Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2774, sondan 3463. ayet; 23. sure ve Mü'minûn Suresinin 101. ayetidir. Mü'minûn Suresi 101. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 44 ve toplam ebced değeri ise 3622 olarak hesaplanmıştır. Mü'minûn Suresinin toplam ebced değeri 343363 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
فاذا نفـخ في الصور فلا انساب بينهم يومئذ ولا يتساءلون
“Onlar”dan maksat, özellikle öldükten sonra tekrar dirilmenin imkânsız olduğunu savunan inkârcılardır. Âyette, hayatları son bulup dünya ile ilgili bütün bağları kopan, arzu ve tutkuları tükenen ve ancak bu noktada akılları başlarına gelen inkârcıların ümitsizlikleri, tükenmişlikleri ve pişmanlıkları dile getirilmektedir. Fahreddin er-Râzî’ye göre böyleleri, ölümleri esnasında (veya zayıf bir görüşe göre âhirette cehennemdeki yerlerini görünce), aslında geri dönüşün imkânsız olduğunu bilseler de, sırf inkârcı olarak bu dünyadan göçmelerine üzülüp pişman oldukları için bu duygularını ve ümitsizliklerini ifade etmek üzere bu şekilde yakarırlar (XXIII, 119-120). Bu iki âyet, temeli eski Hint dinlerine ve Eflâtun felsefesine kadar uzanan, zaman zaman günümüzde bile bazı kişiler ve sözde ilim adamları tarafından savunulan reenkarnasyon (tenâsüh) inancını açıkça reddetmektedir. Bu inanca göre kötü ve günahkâr insanlar ölünce bunların ruhları, dünyada günahlarından kurtulup arınıncaya kadar bedenden bedene dolaşacak, ancak günahlarından temizlendikten sonra Tanrı’nın huzuruna dönebileceklerdir. Eğer günahkârların ruhlarının başka bedenlere geçmesi mümkün olsaydı, âyette belirtildiği şekilde pişmanlık duygularını dile getirerek yanlışlarını düzeltmek maksadıyla yeniden dünyaya gönderilmeleri için yakaran kullarının dileğini Allah reddetmezdi. Oysa burada böyle bir dönüşe asla izin verilmeyeceği belirtilmektedir. Sözlükte “engel, ayırıcı, aralık” anlamına gelen berzah kelimesinin buradaki anlamı konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Râzî’nin tercih ettiği yoruma göre buradaki berzah, İslâmî gelenekteki yaygın anlamıyla insanın dünya hayatına geri dönüşünü engelleyen ölüm olayı ve sonrasıdır. Kabir hayatı da denen bu dönem ölümle başlayıp yeniden dirilme vaktine kadar sürecektir. Berzah kelimesi, –biri dünya hayatının son bulduğuna, diğeri âhiret hayatı için yeniden dirilmenin gerçekleştiğine işaret olmak üzere– iki defa üflenecek olan iki sûr arasında geçecek süre olarak da açıklanmıştır (Taberî, XVIII, 53; Şevkânî, III, 562). Âhirette akrabalık bağlarının işe yaramaması, oradaki adaletin mutlaklığını ve kusursuzluğunu, insanların birbirlerine soru soramaması da âhirette verilecek hesabın dehşetini göstermektedir.
Mehmet Okuyan
Sûr’a üflendiği zaman artık aralarında akrabalık bağları kalmamıştır;birbirlerini de soramazlar.
Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar (ve nesep-akrabalık bağları) kalmayacaktır ve birbirlerinin durumlarını soruşturamayacaklardır.
Sûra üfürüldüğü zaman, artık aralarındaki akrabalık bağları bitmiştir. Birbirlerinden bir talepte bulunamazlar, olup bitenleri de artık birbirlerine soramazlar.
Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar (veya soybağları) yoktur ve (üstünlük unsuru olarak soyluluğu veya birbirlerine durumlarını) soruşturmazlar da.
İsmail Hakkı İzmirli Mü'minûn Suresi 101. Ayet Açıklaması
[5] Hısımlar birbirlerini tanımaz olurlar, birbirlerine sualde, cevapta bulunmazlar, arkadaş da olmazlar. Herkes kendi amelinin hesabını verir, kesret-i meşguliyetleri birbirlerini tanımaya mani olur.
Kadri Çelik
Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar (akrabalık bağları) yoktur ve (soy soplarını artık) soruşturmazlar.
(Menakib-u İbn-i Meğazili s.109’da yer alan bir rivayete göre Ömer bin Hattab Hz. Resulullah’ın şöyle buyurduğunu naklediyor: “Kıyamet günü bütün akrabalık bağları kesilir, ancak benim nesebim kalır ve Ali bin Ebi Talib benim nesebimdendir. Kim Ali’yi severse ancak beni sevmiştir, kim ona buğz ederse bana buğz etmiştir.”)
Mahmut Kısa
Ve nihâyet, yeniden diriliş için Sura üflenince, mezarlarından fırlayıp huzurumuza gelecekler; işte o zaman, aralarındaki bütün soy sop bağlantıları kesilecek ve herkes kendi derdiyle meşgul olduğundan, hiçbiri diğerine bir şey soramayacak, kimsenin kimseye zerre kadar yardımı dokunmayacaktır. Böylece, büyük mahkeme kurulacak ve bütün iyilikler, kötülükler bir bir ortaya dökülecektir:
1 Sur: Bazılarına göre “vav” harfinin fethalı okunmasıyla sûret’in çoğulu suver olup, sur’a üfürmek de sûretlere rûh üfürmek şeklinde anlaşılmışsa da bu çok doğru değildir. Müfessirlerin çoğunluğuna göre sur; büyük boru gibi bir şeydir ki İsrâfîl isimli melek tarafından üç defa üfürülecektir. Birincisinde; göklerde ve yerde kim varsa Allah’ın diledikleri dışında herkes dehşetinden sarsılacaktır. İkincisinde; Allah’ın diledikleri dışında herkes ölecektir. Üçüncüsünde ise; herkes kabirlerden kalkıp mahşere toplanacaklardır. Bk. (Zümer: 68) Yani Sûr, İsrâfil (a.s)'ın kıyâmet anında canların toptan öldürülmesi, kâinatın düzeninin bozulması, ardından yeni bir âlemin kurulması ve nihâyet canlıların tekrar dirilmeleri için toplam üç kez üfleyeceği, mahiyetini bilmediğimiz, dünyadaki aletlere benzemeyen, ancak hadislerde boru diye tanımlanan bir âlettir.
Muhammed Esed
Ve sonra, [kıyamet] sûru üflendiği zaman, o Gün artık ne aralarındaki kan bağları işe yarayacaktır ne de birbirlerine (olup biten hakkında) soru sorabileceklerdir.
Suat Yıldırım Mü'minûn Suresi 101. Ayet Açıklaması
Âhirette tek konum yoktur; çeşitli safhalar vardır. Hesap ve hüküm zamanında sorma yoktur. Ama cennetlikler ve cehennemlikler yerlerine girdikten sonra birbirlerine soru sorup konuşurlar.
Süleyman Ateş
Sur'a üflendiği zaman, artık o gün aralarında soylar yoktur ve (insanlar, birbirlerine soylarını) sormazlar.