Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 352, sondan 5885. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 59. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 59. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 47 ve toplam ebced değeri ise 3966 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (5) ل (7) م (5) bulunuyor.
Arapça Metin
ان مثل عيسى عند الله كمثل ادم خلقه من تراب ثم قال له كن فيكون
Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi. [91]
Hz.Âdem’i topraktan, anasız-babasız yaratan Allah, Hz.İsa’yı da babasız yaratmıştır. Âyette Allah’ın kudretinin sonsuzluğu, O’nun kudretinin her şeye yettiği belirtiliyor; ayrıca Hz.Meryem’in iffetine de dikkat çekiliyor.
Hz. Îsâ’nın babasız olarak dünyaya gelmesi, Hıristiyanlığın teolojik esaslarını etkileyen ve mensupları arasında asırlar boyu şiddetli tartışmalara yol açan bir olay olma özelliğini korumuştur. Sûrenin nüzûl sebebi açıklanırken belirtildiği üzere, Necran heyetiyle Hz. Peygamber arasında hıristiyanların inanç esasları konusunda bir tartışma cereyan etmiş, bu tartışma sırasında heyettekilerden kimi Hz. Îsâ’dan “Tanrı’nın oğlu” kimi de “üçün üçüncüsü” şeklinde söz etmişlerdi. İşte bu heyete okunan ve hıristiyanların inançlarındaki yanlışlıkları ortaya koyup bu konulardaki gerçekleri haber veren yukarıdaki âyet-i kerîmelerden sonra burada, Hz. Îsâ’nın bir insan olduğuna ve ilâhî iradenin bu yönde olduğu bilindikten sonra onun babasız dünyaya gelmesinin yadırganacak bir husus olmaktan çıkması gerektiğine, Hz. Âdem örneğine değinilerek dikkat çekilmektedir.
İslâm âlimleri bu âyeti açıklarken, mümin kişi için Hz. Îsâ’nın bu şekilde dünyaya gelmiş olduğunu kabullenmede bir sorun bulunmadığını belirtip başlıca iki hususa işaret ederler: a) Bu, “mümkinât”tandır; yani meydana gelmesi aklen imkânsız denebilecek bir husus değildir. Yüce Allah da bütün mümkinâta kadirdir. Peygamber’in haber verdiği bir hususta müminin tereddüdü olmaz. b) Âyet-i kerîmede işaret edildiği üzere Hz. Âdem’in anasız ve babasız meydana gelmesi kabul edildiğinde, Hz. Îsâ’nın da babasız dünyaya gelmesi kolaylıkla kabul edilir (Râzî, VIII, 48). Âdem’in ana-baba olmadan yaratılmış bulunduğu, hıristiyanlar da dahil insanlığın büyük çoğunluğunca kabul edilen bir gerçektir.
Âyetin başında ve sonunda Allah’ın bir şeyin olmasını murat etmesi halinde hemen meydana geliverdiği ve O’nun kudretini engelleyecek hiçbir güç bulunmadığı noktasında iki olay arasındaki benzerliğe değinilmiş, âyetin ortasında ayrıca Hz. Âdem’in topraktan yaratıldığı belirtilmiştir.
Bunun yanı sıra bazı müfessirler âyeti yorumlarken, Hz. Îsâ’nın babasız dünyaya gelmesi olayını felsefî yönden ve pozitif bilim açısından da izah etmeye çalışmışlardır (bk. Râzî, VIII, 48-49; Reşîd Rızâ, III, 308-310; Elmalılı, II, 1121-1128).
Ancak açıklamaların bir kısmı, bu konularda pozitif bilim terimleriyle söz söyleyenlerin arttığı bir ortamda zihinlerde meydana gelen tereddütleri giderme ve inkârcıların fikirlerindeki çelişkileri ortaya koyan imkân dahilindeki tasavvurları gösterme (meselâ bk. Elmalılı, II, 1126, 1128) veya bilimin ışığında bu ilâhî mûcizeyi evrenin düzenindeki kanunlara yaklaştırarak açıklamaya çalışma (meselâ bk. Reşîd Rızâ, III, 109) amacı taşımaktadır. Fakat kanaatimizce Hz. Îsâ’nın babasız dünyaya gelmiş olmasını izah için bu tür delillere başvurmaya ihtiyaç yoktur. Çünkü bu âyet-i kerîme Hz. Îsâ’nın yaratılışının diğer insanların yaratılış biçiminden farklı olduğuna, Hz. Âdem’i anasız-babasız (topraktan) yaratmaya kadir olan yüce Allah’ın bir başkasını babasız yaratmaya evleviyetle kadir olduğuna, bunun için de sadece “ol” buyruğunun yeterli bulunduğuna dikkat çekerek, başka bir izah aramaya gerek olmadığını ortaya koymuş olmaktadır. Öte yandan söz konusu açıklamaların bir kısmını Meryem sûresinin 17-21. âyetleri ile bağdaştırmak mümkün değildir.
Sonuç olarak şunu söylemek mümkündür: Meryem sûresinin 21. âyetinde belirtildiği üzere ilâhî irade Hz. Îsâ’nın insanlık için bir delil, bir mûcize (âyet) kılınmasını ve babasız olarak dünyaya gelmesini murat etmiştir. Bunun nasıl gerçekleşebileceğini hayret ve –çevresinden gelecek ithamlar sebebiyle– endişe içinde soran ilk kişi de Hz. Meryem olmuştur. Bu soruya verilen cevapta ise, bunun Allah için çok kolay olduğu (Meryem 19:21), yüce Allah’ın dilediğini yarattığı (Âl-i İmrân 3:47) ve bir sonucun meydana gelmesi için “ol” buyurmasının yeterli olduğu belirtilmiş (Âl-i İmrân 3:47, 59) başka açıklama yapılmamıştır. Bu konuda bilgi veren Âl-i İmrân sûresindeki âyetler kümesinin sonunda (60. âyet), “Gerçek rabbinden gelendir, öyleyse kuşkulananlardan olma” buyurularak Resûlullah’ın şahsında bütün müminlerden yüce Allah’tan gelen bilgiye mutlak teslimiyet içinde inanmaları istenmiş, Meryem sûresindeki âyetler kümesinin sonunda da (19:34-35) bu konuda şüpheci davrananlar kınanmış, ayrıca Allah’ın çocuk edinebileceği fikri şiddetle reddedilerek O’nun hükmettiği sonucun sadece “ol” buyruğuna bağlı olduğu tekrar hatırlatılmıştır.
Bu âyet ile 7. âyet arasında bağ kurarak, Hz. Îsâ’nın yaratılışı konusunu yorumlayan Elmalılı’nın bu açıklamalarını şöyle özetlemek mümkündür: Sûrenin başında akıl sahiplerine ve ilimde derinleşmiş kişilere anlatıldığı üzere hak olan vâkıalar ve onları ifade eden âyetler muhkemât ve müteşâbihat şeklinde iki kısma ayrılır. Muhkemât hem duyu organlarıyla hem aklen hiçbir tereddüt duyulmaksızın alınırlar ve onlar kendi kendilerini izah ederler. Müteşâbihat da şüpheye düşmeksizin alınırlar, fakat bunlar kendi kendilerini izah edemezler. Sadece kendilerine uygun muhkem bir misale veya bir kanuna döndürülerek izah ve te’vil olunurlar. Gerçek misali bulunmadıkça yapılan te’viller yanlış olur, yalan olur, aldanmak, aldatmak ve gerçeği tahrif olur. Hz. Îsâ vâkıasına gelince: 1. Hz. Îsâ’nın zâtı, yani böyle bir “beşer”in var olduğu ve yaşamış bulunduğu muhkem bir husustur. Beşikteki çocukluk döneminden yetişkinlik çağına kadar pek çok insan özellikle İsrâiloğulları onu görmüş, onunla konuşmuş, kimi sevmiş, kimi sevmemiş, ama sevsin-sevmesin hepsi yalanlanamayacak bir ifade birliği içinde bu “insan”ın yaşadığına tanıklık etmişlerdir. 2. Hz. Îsâ’nın “İbn Meryem” olduğu, yani Hz. Meryem’den doğduğu da muhkem bir husustur. Tabii ki bu birincisi ile aynı türden bir müşahede değildir. Fakat kabul edilegelen âdetler çerçevesinde herhangi bir şahsın annesinden doğmasına ilişkin bilgiyi sağlayan delil ne ise bu Hz. Îsâ için de böyledir. 3. Hz. Meryem’in bir erkekle cinsel ilişkide bulunmaksızın Hz. Îsâ’nın onun rahminde yaratılmış olması ise, gerçekte imkân dışı sayılamayacak fakat örnekleri görülmediğinden istisnaî, yadırganabilen ve münferit bir olaydır, bu sebeple müteşâbih bir vâkıadır. İşte bu âyet-i kerîmede bu olay, akıl sahiplerinin nazarında kesin olarak sabit bulunan muhkem bir örneğe, aslî bir maddeye, ezel ve ebedde doğruluğu kuşku götürmez bir kanuna bağlanarak gerçek te’vili gösterilmiştir. Dolayısıyla Îsâ insanlığın atası Âdem’e diğer âdemoğullarından daha fazla benzerlik taşıyıp dururken “böyle insan olmaz, olamaz” diye inkâr etmek veya ezelden ebede hiçbir benzeri bulunma ihtimali olmayan mutlak irade ve güç sahibi Allah Teâlâ’ya benzetmeye kalkıp çelişkilere düşmek yahut seviyesiz örneklere bağlayarak iftira yoluna sapmak için hiçbir bilimsel zorunluluk yoktur (II, 1121-1125).
Âyet-i kerîmede “ol” emrinden sonraki merhale için geçmiş zaman fiili kullanılmayıp geniş zaman fiilinin kullanılması Âdem’in oluşum şeklinin göz önüne getirilmesi içindir. Bu gibi durumlarda (meselâ Fâtır 35:9) muzâri fiiline başka türlü mâna verilmesi isabetli olmaz (İbn Âşûr, III, 264). Bu sebeple meâlinde âyete “Sonra ona ‘ol’ dedi ve oluverdi” şeklinde mâna verilmiştir.
Mehmet Okuyan
Allah katında İsa’nın örneği, Âdem’in örneği gibidir. (Allah) onu topraktan yarattı. Sonra ona “Ol!” dedi, o da hemen olmaya başladı.
Mehmet Okuyan Âl-i İmran Suresi 59. Ayet Açıklaması
Bu ayette Hz. Âdem ile Hz. İsa’nın da Hûd 11:61, Necm 53:32 ve Nûh 71:17 gereği bütün insanlar gibi topraktan yaratıldığı dile getirilmektedir. [Kün fe yekûnu] yani “yaratılış sistemi”yle ilgili detaylı bilgi için bkz. Bakara 2:117, dipnot 2.
Bayraktar Bayraklı
Allah katında İsâ'nın durumu, Âdem'in durumu gibidir. Allah Âdem'i topraktan yarattı; sonra ona, “ol” dedi ve o da oluşmaya başladı.[55]
Allah nezdinde Îsâ'nın yaratılışı, Âdem'in yaratılışına benzer. Onu topraktan yarattı. Sonra da ona:
“- Ol” dedi. O da sünnetullaha uygunluk içinde süratle oluş sürecine girdi.
Muhakkak ki Îsa'nın babasız dünyaya geliş hâli de, Allah katında Âdem'in hali gibidir. Allah, Âdem'i topraktan yarattı, sonra ona “insan ol” dedi. O da, hemen insan oluverdi.
Muhakkak ki İsa'nın babasız dünyaya geliş durumu, Allah katında Âdem'in durumu gibidir. Allah, Âdem'i topraktan yarattı, sonra ona “ol” dedi. O da oluverdi.
Diyanet Vakfı Âl-i İmran Suresi 59. Ayet Açıklaması
Hz. Âdem’i topraktan, anasız ve babasız yaratan Allah, İsa’yı da babasız olarak yaratmıştır. Yukarıda meâli geçen âyet, Allah’ın kudretinin sonsuzluğu yanında, Hz. Meryem’in de iffetli olduğunun bir ifadesidir.
Edip Yüksel
ALLAH'a göre İsa'nın örneği, Adem'in örneği gibidir; topraktan biçimlendirdikten sonra ona "Ol," dedi ve o da oldu.
Muhakkak ki İsânın haali de, (ya'ni babasız dünyâya gelişi de) Allah indinde, Âdemin haali gibidir. (Allah) onu (Âdemi) toprakdan yaratdı. Sonra ona «Ol» dedi, o da (can gelib) oluverdi.
Şübhesiz ki Allah katında Îsâ'nın (babasız yaratılışının) misâli, Âdem'in misâli gibidir. (Allah) onu (da babası olmadan) bir topraktan yarattı, sonra ona “Ol!” dedi, (o da)hemen oluverdi.(3)
(3)“Evvelâ bu kānûn-ı tenâsül (üreme kānûnu) mebde’ (başlangıç) i‘tibârıyla iki yüz bin envâ‘-ı hayvanâtın mebde’leriyle (hayvan nev‘lerinin başlangıçlarıyla) hark edilmiş (yırtılmış) ve nihâyet (son)verilmiş. Yani en evvelki pederleri, âdetâ Âdemleri hükmündeki o iki yüz bin evvelki pederleri kānûn-ı tenâsülü hark etmişler. Yani peder ve vâlideden gelmemişler. O kānun hâricinde vücûd verilmiş. Hem her baharda gözümüzle gördüğümüz yüz bin envâın kısm-ı a‘zamının hadsiz efradları (ferdleri) kānûn-ı tenâsül hâricinde yaprakların yüzlerinde ve teaffün etmiş (çürümüş) maddelerde o kānun hâricinde îcâd edilir. Acabâ mebdeinde ve hattâ her senede bu kadar şâzlarıyla (istisnâlarıyla) yırtılmış ve zedelenmiş bir kānunda bin dokuz yüz senede bir ferdin şuzûziyetini (kānûnun dışına çıkmasını) aklına sığıştıramayan ve nusûs-ı Kur’âniyeye (Kur’ân’ın kesin hükümlerine) karşı te’vîle yapışan bir akıl, kaç derece akılsızlık ettiğini kıyâs et.” (Lem‘alar, 9. Lem‘a, 37)
İlyas Yorulmaz
Allah’ın yanında İsa nın durumu, âdem’in durumu gibidir. Âdem’i topraktan yarattı sonra o na ol dedi ve o da oluverdi.
Doğrusu, Allah’a göre babasız yaratılmış olması bakımından İsa’nın durumu, hem babasız, hem de annesiz yaratılmış olan Âdem’in durumu gibidir: Allah onu topraktan yarattı, sonra ona ‘Ol!’ dedi, o da hemen oluverdi. İşte, ey Hıristiyanlar, İsa da bu şekilde “Ol!” emriyle yaratılmış bir kuldur, asla Allah’ın oğlu değildir. Eğer öyle olsaydı, anasız ve babasız olarak yaratılmış olan Âdem’in buna daha lâyık olması gerekmez miydi? Oysa siz de kabul edersiniz ki, Âdem Allah’ın oğlu değil, diğer bütün insanlar gibi bir insan, bir kuldur.
1 Âdem’in de babası hattâ annesi bile yoktur. Ey Yahûdîler! Siz elinizdeki Tevrât olduğunu iddiâ ettiğiniz kitapta, Âdem’in anasız babasız yaratıldığı ifâdelerine inanıyor da Hz. İsa’nın babasız yaratıldığına niçin inanmıyorsunuz?2 Necran Hıristiyanları Peygamberimize gelerek: “Sana ne oluyor da bizim sahibimiz olan Îsâ hakkında kötü sözler söylüyorsun?” dediler. O da: “Ne demişim?” deyince: “Sen onun kul olduğunu söylüyorsun.” dediler. Peygamberimiz de: “Evet o, Allah’ın kulu, Peygamberi ve iffetli bir kadın olan Meryem’e verdiği bir kelimesidir.” buyurdu. Bunun üzerine kızarak: “Sen hiç babasız doğan bir insan gördün mü? Eğer doğru söylüyorsan, buna benzer bir olay göster.” dediler ve bu âyet nâzil oldu. (Vâhidî)
Muhammed Esed
Allah katında İsa'nın durumu Âdem'in durumu gibidir, ki Allah onu topraktan yarattı ve sonra “Ol!” dedi; işte (insanoğlu böylece) oluverir. 47
Allah katında İsa’nın durumu Âdem’in durumu gibidir.[600] Allah onu toprak[601] türünden[602] yaratmış; ardından ona “Ol!” demiş, o da oluş sürecine girmişti.[603]
Mustafa İslamoğlu Âl-i İmran Suresi 59. Ayet Açıklaması
[600] Zımnen: Babasız doğmak bir beşere ilâhlık kazandırsaydı, bu Hz. İsa’dan önce Hz. Âdem’in hakkı olurdu.
[601] Kur’an, Âdem’in ya da Âdemoğlunun elementer kökeniyle ilgili farklı ibareler kullanır (Krş: 15:26; 37:11; 55:14). Bu farklılıklar, insanın elementer yaratılışının aşamalılığına delâlet etse gerektir (Bkz: İtkân III, 84). İnsanın elementer yaratılışını dile getiren ibarelerin tümünün de belirsiz gelmiş olması dikkat çekicidir. Bunun anlamı, insanoğlunun yaratılışıyla ilgili “topraktan”, “çamurdan”, “kurutulmuş balçıktan”, “konsantre süzülmüş balçıktan”, “pişirilmiş balçıktan” türü nitelemelerin, bire bir bilinen toprak, kurutma, pişirme olmanın ötesinde şeyler olduğunun delilidir.
[602] Turabindeki belirsizlik çeviriye “türünden” şeklinde yansımıştır.
[603] Yekûn muzari fiili, gelişerek yenilenen bir süreci ifade eder.
Ömer Nasuhi Bilmen
Şüphe yok ki, Allah Teâlâ'nın nezdinde İsâ'nın hali, Âdem'in hali gibidir ki, O'nu topraktan yarattı, sonra O'na «Ol!» dedi, O da oluverdi.
Süleymaniye Vakfı Âl-i İmran Suresi 59. Ayet Açıklaması
[*] Adem ve İsa'nın yaratılışlarındaki ortak özellik, her ikisinin de babasız ve kendiliğinden döllenmiş yumurtadan yaratılmasıdır. Farklılık ise Adem'in annesinin de olmamasıdır.Adem ana rahmi yerine topraktan yaratılmıştır. Bkz. (Nisa 4:1), (İnsan 76:2), (Müminun 23:12-14).
Şaban Piriş
Allah katında İsa'nın durumu, kendisini topraktan yaratıp sonra O'na “Ol!” dediği zaman olan Adem'in durumu gibidir.