Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2488, sondan 3749. ayet; 21. sure ve Enbiyâ Suresinin 5. ayetidir. Enbiyâ Suresi 5. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 58 ve toplam ebced değeri ise 4960 olarak hesaplanmıştır. Enbiyâ Suresinin toplam ebced değeri 351301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
بل قالوا اضغاث احلام بل افتريه بل هو شاعر فليأتنا باية كما ارسل الاولون
Onlar, “Hayır, bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. Hayır, onu kendisi uydurdu; hayır, o bir şairdir. Eğer böyle değilse, önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin” dediler.
Hasan-ı Basrî, peygamberden mûcize isteyen kavimlere mûcize gösterildiği takdirde iman etmezlerse kökleri kesilecek şekilde cezalandırılacaklarına dair Allah’ın hükmü olduğunu söylemiş; soylarından dindar nesiller geleceği, dolayısıyla onların eliyle İslâmiyet kıyamete kadar yaşayacağı için Hz. Peygamber’in ümmetinden bu hükmün kaldırıldığını, bu sebeple bu ümmet içinden inkârcıların, sırf inkâr ve alay maksatlı mûcize isteklerine cevap verilmediğini ifade etmiştir (Râzî, XXII, 143; 5. âyetin meâlinde “karmakarışık düşler” diye tercüme ettiğimiz “adgâsu ahlâm” tamlaması hakkında bilgi için bk. Yûsuf12:44).
Mehmet Okuyan
(Müşrikler:) “Hayır! (Bunlar) karmakarışık rüyalardır; aksine onu kendisi uydurmuştur; dahası o bir şairdir. (Öyle değilse) bize hemen, öncekilere gönderilenin benzeri bir ayet (mucize) getirsin!” demişlerdi.
“Hayır, bunlar karmakarışık düşlerdir. Hayır, belki onu uydurdu. Hayır, o bir şairdir. Öyleyse öncekilere gönderildiği gibi bize bir âyet¹ getirsin.” dediler.
Fakat onlar: “(Hayır bunlar) Karmakarışık düşlerdir (kurgulanmış hayallerdir) ; belki, onu kendisi uyduruvermiştir; veya o bir şairdir; böyle değilse, o halde öncekilere gönderildiği gibi, bize de bir ayet (mucize) getirsin (de görelim) ” demişlerdi.
Hatta derler ki: Bu sözler, saçmasapan rüyadan ibaret, belki de kendisi uyduruyor bunları, hatta o, bir şair. Değilse neden evvelkilere gönderildiği gibi bize bir mucize gösteremiyor?
Onlar diyorlar ki: “Muhammed'in bu söyledikleri karmakarışık rüyalardır, belki de bütün bunları kendisi uyduruyor. Hayır O sadece bir şairdir. Öyle değilse önceki peygamberlerin getirdikleri mucizeler gibi bir mucize getirsin!”
Onlar:
“ Hayır, bunlar saçma sapan hayallerdir... Yok canım, o sözleri uydurmuştur... Hayır, hayır, o bir şâirdir... Böyle değilse eğer, özgürce sorumluluklarını yerine getiren önceki peygamberler gibi, o da bize hak peygamber olduğuna dair bir delil, maddî bir mûcize getirsin.” dediler.
"Hayır; bu ancak karışık rüyalardan ibarettir. Hayır, bunu o kendisi uydurmuştur. Hayır o bir şairdir. Öyle değilse öncekilere gönderildiği gibi bize bir ayet (mucize) getirsin" dediler.
'Hayır' dediler. ''(Bunlar) Karmakarışık düşlerdir; hayır, onu kendisi uydurmuştur; hayır o bir şairdir. Böyle değilse, öncekilere gönderildiği gibi bize de bir ayet (mucize) getirsin.'
(Müşriklerden bir kısmı şöyle) dediler: “- Hz. Muhammed'in (a.s.) getirdiği bu ayetler, rüya saçmalarıdır, yok onu kendisi uydurdu, yok o bir şairdir. Böyle değilse, evvelki peygamberlerin getirdiği mucizeler gibi, o da bize bir mucize getirsin.”
Hayır, hayır! (Onlar içlerinden “sihirdir” demiyorlar.) Belki, “karışık rüyalardır” veya “uydurmuştur” veya “bir şairdir. O da evvelkilerin (mucizelerle) gönderildiği gibi bize bir mucize getirsin” dediler.
Onlar diyorlar ki : «Hayır, bu düş sayıklaması, hayır, yalan yere atıyor, hayır, o bir ozandır; eskiden gelenlerin getirdikleri gibi, bize belge getirse a!»
Onlar dediler ki: “Hayır, Muhammed'in söyledikleri karmakarışık düşlerdir, bu sözler onun uydurmasıdır. Hayır, o bir şairdir. Öyle değilse bize daha önceki resullerin gösterdiklerine benzer bir mucize göstersin.”
Onlar: "Hayır; bunlar karışık rüyalardır", "Hayır; onu uydurmuştur", "Hayır; o şairdir", "Haydi önceki peygamberler gibi o da bize bir mucize getirsin" dediler.
«Hayır, dediler, (bunlar) saçma sapan rüyalardır; bilakis onu kendisi uydurmuştur; belki de o, şairdir. (Eğer öyle değilse) bize hemen, öncekilere gönderilenin benzeri bir âyet getirsin.»
Onlar: "Hayır, bunlar karışık rüyalardır; yok, onu kendisi uydurdu, yok o bir şairdir. Böyle değilse önceki peygamberler gibi, o da bize bir mucize getirsin" dediler.
Dediler: «Hayır, (bunlar) saçma sapan rü'yâlardır. Hayır, onu kendisi uydurmuşdur. Hayır, o, bir şâirdir. (Bunlar değilse) o halde evvelki (peygamber) lere gönderildiği gibi o da bize bir mu'cize getirsin».
(Onlar: “Kur'ân sihirdir” dedikten sonra:) “Hayır! (Bunlar) karmakarışık rüyâlardır. Hayır! Onu (kendisi) uydurmuştur. Hayır! O bir şâirdir; o hâlde (gerçekten peygamberse) öncekilere gönderildiği gibi, (o da) bize bir mu'cize getirsin!” dediler.
Onlar “Hayır, O’nun söyledikleri karma karışık hayaller, belki onun uydurduğu sözlerdir, belki de o bir şairdir. Hâlbuki o elçi bizi ikna etmek için, daha öncekilere gönderilen mucizeler gibi, bize de mucize getirse ya” dediler.
Hayır, onlar «— Kur/an rüya saçmalamasıdır, belki Kur/an/ı kendisi uydurmuştur, belki o, şairdir. Allah/ın peygamberi ise evvelki peygamberlere gönderilen mûcizeler gibi bize de bir mûcize getirsin» dediler.
“Hayır” dediler. (Bunlar) Karışık düşlerdir; hayır, onu kendisi düzüp uydurmuştur; hayır, o bir şairdir. Böyle değilse, öncekilere gönderildiği gibi bize de bir ayet (mucize) getirsin.”
Kâfirler, Kur’an’ın kitleler üzerindeki etkisini kırabilmek için olmadık iftiralar attılar fakat her defasında, kendi iftiralarını kendileri de beğenmeyerek fikir değiştirdiler. İlk önce, “Muhammed’in bu söyledikleri,aslında karmakarışık hayallerden ibarettir!” dediler. Sonra da, “Yok yok, bu kadar mükemmel sözlerin hayal ürünü olduğuna kimseyi inandıramayız;onu bilinçli olarak uyduruyor diyelim. Fakat hayır, Muhammed’in buna gücü yetmez ki! O hâlde, onun cinlerden bilgi alan bir şâir olduğunu söyleyelim. İyi de, onun şiirle uzaktan yakından ilgisi olmadığını herkes biliyor! İyisi mi, şöyle diyelim: Madem Peygamber olduğunu iddia ediyor, öyleyse bize önceki ümmetlere gönderilen türden bir mucize gösterse ya!” dediler.
Buna mukabil onlar da: “(Muhammed’in söyledikleri) saçma sapan rüyalardır, belki de o, bu sözleri uydurmuştur, hatta o bir şairdir, (eğer böyle değilse, o Muhammed) önceki gönderilen (Peygamber)ler gibi bize bir mûcize getirsin bakalım.” dediler.1
1 Sanki mucizeleri görünce inanacaklarmış gibi… Tarih boyunca kâfirler Peygamberlere karşı hep böyle şeyler söylemişlerdir. Fakat Peygamberler mucizelerle gelince de hemen o mucizeleri normal olaylarmış gibi göstermeye çalışıp inkâr etmişlerdir.
Muhammed Esed
“Yoo”, diyorlar, “[Muhammed'in bu söyledikleri] karmakarışık rüyalardan ibaret!” 6 “Yok yok, bütün bunları kendisi uyduruyor!” -“Hayır, o sadece bir şairdir!” “Peki, madem öyle, önceki [peygamberlerin mucizelerle] gönderildiği gibi o da bize bir mucize getirse ya!”
– Hayır, dediler. Bunlar karma karışık rüyalar, Hayır, bu Kuran’ı Allah adına uydurmuştur. Hayır, olsa olsa o bir şairdir! Öyleyse bize, öncekilere gönderilen elçilerinki gibi bir mucize getirsin! 6/25, 8/31, 23/82-83, 25/4-5, 27/67-68,, 11/13-14, 17/88, 46/8, 36/69, 37/35-36, 52/30, 69/41, 6/25, 8/31, 23/82-83, 25/4-5 6/35, 17/59, 20/133-134, 29/50-51
“Hayır!” dediler; “(Bunlar) karma karışık düşler... Yok yok, onu kendisi uydurmuştur!.. Bu da değilse, o bir şair olmalı… İyi ama, önceden gönderilen (elçiler) gibi bize ilâhî bir kudret delîli getirse ya!..”[2680]
Mustafa İslamoğlu Enbiyâ Suresi 5. Ayet Açıklaması
[2680] Vahyin ilk muhaliflerinin kafalarının hayli karışık olduğunun göstergesi. Allah Rasûlü risalet öncesi dinî hiçbir iddiası olmayan, kitap okuyup yazmayan, şiire ilgi duymayan, kendisinden kehanet ve olağanüstülük sadır olduğu duyulmamış biriydi. Aksi halde iddialarını desteklemek için onu örnek verirlerdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
«Hayır,» Dediler, «Karışık rüyâlardır, Hayır, onu iftira etmiştir, o belki bir şairdir. İmdi bize evvelkilerin gönderilmiş oldukları gibi bir âyet getiriversin.»
(Kur'ân'ı kime mal edecekleri konusunda şaşırıp kaldılar, cevapları kendilerini bile tatmin etmeyip durmadan fikir değiştirdiler. ) “Hayır! ” dediler, “bu adğâsu ahlam: karışık karışık rüyalar. ” “Yok yok, böyle değil, anlaşılan onu kendisi uydurmuş! ” “Hayır! bu da değil, galiba o bir şair! ”, “Öyleyse önceki peygamberlere verilen mûcizeler kabilinden istediğimiz mûcizeyi bize göstersin! ” [17, 59; 10, 96-97]
Hayır, dediler, (bu) karmakarışık hayallerdir; hayır onu uydurmuş; hayır o şa'irdir. (Eğer gerçekten peygamberse) öncekilerin, (mu'cizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mu'cize getirsin.
Aslında onlar şöyle derler: “Bunlar karma karışık hayallerdir. Hayır, bu adam Allah’a iftira ediyor. Belki de şairdir. Eğer elçi ise bize bir belge (mucize) getirsin; öncekilere gönderilen belgelerden olsun.”
Onlar “Yok, bu karmakarışık rüyalardan ibarettir. Yok, kendisi uydurdu. Yok, o bir şairdir,” dediler. “Değilse, bize, tıpkı öncekilere gönderilenler gibi bir âyet getirsin.”
Şöyle de dediler: "Saçma sapan rüyalar bunlar! Belki de uydurduğu bir yalandır. Belki de bir şairdir o. Hadi bir mucize getirsin bize, öncekilere gönderildiği gibi..."
belki eyittiler “ķarışıķ düşlerdür. belki gendüden baġladı anı belki ol şi'r eyidicidür pes getürsün muḥammed bize bir nişān nite kim viribinildi ilerügiler.”
Bel ki eyitdi kāfirler: Ḳarışmış bāṭıl düşlerüñüz, bel ki iftirā eyledi, bel ki olşā‘irdür, didiler. Pes getürür, söyler bir āyet evvelki resūller[e] gönderil‐dügi gibi.