Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2574, sondan 3663. ayet; 21. sure ve Enbiyâ Suresinin 91. ayetidir. Enbiyâ Suresi 91. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 57 ve toplam ebced değeri ise 3105 olarak hesaplanmıştır. Enbiyâ Suresinin toplam ebced değeri 351301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
والتي احصنت فرجها فنفخنا فيها من روحنا وجعلناها وابنها اية للعالمين
Irzını korumuş olan kadını da (Meryem’i de) hatırla. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de, oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık.
İffetini koruduğu bildirilen kadın Hz. Meryem, oğlu da Hz. Îsâ’dır. Âyet-i kerîme Hz. Meryem’e atılan zina iftirasından onun uzak olduğunu; iffetini, namus ve şerefini korumuş bulunduğunu ifade eder. Allah Teâlâ ihtiyar bir erkek olan Zekeriyyâ ile yaşlı ve kısır olan eşinden mûcize olarak Yahyâ peygamberin doğduğuna işaret ettikten sonra, onların durumuna benzeyen hatta onlardan daha da şaşırtıcı bir mûcize olan Meryem ile oğlunu zikretmiştir (krş. Meryem 19:16-17). Îsâ’nın durumu Yahyâ’nın durumundan daha büyük bir mûcizedir. Bu sebeple Allah Teâlâ Meryem’in oğlunu âlemlere işaret kıldığını ifade buyurmuştur. Şüphe yok ki Yahyâ ve Îsâ, Allah’ın hem kulu hem de peygamberidir.
Muhammed Esed, bu âyetin tefsirinde deyimsel olarak, “yasak ve kınanmış olan şeyden kaçınma” anlamına gelen ihsân kelimesinden hareketle şöyle demektedir: “Burada yasak ve kınanmış olan şeyden kasıt, özellikle meşrû olmayan cinsel ilişkidir ve hem kadın hem de erkek için söz konusudur; bu itibarla, söz gelimi ‘muhsan’ ve ‘muhsane’ tabirleri Kur’an’ın başka yerlerinde, sırayla, ‘iffetsizliğe karşı (evlilikle) korunan’ erkek ve kadın anlamında kullanılmaktadır” (II, 663). Ancak Hz. Meryem’in Îsâ’yı dünyaya getirişinin meşrû bir cinsel ilişkinin sonucu olmadığını da belirtmemiz gerekir. Zira Meryem’e çocuğunun olacağı müjdelendiğinde, “Rabbim! Bana bir erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olur? Ben iffetsiz de değilim” (Âl-i İmrân 3:47; Meryem 19:20) diyerek meşrû veya gayri meşrû herhangi bir insan ile cinsel ilişkide bulunmadığını açıkça ifade etmiştir (Meryem ve Îsâ hakkında bilgi için bk. Âl-i İmrân 3:37, 42-59; Meryem 19:16-36).
Mehmet Okuyan
Namusunu korumuş olanı (Meryem’i de an)! Biz ona [rûh]umuzdan üflemiş, onu ve oğlunu âlemler (insanlar) için bir ayet (mucize) kılmıştık.
1- Meryem. 2- Karnında bir çocuğa hayat verdik. İlgili ayetler: 15:29; 32: 9; 38:72. 3- Mucize. İbret.
Ahmet Akgül
Irzını gereği gibi koruyan o kadını (Meryem Hanım’ı) da (hatırlayıp an ki) ; kendisine Ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, âlemler için bir ayet (mucize ve ibret) kılıvermiştik.
Namusunu koruyan, beline sahip olan Meryem'i an. Rahmetimizle var ettiğimiz düzenin bir bölümü olan ruhumuzdan nûrânî dalgalar halinde Îsâ'nın bütün hücrelerine ruh yayarak hayat verdik, onu bilinçlendirdik. Meryem'i ve oğlunu âlemlere, insanlara, cinlere ve meleklere kudretimizi gösteren bir mûcize olarak ortaya koyduk.
Irzını helâl ve haramdan koruyan o Meryem'i de hatırla ki, biz ona (Cebraîl vasıtasıyla ve emrimizle meydana gelen) ruhumuzdan intikal ettirdik (de İsa'yı yarattık). Kendisini de, oğlunu da âlemlere bir ibret yaptık.
Irzını korumuş olan kadını (Meryem'i) de hatırla! Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de oğlunu da âlemlere (sonsuz kudretimizi gösteren) apaçık bir delil kılmıştık.
İffetini koruyan kadın (Meryem) var ya, ona kendi diriliğimizden canlılığımızdan (Ruhumuzdan) bir can vermiştik. Onu ve oğlunu âlemler için alınacak bir ibret yaptık.
Ve o iffetini koruyan Meryem’e de katımızdan ilim ve hikmet bahşetmiştik. Tertemiz ahlâkının mükâfâtı olarak da, ona babasız bir çocuk hediye etmek için, ruhumuzdan hayat üflemiş ve hem onu, hem de büyük bir Peygamber olan oğlunu, yani Hz. İsa’yı tüm insanlığa sonsuz ilim, kudret ve rahmetimizi gösteren apaçık birer delil kılmıştık.
1 Bu âyetteki (فَنَفَخْنَا فِيهَا) ifâdesindeki (هَا) zamirinin müennes, (Tahrim: 12)’deki (ه) zamirinin ise müzekker olması hakkında; “Hz. Meryem’in bitkiler gibi eşeyli üreme sistemine sahip olduğuna” varacak kadar birçok saçma-sapan yorum yapılmışsa da en doğru olanı şöyledir: (فَرْجٌ) kelimesi mastar olarak, “insanın bacakları arası” demektir. Fakat bu kelime kinâye olarak, “erkek ve kadının avret mahalli olan uzvu” anlamında kullanılır ve müzekkerliği de müennesliği de câizdir. Bu sebeple de bu kelimeye gönderilen zamir, (Tahrim: 12)’de müzekker, burada ise müennes olarak kullanılmıştır. Yukarıdaki saçma-sapan yorumları yapanlar ya bu kelimenin hem müzekker hem de müennes için kullanıldığını bilmiyorlar ya da yaptıkları birçok saçmalıklara yenilerini eklemek istiyorlar. En doğrusunu Allah bilir.2 رُوحِنَا) مِنْ) daki (مِنْ) ba’zıyye değil, beyaniyyedir. Yani Allah, kendi ruhundan bir parçasını ayırıp Hz. İsa için üflememiştir. Hz. İsa’ya üflenen ruh, tıpkı Hz Âdem’e olduğu gibi Allah’ın kendi ruhunda bulunan bazı özelliklerinin (görmek, işitmek… gibi) yansımasını ihtiva eden ve bir ruhtur. Yani bu ifade; “emrimizden olan ve Âdem’e üflenen ruh cinsinden üfledik ve Meryem’in içinde İsâ’yı yarattık” demektir. Yahut ruhumuzdan demek, “ruhumuz tarafından demektir ki Cebrail, (Ruh’ul-Kudüs) vasıtası ile üfledik” demek de olabilir.3 Bu âyetin tercümesi; “İffetli (Meryem’e gelince,) ona (İsa’yı) rûhumuz olan (Cebrâil vasıtasıyla) Biz üfledik, böylece onu ve çocuğunu insanlığa bir mûcize kıldık.” diye de olabilir.
Muhammed Esed
VE O iffetini koruyan (kadın)ı da (an) ki, Biz ona ruhumuzdan 87 üflemiş, onu ve oğlunu bütün insanlar için [rahmetimizin] bir simgesi 88 kılmıştık.
BİR de iffetini koruyan o kadını (gündeme taşı)! “Kuşkusuz ona da[2764] ruhumuzdan üflemiş;[2765] onu ve oğlunu (çağının) bütün insanları için[2766] kudretimizin bir delili kılmıştık.
Mustafa İslamoğlu Enbiyâ Suresi 91. Ayet Açıklaması
[2764] Burada sözü edilen Hz. Meryem’dir ve “ona da” şeklindeki çevirimiz, başta Âdem olmak üzere tüm Âdemoğullarına bahşedilen İlâhî armağan olan “hayatın” ona da bahşedildiğini dile getirmektedir (Krş: 15:29; 32:9; 38:72). Ontolojik bir olguyu ifade etmeyip tıpkı “Allah’ın arzı, Allah’ın devesi, Allah’ın evi” gibi gaye belirtme ve onurlandırma anlamı taşıyan bu mecazî beyan, insan türünün tüm fertleri için geçerlidir. Bunu mecaz olmaktan çıkarıp lafzî olana indirgemek, Pavlusyen kilisenin Hz. İsa’ya dair “Allah’ın ruhu: Allah’ın oğlu” sapmasına yol açacaktır.
[2765] Bu ibârenin açılımı için bkz: 15:29, not 26. Ruhun Allah’a nisbeti, tıpkı Beytullahda olduğu gibi teşrif ve taltif içindir.
[2766] Parantez içi açıklamamız için bkz: 2:47, not 86.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve ismetini pek güzelce muhafaza etmiş olanı da (yâd et ki) kendisine rûhumuzdan üflemiştik.Ve O'nu ve oğlunu da âlemlere bir âyet kılmıştık.
İffet ve namusunu gerektiği gibi koruyan Meryem'i de an. Biz ona rûhumuzdan üfledik, hem onu, hem oğlunu cümle alem için bir ibret yaptık. [15, 29; 32, 9; 66, 12; 16, 66]