Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4126, sondan 2111. ayet; 39. sure ve Zümer Suresinin 68. ayetidir. Zümer Suresi 68. ayetinin kelime sayisi 22, harf sayısı 78 ve toplam ebced değeri ise 8289 olarak hesaplanmıştır. Zümer Suresinin toplam ebced değeri 364979 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ونفـخ في الصور فصعق من في السموات ومن في الارض الا من شاء الله ثم نفـخ فيه اخرى فاذا هم قيام ينظرون
Sûr’a üflenir ve Allah’ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar.
“Bayılmak” anlamına da gelen, âyet metnindeki sa‘ika fiili tefsirlerde çoğunlukla “korkudan düşüp ölecek” şeklinde yorumlanmıştır (meselâ bk. Râzî, XXVII, 18; Şevkânî, IV, 544). Sûrun etkisinden istisna edilenlerin, Cebrâil, Mikâil ve Azrâil isimli büyük melekler olduğu belirtilir; bazı rivayetlerde bunlara rıdvân isimli melek ile arşı taşıyanlar, cennet ve cehennemde bekçilik görevi yapanlar gibi başka melekler de ilâve edilmiştir (bk. Kurtubî, XV, 268-269; Şevkânî, IV, 544).
Mehmet Okuyan
Sûr’a üflenmiş (olacak) ve –Allah’ın diledikleri hariç– göklerde ve yerde bulunanlar bayılacaktır. Sonra ona bir daha üflenince, bir de bakarsın ki onlar ayağa kalkmış bakıyorlar!
Sur’a üflenmeyle ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:73; Kehf 18:99; Tâhâ 20:102; Mü’minûn 23:101; Neml 27:87; Yâsîn 36:51; Kâf 50:20; Hâkka 69:13; Nebe’ 78:18.,Bu tür Son Saat, kıyamet-ahiret gibi gelecekte yaşanması kesin olan olaylar için geçmiş zaman kalıbı kullanımı olayın kesinlikle meydana geleceğine dikkat çekmek içindir. Bu nedenle biz de 69-75. ayetler arasında ilgili konulardaki fiillere gelecek zaman anlamı vermeyi tercih ettik.,Benzer mesaj: Neml 27:87. Bu iki ayette [fesa‘ıka] ve [fefezi‘a] fiillerinin başındaki [fâ/fe] edatı [ta‘kıbiyye] anlamındadır ve Sûr’a üflenmenin hemen peşinden, göklerdekilerin ve yerdekilerin düşüp bayılacağı bildirilmektedir. Hacc 22:1-2’de konuyla ilgili bilgi verilirken, Son Saat’in şiddetinden insanların ne kadar korkunç bir şekilde etkileneceği üzerinde durulmaktadir.
Bayraktar Bayraklı
Sûr'a üflenince, Allah'ın diledikleri hariç olmak üzere, göklerde ve yerde ne/kim varsa hepsi bayılacaktır. Sonra Sûr'a bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar.
Sura üflenmiş, Allah'ın dilediği hariç göklerde ve yerde olanlar çarpılıp yıkılıvermiştir. Sonra ona bir kez daha üfürüldüğü zaman onlar kalkarak bakınırlar.
Artık Sur'a üfürülmüş; böylece Allah’ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıvermiş olacaktır. Sonra bir daha ona (Sur’a) üfürülecek, ardından (bütün insanlar), onlar ayağa kalkmış durumda (şaşkınlıkla etrafına) bakınacaktır.
Ve Sur'a üfürülmüştür de göklerdekilerin ve yeryüzündekilerin hepsi de, o sesin şiddetinden ölüp gitmiştir, sonra bir daha üfürülünce o zaman hepsi dirilmiştir, ne olacak diye bakınıp durmadalar.
O gün sû'ra üflenecek ve yerde, gökte ne varsa, hepsi Allah'ın hariç tutmak istedikleri dışında düşüp bayılacaklar, sonra yeniden bir daha üflenecek, o zaman tüm ölenler hepsi dirilmiş, ne olacak diye bakınıp duracaklar.
Sûra üfürülmüştür. Göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıklar, yere çarpılmış ve ölmüştür. Ancak, Allah'ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi olan akıllı ve sorumlu varlıklar hayattadır. Sonra sûra bir daha üfürülür. Derhal, herkes ayaktadır, gözleri açık bakıyorlar.
Sur'a üflenir, böylece Allah'ın dilediklerinden başka göklerde ve yerde kim varsa hepsi düşüp ölür. Sonra ona bir daha üflenir ve hemen ayağa kalkarak bakınırlar.
Sur'a üfürüldü; böylece Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıverdi. Sonra bir daha ona üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetliyorlar.
(Artık kıyamet kopmuş, İsrafil tarafından birinci defa) Sûr'a üfürülmüştür de Allah'ın dilediği (Cebrâil, Azrâil, Mikâil ve İsrâfil gibileri) müstesna olmak üzre göklerde kim var, yerde kim varsa hepsi ölmüştür. Sonra Sûr'a tekrar (ikinci defa) üfürülmüştür. Bu defa (kabirlerinden) kalkmışlar bakınıb duruyorlar. (Acaba kendilerine ne yapılacaktır!)
O gün sura (borazana) üfürülür. Allah’ın dilediği hariç, göklerdeki ve yerdeki herkes bayılır. Sonra ikinci bir kere sura üfürülür. Birden herkes ayağa kalkıp bakarlar.
(Kıyamet için birinci defa) Sur'a üflenir. Allah'ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde kim varsa hepsi çarpılıp yere yıkılarak bayılır. Sonra Sur'a tekrar (ikinci defa) üflenir. Bir de bakarsın bütün insanlar, ayağa kalkmış, etrafa bakınıp duruyorlar!
Bkz. 37:19“Sûr” la ilgili detaylı bir bilgiye sahip değiliz. Nasıldır ve nasıl bir ses çıkaracaktır ve bu ses nasıl bir etki yapacak ve dalga boyu ne olacak ki evrende her şeyin sonunu getirecek? Bütün bunlar Allah’ın bilgisi dâhilindedir. Kıyametin kopmasından bahseden âyetler, evrende büyük bir kozmik değişime sebep olacak patlamanın sûra üflenmekle başlayacağını anlatır. Ancak bunun “İsrâfîl” adlı meleğin üflemesiyle gerçekleşeceğini söylemez. Dolaysıyla insanların sandığı ve inandığı gibi kıyametin kopmasını bekleyen İsrâfîl adlı özel bir melek yoktur. Yani “Allah özel bir melek yaratmıştır, üstelik de büyük meleklerdendir fakat sadece iki defa görev yapacaktır. Biri Kıyamet vakti gelince sûra üflemek, diğeri de tekrar diriliş için ikinci kez sûra üflemek.” Bu çok tatmin edici durmuyor. Kur’an’a göre kıyametin kopması, daha önceden Allah’ın programladığı tarihte büyük bir gürültü/patlama ile gerçekleşir. Kur’an’ın öğretisine göre bu gürültü/patlama “sur’a üfürülme” diye ifade edilir. Nitekim göreceğiniz ayetlerde de “sura üfürülünce” deniyor, İsrafil sûra üflediği zaman denmiyor. “Artık sura üflendiği, yer ve dağlar kaldırılıp bir darbe ile birbirine çarpıl(arak darmadağın edil)dikleri zaman, işte o gün olacak olan olmuş (kıyamet kopmuş)tur!” (Hakka 69:13-15), “Ve sûra (ikinci defa) üfürülmüştür de bakarsın ki onlar mevzilerinden (kalkıp) Rablerine koşuyorlar!” (Yasin 36:51)“Allah’ın dilediği müstesna” ifadesinden, mahiyetini bizim bilemediğimiz bazı melekler kastedilmiş olabilir. “İnsanların ayağa kalması”; insanlar için hayatın yeniden başlaması anlamındadır.
Diyanet İşleri (Eski)
Sura üflenince, Allah'ın dilediği bir yana, göklerde olanlar, yerde olanlar hepsi düşüp ölür. Sonra Sura bir daha üflenince hemen ayağa kalkıp bakışır dururlar.
Sûr'a üflenince, Allah'ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir. Sonra ona bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar!
Birinci Sûr’da Allah’ın dilemesiyle ölmeyip kalanların, Cebrail, Mikâil, İsrâfil, Azrâil veya hamele-i arş ya da rıdvan melekleri, hûriler, cennetin hazinedârı olan Mâlik’le cehennem bekçileri olan zebâniler olduğu belirtilmiştir. Bu âyete göre nefha yani sûra üfürüş ikidir. Birincisi ölüm sûru, ikincisi de ba’s yani dirilme sûrudur.
Edip Yüksel
Boruya üflenir üflenmez göklerde ve yerde kim varsa, ALLAH'ın diledikleri hariç kendinden geçip bayılırlar. Sonra ona tekrar üflenir de onlar ayağa kalkıp bakışırlar
Ve sûra üflenmiştir. Göklerde kim var, yerde kim varsa çarpılıp yıkılmıştır. Ancak Allah'ın dilediği müstesna. Sonra ona bir daha üflenmiştir. Bu defa da hep onlar kalkmışlar bakıyorlardır.
Ve sur üflenmiştir de Göklerde kim var, Yerde kim varsa çarpılıp yıkılmıştır, ancak Allahın dilediği müstesnâ, sonra ona bir daha üflenmiştir, bu kerre de hep onlar kalkmışlar bakıyorlardır
(Birinci) «Suur» a üfürülmüş (üfürülecek), artık Allahın diledikleri müstesna olmak üzere, göklerde kim varsa, yerde kim varsa düşüb ölmüşdür (ölecekdir). Sonra ona bir daha üfürülmüşdür (üfürülecekdir). O anda görürsün ki (ölüler dirilib) ayakda bakınıb duruyorlar!
Ve sûra (birinci olarak) üfürülmüştür de Allah'ın dilediğinden başka(1) göklerde kim var, yerde kim varsa ölmüştür. Sonra ona bir daha üfürülmüştür; bir de bakarsın ki onlar ayaktadırlar (etrâfa) bakınıp duruyorlar.
(1)İbn-i Abbâs (ra)’a göre bu istisnâ ile, dört büyük melek olan Cebrâîl, Mikâîl, İsrâfîl ve Azrâîl Aleyhimüsselâm kasdedilmiştir. Ebû Hureyre (ra)’a göre ise bunlar şehidlerdir. Diğer bir görüşe göre de o gün hayatta bırakılacak olanlar, hûrîler ile Arş ve Kürsî’nin sâkinleri olan meleklerdir. (Celâleyn Şerhî, c. 6, 449)“Evet şu âlemin mutasarrıf-ı zîşânı (şanlı hâkimi) her asırda, her senede, her günde, bu dar, muvakkat(geçici) rûy-ı zeminde (yeryüzünde) haşr-i ekberin (âhiretteki büyük dirilmenin) ve meydân-ı kıyâmetin pek çok emsâlini (benzerlerini) ve nümûnelerini ve işârâtını (işâretlerini) îcâd ediyor (yaratıyor). Ezcümle (meselâ) haşr-i bahârîde (baharda canlıların diriltilmelerinde) görüyoruz ki, beş altı gün zarfında küçük ve büyük hayvanât (hayvanlar) ve nebâtâttan (bitkilerden) üç yüz binden ziyâde envâı (nev‘leri)haşredip neşrediyor (diriltip yayıyor). Bütün ağaçların, otların köklerini ve bir kısım hayvanları aynen ihyâ edip(hayat verip) iâde ediyor. Başkalarını ayniyet derecesinde (aynı gibi) bir misliyet sûretinde (benzerlikte) îcâd ediyor. Hâlbuki maddeten farkları pek az olan tohumcuklar o kadar karışmışken, kemâl-i imtiyâz ve teşhîs ile(mükemmelen ayırd edilerek) o kadar sür‘at ve vüs‘at (genişlik) ve sühûlet (kolaylık) içinde kemâl-i intizam ve mîzan (tam bir düzen ve ölçü) ile altı gün veya altı hafta zarfında ihyâ ediliyor. Hiç kābil midir (mümkün müdür) ki, bu işleri yapan Zât’a bir şey ağır gelebilsin! Semâvât ve arzı (gökleri ve yeri) altı günde halk edemesin (yaratamasın). İnsanı bir sayha ile (sûrun üflenmesiyle) haşredemesin! Hâşâ!” (Zülfikār, 10. Söz, 33)
İlyas Yorulmaz
Kıyamet saati başlatıldığında (ilk sura üfürüldüğünde), göklerde ve yerde olanlardan, Allah’ın dilediklerinden başkası bayılacaklardır. Sonra tekrar diğer (ikinci) dirilme işareti verildiğinde, hemen insanlar ayağa kalkıp bakınıp duracaklar.
Kıyamet borusu üfürülünce [¹] Allah/ın dilediği kimseden maada göklerde, yerde ne varsa hepsi ölü düşer, sonra bir daha üfürülünce [²] hemen onlar ayağa kalkıp bakışırlar [³].
İsmail Hakkı İzmirli Zümer Suresi 68. Ayet Açıklaması
[1] İlk üfürme.[2] İkinci üfürme.[3] Ne olacak diye bekleşirler veya hayret içinde gözlerini döndürürler veya ayakta şaşırıp kalırlar.
Kadri Çelik
Sura üflenince, Allah'ın dilediği bir yana, göklerde olanlar ve yerde olanlar hepsi çarpılıp yıkılıverir (düşüp ölür). Sonra Sur'a bir daha üflenince hemen ayağa kalkıp bakışır dururlar.
Zamanı gelince, kıyâmet için sûra üflenecek ve derhal, göklerdeki ve yerdeki bütün canlılar —Allah’ın diledikleri hariç— kıyâmetin dehşetinden cansız yere serilecektir! Derken, bütün ölülerin dirilişi içinona yeniden üflenecek ve o anda, bütün insanlar mezarlarından sıçrayıp kalkacak; şaşkın ve ürkek bir hâlde etraflarına bakınacaklar!
Sûr’a üflendi; Allah’ın dilediği kimseler dışında Yer’deki kimseler de, Gökler’de kimseler de bayılıp yıkıldı.
Sonra ona tekrar üflendiği zaman onlar ayağa kalkmış bakarlar.
(Kıyamet günü) sur’a üflenince,1 Allah’ın diledikleri dışında göklerde ve yerde olanların hepsi ölecek, sonra ona bir daha üflenir üflenmez hepsi dirilerek (Allah’ın emrini) bekleyecekler.
1 Sur; Bazılarına göre “vav” harfinin fethalı okunmasıyla suret’in çoğulu “suver” olup, sur’a üfürmek de “suretlere rûh üfürmek” şeklinde anlaşılmışsa da bu çok doğru değildir. Sûr: “Kıyâmetin vakti geldiği an İsrâfil (a.s)’ın üfleyeceği bir araçtır” ki, İsrâfil tarafından üç defa üfürülecektir. Birincisinde; göklerde ve yerde kim varsa Allah’ın diledikleri dışında herkes dehşetinden sarsılacak, ikincisinde; Allah’ın diledikleri dışında herkes ölecek, üçüncüsünde ise; herkes dirilip mahşere toplanacaklardır. Sur, mahiyetini bilmediğimiz, dünyadaki aletlere benzemeyen, ancak hadislerde boru diye tanımlanan bir âlettir. Bk. (En’am: 73, Mü’minun: 101 ve dipnotu)
Muhammed Esed
[O Gün hesap] sûru üflenecek; ve yerde, gökte ne varsa hepsi, Allah'ın [hariç tutmak] istedikleri dışında, düşüp bayılacaklar. 67 Sonra sûr yeniden üflenecek; işte o zaman [yargı kürsüsü önünde] duranlar [hakikati] görmeye başlayacaklar! 68
O gün Sur’a üflenmiş, Allah’ın diledikleri dışında yerde ve göklerde kim varsa hepsi düşüp ölmüştür. Sonra ikinci sura üflendiğinde bir de bakmışsın ki hepsi ayağa kalkmış yargılanmayı bekliyorlar. 23/101, 69/13
Ve sura üflenecek:[4161] derken Allah’ın tercih ettikleri dışında[4162] göklerde ve yerde bulunan herkes (dehşetten çarpılmışçasına) düşüp bayılacaktır.[4163] Sonra sura bir daha üflenecek: o zaman onlar yerlerinden doğrulup (sonlarını) bekleyecekler.
Mustafa İslamoğlu Zümer Suresi 68. Ayet Açıklaması
[4161] Ya da Katâde’nin suver okuyuşuna dayanarak: “suretlere (ruh) üflenecek” (Ferrâ).
[4162] Hasan el-Basri’ye göre “Allah’ın tercih ettiği” ile “Allah” kastedilmektedir (Mâverdi).
[4163] Benzer bir âyet için bkz: 27:87. “Büyük bir tehdit karşısında dehşetten yere yığılma“ anlamına gelen sa’ika A’râf sûresinin 143. âyetinde de “bayıldı” anlamına kullanılmaktadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Sûr'a üfürülmüştür. Hemen göklerde kim var ise ve yerde kim var ise ölüvermiştir. Allah'ın dilediği kimse müstesna. Sonra Sûr'a tekrar üfürülmüştür. O anda onlar kalkarak bakışırlar.
Sûra üflenir; Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde kim varsa çarpılıp cansız yere düşer. Sonra ona bir daha üflenir: Bir de bakarsın bütün insanlar, kabirlerinden ayağa kalkmış, etrafa bakınıp duruyorlar! [79, 13-14; 17, 52; 30, 25]
Bu âyette sûra iki kere üfleneceği bildirilmiştir. Neml, 87. âyetinde bu ikisinden önce bir kere daha üfleneceğinden söz edilmiştir. Onun için Hz. Peygamber (a.s.) sûra üç üfleme bildirmiştir. 1. Nefhatü’l feza’ (dehşetli bir ses) 2. Nefhatu’s-sa’k (öldüren ses) 3. Nefhatu’l kıyame (diriliş üflemesi) İstisna edilenler: En büyük dört melektir. Bazı müfessirler ayrıca, Hamele-i Arş, yahut rıdvan melekleri, huriler, Malik (cehennem sorumlusu) ve Zebanileri de sayarlar.
Süleyman Ateş
Sur'a üflenmiş, göklerde ve yerde olanlar (korkudan) bayılmışlar, ancak Allah'ın dilediği sarsılmamıştır. Sonra ona bir daha üflenmiştir, birden onlar kalkmış, bakıyorlardır.
Sura üfürülünce Allah’ın tercih ettikleri dışında göklerde ve yerde kim varsa ölecektir. Sonra ona bir daha üfürülünce hemen ayağa kalkıp anlamaya başlayacaklardır.
Sûr'a üflenmiş, Allah'ın diledikleri dışında yerde ve göklerde kim varsa baygın düşmüştür/ölmüştür. Sonra ona tekrar üflendiği zaman onlar ayağa kalkar ve bakıp dururlar.
Sûra üfürülür; Allah'ın dilediklerinden başka göklerde ve yerde kim varsa hepsi düşüp ölür. Sonra sûra bir daha üfürülür; o anda hepsi kalkmış, bakışmaktadır.
Sûra üflenmiştir; Allah'ın dilediği kimseler dışında göklerde kim var, yerde kim varsa çarpılıp yere yıkılmıştır. Sonra sûra bir daha üflenmiştir. İşte hepsi ayağa kalkmış bakıyorlar.
daħı ürildi śūr içine ya'nį ilk gez pes öldi anlar kim göklerdedür daħı anlar kim yirdedür illā anlar kim diledi Tañrı andan ürildi anuñ içine daħı bir pes ol vaķt anlar ŧurmışlardur baķarlar.