Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4041, sondan 2196. ayet; 38. sure ve Sâd Suresinin 71. ayetidir. Sâd Suresi 71. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 31 ve toplam ebced değeri ise 2673 olarak hesaplanmıştır. Sâd Suresinin toplam ebced değeri 227837 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure ص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ص (0) bulunuyor.
Burada belirtilmemekle birlikte, başka âyetlerde meleklerin secde etmeleri emredilen bu ilk insanın Hz. Âdem olduğu bildirilmiştir. Bundan önceki âyetlerde melekler topluluğunun tartışmasına atıf yapılmasına ve ilk insan konusuyla münasebet kurulmasına bakılırsa burada Hz. Âdem’in yaratılışına ve İblis’in onun karşısındaki olumsuz tutumuna, bu yüzden Allah’a âsi olup rahmetten kovulmasına dair bilgilere yer verilmekle, bilhassa Hz. Muhammed’in bu bilgileri ancak vahiy yoluyla almış olabileceği ortaya konmuş; böylece ona vahiy geldiğine, dolayısıyla peygamberlik görevi verildiğine inanmayan müşrikler ikna edilmek istenmiştir. Ayrıca bu âyetler insanın, yaratıcısının kim olduğunu, kendi aslının ne olduğunu, nereden geldiğini anlayıp kavraması; şeytanî kışkırtmalara karşı dikkatli olması gerektiğini; Allah’a inanıp dayanan, ihlâsla Allah yoluna koyulanlar üzerinde şeytanî kışkırtmaların asla etkili olamayacağını, zira Allah’ın, yardımıyla onların yanında olduğunu bildirmektedir (âyetlerin ayrıntılı tefsiri için bk. Bakara 2:34; A‘râf 7:11-18; Hicr 15:28-40).
Mehmet Okuyan
Hani Rabbin meleklere şöyle demişti: “Ben çamurdan bir insan yaratacağım.
Bu ayet Hicr 15:28-31. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Buradaki mesaj, Bakara 2:30’dakinden farklıdır. Bakara 2:30’da insanın halife (sorumlu) olarak görevlendirilmesinden söz edilirken bu iki ayette ise ilk insan neslinin yaratılması ele alınmaktadır.
Bayraktar Bayraklı
O vakit Rabbin meleklere şöyle demişti: “Ben, çamurdan bir beşer yaratacağım.”[484]
[484] İlk insanın yaratılışı ve İblis’in secdeye karşı çıkıp kovulması hakkında bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVI, 299-308; İlk insanın yaratılışı hakkında ayrıca bk. IV, 137-147; XIII, 194-198; XV, 196-200.
Erhan Aktaş
Hani Rabb'in meleklere: “Ben çamurdan bir beşer yaratacağım.” demişti.
Hani bir zamanlar Rabb’in, aralarında İblîs adındaki bir cinin de bulunduğu meleklere, “Bakın, Ben balçıktan bir insan yaratacağım!” demiş ve emretmişti:
71,72. Bir zamanlar Rabbin meleklere: “Gerçekten Ben, çamurdan bir insan1 yaratacağım. Onu biçimlendirip2 ona rûhumdan üflediğim zaman3 derhâl ona secdeye kapanın!” demişti.4
1 Beşer: Bir şeyin güzelliğiyle ortaya çıkması, görünmesi demektir. İnsana beşer denmesi, hayvanların aksine üzerinde yün, kıl ve tüy gibi şeylerin bulunmayıp derisinin olduğu gibi görünmesindendir. Yani beşer: İnsan, insanoğlu, âdemoğlu demektir. Aynı kökten gelen “beşere”: üst deri, derinin üst tabakası, “beşîr”: güzel yüzlü, müjdeleyici, “beşâre”: güzellik anlamına gelir. Sözlük anlamından da anlaşılacağı üzere “beşer” tabiri, insan hakkında, onun maddî yönü ve dış görünüşüyle ilgili olarak kullanılır. Burada beşerin maddî yönü ve şekli, bedeni söz konusu edilmektedir. İnsan yalnız beşerî yönüyle değil, vahiy alan yönüyle de insandır. Topraktan yaratılan insanın beşeriyet yanı, Kur’an’ın ifadeleriyle unutkanlığının, nankörlüğünün, aceleciliğinin, tartışmayı pek sevmesinin, bilgisizliğinin, zalimliğinin ve zayıflığının sembolüdür. 2 Biçimlendirme yaratmaktan sonra olduğuna göre, demek ki insan çamurdan yaratıldıktan sonra, bir de insan şeklini almak ve insanlık seviyesine gelmek için bir süre de biçimlendirilmeye tabi tutulmuştur. 3 Yani bu, “kendi rûhumun bir kısım özelliklerini taşıyan bir rûh verdiğim zaman” demektir. Yoksa kendi rûhumdan bir parça demek değildir. Ayrıca bu ifâde insana şeref için de olabilir.4 Âdem (a.s)’ın yaratılışıyla ilgili olarak Bk. (Bakara: 30, Hicr: 28)
Muhammed Esed
[Nitekim] o zaman, 54 Rabbin meleklere demişti: “Ben balçıktan bir insan yaratacağım; 55
[*] Arapçada deriye beşere = البشرة insana beşer = البشر denir. Deri ısınmayı ve serinlemeyi sağlar. Hem sağlam hem güzel hem de tehlikelere karşı koruma özelliği vardır. Bu, diğer canlılarda da vardır ama insanın farkı, derisini korumak ve güzel görünmek için elbise giyen tek canlı olmasıdır. Bu yüzden o, dünyanın her yerinde ve her mevsimde yaşayabilen tek canlıdır. Yeryüzünün ilk beşeri olan Âdem ile ilgili âyetlerden bir bölümü şöyledir: "Bir gün Rabbin meleklere şöyle dedi: "Balçıktan bir beşer yaratıyorum. Organlarını tamamlayıp içine ruhumdan üfleyince ona secde edin." Bütün melekler birlikte secde ettiler. İblis secde etmedi, büyüklendi ve emri görmezlikten gelenlerden (kâfirlerden) oldu. Allah ona dedi ki: "İblis, elimle yarattığıma secde etmeni engelleyen ne oldu? Büyüdün mü, yoksa kendini yüce görenlerden mi oldun?" İblis şöyle dedi: "Ben ondan iyiyim; beni ateşten yarattın, onu balçıktan yarattın." Allah: "Buradan (Mele-i A'lâ'dan) çık; sen taşlananlardansın. Hesap verme gününe kadar lanetim senin üzerinde olacaktır." dedi. İblis dedi ki: "Rabbim, yeniden diriltilecekleri güne kadar bana süre ver." Allah: "Sen, süre verilenlerdensin; o belli güne kadar bekletileceksin." dedi. İblis dedi ki: "Öyleyse senin gücüne yemin olsun ki, onların hepsini aşırılığa sevk edeceğim; hayallere daldıracağım. Ama Sana kul olanlara, onlardan samimi olanlara bir şey yapamam." Allah dedi ki: "İşte bu gerçekleşir! Ama şu sözüm de gerçekleşecektir: "Cehennem'i senden yana olanla ve onlardan sana uyanlarla dolduracağım." (Sad 38:71-85) Derisini elbise ile kapatan tek canlı insan olduğu için İblis, onu beşer yapan şeyin elbisesi olduğunu anladı ve ona göz dikti. Kendisi Allah'ın emrine karşı gelince melek olma görevinden atıldığı için Adem'in emre uymamasını sağlarsa onun da beşer olmaktan çıkarılacağını düşündü. Çünkü Allah'ın verdiği "şu ağaca yaklaşma" emrini sırf elbiselerini soymak için çiğnetmeye çalıştı. Bunu anlatan âyetler şöyledir: "Şeytan vücudunun örtülü olan yerlerini açtırmak için onlara şöyle vesvese verdi: "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması sadece hükümdar (saltanat sahibi) olmanızı ya da ölümsüzleşmenizi engellemek içindir. "Onlara yemin etti: "Ben ikinizin de iyiliğini istiyorum." dedi. Böylece onları kandırıp değerlerini düşürdü. İkisi de o ağaçtan tadınca kendilerine edep yerleri gözüktü. Bahçedeki yaprakları üst üste koyup örtünmeye başladılar. (Araf 7:20-22) Şu âyetler, Âdemoğulları için elbisenin çok önemli olduğunu gösterir: "Ey Âdemoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek ve sizi süsleyecek elbise verdik. Takva (korunma) elbisesi ise daha hayırlıdır. Bunlar Allah'ın ayetleridir, belki düşünürler. "Ey Âdemoğulları! Şeytan ana-babanızı yaktığı gibi sakın sizi de yakmasın. Çirkin yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini sıyırmış ve onları o bahçeden çıkarmıştı. O ve onun gibiler, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz Şeytanları inanmayanların dostları yaptık." (Araf 7:22-27) "Ey Âdemoğulları! Secde edilen her yerde süslerinizi (size yakışan giysiyi) giyinin. Yiyin, için ama israf etmeyin. Allah israf edenleri sevmez.) De ki "Allah'ın kulları için çıkardığı süsü (yakışan giysiyi), temiz rızıkları kim haram etti?" De ki "Bunlar dünyada esasen müminler içindir; Kıyamet gününde ise sadece onlar için olacaktır." Bilen bir topluluk için âyetlerimizi böyle açıklarız. (Araf 7:31-32) Nebîmize verilen ilk emirlerden birinin elbisesiyle ilgili olması da önemlidir: "Ey örtüsüne bürünen kişi! Kalk da insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü anlat. Elbiselerini tertemiz tut. Pis şeylerden uzak dur." (Müddessir 74:1-5)
Şaban Piriş
Rabbin meleklere:-Ben, çamurdan bir insan yaratacağım, demişti.