Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4125, sondan 2112. ayet; 39. sure ve Zümer Suresinin 67. ayetidir. Zümer Suresi 67. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 84 ve toplam ebced değeri ise 6019 olarak hesaplanmıştır. Zümer Suresinin toplam ebced değeri 364979 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وما قدروا الله حق قدره والارض جميعا قبضته يوم القيمة والسموات مطويات بيمينه سبحانه وتعالى عما يشركون
Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O’nun elindedir. Gökler de O’nun kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir.
“Bütün dünya O’nun avucundadır” cümlesi temsilî bir anlatım olup kıyametin kopmasından sonra yeryüzünde sadece Allah’ın hâkimiyetinin geçerli olacağı, orada artık ne bir insanın ne de başka bir canlının gücünden, etkisinden, faaliyetinden söz edilebileceği anlatılmaktadır. İbn Âşûr’a göre bu ifade, kıyametin kopmasıyla yerin hareketinin duracağına ve onun bütün özelliklerini kaybedeceğine işaret eder. Meselâ yerin çekim gücünü kaybetmesi, hayatın varlığını ve devamını sağlayan imkânların yok olması yüzünden artık arz işlevsiz hale gelecektir (XXIV, 62). Bazı rivayetlerde kıyametin kopmasından sonra yerkürenin ilâhî kudret karşısındaki durumu, avuç içindeki cevize veya hardal tanesine benzetilir (Taberî, XXIV, 25).
Yine bir temsilî anlatım olan “göklerin Allah’ın kudret eliyle dürülüp bükülmesi” de kıyametin kopması sırasında sadece yerkürenin değil göklerin, gök cisimlerinin de düzeninin altüst olacağını ve ilâhî güç karşısında evrenin büyüklüğünden söz bile edilemeyeceğini ifade eder (ayrıca bk. Enbiyâ 21:104).
İbn Âşûr’a göre bu âyet, kıyametin kopması üzerine yer ve göklerin tamamen yok olmayıp varlığını sürdüreceğine, ancak bildiğimiz şekil, düzen ve işleyişlerinin son bulacağına delâlet etmektedir. İbn Âşûr, bu görüşünü destekleyen bazı hadislere de yer verir (XXIV, 63). Nitekim İbrâhim sûresinde de (14:48), “Bir gün gelecek yer başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülecek” buyurulmuştur.
Mehmet Okuyan
(İnkârcılar) Allah’ı gerektiği gibi tanımadılar. Kıyamet günü bütün yer, O’nun yetkisindedir. Gökler de O’nun sağ eliyle (kudretiyle) dürülmüş (olacaktır). O, onların ortak koştuklarından yüce ve uzaktır.
Benzer mesajlar: En‘âm 6:91; Hacc 22:74.,Burada verilmek istenen mesaj Yüce Allah’a organ atfetmekten ziyade O’nun eşsiz ve erişilmez kudretine dikkat çekilmesidir.
Bayraktar Bayraklı
Onlar Allah'ı gerektiği şekilde takdir edemediler. Kıyamet günü bütün yeryüzü O'nun tasarrufundadır. Gökler O'nun kudret eliyle dürülmüş olacaktır. Allah, onların ortak koşmalarından uzak ve yücedir.
Allah'ı hakkıyla takdir etmediler. Yeryüzü, Kıyamet Günü tamamıyla O'nun avucundadır. Gökler de O'nun sağ eliyle¹ dürülmüş olacaktır. O, onların ortak koştuklarından münezzehtir ve çok yücedir.
(İnkârcılar, münafıklar ve DEİST sapkınlar) Onlar Allah’ın kadr-u kıymetini hakkıyla takdir edemediler. (Yaratılış sırrını ve kulluk imtihan programını bilemediler.) Oysa kıyamet günü yer (Dünya) bütünüyle O’nun (kudret) avucundadır; gökler de (film şeridi gibi) sağ eliyle dürülüp bükülmüş (bulunmaktadır. Yani bütün hayat, tabiat ve kâinat, ruh ekranımıza yansıtılan kader filminin görüntüleri olmaktadır.) O, onların şirk koştuklarından münezzeh ve yüce konumdadır.
Allah'ı, gereği gibi ululamadılar ve yeryüzü, kıyamet gününde, tamamıyla kudret avucundadır onun ve gökler de, kudretiyle dürülmüştür; münezzehtir ve yücedir o, şirk koşanların şirk koştukları şeylerden.
Allah'tan başkasına kulluk edenler, Allah'ı gerçek bir şekilde tanıyamadılar. Yeryüzü bunca genişliğine ve büyüklüğüne rağmen, kıyamet günü O'nun eli altında olacaktır, gökler de O'nun sağ eliyle toplanıp, dürülecektir. O her türlü eksikliğin üstünde ve ötesindedir. O'na koştukları bütün eş ve ortaklardan da üstündür ve herşeyin kat kat üstündedir.
Onlar, Allah'ın, yüceliğini, kudretini, kadrini, zâtını vasfının, sıfatlarının tecellisinin ifade ettiği şekilde künhüyle kavrayamadılar, Allah'ı hakkıyla tanıyıp saygıyla hafsalalarına yerleştiremediler. Kıyamet günü bütün yerküre O'nun tasarrufundadır. Gökler O'nun kudret eliyle dürülmüş olacaktır. O, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında ortak koşanların kendisine koştukları ortaklardan münezzehtir, yüceler yücesidir.
Onlar Allah'ı gereği gibi bilemediler. Oysa kıyamet günü yer tamamen O'nun avucundadır ve gökler sağ elinde dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından münezzeh ve yücedir.
Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Oysa kıyamet günü yer, bütünüyle O'nun avucu (kabzası)ndadır; gökler de sağ eliyle dürülüp-bükülmüştür. O, şirk koştuklarından münezzeh ve yücedir.
O kâfirler, Allah'ı gerektiği gibi takdir edemediler (büyüklüğünü anlıyamadılar). Halbuki kıyamet günü, yer küresi tamamen O'nun tasarrufundadır. Gökler de, kudret elinde dürülmüşlerdir. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir ve çok yücedir.
Onlar Allah’ı gereği gibi tanımadılar. Hâlbuki kıyamet günü bütün yeryüzü O’nun kabzasındadır. Gökler O’nun sağ eliyle (gücüyle) dürülür. Allah, onların eş koştuklarından çok münezzeh ve çok yücedir.
Hakkıyla Allahı saymadılar, yeryüzünün hepsi —kıyamet günü— O'nun avucundadır, O'nun kudretiyle, gökler de dürülmüştür, O kutsaldır eş koştukları nesneden, O çok yücedir
Nitekim onlar, Allah'ı gereği gibi takdir edemediler. Oysa kıyamet günü yeryüzü, bütünüyle O'nun tasarrufunda olacak. Gökler de O'nun kudretiyle dürülecek. O, kudret ve egemenliğinde sınırsızdır ve onların (müşriklerin) ortak koştuklarından uzaktır.
“Onlar Allah’ı gereği gibi takdir edemediler” cümlesi sadece müşrikler için söylenmiş bir ifade değildir. Allah’ı anlayamayan, O’nu gereği gibi takdir edemeyen, O’nun rahmetinden, davetinden istifade edemeyen ve O’nun gücünü kullanamayan herkes için söylenmiştir. Bugün Allah’ı dilinden düşürmeyen ama Allah’a göre bir hayatı olmayan, mü’min olduğunu iddia eden fakat imanının gereklerini yerine getirmeyen, Hz. Peygambere toz kondurmayan lakin onun hayatıyla örtüşen bir yaşam düşünmeyen, Kur’an’ı en kutsal varlık olarak gören ama onun öğretileri istikametinde bir yol belirlemeyen maalesef nice Müslüman vardır.
Diyanet İşleri (Eski)
Onlar Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler. Bütün yeryüzü, kıyamet günü O'nun avucundadır; gökler O'nun kudretiyle dürülmüş olacaktır. O, putperestlerin ortak koşmalarından yüce ve münezzehtir.
Onlar Allah'ı hakkıyla tanıyıp bilemediler. Kıyamet günü bütün yeryüzü O'nun tasarrufundadır. Gökler O'nun kudret eliyle dürülmüş olacaktır. O, müşriklerin ortak koşmalarından yüce ve münezzehtir.
ALLAH'ı gereği gibi değerlendiremediler. Halbuki, diriliş günü, tüm yer O'nun avucu içindedir, gökler de O'nun sağ elinde dürülmüştür. O Yücedir ve onların ortak koştuklarından çok üstündür.
Allah'ı hakkıyla takdir edemediler. Halbuki bütün yer kıyamet günü O'nun avucundadır. Gökler de kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından münezzeh ve çok yüksektir.
Allahı hakkıyle takdir edemediler, halbuki bütün Arz Kıyamet günü onun bir kabzası Göklerde yemînine dürülmüşlerdir, çok münezzeh ve çok yüksektir o sübhan onların şirkinden
(Müşrikler) Allâhı hak (ve lâyık) olduğu vech ile takdîr etmediler. Halbuki kıyamet günü (küre-i) arz topdan (ancak) Onun kabzasıdır. Gökler de Onun sağ eliyle (toplanıp) dürülmüşlerdir (dürüleceklerdir). O, müşriklerin (kendisine) katmakda oldukları ortaklardan münezzehdir, çok yücedir.
Hâlbuki (o kullar) Allah'ı şânının hakkıyla takdîr edemediler (tanıyamadılar, lâyıkıyla kulluk edemediler). Fakat kıyâmet günü, yer tamâmen O'nun avucunda (mülkü ve tasarrufunda)dır; gökler de O'nun sağ eliyle (kudretiyle) dürülmüşlerdir. O, (onların) ortak koşmakta oldukları şeylerden pek münezzeh ve pek yücedir.
Onlar gerektiği gibi Allah’ı tanıyamadılar (takdir edemediler). Kıyamet günü yeryüzü tamamen O’nun kontrolünde olup, göklerde O’nun kontrolü ve gücü ile bir araya toplanacaktır. Allah, onların kendisine ortak koştuğu her şeyden uzak ve çok yücedir.
Onlar Allah/ı gereği gibi takdir ve tâzim etmediler. Kıyamet günü yer, hepsi birden, O/nun avucundadır, gökler ise sağ eliyle bükülmüştür [³]. O, şerik koştukları şeyden tamamıyle münezzehtir, yücedir.
İsmail Hakkı İzmirli Zümer Suresi 67. Ayet Açıklaması
[3] Kemal-i kudret ve azâmetini beyandır.
Kadri Çelik
Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Oysa kıyamet günü yer, bütünüyle O'nun avucundadır. Gökler de sağ eliyle dürülüp bükülmüştür. O, onların şirk koşmakta olduklarından münezzeh ve yücedir.
Çünkü onlar, Allah’ı yücelik ve şânına yaraşır biçimde tanıyamadılar; O’nun adâlet, kudret, ilim ve hikmet gibi mükemmel vasıflarını yeterince ve gereği gibi kavrayamadılar. Oysa Kıyâmet Günü, yeryüzü bütünüyle O’nun avucunun içinde ezilip un ufak olacak ve şu uçsuz bucaksız gökler, O’nun elinde dürülmüş bir hale gelecektir! Evet; Allah, onların düşünce ve anlayışlarının bozukluğundan kaynaklanan şirkin her şeklinden ve her türünden münezzehtir; ilâhlık pâyesi vererek Allah’aortak koştukları her şeyin üzerinde ve ötesindedir, yüceler yücesidir! Peki, kıyâmet nasıl kopacak?
Allah’ı gereği gibi hakkıyla takdir edemediler.
Kıyamet günü topluca Yeryüzü O’nun avucundadır; Gökler de O’nun eliyle / gücüyle dürülmüşler’dir.
O, sübhandır; şirk koşacakları şeylerden uzaktır / çok yücedir.
O (kâfirler,( Allah’ı lâyıkıyla tam olarak tanıyamadılar.1 Hâlbuki kıyamet günü bütün yer Onun avucunun içerisindedir. Gökler de kudretiyle dürülmüş olacaktır.2 Allah, onların kendisine ortak koştukları şeylerden çok uzak ve pek yücedir.
1 Yani, Allah’ı gereği gibi tanımak istemediler. Onu mutlaka ya ortaklar icat ederek veya Onun zatını ve sıfatlarını keyiflerine göre tanımlayarak tarif etmeye kalktılar. Ona oğullar isnat ettiler, Ona ait yetkileri onun elinden almaya veya birileri ile paylaştırmaya kalktılr. Bunu da asla iyi niyetle yapmadılar. Bk. (En’am: 91, Hacc: 74)2 Bu ayet, Allahu Teâlâ’nın güç ve kudretinin yüceliğini, kudretinin kemalini ve zihinlerin hayret ettiği büyük fiillerin onun kudretine nispet edilince çok küçük ve hakir kalacağını ve âlemi yok etmenin Ona göre pek kolay bir şey olduğunu temsil yoluyla anlatmaktadır. (Eb’us-Suud) Zîrâ “kabza” kelimesi, mecâzen “bir sıkım veya bir avuç” anlamlarına gelir. Burada “bir tutam” diye ifâde edilmesi, kıyametin Allah’ın kudretinin yanındaki basitliğini çok güzel ifade etmektedir. “Yemîn” ise; sağ demek olup; “kuvvet” anlamında kullanılır. Zira “filan filanın avucundadır” demek; “onun emri ve idaresi altındadır” demektir.
Muhammed Esed
Onlar, [O'ndan başkasına kulluk edenler,] Allah hakkında doğru bir anlayışa sahip değiller; çünkü bütün yeryüzü, Kıyamet Günü O'nun için avuç içi kadar bir şey olacaktır, gökler de O'nun sağ elinde dürülmüş hale gelecek: 66 O kudret ve egemenliğinde sınırsızdır, ve onların ortak koştukları her şeyin kat kat üstündedir!
Onlar Allah’ın kudret ve yüceliğini hakkıyla tanıyıp kavrayamadılar. Oysa kıyamet gününde bütün yeryüzü onun kudret elinde olacak ve bütün kâinat onun kudret eliyle bir rulo gibi dürülmüş olacaktır. Allah onların ortak edinip şirk koştuklarından münezzeh ve yücedir. 6/91, 21/104
Nitekim onlar Allah’ı hakkıyla takdir edemediler; oysa bütün yeryüzü Kıyamet Günü O’nun tasarrufundadır;[4158] gökler ise O’nun kudret eliyle dürülmüştür:[4159] Yüceler yücesi olan O, onların şirk koştukları her şeyin ötesinde aşkın bir varlıktır.[4160]
Mustafa İslamoğlu Zümer Suresi 67. Ayet Açıklaması
[4158] Yeryüzünün tasarrufunun sadece Allah’a has kılınması, büyük bozuluş günü (kıyamet) yeryüzünün sistemin diğer unsurlarından ayrı tutulacağına delâlet eder gibidir. Bu da, dünyamızın müstesnalığını ve biricikliğini teyit eder mahiyettedir. Bu âyetten, dünyanın kitap sayfaları gibi dürülüp katlanacak olan kâinattan ayrı tutulacağı sonucuna varılabilir (21:104). Allahu a‘lem.
[4159] Lafzen: “sağ eliyle..” Bu âyet, mecaza ya da hakikate hamledilerek yapılan tüm yorumların ötesinde, yaratıcı kudretin azamet ve heybeti karşısında yaratılmışlar âleminin ne kadar cılız, âciz ve yetersiz kaldığının edebî ve ebedî bir ifadesidir (Krş: 21:104, not 104 ve 105).
[4160] Krş: 30:40 ve ayrıca subhâneh hakkında bkz: 17:1, not 1.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve (müşrikler) Allah'ı hakk-ı azâmeti veçhile takdir edemediler. Ve kıyamet günü yeryüzü toptan O'nun bir kabzasındadır. Gökler de O'nun sağ eliyle dürülmüşlerdir. O şerik koştukları şeylerden münezzehtir, ve mütealîdir.
Ama onlar, Allah'ın kudret ve azametini hakkıyla takdir edemediler, O'na lâyık tazimi göstermediler. Halbuki bütün bir dünya kıyamet günü O'nun avucunda, gökler âlemi de bükülmüş olarak elinin içindedir. Böyle bir azamet ve hâkimiyet sahibi olan Allah, onların uydurdukları ortaklardan yücedir, münezzehtir. [21, 104]
Hz. Peygamber (a.s.) bir gün hutbe verirken bu âyeti okuyup şöyle buyurdu: “Allah, o gün gökleri ve yıldızları, bir çocuğun elinde topu çevirdiği gibi, çevirir ve şöyle buyurur:” İlah Ben’im! Hükümdar Ben’im! Cebbar Ben’im! Büyüklük Ben’imdir! Nerede dünya hükümdarları? Nerede dünyadaki zorbalar, mütekebbirler!”
Süleyman Ateş
Allah'ı gereği gibi bilemediler. Halbuki kıyamet günü yer, tamamen O'nun avucu içindedir, gökler de sağ elinde dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.
Allah’ı gereği gibi değerlendirmediler. Oysaki (mezardan) kalkış günü yeryüzü, O’nun avucunun içinde olacak, gökler ise O’nun gücüyle dürülmüş olacaktır. O, onların ortak saydıklarından uzak ve yücedir.
Allah'ı hakkıyla takdir edemediler. Yer tamamen onun avucundadır, kıyamet günü gökleri de sağ eliyle dürülmüş olacaktır. O, koştukları şirklerden uzak ve çok yücedir.
Onlar Allah'ı hakkıyla takdir edemediler. Oysa kıyamet gününde bütün yeryüzü Onun avucunda, gökler ise dürülmüş halde elindedir. (19) O her kusurdan münezzeh, onların ortak koştukları şeylerden de yücedir.
(19) Bunlar, yerin ve göklerin bütünüyle Allah’ın egemenliği altında olduğunu anlatan ifadelerdir. Ancak bizim bildiğimiz şekilde el, avuç gibi şeylerin Allah hakkında düşünülemeyeceği aşikârdır ki, âyetin sonu, zaten Allah’ı her türlü kusurdan tenzih etmek suretiyle buna işaret etmektedir. 7:54’ün açıklamasına bakınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'ı, kadrine/şanına yaraşır şekilde tanıyamadılar. Oysaki kıyamet günü, yeryüzü tamamen O'nun avucudur/avucundadır; gökler de O'nun sağ elinde/kudretinde dürülmüş haldedir. Şanı yücedir O'nun; arınmıştır onların ortak koştuklarından.