Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3387, sondan 2850. ayet; 29. sure ve Ankebut Suresinin 47. ayetidir. Ankebut Suresi 47. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 90 ve toplam ebced değeri ise 4730 olarak hesaplanmıştır. Ankebut Suresinin toplam ebced değeri 274256 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (19) ل (9) م (6) bulunuyor.
Arapça Metin
وكذلك انزلـنا اليك الكتاب فالذين اتيناهم الكتاب يؤمنون به ومن هؤلاء من يؤمن به وما يجحد باياتنا الا الكافرون
İşte böylece biz sana kitabı indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar)dan da ona inananlar vardır. Bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr ederler.
“İşte biz kitabı sana böyle indiriyoruz” ifadesi çoğunlukla, bir önceki âyetin, “Ve deyin ki: Bize indirilene de size indirilene de inandık. Bizim Tanrımız da sizin Tanrınız da birdir” meâlindeki bölümüyle bağlantılı olarak, “İşte biz Kur’an’ı sana böyle (daha önceki ilâhî kitapları onaylayan, onlardaki Allah’ın birliği inancını teyit eden, dolayısıyla ilâhî vahyin evrensel doğrularını tekrarlayan) bir kitap olarak indiriyoruz” şeklinde yorumlanmıştır. Ancak âyetin bu bölümünü, “İşte biz önceki peygamberlere kitaplar indirdiğimiz gibi sana da bu kitabı, Kur’an’ı indiriyoruz” şeklinde açıklayanlar da olmuştur (Taberî, XXI, 4; İbn Atıyye, IV, 321; Zemahşerî, III, 192).
“Kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler” ifadesi de farklı şekillerde açıklanmıştır. Yaygın yoruma göre burada, yahudi iken müslüman olmuş Abdullah b. Selâm ve yakınları kastedilmiştir (Zemahşerî, III, 192; Şevkânî, IV, 238). Ancak İbn Âşûr, âyetteki “yü’minûne” fiilini –bizim de çeviride tercih ettiğimiz şekilde– geniş zamanlı bir fiil kabul ederek burada, o gün İslâm’ı hak din olarak kabul etmiş ve daha sonra da kabul edecek olan Ehl-i kitap mensuplarının söz konusu edildiğini belirtmiştir (XXI, 9). “Şunlardan da (müşrikler) ona inananlar var” ifadesinde ise –ağırlıklı görüşe göre– Araplar arasında müslüman olanlardan söz edilmiştir. Bu sûrenin indiği dönemde Araplar’ın çok büyük kısmı henüz müslüman olmadığı için âyette böyle bir ifade kullanılmıştır.
“Kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler” ifadesi tamamının, “şunlardan da ...” ifadesi ise bir kısmının inandığını gösteriyor. Buna göre âyeti şöyle yorumlamak da mümkündür: İnsaf ve idrak bakımından kitaba muhatap olma kabiliyetlerini koruyanların tamamı ona iman ederler; diğerlerinden de (Ehl-i kitap ve müşrikler) bir kısmı ona inanırlar.
Mehmet Okuyan
İşte böylece sana Kitabı (Kur’an’ı) indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Şunlardan (Araplardan) da ona iman edenler vardır. Ayetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez.
Böylece sana kitabı indirdik. İşte, kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Çevrendekilerden de ona inananlar vardır. Âyetlerimizi, ancak inkârcılar bile bile tanımazlar.
İşte böylece sana Kitap'ı indirdik. Kendilerine Kitap ulaştırdıklarımız¹, ona inanırlar. Şu kimselerden² de O'na inanacaklar vardır. Gerçeği yalanlayan nankörlerden başkası ayetlerimizi inkâr etmez.
(Ey Resulüm!) İşte Biz Sana böyle (hakikatli ve hikmetli) bir Kitap indirdik. Bundan dolayı kendilerine (daha önce) kitap verdiklerimiz(den iz’an ve insaf ehli) Ona inanmaktadır. Şunlardan (putatapıcılardan) da Ona iman edecek olanlar vardır. (Çünkü) Kâfirlerden başkası Bizim ayetlerimizi bile bile inkâr ve itiraz etmeye (kalkışmazdı).
Ve işte sana böyle bir kitap indirdik biz ve bu yüzden kendilerine kitap verilenler, inanıyorlar ona ve şunlardan da inanan var ona ve delillerimizi, kafirlerden başkası da bilerek inkar etmez.
Ey Muhammed! Bu kitabı sana, öncekileri tasdik eder şekilde indirdik. Daha evvel kendilerine kitap verdiklerimiz de O'na inanırlar. Şu Mekkeli'lerden de O'na inananlar vardır. Ayetlerimizi gerçekleri inkâr edenler dışında, hiç kimse bile bile reddetmez.
Önceki peygamberlere indirdiğimiz kitaplar gibi, sana da bu kitabı, Kur'ân'ı indirdik. Kendilerine verdiğimiz kutsal kitapların hükmünce amel edenler Kur'ân'a iman ediyorlar. Şu kabilelerden de, Kur'ân'a iman eden ve edecek olan birçok kimse var. Âyetlerimizi, Kur'ân'ımızı ve ilkelerimizi ancak kâfirler, nankörler bile bile inkâr ederler.
İşte böyle (geçmiş peygamberlere indirdiğimiz gibi) sana da Kitap indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanıyorlar. Şunlardan [3] da ona iman edecek olan vardır. Kâfirlerden başkası ayetlerimizi bile bile inkar etmez.
İşte biz sana böyle bir Kitap indirdik. Bundan dolayı kendilerine Kitap verdiklerimiz ona iman etmektedirler. Bunlar (putatapıcılar)dan da ona iman edecek olanlar vardır. İnkârcılardan başkası bizim ayetlerimizi inkar etmez.
(Ey Rasûlüm), onlara kitab indirdiğimiz gibi, sana da kitab indirdik. Onun için kendilerine kitab verdiklerimiz (Abdullah ibni Selâm gibi kimseler), Kur'an'a iman ediyorlar. Şunlardan (Mekke halkından) da Kur'an'a iman edecek kimseler var. Bizim ayetlerimizi ancak kâfirler inkâr eder.
İşte önceki peygamberlere kitap verdiğimiz gibi, sana da kitap indirdik. Kendilerine kitap verilenler, ona inanırlar. Bunlardan (Mekkelilerden de) ona inananlar vardır. Ve hiçbir değeri kabul etmeyen kâfirlerden başka hiç kimse ayetlerimizi inkâr etmez.
Bizler, işte böylece sana kitap indirdik, kitaplı bulunanlar inanmaktalar, bunlardan da, ona inananlar var, ancak kâfir olanlar Allahın âyetlerini tanımıyorlar
İşte biz sana böyle bir Kitap indirdik. Bundan dolayı kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Onlardan da ona iman edecek olanlar vardır. Hakkı inkâra şartlanmış olanlardan başkası bizim ayetlerimizi inkâr etmez.
Sana Kitap'ı böylece indirdik; işte, kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanırlar; bunlardan da ona inanan bulunur. Ayetlerimizi ancak inkarcılar bile bile tanımazlar.
(Resûlüm!) İşte böylece sana (önceki kitapları tasdik eden) bu Kitab'ı indirdik. Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Şunlardan (Araplardan) da ona iman eden nice kimseler vardır. Âyetlerimizi, ancak kâfirler (inatları yüzünden) bile bile inkâr eder.
Tefsirlerde, bu âyet ile, Abdullah b. Selâm ve Übey b. Ka’b gibi Kur’an’a iman eden ehl-i kitaba işaret edildiği belirtilmektedir.
Edip Yüksel
İşte sana bu kitabı indirdik. Kendilerine kitap vermiş olduklarımız ona inanacaklardır. Şunlardan (ümmilerden) da bazıları inanacaktır. Kafirlerden başkası ayetlerimizi reddetmez.
(Resulüm!) İşte sana (önceki kitapları tasdik eden) bu kitabı indirdik. Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Şunlardan da ona iman eden nice kimseler vardır. Ayetlerimizi ancak kâfirler bile bile inkâr eder.
İşte sana böyle kitab indirdik, onun için kendilerine kitab verdiklerimiz ona iyman ederler, şunlardan da ona iyman eden var ve bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr eder
İşte sana (Habîbim böyle bir) kitâb indirdik. Onun için kendilerine kitâb verdiklerimiz buna îman ediyorlar. Şunlardan da ona îman edecek nice kimseler vardır. Bizim âyetlerimizi kâfirlerden başkası bilerek inkâr etmez.
(Ey Resûlüm!) İşte böylece sana (önceki kitabları tasdîk eden) bu Kitâb'ı indirdik. Onun için, kendilerine kitab verdiğimiz kimseler ona îmân ederler. Şunlardan (Arab'lardan)da ona îmân eden kimseler vardır. Ve kâfirlerden başkası, bizim âyetlerimizi bilerek inkâr etmez.
Böyle bir anlam içinde kitabı sana biz indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz sana indirdiğimiz kitaba inanırlar. İşte şunlardan da kitaba inanan kimseler var. Allah’ın ayetlerini, gerçekleri kabul etmeyenlerden başkası inkâr etmezler.
Sana, eski Kitapları indirdiğimiz gibi Kur/an/ı indirdik. Kendilerini Kitaba nâil ettiğimiz kimseler O/na inanırlar. Bunlardan da O/na inananlar vardır, bizim âyetlerimizi yalnız kâfirler inat ederek inkâr ederler.
İşte biz sana böyle bir kitap indirdik. Bundan dolayı kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman etmektedirler. Bunlardan (Mekke ehlinden) ona iman edecek kimseler vardır. Küfre sapanlardan başkası bizim ayetlerimizi inkâr etmez.
Ey Muhammed! Daha önceki elçilerimize indirdiğimiz gibi, işte böylece sana da bu son ilâhî Kitabı indirdik. Bunun içindir ki, kendilerine daha önce kitap verilmiş olan dürüst ve insaflı Yahudi ve Hıristiyanlar,doğal olarak bu Kur’an’a da inanırlar. Şu Mekkeli putperest insanlar arasından da ona inananlar var. Zaten Bizim ayetlerimizi, aklını ve gönlünü günah kirleriyle karartmış nankörlerden başkası inkâr etmez! Senin hak Peygamber olduğun o kadar açıktır ki:
İşte böyle, sana Kitab’ı indirdik.
Ona, Kitap verdiklerimiz inanıyor.
Şunlardan da ona inanan kimseler vardır.
Bizim âyetlerimizi, Kâfirler’den başkası bile bile inkâr etmiyor.
İşte Biz, sana bu Kitabı indirdikçe; hem kendilerine Kitap verdiklerimiz,1 hem de şu (Araplar) ona îman ediyorlar. Zâten Bizim âyetlerimizi, ancak kâfirler2 inkâr eder.
1 Kendilerine kitap verdiğimiz Yahudi ve Hıristiyanlardan Abdullah b. Selâm gibi kitaptan gerçekten istifade etmek isteyenler Ona, o sana indirilen Kur’an’a iman ediyorlar.2 Hakkı örtmeğe alışmış, kâfirliği âdet edinmiş, Yahûdî Kâ’b b. Eşref ve arkadaşları gibi inatçı kâfirler...
Muhammed Esed
[Ey Muhammed!] Bu ilahî kelâmı sana işte bu şekilde 43 indirdik. Ve bu ilahî kelâmı bahşettiklerimiz 44 ona inanırlar; şu [geçmiş vahiylerin takipçi]leri arasında da ona inananlar vardır. Mesajlarımızı, [apaçık bir] hakikati inkar edenler dışında, hiç kimse bile bile reddetmez: 45
Biz bu kitabı sana diğer kitapları da kapsayan bir mesaj olarak indirdik. Onun için daha önceden kendilerine kitap verdiklerimiz buna inanırlar. İşte şu etrafındakilerden de buna inanacak olanlar da vardır. Aslında bizim ayetlerimize bile bile inanmak istemeyenler kâfirlerdir. 12/111, 5/48
(Ey Rasul!) İşte bu kitabı sana böyle (bir mesajla) indirdik; bu yüzdendir ki bu kitabı kendilerine verdiklerimiz ona iman ederler; işte şu (önceki vahyin mensupları) arasında da inanan kimseler olacaktır: zaten nankörler[3529] dışında hiç kimse âyetlerimizi bile bile inkâr etmiyor.[3530]
Mustafa İslamoğlu Ankebut Suresi 47. Ayet Açıklaması
[3529] el-Kâfirûnu “nankörler” şeklindeki çevirimizin gerekçesi için bkz: 17:8, not 18.
[3530] Yechadûnun “bile bile inkâr” anlamı için bkz: 16:71, not 80.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve işte sana böylece kitabı indirdik. Artık kendilerine kitap vermiş olduklarımız ona imân ederler. Şunlardan da ona imân edecek olanlar vardır. Ve Bizim âyetlerimizi kâfirlerden başkası inkar etmez.
Biz, işte sana da bu Kitabı indirdik. Daha önce kitap verdiğimiz kimseler buna da iman ederlerdi. Şunlardan da ona iman edenler vardır. Bizim âyetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez.
Daha önce kitap verilenlerden Hz. Peygamber (a.s.)’dan önceki dönemde yaşamış Ehl-i kitap, “ve min haülai” (şunlardan da) kısmından maksat ise Hz. Peygamberin çağdaşı olan Ehl-i kitap kasdedilmektedir.
Süleyman Ateş
İşte böylece Kitabı sana da indirdik. Kendilerine Kitabı verdiklerimiz, ona inanırlar: Şunlardan (şu Araplardan) da ona inananlar vardır. Ayetlerimizi, kafirlerden başkası inkar etmez.
İşte böyle; bu Kitabı sana biz indirdik. Önceden kendilerine Kitap verdiklerimiz buna inanacaklardır. Çevrendekilerden de ona inanacaklar vardır. Ayetlerimizi görmezlik edenlerden başka hiç kimse onları bile bile inkar etmez.
İşte sana böyle bir kitap indirdik. Kendilerine kitap verilenler ona inanırlar. Bunlardan da ona inananlar vardır. Ayetlerimizi kafirlerden başkası bile bile inkar etmez.
Biz sana da kitabı böylece indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz, bu Kur'ân'a da iman ederler. Şunlardan da(5) ona iman edenler vardır. Zaten Bizim âyetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez.
(5) Kitap Ehli olmayanlar. Veya, “kendilerine kitap verdiklerimiz” ile daha evvel geçmiş olan Kitap Ehli kastedildiği takdirde, “şunlar” da, hayattaki Kitap Ehli demek olur.
Yaşar Nuri Öztürk
Kitap'ı sana işte böyle indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlar içinden de ona inananlar vardır. Bizim ayetlerimize, gerçeği örtenlerden başkası kafa tutmaz.