılığında sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim uyarılarımın karşılığını vermek, yalnızca beni yaratan Allah’a aittir, hiç aklınızı kullanmıyorsunuz?” dedi.
“Ey halkım! Ben, bu mesajı size ulaştırmama karşılık sizden herhangi bir ödül veyateşekkür beklemiyorum;benim mükâfatımı verecek olan, yalnızca beni yaratan Allah’tır; hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
(Hûd devamla:) “Ey kavmim! Ben bunun karşılığında sizden hiç bir ücret, istemiyorum. Benim ücretim sadece beni yaratana aittir. (Bunu hâlâ) anlamayacak mısınız?”
“Ey kavmim! Bu [uyarılar] için sizden bir karşılık da bekliyor değilim; benim (çabalarımın) karşılığı beni yaratan (Allah'tan) başkasına düşmez. Öyleyse, artık aklınızı kullanmayacak mısınız?”
Ey halkım, bu göreve karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretimi takdir etmek yalnızca beni yoktan yaratana düşer, bunu da mı düşünemiyorsunuz? 34/47
Ey kavmim! Sizden bu (çabam) için maddî bir karşılık talep etmiyorum. Yaptıklarımın karşılığını takdir edecek olan yalnızca beni yoktan var edendir. Bunu olsun akledemiyor musunuz?
“Ey halkım! Risaleti tebliğden dolayı sizden hiçbir ücret beklemiyorum. Ben mükâfatımı yalnız ve yalnız beni yaratandan beklerim. Hiç düşünmez misiniz? ”
"Ey toplumum! Bu tebliğime karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan başkasına düşmez. Hâlâ aklınızı çalıştırmayacak mısınız?"