Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 553, sondan 5684. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 60. ayetidir. Nisâ Suresi 60. ayetinin kelime sayisi 30, harf sayısı 125 ve toplam ebced değeri ise 8003 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الم تر الى الذين يزعمون انهم امنوا بما انزل اليك وما انزل من قبلك يريدون ان يتحاكموا الى الطاغوت وقد امروا ان يكفروا به ويريد الشيطان ان يضلهم ضلالا بعيدا
(Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu hâlde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.[124]
Münafıklardan biri, bir yahudi ile anlaşmazlığa düşmüştü. Anlaşmazlığın çözümü için yahudi, Peygamberimize başvurmayı teklif etti, münafık ise bunu kabul etmedi. Münafık, şiirleriyle Hz.Peygamberi kötüleyen Ka’b b. el-Eşref’i hakem yapmayı önerdi. Sahabilerden İbni Abbas’ın ifadesine göre, âyette zikredilen “Tâğût” ile kastedilen işte bu Ka’b’dır. Bu şahsın, Cüheyne, ya da Eslem Kabilesinden bir kâhin olduğu yorumunda bulunanlar da vardır. (Tâğût’un diğer anlamları ile ilgili olarak Nisâ sûresi, 51. âyetinin dipnotuna bakınız.)
Önceki âyette “Allah’a ve âhirete gerçekten iman edenlerin, anlaşmazlıkları Allah’a ve resulüne götürecekleri” ifade buyurulmuştu. Bu âyette ise “inandım” dedikleri halde gerçekten inanmayanların (münafıklar) anlaşmazlık çıktığında nasıl hareket ettikleri anlatılıyor ve onların şahsında âdeta bir iman testi yapılıyor. Hz. Peygamber’in Medine hayatı başladığında bazı yahudiler menfaatleri icabı İslâm’ı kabul etmiş gibi göründüler. İlk münafıklar arasında bunlar da bulunduğu için “... senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenler” ifadesi kullanılmıştır. Âyet için birkaç nüzûl sebebi rivayet edilmiştir. Bunların tamamında ortak olan unsur, mümin olduğu veya mümin göründüğü halde anlaşmazlığı Allah’a ve resulüne götürerek çözmeye razı olmamak, bir başkasını (tâgutu, meselâ Kâ‘b b. el-Eşref’i veya kâhin Ebû Bürde el-Eslemî’yi) onların yerine koymak ve onun çözümüne rızâ göstermektir (nüzûl sebepleri için bk. Buhârî, “Şirb”, 6-9; Müslim, “Fezâil”, 129; İbn Kesîr, II, 304-305; Şevkânî, I, 544).
Mehmet Okuyan
Sana indirilene ve senden önce indirilen(ler)e inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Onu inkâr etmeleri emredilmiş olduğu hâlde [Tağut]’un (azgınlık edenin) önünde mahkemeleşmek istiyorlar. (Oysa) şeytan onları tamamen saptırmak istiyor.
Burada geçen [Tağut], gerçeğin karşısında azgınlığı yani batılı temsil eden herkestir ve her şeydir.,Medine’de bazı münafık kılıklı insanlar başkalarıyla davalaşınca esasında tartışma konusunu Yüce Allah’a ve Elçisine götürmekle emrolunmalarına rağmen bunu yapmadıkları, aksine [et-tâğût] denilen bir azgına müracaat ettikleri bildirilmektedir. Burada sözü edilen [et-tâğût] kelimesi Ka‘b b. Eşref, Ebû Bür-de el-Eslemî vs. kişiler olabilir; ancak bu kelimenin “azgınlıkla anılan herkesi” içerdiği bilinmelidir.
Bayraktar Bayraklı
Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Tâğûtu/Allah'a karşı gelen adamı inkâr etmeleri kendilerine emrolunduğu halde, onun önünde davalaşmak istiyorlar. Halbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor.
Görüyor musun? Sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını ileri sürenleri! Tâğûti¹ yasalarla yargılanmak istiyorlar. Oysa onlara, onu küfretmeleri¹ emredilmişti. Zaten şeytan onları derin bir sapkınlıkla saptırmak istiyor.
1- Allah'a isyan etmek anlamına gelen “tağa” kökünden türemiştir. Azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kâhin; Allah'ın buyruklarına itibar etmeyen kişi ve kurum anlamına gelmektedir. 2-Reddetmeleri.
Ahmet Akgül
(Ey Resulüm!) Sana indirilen (Kur'an'a) ve Senden önce gönderilen (Kitaplara), sözde inandıklarını öne süren (sahtekâr münafıkları) görmez misin? Ki bunlar, (hak ve adalet ölçüleriyle değil) tağutun önünde (zalim ve bâtıl düzenlerin kurum ve kurallarıyla) muhakeme olunmak (şeytan fikirli Yahudi ve Hristiyanların hükmü altında yaşamak) istemektedirler! Oysa (mü’min ve Müslüman sayılmak için) onu (tağutu ve süper güç putunu) red ve inkâr etmekle emrolunmuşlardır. Şeytan onları derin ve dönüşü olmayan bir sapkınlığa sürüklemek istemektedir.
[Not: Bir Müslümanın şu soruları kendisine yöneltmesi ve samimi yanıtlarına göre iman durumunu değerlendirmesi gerekir. Benim istisnasız her konudaki tercihim ve hedefim: 1-İman ve itaat mı, İtiraz ve inkâr mı? 2-İslam (Hakka teslim olmak) mı, Fırsatçılık ve isyan mı? 3-Kur’an’ın Rahmani esasları mı, Batı’nın şeytani yasaları mı? 4-Faizsiz bir nizam mı, Faizli sömürü çarkı mı? 5-İslam ülkeleri ittifakı mı, Haçlı ortaklığı mı? 6-Farz-helâl kuralları mı, Haramların mübahlığı mı? 7-Hidayet aydınlığı mı, Dalâlet karanlığı mı? 8-Hakk ve hayır mı, Şer ve bâtıl mı? 9-Nübüvvet ve Sünnet bağlayıcılığı mı, Nefsaniyet ve şehvet bataklığı mı? 10-Ahiret ve adalet amaçlı mı, dünya ve menfaat ağırlıklı mı? Evet bu 10 şıktan sadece 1 tanesinde bile ikinci maddeyi tercih ve tensip edenlerin, iman ve İslam şuuru yara almaya ve hidayeti kararmaya başlamış demektir. Baskıcı ve zorlayıcı durumlarda aciz ve çaresiz fertlere ve müstaz’af kesimlere İkrâh-ı Mülci=Ölüm ve sakatlama cinsinden ağır tehditler gibi bazı mecburiyetler bir mazeret sayılsa bile, imkân ve iktidar sahipleri için bu tür mazeretlere sığınmak geçersizdir.]
Abdulbaki Gölpınarlı
Görmez misin sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inandıklarını sananlar, Şeytan tarafından yargılanmalarını dilerler, halbuki onu inkar etmeleri emredilmişti onlara ve Şeytan, onları tamamıyla sapıtmak, doğru yoldan pek uzak bırakmak ister.
Sana indirilene ve senden önce indirilenlere, inandıklarını iddia eden ama öte yandan, şeytani güçlerin önünde, mahkeme olmayı isteyenleri görmedin mi? Oysa onu inkâr etmeleri buyrulmuştu. O Şeytan da onları bir daha dönemeyecekleri kadar uzak bir sapıklıkla büsbütün sapıtmak ister.
Sana indirilene Kur'ân'a, senden önce indirilenlere, diğer kutsal kitaplara inandıklarını ileri sürenleri görmüyor musun? Putlaştırılmış, zalim, azgın diktatörlerle, idarelerle şeytanî güçlerle, tağut ile ilişkilerini kesmeleri emrolunduğu halde, onların hâkimiyetine teslim olmak istiyorlar. Şeytan, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlar da onların, bir daha dönemeyecekleri kadar, hak yoldan uzaklaşmalarının, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerinin önünü açmak istiyor.
Sana ve senden öncekilere indirilene iman ettiklerini ileri sürenleri görmüyor musun ki, Tağut'un hükmüne başvurmaya kalkışıyorlar! Oysa onu inkar etmekle emrolunmuşlardı. Şeytan da onları uzak bir sapıklığa çekmek istemektedir. [15]
60.İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre Mut`ab bin Kuşeyr, Rafi` bin Zeyd ve Bişr Müslüman olduklarını ileri sürüyorlardı. Bunların kendi kavimlerinden bazı kimselerle bir meseleleri oldu. Karşı taraf meseleyi Resulullah (a.s.)`a götürmek istedi, adı geçen kişiler ise yahudi kâhinlerine götürmek istediler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.İbnu Cerir`in Şa`bi`den rivayet ettiğine göre münâfıklardan bir adamla bir yahudi arasında anlaşmazlık çıktı. Yahudi Resulullah (a.s.)`ın rüşvet almayacağını ve adil karar vereceğini bildiğinden meseleyi Resulullah (a.s.)`a götürmek istedi. Münâfık ise Cuheyne`den bir kâhine götürmek istedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.Ayeti kerimenin iniş sebebinin her iki olayla da bağlantısı olabilir.15.Bu ayet bir münafık ile bir yahudi arasında anlaşmazlık çıkması ve yahudinin meseleyi Resulullah (a.s.)`a götürmek istemesine rağmen münafığın İslam düşmanlığında ileri giden yahudi bilginlerinden Ka`b bin Eşref`e götürmek istemesi üzerine inmiştir. Yüce Allah yahudi Ka`b bin Eşref`i inkarcılığındaki katılığı ve İslam düşmanlığındaki aşırılığı dolayısıyla Tağut olarak adlandırmıştır.
Ali Bulaç
Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağut'un önünde muhakeme olmayı istemektedirler; oysa onu reddetmekle emrolunmuşlardır. Şeytan onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister.
Sana indirilen Kur'ân'a ve senden önce indirilen kitablara iman ettik, diye boş iddiada bulunanlara bakmaz mısın! O azgın şeytana muhakeme olmak istiyorlar. Halbuki onu (şeytanı) tanımamakla emrolunmuşlardı. Şeytan ise, onları çok uzak bir sapıklığa düşürmek ister. (Bu âyet-i kerime, bir münafığın, bir Yahudi ile olan dâvasına hakem olarak Hazreti Peygamberi değil de Yahudi sihirbazı azgın şeytan Kâb İbni Eşref'i seçmek istemesi ile ilgili hâdise üzerine nâzil olmuştur. Şöyle ki: Yahudi, Hz. Peygamberin hakem olmasını ısrarla istemesi sonunda Peygambere gitmişler ve Hz. Peygamber de Yahudi lehine hüküm vermiştir. Bundan sonra münafığın arzusu üzerine Hz. Ömer'e gitmişler. Hâdiseyi ve daha önce Hz. Peygamberin verdiği hükmü dinleyen Hz. Ömer: “- Allah'ın ve Peygamberin hükmüne razı olmıyan hakkında hüküm budur”, diyerek kılıcı ile münafık'ın boynunu uçurur. )
Sana indirilen ile senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmedin mi? Tağuta (zalim idarecilere) yargılanmak için başvuruyorlar. Oysa onu inkâr etmeleri, onlara emredilmiştir. Muhakkak şeytan onları, (haktan) çok uzak bir sapıklığa sürüklemek ister.
Görmedin mi sen, sana da, senden önce gelenlere de «inandık» sananları? Şeytanın karşısında, duruşmak istiyorlar, oysaki onlara şeytanı tanımamakla emrolunmuştu; şeytan da onları büsbütün saptırmak ister
(Ey Resul!) Sana (indirilen Kur'an'ı) ve senden önce indirilen (kitaplara söz) inandıklarını iddia eden, (ama öte yandan) şeytani güçlerin hâkimiyetine teslim olmakta beis görmeyenlerin farkında değil misin? Oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardı. Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister.
Bkz. 2:256, 5:49, 16:36Bu âyet, Medine’de kendisini Müslüman gösteren bir münafık ile bir Yahudi arasındaki anlaşmazlık üzerine nazil olmuştur. Yahudi anlaşmazlığın çözümü için Hz. Muhammed’in hakemliğini, münafık ise Yahudi olan Ka’b b. Eşref’in hakemliğini istemişti.Âyette geçen “Tağût” kelimesi, Allah’ın koyduğu sınırları aşan, insanları Allah’tan alıkoyan kişi ya da güç için kullanılmıştır. Şeytana “Tağût” denmesi de bunun içindir. Eğer birileri insanları Allah’tan uzaklaştıracak planlar yapıyorsa, Hz. Peygamber’i devre dışı bırakacak yollara başvuruyorsa, Kur’an’ı hayatın dışına itecek girişimlerde bulunuyorsa o kişiler “Tağût” olarak anılır.
Diyanet İşleri (Eski)
Sana indirilen Kuran'a ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Putlarının önünde muhakeme olunmalarını isterler. Oysa, onları tanımamakla emr olunmuşlardı. Şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister.
Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Tâğut'a inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, Tâğut'un önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Halbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor.
59. âyet müslümanların bilgi ve hüküm kaynaklarını sıralamış, sonradan «Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas» şeklinde formülleştirilen kaynakların temelini koymuş, anlaşmazlık çıkarsa çözümün bu kaynaklara başvurularak aranmasını emretmişti. Buna rağmen bir münafığın hasmına, «Resûlullah yerine Kâ’b b. el-Eşref’e başvuralım» demesi bu âyetin, nüzulüne sebep teşkil etmiş, âyet her yer ve zamanda emsali bulunan münafıkların maskesini indirmiştir.
Tâğut: Hakkı tanımayıp azan ve sapan her kişi ve güce verilen addır. Şeytana da bu yüzden tâğut denmiştir. Bu ve müteakip beş âyetin, yukarıda zikredilen nüzul sebebi bu kelimenin anlamını belirlemede yardımcı olur.
Edip Yüksel
Sana ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia ettikleri halde azgınların ve despotların yasalarını uygulamak isteyenleri görmüyor musun? Oysa onu inkar etmekle emredilmişlerdi; fakat şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor.
Şunları görmüyor musun? Kendilerinin sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını ileri sürüyorlar da tağuta inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, tağut önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Şeytan da onları bir daha dönemeyecekleri kadar iyice sapıklığa düşürmek istiyor.
Bakmaz mısın şunlara: o hem sana indirilene' hem senden evvel indirilene iyman ettiklerini söyler gezer kimselere? Ki o tağuta (o azgın şeytana) muhakeme olmak istiyorlar Halbuki onu tanımamakla emrolunmuşlardı, O Şeytan da onları bir daha dönemiyecekleri kadar uzak bir dalâle düşürmek istiyor
Sana indirilen (Kur'ân-ı kerîm) e de, senden evvel indirilmiş olan (kitab) lara da her halde îman etdiklerini boş yere iddia edenlere bir bakmadın mı ki — onu inkâr etmeleriyle emrolundukları halde — yine sihirbazın huzurunda muhaakeme olunmalarını isterler. Şeytan da onları (bir daha dönemiyecekleri kadar) uzak bir sapkınlıkla büsbütün sapıtmak ister.
(Habîbim, yâ Muhammed!) Sana indirilene (Kur'ân'a) ve senden önce indirilenlere(diğer kitablara) gerçekten îmân ettiklerini iddiâ edenleri gördün mü? Tâğûta (Allah'ın yerine itâat ettikleri kimseye) muhâkeme olmak (onun hükmüne tâbi' olmak) isterler; hâlbuki onu açıkça inkâr etmekle emrolunmuşlardı. Şeytan ise onları (tâğûta meylettirerek, haktan) uzak bir dalâlet ile saptırmak ister.
Sana indirilene ve senden önce indirilmiş kitaplara inandıklarını zannedenleri görmezmisin? Aralarındaki hukuki sorunlarda, Allah’a başkaldırmış azgınların hakemlik etmesini istiyorlar. Hâlbuki Allah’a isyan edenlerin vereceği hükümleri kabul etmemeleri onlara emredilmişti. Ama şeytan onları iflah olmaz bir sapkınlığa düşürmek istiyor.
Sana inzal olunan Kur/an/a, senden evvel inzal olunan Tevrat/a inanmış olduklarını zuum edenleri görmüyor musun [¹] ? ki onlar Tağut/u tanımamakla emrolunmuşlar iken yine onun huzurunda muhakeme olunmağı istiyorlar. Şeytan da onları doğru yoldan uzak bir sapıklık içinde bırakmak istiyor.
İsmail Hakkı İzmirli Nisâ Suresi 60. Ayet Açıklaması
[1] Yahut kâhinlerini.
Kadri Çelik
Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını zannedenleri görmüyor musun; (bu iddialarına rağmen) tağutun önünde muhakeme edilmelerini istiyorlar. Oysa tağutu inkâr etmekle emrolunmuşlardır. Şüphesiz şeytan onları derin bir sapıklıkla saptırmak ister.
Ey Peygamber! Sana indirilen ve senden önce indirilmiş olan Kitaplara inandıklarını iddia eden şu ikiyüzlülerin hâllerine bir baksana;hem Müslüman olduklarını söylüyorlar, hem de Kur’an’ın hükmünü terk edip tağut’un, yani Allah’ın hükümlerini hiçe sayan o azgın kâfirlerin hakemliğine başvurmak ve onların egemenliği altına girmek istiyorlar. Hâlbuki kendilerine, (2. Bakara: 256’da) tağut’u kesinlikle reddetmeleri emredilmişti. Ne var ki şeytan, onları doğru yoldan uzaklaştırıp büsbütün saptırmak istiyor.
Sana indirilenlere ve senden önce indirilenlere iman ettiklerini iddia edenlere bakıp görmedin mi?
Tâğût’a göre mahkemeleşmek istiyorlar.
Hâlbuki onu inkâr etmekle emredildiler.
Şeytan onları uzaklaştıran bir sapkınlığa saptırmak istiyor.
(Ey Muhammed!) Şu, kendilerinin “sana indirilene de senden öncekilere indirilenlere de inandıkları” yalanını söyleyip, sonra da inkâr etmekle emrolundukları tağut1 önünde muhakemeleşmek isteyenleri, görmüyor musun?2 İşte şeytan, onları (haktan çok) uzak bir sapkınlığa düşürmek istiyor.3
1 Bk. (Bakara: 257 ve dipnotu, Nisâ: 76, Mâide: 60, Nahl: 36, Zümer: 17,18) 2 Bu âyetin indiriliş sebebi şöyledir: Bir Yahûdî ile bir münâfık arasında anlaşmazlık oldu. Yahûdî Hz. Peygambere, münâfık ise Ka’b b. Eşref’e giderek muhakeme olmak istedi. Yahûdî, buna yanaşmayınca beraberce Hz. Peygamber’e geldiler. O da Yahûdî’nin lehine karar verdi. Dışarıya çıkınca münâfık, bir de Hz. Ömer’e gidelim dedi. Yahûdî Hz. Ömer’e “biz, Hz. Muhammed’in huzurunda muhakemeleştik ve o, benim lehime karar verdi ve bu, adam onun hükmüne râzı olmuyor” dedi. Hz. Ömer olayın doğru olup olmadığını münafığa sordu. Doğru olduğunu öğrenince dışarıya çıkıp kılıcını kuşandı ve yanlarına gelip münafığı öldürdü ve “Allah ve Rasûlü’nün hükmüne râzı olmayan hakkında böyle hükmederim” dedi. Bk. (Nur: 48–52)3 Bu âyetteki olayın hususiliği, hükmün umumiliğine mani olmadığı için bu hüküm, kıyamete kadar bu tipler için geçerlidir.
Muhammed Esed
SEN [ey Peygamber], sana ve senden öncekilere indirilene inandıklarını iddia eden, [ama öte yandan] şeytanî güçlerin hakimiyetine teslim olmakta beis görmeyenlerin 79 farkında değil misin? Halbuki, Şeytan'ın kendilerini derin bir sapıklığa yöneltmek istediğini görerek onu inkar etmekle emrolunmuşlardı.
Hem sana indirilen Kuran’a ve hem de senden önce indirilen vahiylere, iman ettiklerini iddia edenleri görmedin mi? Bunlar (Tağut), Allah’a isyanı sistemleştirenin hakemliğine başvurmak istiyorlar. Oysa onu reddetmekle emrolunmuşlardı. Kaldı ki bu şeytan, onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor. 24/47...52, 63/1...4
SANA ve senden önce indirilenlere iman ettiğini sananlara bir baksana! Birbirlerini putlaştırılmış bir azgınlık ve sapkınlığın hakimiyetine çağırmakta bir sakınca görmüyorlar; oysa onu inkâr etmekle emrolunmuşlardı.[797] Şeytan ise onları, çıkamayacak kadar derin bir sapıklığa itmek ister.
[797] Allah’a inandığını iddia eden birinin, bir problemin çözümünde O’na güvenmeyerek pratikte kendisinde güç vehmettiği bir başka otoriteye güvenmesi, imanın tüm getirilerini sıfırladığı gibi, imanın üzerinde yükseldiği kişilik zeminini de parçalamaktadır. İşte bu durum, kişilik bölünmesinin öbür adı olan “nifaka” tekabül eder ve sahibini “münafık” durumuna düşürür.
Ömer Nasuhi Bilmen
Sana indirilmiş olana ve senden evvel inzal edilmiş bulunana imân ettiklerini zûm edenlere bakmadın mı ki, onlar Tâğût'un huzurunda muhakeme olmayı isterler. Halbuki onu inkar etmekle memur bulunmuşlardı. O şeytan ise onları (doğru yoldan) pek uzak bir sapıklıkla dalâlete düşürmek ister.
Baksana hem sana indirilen hem de senden önce indirilen kitaplara inandığını iddia eden o münâfıkların yaptıklarına! Kalkıp azgın şeytanın önünde muhakeme olmak istiyorlar. Halbuki onlara o şeytanı reddetmeleri emri verilmişti. Şeytan da onları haktan büsbütün saptırmak ister. [2, 256; 39, 17]
Şunları görmedin mi, kendilerinin, sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tağuta (o azgın şeytana) başvurmak istiyorlar! Oysa kendilerine onu inkar etmeleri emredilmişti. Şeytan da onları iyice saptırmak istiyor.
Münâfıklardan biri, bir yahûdî ile çekişmişti. Yahûdî, aralarındaki da'vanın çozümü için Hz. Muhammed'e başvurmayı önerdi. bunu kabul etmeyen münâfık, yahûdî taraftarı olup şiirleriyle Hz. peygamber'i yeren, halkı müslümanlara karşı kışktırtan Ka'b ibn el-Eşref'i hakem yapmayı öne sürdü. Bu âyet, o münâfık hakkında inmiştir.
Süleymaniye Vakfı
Hem sana hem de senden önce indirilenlere inandığını sanan kişileri hiç görmedin mi? O azgının önünde yargılanmak istiyorlar. Oysa bunlara, onları tanımama emri verilmiştir. O şeytan ise bunları derin bir sapıklığa düşürmek istemektedir.
Sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ettiklerini iddia edenleri görmedin mi? Bunlar, tağutun önünde mahkemeleşmek istiyorlar. Oysa, onu tanımamakla emrolunmuşlardı. Şeytan, onları uzak bir sapıklığa düşürmek istiyor.
Görmedin mi şu kimseleri ki, sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını iddia ediyorlar, sonra da reddetmekle emrolundukları tâğutun hükmüne başvurmak istiyorlar. Şeytan da onları büsbütün saptırarak doğru yoldan iyice uzaklaştırmak istiyor.
Şunları görmedin mi? Kendilerinin, sana indirilene de senden önce indirilene de inandıklarını sanarken, inkâr etmekle emrolundukları tâğutu aralarında hakem yapmak istiyorlar. Zaten şeytan da onları geri dönülmez bir sapıklıkla sersem hale getirmek istiyor.
bilmedüñ mi anları kim śanurlar bayıķ anlar įmān getürdiler aña kim indürinildi senden yaña daħı aña kim indürinildi senden ilerü dilerler kim buyruķ isdeşü varalar şeyŧāndan yaña; ol ḥālde kim buyrulddar kim kāfir olalar diler dįv kim azdura anları azmaķlıķ ıraķ.
Görmez misin ol kişileri ki eydürler ki anlar īmān getürdiler yā Muḥam‐med saña inen kitāba ve senden burun inen kitāba. İsterler ki ḥükūmete vara‐lar şeyṭān ḳatına. Taḥḳīḳ anlara buyruldı ki kāfir olalar aña ve ister şeyṭānki azdura anları ıraḳ azdurmak, doġru yoldan çıḳar[maḳ].